Rosatom: Akkuyu’nun ikinci ünitesinin yapımı yaz sonu başlıyor

Temelindeki çatlağın ortaya çıkmasıyla endişelerin katlandığı Akkuyu Nükleer Santrali için yürütücü firma ikinci üniteyi bu yaz sonu inşa etmeye başlayacaklarını, üçüncüsü için de önümüzdeki yıl izin çıkacağını söyledi.

 

Rusya-Türkiye ortaklığıyla Mersin’in Akkuyu ilçesinde yapımı devam eden Akkuyu Nükleer Santrali’nde, reaktörün oturtulacağı zeminde iki kez çatlak oluşması ve bunun kamuoyundan saklandığının anlaşılması üzerinden çok geçmeden, Rusya’dan açıklama geldi. Rusya Devlet Nükleer Enerji Şirketi Rosatom Başkanı Aleksey Lihaçev, Akkuyu nükleer güç santralinin ikinci ünitesinin yapımına yaz sonu, sonbahar başlarında başlamayı planladıklarını duyurdu.

St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nda (SPIEF) konuşan Lihaçev, “İkinci ünite için gereken izni haziran-temmuzda almayı bekliyoruz. Türk düzenleyicisinin nihai kararına bağlı olarak ikinci ünitenin ilk betonu için yaz sonu – sonbahar başlarına odaklandık” dedi.

“Üçüncü ünite için gereken tüm belgeleri teslim ettik” diyen Lihaçev, üçüncü ünite için iznin 2020’nin ilk çeyreğinde beklendiğini de sözlerine ekledi. Lihaçev, nisan ayında Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesinden hisse satışı konusunda Türkiye’deki özel ve devlet şirketleriyle görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.

Kapalı kapılar ardında

Akkuyu Nükleer Santrali, geçtiğimiz ay temelinde oluşan çatlak nedeniyle gündeme gelmişti. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK’in) yaptığı denetimlerde ortaya çıkan çatlağın üstünün betonla kapatıldığı ancak ikinci kez çatlak oluştuğu; ikinci çatlağın da aynı yöntemle kapatıldığı anlaşılmıştı. Akkuyu Nükleer santralinin yürütücüsü Akkuyu Nükleer A.Ş. ise bir açıklama yaparak, birinci önceliklerinin güvenlik olduğu belirtmiş; “Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesinin inşaatı nükleer güvenlik gerekliliklerine, yüksek kalite standartlarına ve planlanan takvime uygun olarak devam edecektir” demişti.

Nükleer Santral inşaatına, başta TMMOB olmak üzere uzmanlar, nükleer enerji karşıtı aktivistler ve çevre halkı karşı çıkıyor. Santralden çıkacak atıkların ne yapılacağıyla ilgili belirsizlik, olası bir kaza durumunda vereceği büyük zarar ve kurulacak alanın deprem bölgesi olmasından hareketle inşaat faaliyetine derhal son verilmesi talebi sürekli sıcak tutuluyor. İdarenin denetimindeki Nükleer Düzenleme Kurulu’nun şeffaflıktan uzak yapısı da eleştirilerin merkezinde yer alıyor.