Avrupa'da Yeşil DalgaKöşe YazılarıYazarlar

Avrupa’daki ‘Yeşil Dalga’ Türkiye’de yeşillere ne söylüyor olabilir?

Bugün artık demokrasi tamamen ortadan kalkmadan Yeşiller’in tekrar siyasi sahneye çıkması kaçınılmaz bir zaruret olabilir. Avrupa’daki yeni yeşil dalga da bulunmaz bir fırsat.

Geçen hafta yapılan Avrupa Parlamentosu seçimleri gündemimizi birdenbire değiştirdi. Aşırı sağa teslim olmak üzere olduğu varsayılan Avrupa’nın, siyasi yorumcuların görmezden gelmeyi tercih ettiği dinamik gücü Yeşiller, seçimlere damgasını vurdu. Milletvekili sayısını 52’den 69’a çıkaran ve Batı Avrupa’nın hemen her ülkesinde oyunu artıran yeşil partiler iklim değişikliği ve birleşik Avrupa söylemiyle Brexit’in ve aşırı sağın bunalttığı ve gençlerin iklim eylemini sokaklara taşıdığı kıtada belirleyici oldu.

Ülkelere göre bakıldığında tablo şöyle:

  • 28 ülkenin üye olduğu Avrupa Birliği’nde yeşil grup partileri toplam oyların %9,2’sini aldı. Yeşiller grubunun toplam milletvekili sayısı yüzde 33 artışla 69 oldu.
  • Yeşiller oyların %23,8’ini alan 179 sandalyeli Hıristiyan Demokratlar, oyların %20,3’ünü alan 153 sandalyeli Sosyal Demokratlar ve oyların %14’ünü alan 105 sandalyeli Liberaller’den sonra 4. büyük grubu oluşturdu.
  • Seçimlere katılım rekor kırarak %51’e çıktı (2014’te %42,6 idi).
  • Yeşiller grubunda ülkelere göre milletvekili sayısı dağılımı şöyle:
    • Almanya 22 (21 Yeşiller Partisi, 1 Ekolojik Demokratik Parti),
    • Fransa 12 (Avrupa Ekoloji – Yeşiller Partisi),
    • Britanya 11 (7 İngiltere-Galler Yeşil Partisi, 3 İskoç Ulusal Partisi, 1 Galler Partisi),
    • Hollanda 3 (Yeşil Sol Parti),
    • Belçika 3 (Ecolo [Frankofon Yeşiller] 2, Flemenk Yeşiller 1),
    • İspanya 3 (Katalan Blok’tan [ICV dahil] 2, Podemos- Birleşik Sol Koalisyonu’ndan 1),
    • Avusturya 2 (Yeşiller Partisi),
    • Danimarka 2 (Sosyalist Halk Partisi [SF]),
    • Finlandiya 2 (Yeşiller Partisi),
    • İrlanda 2 (Yeşiller Partisi),
    • İsveç 2 (Yeşiller Partisi),
    • Litvanya 2 (Çiftçiler ve Yeşiller Birliği),
    • Lüksemburg 1 (Yeşiller Partisi),
    • Portekiz 1 (İnsanlar-Hayvanlar-Doğa [PAN]),
    • Letonya 1 (Letonya Rus Birliği).
  • Yeşiller Grubu’nda yer alan 69 vekilin 58’i 12 ülkenin (Avrupa Yeşil Partisi üyesi olan) 13 “klasik” yeşil partisinden geliyor (Belçika’dan 2 bölgesel yeşil parti). 5 ülkeden 11 milletvekili ise milletvekillerini yeşil gruba göndermeyi tercih eden klasik anlamda yeşil olmayan partilerden geliyor (Portekiz, Letonya, Litvanya, Britanya, Almanya).
  • Avrupa Yeşil Partisi üyesi olan 28 yeşil partiden 13’ü başarılı olurken, 15’i milletvekili çıkarmayı başaramamış. Bunların çoğu Doğu Avrupa ülkeleri (Bulgaristan, Hırvatistan, Çekya, Estonya, Macaristan, Polonya, Romanya, Slovenya) olmakla birlikte İtalya (2 yeşil parti), Yunanistan, Kıbrıs ve Malta’da da yeşiller seçimlerden eli boş dönmüş. Ayrıca ülkelerinden Yeşiller Grubu’na başka partilerin milletvekili verdiği Portekiz ve İskoçya’daki klasik yeşil partiler de başarılı olamamış.
  • Seçimlerde başarılı olarak milletvekili seçtiren “klasik” yeşil partilerin ülkelerinde aldıkları oy oranları ise yüksekten başlayarak şöyle (parantez içinde milletvekili sayıları da var):
    • Almanya Yeşiller %20,5 (21 MV)
    • Belçika Ecolo %19,9 (2 MV)
    • Lüksemburg Yeşiller %18,9 (1 MV)
    • Finlandiya Yeşiller %16 (2 MV)
    • Avusturya Yeşiller %14,1 (2 MV)
    • Fransa Avrupa Ekoloji Yeşiller %13,5 (12 MV)
    • Danimarka SF %13,2 (2 MV)
    • Belçika Groen %12,4 (1 MV)
    • Britanya Yeşiller %12,1 (7 MV)
    • İsveç Yeşiller %11,4 (2 MV)
    • İrlanda Yeşiller %11,4 (2 MV)
    • Hollanda Yeşil Sol %10,9 (3 MV)
    • İspanya (Katalonya) ICV %10 (1 MV)
  • 5 ülkedeki AYP üyesi olmayan diğer partilerin oy oranları ve milletvekili sayıları ise şöyle:
    • Litvanya Çiftçiler ve Yeşiller Birliği %11,9 (2 MV)
    • Portekiz PAN %5,1 (1 MV)
    • Britanya İskoçya Ulusal Partisi %3,5 (3 MV), Galler Partisi %1 (1 MV)
    • Almanya Ekolojik Demokratik Parti %1 (1 MV)
    • Ayrıca İspanya’da toplam oyu %15,7 olan 2 ayrı koalisyondan 2 MV

Bu tabloyu kısaca özetleyip Yeşiller’in ülkelere göre performansına daha ayrıntılı bakmayı bir sonraki yazıya bırakalım:

  • Yeşil partilerin en başarılı olduğu 11 ülke Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Avusturya, İngiltere, İsveç, Finlandiya, Danimarka ve İrlanda olmuş. Bu listede Fransa ve İngiltere’de Yeşiller’in başarısı sürpriz ve çarpıcı. Avusturya’da ise Yeşiller son genel seçimlerde parlamento dışı kaldıkları halde bu kez önemli bir sıçrama yaptılar. Almanya’da Yeşiller’in tarihi bir rekor kırarak ikinci parti olması da çok önemli.
  • Doğu Avrupa’da demokrasinin aşınması yeşil partileri siyaset dışına itmiş görünüyor. Macaristan ve Polonya otoriterleşen rejimlerin iki örneği ve iki ülkede de yeşil partilerin izi yok. (Macaristan’da Yeşiller %2,1 aldı, Polonya’da ise koalisyon içinde seçime girdiler.)
  • Ancak İtalya’nın durumu daha çarpıcı. Hızla aşırı sağa ve faşizme teslim olan İtalya’da uzun yıllardır Yeşiller yok. İtalya’da Yeşiller bölünüp ortadan kalkmasaydı belki de ülke aşırı sağa kayarken bugün Almanya, İngiltere, Avusturya ve Hollanda’da olduğu gibi bir umut oluşturabilirlerdi. Oysa İtalya’daki iki yeşil parti de seçimlere koalisyonlar içinde girebilmiş ve esamileri okunmamış. İspanya’nın Katalonya dışındaki Yeşilleri de varla yok arasında, ancak orada koalisyondan bir milletvekili çıkarmayı başardılar. Tabii İspanya’nın politik atmosferi İtalya’ya benzemiyor.

Yeşiller’in bu başarılı sonucu almasında ve bugün bir yeşil dalgadan söz etmemizde dört faktör önem taşıyor:

  1. Yeşiller, Brexit’in yorduğu Avrupa’nın birliği projesine sahip çıkarak birliği dağılma noktasına sürükleyen beceriksiz merkez sağ ve sol partilerin prestij kaybetmesinden faydalandı. Tabii aşırı sağ da merkez sağ ve sol partilerin boşalttığı alanı dolduruyor, ancak Yeşiller aşırı sağın yükselmesinden rahatsızlık duyan ılımlı seçmenin de ilgisini çekmeyi başarıyor. Böylece Yeşiller yelpazenin sol tarafını, söylemlerini daha da ılımlı yönde değiştirmeye gerek duymadan doldurmaya başladı. Çünkü seçmen artık değişim istiyor ve solda değişimi Yeşiller temsil ediyor.
  2. Yeşiller gerçek meselelerden bahsediyor: İklim değişikliği, kentlerin yaşanabilir yerler olması, sosyal haklar gibi. Boş laftan, polemikten, popülist zırvalardan yorulan seçmen için modern, ne dediğini bilen, aklı başında bir alternatif oluşturuyor. Üstelik bu konuların bazılarına dair radikal önerilerde bulunsa da bunları büyük ideolojik söylemler içinde sunmuyor. Yeşiller’in başarısında gerçek meselelere ilişkin ayağı yere basan politik alternatifleri yıllarca her gün hiç yorulmadan hem meclislerde ve yerel yönetimlerde hem de sokakta ve halkın arasında dile getirmesinin büyük payı olduğunu düşünüyorum. Tabii bir de özellikle yerel yönetimlerdeki başarısının.
  3. İklim değişikliği, Greta Thunberg’in başlattığı okul grevleri, gençlerin güçlü iklim aktivizmi ve yokoluş isyanının radikal söylemiyle sokakta egemen oldu. İklim değişikliğinden gerçekten ve samimi biçimde bahseden tek siyasi hareket de Yeşiller ve her zaman böyle olacak. Tarihin bu anı yeşiller için büyük bir dönüşüm getiriyor. Almanya’da Yeşiller 1990’da iklim değişikliğinden bahsederek seçimlere girdiklerinde barajın altında kalmışlardı. Bugün %20’yi geçtiler. Bu da artık iklim, yokoluş ve ekoloji söyleminin politik bir talep olarak olması gereken yere geldiğini gösteriyor. Artık insanlar hayatta kalma taleplerini ciddiye alan partileri yönetimde görmek isteyecek. Yeşillerin bu talebin sözcülüğünü yapmaya devam etmeleri gerekiyor.
  4. Gençler sadece dinamizmiyle değil yeni ve aklı başında sözler söylediği için de Yeşiller’e yöneldi. Örneğin Almanya’da ilk kez oy veren seçmenin üçte biri Yeşiller’e oy verdi. Ancak gençler sadece seçmen olarak değil, seçim kampanyasında ve aday olarak da belirleyici rol oynadılar. Yeni gençler hem seçti hem de seçildi. Tabii çocukların başlattığı yeni dalga iklim aktivizminin başarısı da gençlerin yeşil partilerde etkili olmasından ayrılamaz. Pek çok ülkede okul grevlerinin öncülüğünü doğal olarak yeşil gençler yapıyor. Gençler geleceklerini kurtarmanın yolunun, sorunun sebebi olan sağcıları veya konuyu kavrayamayan solcuları ikna etmek yerine, zaten aynı şeyi yıllardır söyleyen yeşiller içinde doğrudan politika yapıp yönetime gelmek olduğunu kavramış görünüyorlar.

Peki bu gelişmeler Türkiye’de birkaç yıldır partisiz kalan yeşiller için ne söylüyor olabilir? Ayrıntılı bir tartışmayı sonraki yazılara bırakarak birkaç saptama yapmak istiyorum.

Demokrasinin olmadığı ya da iyice aşındığı ülkelerde yeşillerin silindiğini Macaristan ve İtalya örneklerinde görüyoruz. (Polonya da öyle, ama orada Yeşiller biraz da kültürel yapı nedeniyle her zaman marjinaldiler.) Türkiye Yeşilleri de İtalya, Yunanistan ve Macaristan’daki gibi bölünme (ve şanssız birleşmeler) nedeniyle zayıfladı. Tabii Türkiye’de siyasetin küçük partilere kapalı yapısı, seçimlere girme yeterliğinin aşılmaz bir engel haline getirilmesi ve Kürt sorununun çözülmemesi nedeniyle oluşan açmaz çok önemliydi.

Ancak bugün artık demokrasi tamamen ortadan kalkmadan Yeşiller’in tekrar siyasi sahneye çıkması kaçınılmaz bir zaruret olabilir. Avrupa’daki yeni yeşil dalga da bulunmaz bir fırsat… Zira ilk Yeşiller Partisi 1988’de Almanya Yeşilleri’nin 1983’te başlattığı rüzgarın etkisinde kurulmuştu. İkinci Yeşiller Partisi de 2002-2008 arasında kuruluş çalışmalarını yaparken Almanya’da ve başka ülkelerde koalisyon hükümetlerinde ve yerel yönetimlerde başarılı olan yeşil partilerin yaptıklarından (ve tabii Türkiye’nin AB adaylık rüzgârından) etkilenmişti. 2019’da başlayan ve gelecek yıllarda genel seçimlere taşınacağı anlaşılan yeşil dalga Türkiye’de de Yeşiller’e yeni bir motivasyon sağlamak için bulunmaz fırsat olabilir.

Bu nedenle Türkiye’deki yeşillerin toparlanmak için harekete geçerken ilk iş olarak Avrupa örneklerini (başarıları ve başarısızlıkları, siyasi, toplumsal ve kültürel benzeşmeleri ve farkları) iyi incelemeleri gerektiğini düşünüyorum.

Avrupa’dakine benzer bir strateji önemli: Yeniden Avrupa perspektifi, iklim değişikliği ve demokrasi. Enerjisini Türkiye’nin kangrenleşmiş ve Yeşiller’in tek başına fark yaratması mümkün olmayan sorunlarına harcamayan, gerçek meselelere gerçek çözümler üreten, gençlerin ön saflarda olduğu yeni bir Yeşiller Partisi büyük bir açılım yaratabilir. Bunun için de yeşillerin ilk iş olarak daha fazla yazıp çizmesi, daha fazla konuşması, eskimiş tartışmalara girmeden alternatif yaratmak isteyen yeni insanlarla ve gençlerle buluşması gerekiyor.

(Yeşil Gazete)