ManşetTürkiyeUncategorized

Adli Yıl, ‘sözkonusu vatansa..’ ile boykot arasında, AB’ye çatarak açıldı

2019 Adli yıl açılışının resmi töreni Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapıldı. Buradaki açılışa katılan TBB Başkanı Feyzioğlu, “Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır, onun için buradayız’ dedi; Yargıtay Başkanı Cirit AB’ye yüklendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminin faydalarını anlattı. Açılışa 41 baronun temsilcileri katılmadı.

Resmi 2019-2020 Adli Yıl Açılış Töreni, Cumhurbaşkanlığı Kongre ve Kültür Merkezi‘nde düzenlendi. Buradaki törene katılan Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, yaptığı konuşmada “Bizim için vatan söz konusu ise gerisi teferruattır, işte biz bugün bunun için buradayız” ifadelerini kullandı. Külliye’deki açılışı protesto eden ve avukatların yüzde 90’ına yakınını temsil eden 41 baro ise açılışa katılmadı.

Feyzioğlu’nun açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:

– Bizim için vatan söz konusu ise gerisi teferruattır, işte biz bugün bunun için buradayız.

– Bugün buradayız çünkü vatandaşımızın bizden beklentisi var.

– Barolar Birliği siyasi partilerin muhalifi değildir, Barolar Birliği sadece cumhuriyetin tarafındadır.

Yeni Adli Yılda hukukçuların beklentilerini de sıralayan Feyzioğlu, mesleğe giriş sınavı ve HSK’nin yapısının kuvvetler ayrılığını sağlamasını istedi: “Tartışmaya açmak istediğimiz önerimiz şudur: Hakimler ve Savcılar Kurulu üyelerinin yarısını TBMM’nin örneğin 3/5 gibi nitelikli bir oyla, dolayısıyla yüksek bir uzlaşmayla belirlemesi. Bu durumda uzlaşma kaçınılmaz olarak liyakat temelli olacaktır. Kalan üyelerin de Yargıtay ve Danıştay genel kurullarında yine nitelikli oyla belirlenmesi. Ayrıca Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu’na da aynı şekilde belli sayıda üye seçme yetkisi verilmesi. Elbette önerimizi tüm yönleriyle tartışmaya hazırız. Çünkü Türkiye’nin ortak akla konuşarak ve tartışarak ulaşabileceğini biliyoruz. “

Feyzioğlu, Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin doğru bir belge olduğunu belirterek, Meclis’ten yargı reformunu çıkarmasını beklediklerini söyledi.  Konuşmasında 15 Temmuz darbe girişimine de değinen Feyzioğlu şöyle konuştu: “Ülkemiz 15 Temmuz darbe girişimi ile iç savaşa sürüklenmek istenmiştir. Milletçe tek yumruk olarak bunu önledik. Bir daha böyle bir felaketle karşılaşmamak için demokratik kurumlarımızı ve hukuk devletinin taşıyıcı sütunlarını güçlendirmek zorundayız.”

Cirit’ten AB eleştirisi: Raporları değersiz bir kağıt parçası

Feyzioğlu’nun ardından konuşan Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’in ifadeleri ise özetle şöyle: :

-Bağımsız yargı yoksa hukuk devletinin varlığından söz edilemez. Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesiyle birlikte yargının denetleme görevi kuvvetlendirilmiştir.

-Yargı reformu adalete katkı sağlayacak. Yargı reformunun kısa sürede yasallaşarak ülke gündemine getirilmesini bekliyoruz. Özellikle yargıya ilişkin konuların şeffaf bir biçimde tartışılması gereklidir. Çatışma ve kavga, toplumsal diyalogun önüne geçerse sorunlar çözümsüz kalır.

Katılan barolara teşekkür

-Adli yıl açılışının şeffaf ve demokratik bir şekilde yapılmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Katılan barolara teşekkür ediyorum. Bağımsız yargı ülkemizi ayakta tutan temellerden birisidir. Türk milleti adına kullanılan egemenliğin devlet dışında bir otoriteye bırakılması demokrasinin sonu olur.

-Siyasi bir organ olan AB, kendisini Türk Anayasa Mahkemesi’nin yerine koymaktadır.  AB’nin raporu değersiz bir kâğıt parçasıdır. AB’nin yargıya yapmış olduğu siyasi müdahale girişimi ileride verilmesi muhtemel kararlara gölge düşürülmüştür. Türk Yargı Etiği Belgesi görmezden gelinmiştir.

Erdoğan’tan boykotçu barolara tepki: Külliye tüm kurumlarımızın evidir

Açılış töreninde son konuşmayı yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye, halkın iradesini en üstte tutan kuvvetler ayrılığı fikrine ve bunun üzerine bina ettiği demokrasi anlayışına hep bağlı kalmıştır” dedi. Bazı baroların adli yıl açılışına katılmamasına tepki gösteren Erdoğan, “Külliye, milletimizin, dolayısıyla da tüm kurumlarımızın evidir” ifadesini kullandı.

Bu yıl beşinci ve son defa adli yıl açılışını yapan Yargıtay Başkanı Cirit’e hizmetleri için teşekkür eden Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik eleştirilere yanıt verdi: “Yeni yönetim sistemimizde yürütmenin de temsilcisi olan cumhurbaşkanına kuvvetler ayrılığı konusunda yöneltilen ithamların çoğu temelsizdir. Ülkemizdeki demokratik sistemde cumhurbaşkanına açılan alan üstünlük bağlamında değil tüm kurumların ahenk içerisinde çalışmasını gözetme noktasındadır. Yargı üzerinden, milletten ve hukuktan aldığı yetkiyle görevini yapan yürütme erki ile onun temsilcisi olan cumhurbaşkanına saldırmak, aslında doğrudan siyasal alanı hedef almaktır.”

Kuvvetler ayrılığı prensibinin denge yerine çatışma anlayışı ile yorumlanmasının ülkeye ve millete fayda değil zarar getireceğini belirten Erdoğan, “Devlet sisteminde illa bir üstünlük aranacaksa bu ancak Anayasa’nın ve orada tezahür eden milli egemenliğin üstünlüğü olabilir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin adının başına ‘Adalet’ kelimesi getirmesinin sıradan bir tercih olmadığını söyledi; Anayasa ve kanunlarda yaptıkları değişikliklerin tek amacının, adaletin daha güçlü tesisini sağlamak olduğunu öne sürdü.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

​​​- Zulüm ve haksızlıkla adaletsizlik eş anlamlıdır. İnsan adalet yerine zulüm yolunu seçiyorsa, bunu kendi iradesiyle yapıyor demektir. Bu iradeyi kontrol altında tutacak bir düzene ihtiyaç vardır. Kanun başkadır, hukuk başkadır, adalet başkadır. Biz kendimiz ve tüm insanlık için daima adaletin peşinde koşmalıyız. Dünya sistemi refah ve lüks içinde yaşayan bir kesimin cenderesi altındadır.

-Refahlarına ve özgürlüklerine yönelik her saldırıyı terör olarak niteleyen ama diğer toplumların en temel insani taleplerine karşı duyarsız kalan çarpık anlayış, dünyanın en büyük sorunudur.

Yargı temsilcileri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ayakta karşıladı.

-Yasamanın, yürütmenin ve yargının kendi içlerinde bağımsız bir şekilde çalışması, hepsinin de Anayasa’da cumhurbaşkanına verilen ‘devletin başı’ misyonu etrafında birlikte hareket etmelerine mani değildir. Kuvvetler ayrılığı prensibinin denge yerine çatışma anlayışı ile yorumlanması ülkeye ve millete fayda değil zarar getirir.

-Devlet sisteminde illa bir üstünlük aranacaksa bu ancak Anayasa’nın ve orada tezahür eden milli egemenliğin üstünlüğü olabilir. Cumhurbaşkanı’na kuvvetler ayrılığı konusunda yönlendirilen eleştiriler mesnetsizdir. Yeni yönetim sistemimizde yürütmenin de temsilcisi olan cumhurbaşkanına kuvvetler ayrılığı konusunda yöneltilen ithamların çoğu temelsizdir.

-İlk çözmemiz gereken meselelerden biri, tüm meslek teşekküllerinin seçim yöntemlerinin, temsili demokrasiye uygun hale getirilmesidir.

– (Bazı baroların adli yıl açılışına katılmama kararı) Yargıtay ve TBB Başkanımızı, bu bağnaz ve provokatif dayatmalara karşı gösterdikleri dirayetli ve demokratik duruş sebebiyle tebrik ediyorum. Bu mekan şahsıma ait değil. Bu mekan milletin evi. Devletin tüm kurumları bu mekanı kullanma hakkına sahiptir.

-Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, bu gazi mekan, konferans salonu, sergi salonu, camisi, 15 Temmuz Anıtı, tamamlanmak üzere olan kütüphanesi ve inşası süren müzesiyle, milletimizin, dolayısıyla da tüm kurumlarımızın evidir.

-Yargı Reformu Strateji Belgesi) AB organları her ne kadar ülkemize karşı açıkça ayrımcı bir tutum içindeyse de biz bu reform belgesiyle aynı zamanda tam üyelik yükümlülüklerimize olan bağlılığımızı da göstermiş oluyoruz.

-Yargı süreçlerini sadeleştirerek, uyuşmazlıklar için alternatif çözüm yolları geliştirerek, önleyici hukuk uygulamalarını sistemimize kazandırarak, bu reformu kısa sürede hayata geçirmekte kararlıyız.

Ankara Barosu’ndan alternatif açılış

Yeni adli yıl açılışının Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılmasına tepki göstererek Yargıtay’ın davetine katılmayan Ankara Barosu, Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

Baro üyesi avukatların yoğun katılımıyla gerçekleştirilen açıklamada konuşan Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, yargı bağımsızlığına dikkat çekti. “Türkiye’de temel hak ve özgürlüklerin büyük bir kısmının yok edildiğini, kalan kısmının ise bir lütuf olarak sunulduğunu” ifade eden Sağkan, şunları söyledi:”Bağımsız bir savunma tarihin her döneminde baskı, tahakküm ve hukuksuzluğun panzehiridir. Ülke tarihinin kriz anlarında gördüğü kaotik hukuk düzeni KHK’ler  ve kararnameler araç yapılarak savunma hakkının sınırlandırılması suretiyle olağanlaştırılma eğilimindedir. Türkiye’de kadınlar, çocuklar, LGBTİ+ bireyler, hayvanlar, dağlar, ormanlar kısaca yeryüzünün güçlülerinden olmayan herkes, istisnası olmayan bir adalete susamıştır ve susanan adalete avukatlar da dahildir.”

‘Her türlü tahakkümün karşısındayız’

Ankara Barosu olarak yargının eylemde, söylemde ve mekanda bağımsız olması kadar bağımsız görünmesini de önemsediklerini dile getiren Sağkan, Cumhurbaşkanı Külliyesi’nde yapılan adli yıl açılışına katılmama nedenleri olarak bağımsız yargıyı işaret etti. “Adli yıl açılışı illa bir sarayda olacaksa bu adliye sarayları olmalıdır. Yürütmenin çatısı altında yapılan adli yıl açılışı hukuka zarar verir. İfade hakkının sınırlandırıldığı, Cumhurbaşkanı önünde söylenebildi mi bugün? Yargı bağımsızlığını sağlamadığımız sürece hiçbir sorun çözülmez.”

Kategori: Manşet