Türkiye F-35 programından çıkarıldı

ABD Savunma Bakanlığı müsteşar yardımcısı Lord, ”Türkler bir seçim yaptı. Bu noktada ilişkilerdeki gerilimi gevşetmeye çalışacağız” dedi. Pentagon’dan hemen önce Beyaz Saray’dan da açıklama yapıldı

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri alma kararı nedeniyle F-35 savaş uçakları programından çıkarıldığını açıkladı. Kararı, Pentagon Satın Alma ve İdame İşlerinden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Ellen Lord ile Savunma Bakanı yardımcılarından David J. Trachtenberg açıkladı.

Açıklamada “Türkiye S-400 kararından dolayı iş imkanlarını ve ekonomik fırsatları kaybedecek. F-35 programıyla bağlantılı 9 milyar dolarlık bir kayıp olacak” denildi. Açıklamada Türk pilotlara ABD’yi terk etmeleri için 31 Temmuz’a kadar süre tanınacağı belirtilirken, programdaki bütün pilotların tanınan bu süreyi önceden bildiğini belirtildi. Lord, açıklamasında Türkiye ile ABD’nin ilişkisinin çok katmanlı olduğunu vurguladı ve ortaklığın F-35 savaş uçaklarından daha öteye dayandığını söyledi. Açıklamada iki tarafın stratejik müttefikliğinin devam ettiği de ifade edildi.

‘F-35’lerin gücü gizliliğinde’

Lord, ABD’nin Türkiye’yi F-35 programında tutmak için geçmişte ”alternatif yollar” aradığını ve devletin her kademesinden isimlerin Türkiye’ye F-35 ile S-400’lerin uyumsuz olduğunu söylediğini aktardı. ”F-35’lerin gücünün gizliliğinde yattığını” söyleyen Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, ”Türkler bir seçim yaptı. Bu noktada ilişkilerdeki gerilimi gevşetmeye çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Trachtenburg ve Lord, programda yer almış pilotların Rusya’ya bilgi sızdırma ihtimali olup olmadığı ile ilgili soruya ”Spekülasyon yapmak istemiyoruz” diyerek yanıt vermekten kaçındı. İkili, bir gazetecinin ABD Başkanı Donald Trump ile Savunma Bakanlığı’nın yaptığı açıklamalar arasındaki ”uyumsuzluk” hakkındaki sorusuna da yanıt vermedi.

Türkiye 9 milyar dolarlık maddi kayba uğrayacak

Açıklamada, Türkiye’nin bu programdan çıkarılmasından dolayı 9 milyar dolarlık bir maddi kayba uğramasının beklendiği kaydedilirken,  F-35 programında bir aksama yaşanmasının öngörülmediği vurgulandı. Savunma Bakanlığı yetkilileri, Türkiye’nin sipariş ettiği ve ödemesini yaptığı uçaklarının durumunun ne olacağı ile ilgili soruya da ”üzerinde çalışıyoruz” yanıtını verdi.

“Karar ‘geri döndürülemez’ değil”

Trachtenberg, ”Türkiye NATO’da kalmalı mı?” sorusuna da ”Bu NATO birliğinin vereceği bir karar” yanıtını verdi. Ayrıca Lord, alınan bu kararın ‘geri döndürülemez’ olmadığını söyleyerek Ankara’nın S-400 konusundaki pozisyonunu değiştirmesi takdirinde programa katılımının tekrar değerlendirilebileceği işaretini verdi.

Rus yapımı S-400 savunma sistemlerinin teslimatına geçen hafta başlanmıştı.

Beyaz Saray: Türkiye ile kapsamlı işbirliği devam edecek

Pentagon’da düzenlenen basın toplantısından dakikalar önce  Beyaz Saray‘dan yapılan açıklamada ise Türkiye’nin F-35 programına katılımının ‘imkansız’ olduğu belirtildi ve “Türkiye’de S-400 sisteminin varlığından kaynaklanan kısıtlamaları gözeterek Türkiye ile kapsamlı şekilde işbirliği yapmaya devam edeceğiz” ifadesi kullanıldı. “Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alma kararı Türkiye’nin F-35 programına katılımını imkansız kılmaktadır” denilen açıklamada, Rus istihbaratının F-35’in gelişmiş kapasitesini öğrenmek için kullanacağı bir platformun Türkiye’de olduğu ve bu durumun kabul edilemeyeceği belirtildi.

‘İlişkimiz F-35’e odaklı değil’

Beyaz Saray açıklamasında S-400 almasının Türkiye’nin NATO içinde birlikte çalışılabilirliği üzerinde olumsuz etkileri olacağı vurgulanırken, ABD’nin hâlâ Türkiye ile stratejik ilişkisine değer verdiği belirtildi.Açıklamada “NATO müttefikleri olarak ilişkimiz çok katmanlıdır ve sadece F-35’e odaklı değildir. Askeri ilişkilerimiz güçlüdür” denildi.

Dışişleri’nden tepki: Onarılmaz yaralar açacak

Dışişleri Bakanlığı’ndan, ABD’nin F-35 kararına ilişkin yapılan açıklamada ise şöyle denildi: “ABD’yi, ilişkilerimizde onarılmaz yaralar açacak bu hatadan geri dönmeye davet ediyoruz. Bu tek taraflı adım müttefiklik ruhuyla bağdaşmadığı gibi hiçbir meşru gerekçeye de dayanmamaktadır.”