Tabipler Kazdağları nöbetinde

Tabip Odalarına bağlı hekimler, Türk Tabipleri Birliği’nin çağrısı Kazdağları’ndaki katliama karşı bir araya geldi. Yetkililere seslenen hekimler, ‘Daha fazla beklemeyin, projeyi durdurun’ dedi.

Kazdağlarında kurulmak istenen altın madenine karşı dün Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi’nin çağrısı sonucu çok sayıda tabip odasının kitlesel katılımı ile hekimler ‘Su ve Vicdan nöbeti’ne katıldı. Çanakkale ve  Kazdağları’nda yapılan eyleme başta İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Eskişehir-Bilecik, Çanakkale, Balıkesir, Manisa, Tekirdağ, Aydın Tabip Odaları olmak üzere birçok Tabip Odası ve sağlık örgütleri kitlesel olarak destek verdi. Sabah 10.30’da başlayan etkinliğin açılış konuşmalarını Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet İrfan Mutluay, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman ve Çanakkale Tabip Odası Başkanı Dr. Etfal Yıldırım yaptı. Daha sonra Çanakkale Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu adına Prof. Dr. Coşkun Bakar 2010’dan bu yana Kazdağları’nda  yapılmak istenen ve siyanür liçi yöntemi ile çalışacak olan altın madeni girişimine karşı Çanakkale Tabip Odası’nın diğer meslek örgütü ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte sürdürdüğü çevre ve yaşam mücadelesini diğer illerden gelen hekimlere anlattı.

TTB Halk Sağlığı kolu adına söz alan Dr. Ahmet Soysal da genelde metal madenciliğinin; özelde altın madenciliğinin çevre ve halk sağlığı üzerine etkilerini dünyadan ve ülkemizden örnekler vererek anlattı.

Programın öğleden sonraki bölümünde ise Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen 400’ü aşkın hekim Kazdağları’na çıkarak kurulmak istenen maden sahasına gitti. 195 bin ağacın kısa bir süre içinde kesildiği alandaki büyük ekolojik yıkımı yerinde gören hekimlerden bazıları gördükleri doğa katliamı karşında gözyaşlarını tutamadı.

Alanda projenin bu güne neden olduğu başta ağaç katliamı olmak üzere doğa yıkımını özetleyen Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı Mutluay bundan sonra da projenin neden olacağı başta Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı ve su toplama havzasının ağır metallerle kirlenme riski olmak üzere çevre ve yaşam risklerini bizzat projenin ‘çevresel etki değerlendirme raporuna’ dayanarak hekimlere anlattı.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Adıyaman ise TTB’nin siyanür liçi yöntemi ile altın madenciliğine bakışını özetleyerek şunları söyledi: “Bizler elbette madenlerimizin kullanımına karşı değiliz. Maden arama ve çıkartmanın bir değerler bütünü içinde ve toplumun gereksinimleri doğrultusunda; toplumsal ve kamusal yararlar gözetilerek bilimsel doğrular içinde yapılmasından yanayız. Siyanür liçi yöntemi ile yapılan altın madenciliğinin ise toplumun gereksinimleri doğrultusunda ve toplumsal-kamusal yararlar gözetilerek yapıldığına inanmıyoruz. Üstelik madencilik açısından bu güne kadar ülkemizde gördüklerimiz ve yaşadıklarımız  ‘az yatırım ile çok para’ kazanma anlayışına sahip uluslararası şirketlerin ve yerel destekçilerinin gözü dönmüş doğa talanını unutturmamaktadır. Yalnızca 1 gram altın için 4 ton su kullanılması ve bir ton; civa, arsenik, kadmiyum gibi ağır metallerden zengin atığın çıkması doğa ve insan adına itirazlarımız için yeterlidir. Ayrıca düşük verimli bu tip altın madenlerinde madenin ayrıştırılmasında siyanür kullanılmaktadır. Açık atık havuzlarında buharlaşan siyanür toprağa karışabilmektedir. Yoğun yağışlarda olabilecek olası atık havuz taşkınları ve Biga bölgesi fay hattından kaynaklanabilecek depremlerin yaratacağı atık havuzu çatlak ve çökmelerinin yeraltı, yer üstü su kaynakları ve toprak için büyük kirlilik riskleridir. Toprağına ve suyuna ağır metaller bulaşmış;  oksijen deposu orman alanları bir avuç para için yok edilmiş doğa ve tarih harikası bir alanın tekrar geri kazanılması telafisi mümkün olmayacaktır.”

TTB adına bir kez daha yetkililere seslenen Adıyaman şöyle devam etti: ‘Buradan tüm yetkililere sesleniyoruz. Daha fazla beklemeyin! Daha çok zarar vermeden toplumun yararına olmayan bu projeden vazgeçin! Bu madenin ruhsatını ve Biga yarımadasında verdiğiniz onlarca maden arama izinini iptal edin. Çevresel Etki Değerlendirme raporlarının alınış biçiminden denetlenmesine kadar olan tüm işlemleri sağlık ve kamu yararı gözeterek yeniden düzenleyin! Özellikle siyanür liçi yöntemi ile çalıştırılan altın madenlerinin kirlettiği alanların eski haline dönmesi yüzyıllarca mümkün olmamaktadır. Meseleyi sadece kesilen ağaç-dikilen ağaç düzeyine indirgeyen cehalete sabrımız yoktur. Bölgesel bir dağ sistemi olan Kaz Dağlarının varlığı, biyolojik çeşitliliği her şeyden daha değerlidir. Kaz Dağlarında en az 800 bitki çeşidi olup; bunların 79’u endemik; yani dünyada sadece Kaz Dağlarında bulunan bitkilerdir. Üzerinde yaşayan böcek, kuş gibi canlılar ise henüz konuşmadığımız konulardır.”

Prof. Dr. Adıyaman, Dünya Tabipler Birliği tarafından benimsenen Çevresel Konularda Hekimlerin Rolü Bildirgesi’nin hava, su ve toprak gibi insanlığın yaşam ve sağlık için gerekli ortak kaynaklarının korunması için hekim örgütlerinin sorumluluğu vurguladığını belirterek, “Bu ülkenin hekimleri olarak, vatandaşı olarak sağlığımızı ve yaşadığımız doğayı dikkate almayan talana karşı mücadelemiz ve bu mücadeleyi yapanlara TTB’nin desteği, bu sorumluluk bilinci ile sürecektir”

TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz’ın diğer meslek ve kitle örgütlerini de sorumluluğu paylaşmaya davet eden konuşmasından sonra hekimler toplu olarak yürüyerek maden alanından ‘Su ve Vicdan Nöbeti’nin’tutulduğu alana geçti. Bir ayı aşkın süredir burada nöbet tutan eylemcileri ziyaret eden TTB üyesi hekimler projenin yapılmaması için çabalarını sürdürme kararlılığı ile akşam kentlerine döndü.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman daha önce de Kanada Tabipler Birliği Başkanı Dr. Gigi Osler’e bir mektup yazarak Kanadalı Alamos Gold şirketinin başta Kirazlı Altın Madeni girişimi olmak üzere bölgede kurmayı planladığı ve Çanakkale’nin tek su toplama havzasını etkileyen siyanür liçi ile altın madenciliği girişimlerine karşı doğa ve insan yaşamından yana desteğini istemişti.