Doğa MücadelesiEkolojiGünün ManşetiKazdağları Günlüğü

‘Su ve Vicdan Nöbeti, bir yurt savunmasıdır’ – Pınar Bilir

Kanadalı Alamos Gold şirketinin Kazdağları’nda yaptığı katliama karşı yıllardır mücadele veren ve Kirazlı’da üç haftadır süren Su ve Vicdan Nöbeti’nin organizatörlerinden Çanakkale Kent Konseyi Çevre Komisyonu Başkanı Pınar Bilir, Yeşil Gazete için yazdı.

Su ve Vicdan Nöbetimizin 25. günündeyiz. 26 Temmuz 2019 Cuma günü Çanakkale şehir merkezinde yaptığımız basın açıklamamızda dört talebimiz vardı:

*Ağaç kesiminin bir an önce durması. Kesilen ağaç sayısının tespiti için bizlerinde önereceği isimlerden uzman ekibin belirlenmesi.

*Kirazlı altın gümüş işletmesinin şantiye çalışmalarının durması.

*Sahanın şu an ki mevcut durumuna gelmesine sebebiyet verenlerin yargılanması.

* Kazdağı ve yöresinde ki, Kirazlı projesi ve 30 ayrı metalik madencilik ruhsatının iptal edilmesi.

26 Temmuz da 13 kişi ile başladığımız Su ve Vicdan Nöbetimiz, bu taleplerimiz gerçekleşene kadar devam edecek. Hergün büyüyen destekçilerimizle birlikte elele, omuz omuza mücadeleye, yaşam alanlarımızın korunması için direniş hakkımızı kullanmaya devam edeceğiz.

Tarım ve turizm varken…

Çanakkale, Lapseki-Biga sahil hattı boyunca var olan beş adet kömürlü termik santral, Lapseki Şahinli köyünde işletilmekte olan TÜMAD Madenciliğin altın madeni işletmesi ve  Kazdağı yöresinde işletilmekte olan diğer maden yatakları ile birlikte yeterince tehdit altındayken şimdi de bütün bunlara Kirazlı Balaban’da işletime geçmek için çalışan Alamos Gold firması ve beraberinde 30 ayrı metalik madencilik ruhsatı eklendi.

Çanakkale tarım ve turizm kentidir. 110 çeşit ürün yetiştirilir ve bunların 44’ü Türkiye’de yetiştirilen ürünler sıralamasında ilk 10’da yer alır. Kent, kendisinden ülke ekonomisine katması beklenen katma değeri, her yıl tarım ve hayvancılık ürünlerinden sağlar. Bu yörede kamu yararına yapılması gerekli yatırımın tarım ve turizmi geliştirmeye yönelik plan ve projeler olması beklenirken böylesi değerli bir havzayı madenciliğe açmak anlaşılabilir değil.

“Metalik madencilik” dediğimiz altın-gümüş madenciliği, yani “vahşi madencilik” yok etme politikası üzerine kuruludur. Şu an nöbetini tuttuğumuz maden sahasında, önce orman katledildi, sonra orman örtüsü sıyrıldı, verimli üst toprak tabakası 10 yıl sonra rehabilite çalışmalarında kullanılmak üzere üst üste yığıldı. Şimdi de ormanın ortasına yollar yapmaya, cehennem çukurları açılmaya çalışılıyor. Bir yandan da fırsat bulduklarında ağaç kesimine devam ediyorlar.

Nöbet günlüğü

26 Temmuz gecesi Çanakkale Kirazlı Balaban Mevki Eski Orman Deposu sahasında beş çadır ve 13 kişi ile nöbetimize başladık. İlk gece sosyal medya kampanyası düzenledik ve herkesi desteğe çağırdık. 27 Temmuz günü 20 çadır olduk. 28 Temmuz günü çadır sayımız 40’a ulaştı. 5 Ağustos günü, yani nöbetimizin 10’uncu gününün bitiminde Büyük Su ve Vicdan Nöbeti buluşması için çağrı yaptık. Milletvekilleri, sanatçılar, şairler, Türkiye’nin dört bir yanından ekoloji örgütleri, sivil toplum kuruluşları, siyasi parti il, ilçe teşkilatları, odalar ve sendikaların katılımı ile 15 bini geçkin yaşam savunucusu nöbet sahamızda buluştu. Basın açıklaması ve konuşmalardan sonra maden sahasına alkışlar, sloganlar, türküler eşliğinde yürüdük. Yanımızda getirdiğimiz 30 fidanı toprağa ektik. Şirketin yok edişine karşı bizler varoluşu savunduk.

Nöbet tuttuğumuz sahanın fiziki koşulları ve bulunduğumuz sahanın orman yangını riski nedeniyle çadır sayımızı kontrol edilebilir ve nöbetin sürdürülebilir olması yönünde karar aldık. Buna ilişkin basın açıklamamızı yaptık.

Bisiklet ve motorcu gruplarının, sanatçıların, milletvekillerinin, siyasi parti temsilcilerinin, sivil toplum kuruluşlarının, ekoloji örgütlerinin destek ve ziyaretleri 25 gün boyunca artarak devam etti.

Dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say Çanakkale Belediyesi ile iletişim kurarak Su ve Vicdan Nöbetimize destek olacağını açıkladı. 18 Ağustos Pazar günü yine nöbet tuttuğumuz sahyda ağaçlara,ormana, kuşlara 30 bini aşkın insana doğanın sessizliği içinde dinleti sundu.

Su ve yaşam mücadelesine çağrı

Su ve Vicdan Nöbetimizin 25. günündeyiz, nöbetimiz devam ediyor. Bununla birlikte sosyal medya kampanyaları, hukuksal sürecin takibi, uluslararası iletişim kanalları geliştirme ve uzun vadede de kırsal kalkınma modelleri üzerinde çalışmalar yapılarak çevre ve ekoloji mücadelesi verilmeye devam edecek.

Su ve Vicdan Nöbeti, Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi çatısı altında toplanan sivil toplum kuruluşlarının aldığı ortak kararla başlamıştı. Nöbet süresince sivil toplum kuruluşları ile iki ayrı toplantı yapıldı. Nöbet süreci, eylem şekli ve modeli sivil toplum kuruluşlarının görüş ve önerileri ile şekilleniyor. Yiyecek içecek desteği, gelen ziyaretçiler ve gönüllüler tarafından karşılanıyor. Nöbet yerimizde uyulması gereken dört kuralımız var: Alkol ve türevlerinin kullanılmaması, ateş yakılmaması, siyasi dergi, gazete,broşür dağıtımının ve satışının yapılmaması, siyasi propaganda yapılmaması.

Su ve Vicdan Nöbetimiz, bir ekoloji hareketidir. Su ve yaşam mücadelesidir, bir nevi yurt savunmasıdır, geleceğe miras bırakabilmenin mücadelesidir, onurlu bir duruştur. Gerçekliğin ve yaşam adına gerçek değerlerin korunmasının nöbetidir. Anayasanın 56.maddesi “Sağlıklı bir çevrede yaşamak haktır” der ve bunu korumanın her vatandaşın ödevi olduğunu söyler. Su ve Vicdan Nöbeti üzerimize düşen ödevin en iyi şekilde yapılması için çaba gösterir. Direnmek bir haktır.

#HeryerKazdağları , her yer ekolojik saldırı altında. Herkesi bulunduğu şehirlerde direnişe davet ediyor, birlikte mücadele yöntem ve pratikleri geliştirme adına iletişim kurmaya çağırıyoruz.