Hafta SonuHaftasonuManşet

“23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı “ açıldı

23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı 17 Haziran 2019’da kapılarını ziyarete açtı. Hafıza Mekânı adını, Hrant Dink’in 23 Nisan 1996’da Agos’ta yayımlanan ‘23,5 Nisan’ başlıklı köşe yazısından alıyor. 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı 19 Ocak’ta Hrant Dink’in önünde öldürülmesiyle toplumsal bellekte sembolik bir yer edinen Sebat Apartmanı’nda bulunan Agos Gazetesi’nin eski çalışma ofisinde, 145 m2’lik alanda ziyaretçilerini bekliyor. Hafıza Mekânı ziyaretçi programlarıyla, etkinlikleriyle, arşiviyle ve sunduğu içerik ile bir araştırma, üretim, bilgi edinme, paylaşım, diyalog ve tefekkür mekânı olarak faaliyet gösterecek.

Ziyaretçiler, mekânı Hrant Dink’in anlatıları rehberliğinde gezerken onun hayatına, mücadelesine ve ölümüne tanıklık edecek, Türkiye tarihinden kesitler bulacak. Hrant Dink’in çalışma odası 19 Ocak 2007’deki haliyle korunurken, diğer odalarda ziyaretçileri kimlik, eşitlik, hakikat ve adalet gibi kavramları sorgulamaya davet eden videolar, yerleştirmeler ve yazılar yer alıyor. Sanatçı Sarkis’in acılardan pırlanta yaratmayı esas alan yerleştirmesi ‘Tuz ve Işık’, Almanyalı sanatçılar Horst Hoheisel ve Andreas Knitz’in ‘Büyükelçilik Kurma Projesi’, Hafıza Mekânı’nın daimi bir parçası olacak.

23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı’nın sergi tasarımı ve kürasyonu Hrant Dink Vakfı ekibi tarafından yapıldı. Hazırlık çalışmaları kapsamında dünyanın çeşitli yerlerindeki hafıza mekânları ve müzeler ziyaret edildi; alanın uzmanlarıyla görüşmeler yapıldı ve İstanbul’a davet edilen birçok uzmanın deneyimlerinden ve önerilerinden yararlanıldı. Dünyadaki hafıza mekânları ağının; hafızayı yaşatarak yeni nesillere aktarma çabasıyla toplumsal dönüşüme katkıda bulunan ve evrensel değerleri teşvik eden bu uluslararası girişimin bir parçası olan 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı, 60 adet video, yüzlerce fotoğraf, AGOS’un 2007 tarihine kadarki tüm arşivini, mültimedya gibi tekniklerle ziyaretçilerle buluşturuyor.

Hrant Dink Vakfı ekibi, toplumun, Hrant Dink’in sahiplendiği demokrasi, eşitlik, insan hakları ve özgürlükler gibi evrensel değerleri geniş kitlelerle buluşturan, hafıza ve umudu birleştiren 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı’nda hakikatin, vicdanın ve umudun ortak paydasında buluşmasını, çoğalmasını amaçlıyor.

23.5

Hrant Dink’in 23 Nisan 1996’da Agos gazetesinde yayımlanan, hem 23 Nisan çocuk bayramını hem de 1915’te Osmanlı Ermenilerinin “Büyük Felaket”e maruz kalışının yıldönümü olan 24 Nisan’ı ele aldığı yazısı şöyleydi: 

“Sancılı on yıllardan çıkmış ulusun tarihinde çok önemli bir akgündür 23 Nisan. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” düsturunun meclis salonuna perçinlendiği gündür. Ve böyle bir günün “yaşam” denilen çocuğa ve geleceğe akıtılan mirasıdır. Türk Ulusu‘nun belki de en akıllıca yaptığı öngörünün tarihidir. “Gelecek” ve “çocuk” ne de güzel buluşturulmuştur öyle. Ve de ne ustaca bir değerlendirmedir yıllar sonra 23 Nisan’ı sadece Türkiye ile sınırlı tutmayıp bütün dünyanın çocuklarıyla paylaşma düşüncesi. Türk çocuklarına da dünya çocuklarına da kutlu olsun.

Yeryüzünün dört bir yanına “savrulmuş” Ermeni Ulusu’nun tarihinde çok önemli bir karagündür 24 Nisan. Üç-beş Ermeni yan yana gelmeye görsünler. Alırlar ellerine pankartları dökülürler sokaklara hemen. Nedir bütün bunların sebebi, niçin yollara düşer bu insanlar 24 Nisan’da? Tarih, 24 Nisan 1915’in şafak vakti. Özellikle İstanbul’daki Ermeni aydınları, yazarlar, sanatçılar, öğretmenler, avukatlar, doktorlar, mebuslar teker teker alınırlar evlerinden. Götürülürler… ve bir daha da geri dönmezler. İşte, birkaç gün sonra bütün Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde gerçekleştirilen “Tarihsel Ermeni Dramı”nın başlangıcıdır bu tarih.

Kim nasıl anlayabilir bunu bilemiyorum, ama hem Ermeni olmak, hem Türkiyeli; hem 23 Nisan’ı yaşamak bütün coşkusuyla ve ertesi günün bir parçası olmak bütün hüznüyle. Kaç insan bu ikilemi yaşıyordur şu yeryüzünde? Ne anlaması kolay ne de anlatması.

Dilerim kimse de yaşamasın bu ikilemi bir daha. 23 Nisan nasıl daha bir coşkuyla yaşanır? 24 Nisan nasıl hafızalardan sildirilir? Bütün bunlar çözümsüz sorular değil aslında. 23 Nisan bütün çocukların olacaksa eğer ben derim Ermenistanlı çocukların da olsun bir biçimiyle. Çağırın onları da bu kutlamalara. Barıştırın çocukları birbirleriyle, tanıştırın. Sadece 23 Nisan da olmasın 24 Nisan’ı da katın içine. Daha da uzasın o günler, bütün nisanı katın, bütün baharı katın. Hadi siz beceremiyorsunuz diyelim, varolan kinler engel buna. Bırakın bari dünyayı çocuklara, onlar bu işi halleder, yeter ki engel olmayın siz.

Bir başka severim 23 Nisan’ları. Hem, bizim de hanımla evlendiğimiz gündür aynı zamanda. Gerdeğe girişimiz de 23 Nisan’ı 24 Nisan’a bağlayan geceye rastlar. İlk çocuğumuza can verdiğimiz andır o. Ne 23 ne de 24 Nisan. 23,5 Nisan’dır belki de o an.”

Dink’in “23.5” adlı yazısı;  Tililili Ses Enstalasyonu kapsamında oyuncu Fikret Kuşkan tarafından seslendirilmişti. Yazının ses kaydını dinlemek için tıklayın.

 

(Yeşil Gazete)

Kategori: Hafta Sonu