ÇED yönetmeliği yine değişiyor, sağlık etki değerlendirmesi gündemde değil

TTB Halk Sağlığı Kolu Yürütme Kurulu Üyesi Ahmet Soysal, yarın başlayacak ÇED süreçlerinin ‘güncellenmesi’ toplantısını “sağlık etki değerlendirme” sürecini kapsamadığı gerekçesiyle eleştirdi: Umarım yanılıyorumdur ama şimdiye dek yapılanlara bakıldığında iyi niyet göremiyorum.

2012’de, dönemin Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar, HES’ler, taş ocakları, tavuk çiftlikleri gibi yerlerin kurulmasında istenen ÇED raporlarının veriliş süresini kısaltarak, rapor alımını kolaylaştıracaklarını açıklamıştı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin ‘güncellenmesi’ ve yönetmelikte değişiklikler yapılması için düğmeye bastı. Bakanlık, yarın başlayacak ‘çalışma toplantısı’ için çok sayıda kurum ve kuruluşa davet gönderdi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü imzasıyla gönderilen davet mektubunda, listede yer alan kurumlardan temsilci belirlenerek kendilerine bildirilmesi isteniyor. Davette şu ifadeler yer alıyor:

“ÇED yönetmeliğinin ülkemiz şartları, dünyadaki mevcut iyi uygulamalar ve uygulamada ortaya çıkan gereksinimler, bilimsel ve teknik dayanaklar gözönüne alınarak güncellenmesi ve ÇED raporlarının puanlamasına yönelik bir yazılım geliştirilmesi amacıyla Bakanlığımız ve Hacettepe Teknokent Teknoloji Transferi Merkezi işbirliği ile yürütülecek “ ÇED Yönetmeliği’nin Geliştirilmesi Projesi’ başlatılmıştır.”

Türk Tabipler Birliği, Halk Sağlığı Kolu Yürütme Kurulu Üyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim görevlisi Dr. Ahmet Soysal’la ÇED yönetmelikleri hakkında konuştuk.

ÇED yönetmeliğinde değişikliğinin bugünün konusu olmadığını, en az 23 kez yönetmelik değişikliğini yapıldığını hatırlatan Soysal, değişikliklerin hemen her zaman raporu isteyen firma lehine yapıldığına dikkat çekti: “Bu tür çalışmalar hep yapılıyor. Bunların iyiniyetli, gerçekten çevresel etkileri önceden hesaplayıp giderilmesi için yöntemler aramak üzere yapıldığına inanmamak için elimizde çok fazla örnek var. Aksine her değişiklikte, izin vermeyi kolaylaştırıcı yönde değişiklikler yapıldı, bir çok iş alanı ÇED dışında bırakıldı.”

İzin kolay, denetim yok

1993’den beri çıkmış ÇED sonuçlarının da gösterdiği üzere, Bakanlığın başvuruların yüzde 99’unu kabul edip olumlu rapor verdiğini anlatan Soysal şunları söyledi: “Bugüne dek yapılan ÇED çalışmaları kamuoyunu ikna etmek ve tepkileri yatıştırmak üzere kullanılan bir yöntem oldu. Yönetmeliğin ekindeki listelere bakıldığında, çok önemli bir çok faaliyet alanında “ÇED gereklidir veya değildir” kararının sadece Çevre Bakanlığı’na verildiğini görürsünüz. Bakanlık kağıt üzerinde, “gerekli değil” kararı verdiği anda, fabrika, maden arama, yakma benzeri bir sürü firma işine rahatlıkla devam eder. Sonrasında da ne bir denetleme ne de izleme yapılır. Mesela, ÇED raporunda yazmak zorunda oldukları için birçok işletmenin kimyasal arıtma tesisi vardır. Ama gidip gezdiğinizde, bu tesislerin gerek üretim maliyeti gerekse enerji maliyeti gerekçeleriyle çalıştırılmadığını görürsünüz. Kimse de bir şey demez.”

‘Teknik riskleri tartışmak yeterli değil’

Soysal, ÇED raporlarındaki en önemli eksikliğin sağlık değerlendirme etkisi’nin ölçülmemesi olduğuna vurgu yaptı: “Bir yatırımın, bir işletmenin sadece ‘teknik’ risklerini tartışmak asla yeterli olamaz. Buna ek olarak ‘alıcı ortam’ dediğimiz; havanın, suyun, toprağın daha ne kadar kirlilik kaldırabileceğini gösteren kümülatif yükü de tartışmamız gerekir. Sağlık etki değerlendirmesi yapmak ise olmazsa olmazdır. İşletmenin yakın, uzak çevresinde yaşayan insanlar üzerindeki etkilerinin ölçülmesi gerekir. İnsan sağlığı üzerinde yapılacak faaliyetin nasıl bir etkisi olacak, ortaya çıkabilecek olumsuz etkileri nasıl ortadan kaldırabileceğiz, bütün bunlar konuşulmalı.”

Bakanlığın iyiniyetli bir tartışma ortamı niyeti olsaydı, meslek örgütleri ve ilgililere son anda davetiye göndermek yerine hazırlanabilecekleri, rapor hazırlayıp öneri sunabilecekleri kadar zaman verileceğini ve tartışma konularını da “sağlık etki değerlendirmesi”ni de kapsayacak şekilde düzenleyeceğini kaydeden Soysal, yurtdışındaki örneklere ilişkin şunları söyledi:

“Avrupa ülkelerinde ÇED ve sağlık etki değerlendirmesi birbirine eklemlenmiş şekilde yapılıyor. Bir işletmenin çevreye teknik anlamda etkileri ve mesela trafik gibi bunun yaratacağı kümülatif yük çok ciddiye alınarak tartışılıyor. Riskler azaltılabiliyorsa tespit ediliyor. Sağlık etki değerlendirmesi mutlaka ve çok özenli bir şekilde yapılıyor. İzni isteyen işletmenin faaliyetlerinin o bölgede yaşayan insanların sağlığı üzerindeki etkileri, olumsuz etkilerin nasıl ortadan kaldırılacağı tartışılıyor. Risk büyükse izin verilmiyor zaten. Ama verilmişse de işletme çalışmaya başlayınca mutlaka kontrol, denetim sağlanıyor. “

Halk toplantıları gündemde yok

Yarın başlayacak ve üç gün sürecek toplantı gündeminde ÇED süreci için zorunlu olan “halk toplantıları”nın olmayışına da dikkat çeken Soysal, “Tabii bu toplantıların insanlara zamanında haber vererek, toplantıları halktan kaçırmayarak, itiraz durumunda, tutanak düzenleyip hemen bitirme yoluna gitmeyerek yapılması gerekir. Aksi durumda, halk bundan pek bir fayda sağlayamıyor” diye konuştu.