EkolojiGünün Manşeti

Çevre alanında çalışan hukukçular kaygılı: Yaptıkları, yapacaklarının teminatı

Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde yer alan , çevre, imar ve enerji alanlarında yeni ihtisas mahkemeleri kurulmasın ilişkin ‘hedef’e ilişkin alanda çalışan uzman hukukçular güvensiz:  Şimdiye dek gördüğümüz uygulamalar, yenilerine ışık tutuyor. İdarenin elini rahatlatacak bir yargı yaratma niyeti görüyoruz.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dün, Beştepe’de açıkladığı ‘Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde yer alan ‘yeni ihtisas mahkemeleri’, çevre ve ekoloji alanında çalışan hukukçularda endişe yarattı. Erdoğan’ın ifade özgürlüğünün güçlendirilmesi, hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve adalet sisteminin iyileştirilmesi’ amaçlarıyla hazırlandığını söylediği belgede, yeni ihtisas (uzmanlık) mahkemelerinin kurulmasına ilişkin bir paragraf da yer alıyor:

HEDEF 4.3

İhtisas mahkemelerine ve uzmanlaşmaya yönelik uygulamalar artırılacaktır.

FAALİYETLER

  1. Hâkimlerin meslek hayatları boyunca ceza ve hukuk hâkimi olarak ayrışmaları ve bu yönde ihtisaslaşmaları sağlanacaktır.

  2. b) İhtisas gerektiren çevre, imar ve enerji gibi alanlarda özel mahkemeler kurulacaktır.

  3. c) Bazı davaların (ticari davalar, fikrî ve sınai haklardan kaynaklanan davalar gibi) il merkezlerindeki ihtisas mahkemelerinde görülebilmesine yönelik çalışma yapılacaktır.

  4. d) Bazı ihtisas mahkemelerinde görev yapan hâkimlerin bu mahkemelerde görev almadan önce ya da gerektiğinde görevleri süresince eğitim almaları sağlanacaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünkü konuşmasında çevre, imar ve enerji gibi alanlarda kurulacak özel mahkemelerin, davaların daha hızlı ve etkin yürütülmesini sağlamak amacını taşıdığı belirtildi.

‘Yaşananlar, yaşanacakları gösteriyor’

Çevre ve ekoloji alanında çalışan hukukçulara göreyse, şimdiye dek gerçekleştirilen uygulamalar, bundan sonra olabilecekler konusunda iyi bir referans vermiyor. İzmir Barosu Başkanı Özkan Yücel, “Zaman zaman İzmir Limanı’nın yapımının 2 yıldan fazla sürdüğü, yatırımcının beklediği ve zarara uğradığı yönünde açıklamalar duyuyoruz. Yargının ayak bağı olduğu, idareyi engellediği cümlelerini defalarca işittik. Burada da adı ihtisas mahkemesi olan, çevre davalarında idarenin elini rahatlatacak bir yargı istediklerini endişesini taşıyoruz” dedi. Şimdiye dek her alanda bunun örneklerinin görüldüğünü anlatan Yücel, “Sadece ceza davaları, tutuklamalar vs. konularında değil, mahkemelerde uzun süren bütün yargılama süreçlerini ortadan kaldırma yoluna gitmek istiyor olabilirler. Bizim de temennimiz adil yargı, ama ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” dişe konuştu.

Özkan Yücel, yargı süreçlerinin hızlandırılmasına teorik olarak karşı çıkmanın mümkün olamayacağına vurgu yaptı; ancak çevre davaları söz konusu olduğunda, şimdiye dek yaşanan pratikler ışığında bunun halkın ve doğanın yararına olmayacağı inancını taşıdığını belirtti:  “Amaç idarenin fütursuzca gerçekleştirdiği eylemleri çabucak karara bağlamak ve yargının engellemelerini bertaraf etmek ise, buna sonuna kadar karşı çıkmak gerekir. Satır aralarındaki mesajları okuyabiliyoruz. Çevre Bakanlığı’nca verilen ÇED olumlu raporlarına karşı açtığımız davalarda şimdiye dek hep şunu yaşadık: Yürütmenin durdurulması, alınan iptal kararı, ardından idarenin yeni işlem ihdası. Sonra yeni baştan. Şimdi anlaşılan o ki, idarenin yeni işlem tesis etmek suretiyle yargıyı aşma çabasına da gerek kalmayacak ve mahkemeler eliyle istenilen kararları çıkarma niyeti var.  ”

‘Yargı hızlandırılmayacak, olay yargıdan kaçırılacak’

Antalya Barosu Çevre, İmar İzleme Kurulu ve Çevre ve Ekoloji Hareketleri avukatlarından Tuncay Koç da taslağı incelediğini ve söylemden ibaret gördüğünü belirtti. Türkiye’de yargı sisteminde özelleşmiş bir mahkeme uygulaması olmadığını, bazen mahkemelerin kendi aralarında iş bölümü yaptığını ancak bunun ihtisaslaşma anlamına gelmediğini anlatan Koç, getirilmek istenen sistemin neyi amaçladığının önemine dikkat çekti:

“ Burada asıl olarak amaç nedir, ona bakmak gerekiyor. Son 10 yılda yapılan bütün Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) değişikliklerinin hepsi sermayenin lehine, çevre ve çevrecilerin aleyhine oldu. Türkiye’de hiç bir şeyin uygulamasını görmek için beklemeye gerek yok. Önümüzde çok fazla geriye dönük örnek var. 2014’te yapılan ÇED değişikliğinde, ÇED süreçleri ve özelleştirmeler, ‘hızlandırılmış yargılamaya’ya tabi tutuldu. ÇED’de artık istinafa gidilmemesi, yürütmeyi durdurmaya itiraz edilememesi ve ikinci dilekçe safhası olmaması hükme bağlandı. Ancak dava açma süresi de 60 günden 30 güne indirildi. Bu, çevre avukatlarının işini çok zorlaştırdı. Belgeleri bile tamamen toplayamadık. Niyetleri, bir an önce bu davaları hızlandırarak, kaybedilse bile hemen bakanlıktan yeni bir rapor çıkararak, sermayenin işini kolaylaştırmaktı. Öyle de oldu.“

Bu anlayışla yargının hızlandırılmayacağını, ancak olayın yargıdan kaçırılacağını belirten Koç, “İhtisas Mahkemesi var, dosyalar daha hızlı görülecek demenin bir anlamı yok. Şimdiye dek yapılanlara bakılarak, çevre ve ekoloji dosyalarına enerji açısından bakılacağından hiç şüpheniz yok. Kurulacak mahkemeler ‘enerji mahkemesi’ olacaktır” dedi.

Koç, hızlandırma anlayışının içinde, ayrıntılı görüşme, sindirme, tartışma olmadığına vurgu yaparak, “Yargıda hızlandırma iyidir, ama özellikle bir konuyu mercek altına alıp onu hızlandıracağız deniyorsa, bu problemdir” diye konuştu.

‘Türkiye’de yargı çürüdü’

Türkiye’nin en temel sorunlarından birinini yargının bağımsızlığı olduğunu kaydeden Koç, açıklanan strateji belgesini, söylemsel bir teşebbüsten ibaret gördüğünü belirtti: “Türkiye’de yargı çürümüştür. Bu belgede ne yargı bağımsızlığı ne HSK’ye ilişkin bir çözüm önerisi yok. Sadece hakim teminatı var, o da belli bir kıdemin üzerindeki yargıçlar için. Türkiye’de yaşamasaydık, bu temenniler için ‘yapsınlar görelim’ derdik. Ancak fiiliyatta şimdiye dek yaşadıklarımız, bundan sonra olacaklara da ışık tutuyor. İfade özgürlüğü davaları, cezaevlerindeki gazeteciler, avukatlar ve pek çok kişi için hiç bir şey söylemiyor. Bu, çürümüşlüğü aklamaya çalışan bir söylemdir.”

‘Kaygılarımız var’

‘Yargıda Reform Strateji Belgesi’ndeki ihtisas mahkemelerine ilişkin mantığın doğru olduğunu, uzmanlık geliştirilmesi gerektiğini söyleyen, Çevre ve Ekoloji Hareketleri Avukat Grubu ve Kent ve Çevre avukatlarından Yakup Okumuşoğlu da Türkiye’deki uygulamalara bakıldığında, bunun çevre aleyhine gelişebilecek bir durum olabileceğini öngördüklerini belirtti:

“Hukuk gelişiyor, buna uygun olarak da teknik ve uzmanlık gerektiren alanların belirlenmesi, kendi başına kötü değil ancak uygulama çok önemli. Örneği, değişik mahkemelerden aldığımız birbirinden farklı kararlar yerine, şimdi bir örnek, birbirini kopyalayan kararlarla karşı karşıya kalabiliriz. Bu da çevre ve ekoloji alanında mücadele edenlerin aleyhine bir durum oluşturur.”

Taslağın hayata geçme aşamasında ancak hukukun bağımsız, kendi mecrası içinde yürümesine izin verilmesi halinde, uzmanlık mahkemelerinin olumlu bir rol oynayabileceğini kaydeden Okumuşoğlu, “O mahkemelerin kuruluşuna bakacağız. Uzmanlıklarla ilgili eğitim nasıl verilecek, kim verecek, nasıl bir uygulama şablonu ortaya çıkacak, bunları izleyeceğiz. Kaygılarımız ve endişelerimiz çok, ama yönetmelikleri beklememiz gerek” dedi.

 

 

Kategori: Ekoloji