KadınKöşe YazılarıYazarlar

İktidarın erdemli erkekleri ve deli kraliçeleri – Menekşe Kızıldere

‘Biz kadınlar, kadınız diye erkeklerden  daha iyi olmak zorunda değiliz.Burada mesele gücün kendisi olmalıdır, kadının kendisi değil. Bu sebepten sanatta ve dahi politikada daha fazla zalim ve kötü kadın görebilmeyi dilerim.’

Tam sekiz yıldır, milyonlarca insanın en az on ay boyunca, sekiz bölümlük sezonu  beklediği, finalinden sonraki pazar günü milyonlarca insanın işe gidemeyip ülkelerinin ekonomilerini zarara uğrattığı fantastik edebiyat yazarı George R.R. Martin’in kitap serisinden uyarlanan çok popüler ‘Game of Thrones’ dizisinin finali bariz bir şekilde birçok hayranını mutlu etmedi. Zira kitaplar henüz tamamlanmadı ve elbette eserin yaratıcısı ile dizi senaristlerinin yeteneği bir değil. Muhakkak kitaplar takipçiler açısından daha tatmin edici olacaktır. Dizi finalinin ardından birçok yazar, ekseriyetle erkekler dizinin olay akışı ve karakter oluşumlarını toplumsal cinsiyet bakımından ele aldı.

Aralarında Marksist sosyolog Slavoj Zizek’in1. de bulunduğu bu kişiler, toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından bir eşitsizlik olduğu, kadın iktidarının erkek egemen dünyada fantastik kurgu bile olsa korku ve endişe yarattığı için baltalandığı görüşünde. Burada enteresan olan,  kadına ‘iktidar bakımından’ yapılan haksızlığın tespitini, hiç vakit kaybetmeden ve olayın mağduru kadınlardan bir ses çıkmadan orta yaşlı, beyaz erkeğin söz söyleme ve hatta kimseye söz söyletmeme refleksi. Bu konuda üst üste erkek yazarları okuyunca, “hah yine orta yaşlı beyaz erkek koşa koşa analiz yapmış” dedim. Bu benim kişisel görüşüm elbette. Ama bu örnek üzerinden çok korkulan ve tartışmalara yol açan kadın iktidarı algısını ele almak istiyorum. Biraz da popüler kültür yardımı ile elbette. Et giydi diye Lady Gaga’yı Marksist bularak hemen takdir eden Zizek konuşacak değil ya hep, azıcık da biz kadınlar popüler kültür üzerinden fikir beyan edelim.

‘Yozlaşırken bile eşit olamamak’

Bir erkek iktidara sahip olunca kimsenin gözüne yozlaşması batmazken bir kadın iktidar sahibi olunca bu yozlaşma herkesin gözüne batar. Çünkü erkeğin iktidarı olağan ama kadınınki  olağan dışıdır. Bu gezegen, erkek egemen bir gezegen neticede. Maalesef bu noktada da Hegel’in de hakkını vermek gerek, “güç insanı yozlaştırır”. Yozlaşırken bile eşit olmayan kadın ve erkeğin toplumsal cinsiyet rolleri de maalesef evrenseldir. Çin’de de, Amerika’da da, Türkiye’de de anneler gününde küçük mutfak aletleri, popüler hediyelerin başını çekmektedir. Evrensel cinsiyet rolüne göre güçlü kadını bir yerlere oturtmak epey zor olmaktadır. Kadın güçlü ama anaç mı, adaletli mi, erdemli mi, saygın mı, asil mi ve inanamazsınız ama iktidar sahibi kadına bile sorarlar ‘laf dinliyor mu?’ diye. İktidar sahibi kadının illa bir aması olmalı ki ‘makbul’ olsun. Zira zilli, eli maşalı, şirret, şeytan, şuh veya deli olabilir kendisi.

Game of Thrones finali tartışmasıyla, meseleye fantastik edebiyat boyutu da eklenmiş oldu. Fantastik edebiyat ve kadın iktidarı deyince birçok fantastik edebiyat okuyucusu gibi benim de aklıma JRR Tolkien’in Orta Dünya evreninde yarattığı Elf kraliçeler ve onların en muktediri Galadriel gelir. Tolkien daha Silmarillion’da Beren ve Luthien’in aşkından başlayarak birçok kadın karakteri bir adamın sevdiği ya akşam ( Arwen), ya sabahyıldızı (Luthien)  güzelliğindeki erdemli kadın olarak yaratmaya başlamışken, bu tanımlamaları kadın iktidarının olağan olduğu Lorien Ormanı’nın hanımı Galadriel bozar. Galadriel’in kocasının adını kimse bilmez zira o Galadriel’in kocasıdır mesela. Hereks’in ele geçirmek için uğraştığı güç yüzüğü Galadriel’in eline geçince gücün onu neye çevireceğini bilir ve onun yok olması için yüzük fedailerine yapabileceği tüm yardımı yapar. Fakat neden bir Sauron’un zehirli iktidarını izlerken, Galadriel’inkini izlemiyoruz ki? Güç ve zalimlik erkeklerin tekelinde olamamalıdır. Bırakın da kadınlar da güçlü ve zalim olabilsinler, değil mi? Güç ve zalimlik cinsiyetten ziyade insana has bir kavram ama erkekler  kadınlara güç yüzünden zalimleşmede bile müsaade etmiyor ki!

Dany’nin ‘Stalinleşmesi’ olasılığı

Game of Thrones finalinde ejderha sırtındaki Daenerys, bir Targaryen geleneği olarak gücün zirvesindeyken delirdi ve ‘deli kraliçe’ oldu. Babası deli kral Aerys Targaryen, deli hali ile hatırı sayılır bir süre iktidar sürmüştü. Hatta fantastik serinin geçmişinde 300 yıllık iktidarı olan I. Aegon Targaryen’in de korkuyla hükmettiği anlatılır. Ondan sonra gelen ejderli diğer krallar da kendi kalesinden daha görkemli diye bir kaleyi (Harrenhall) içindekilerle birlikte taşlarına kadar yakıp iktidarı hiç zedelenmeden devam edebilmiştir. Ama daha delirdiği ilk gün yazar Martin’in kendisini çağırdığı adı ile Dany, sözüm ona kendisini seven adam (John Snow) tarafından kalbinden bıçaklandı ve öldü. Kadına o meşhur demir tahta oturmak bile nasip olmadı.

J.Stalin’in 1945 zafer konuşmasında2 Almanların yanı sıra soylu düzeni yeren ve ona sosyalist çağrışımlar yapan tabiri ile ‘çark’ diyen Deli Kraliçe’nin soylu ve seçkin olmayan destekçilerine radikal bir konuşma yapmıştı.  Dany de her iktidar sahibi gibi iktidarına gölge istemiyordu ama bir kadın olarak ölmek zorundaydı. Dany’nin ‘Stalinleşmesi’, öldürülmesinden çok daha parlak bir fikirdir. George Orwell’in gücü elde ettikten sonra yozlaşan sosyalist domuzların güç serüvenini anlattığı Hayvan Çiftliği örneğindeki gibi bu, eşitlik ve adalet getirme sözü olan radikal düzenin iktidarla nasıl değiştiğini seyredebilirdik. Hayvan Çiftliğindeki Glue isimli herkesi birleştirme gücü olan at nasıl bir yapıştırıcı firmasına satıldıysa herkesi birleştirme gücü olan John Snow’un da nasıl iktidara tehdit oluşturduğu için harcandığını seyredebilirdik. Bıçağı kalbine yiyen seven erkek de olabilirdi. İktidar hırsının bunu yaptırması bir kadını öldürmekten çok daha meşrudur aslında. Dany, I. Aegon gibi masum halkı öldürerek bir kraliçe olmaya devam edemezdi, çünkü bir kadındı. Erdemsizlik gösteren kadın erdemsizlik gösteren erkek gibi bir müddet daha tahammül edilebilir değildir, hemen hakkını bulmalıdır.

Aşk-ı Memnu kitabında kocasını, kocasının yeğeni ile aldatan Bihter Ziyagil kendi kalbine dayadığı silahla intihar ederken kocanın yeğeni Behlül kaçıp gider. Bu erkek bakışta erdemsiz kadının hakkı ölümdür. Bu sebepten Dany ve Bihter’in akıbetleri benzerdir ve bence namus cinayetlerinin başladığı yerdir burası. Bir tecavüz mağduru olan Güldünya Tören’i öldüren ailesi de onun erdemsiz ve namusta leke olduğuna karar kılarak bu kararı meşrulaştırmıştır. Dany, Cersei, Bihter, namus için öldürülen kadınlar, karşılıksız sevgi yüzünden öldürülen kadınlar, erkek egemen dünyanın kurallarına göre şu ya da bu sebepten ölümü hak eden kadınlardır. Kurgu ve fanteziler toplumsal yargıların yansıması değil midir? Cinsiyetçilik ve kadınları öteki olarak görme işte bu kadar içimize işlemiştir. “Ne alaka” diyen okuru duyar gibiyim. Üzgünüm fakat ‘yanlış yapan’ kadının ölümünü haklı görüyorsanız bir tık üstünüzün namus cinayeti işleyebileceğini hatırlatmak isterim.

Kötü kadınlar, erdemli erkekler, tarihin tekerrürü

Game of Thrones dizisinde Dany’in karşısında savaştığı başka bir zalim kraliçe olan Cersei vardır. Ensest bir ilişkiden doğan üç çocuğunun iyiliği, ailesinin iktidarı ve babasının takdiri için herkesi harcayan Cersei Lannister da katıksız bir kötüdür. Dizide ahlaksızlığı yüzünden çırılçıplak utanç yürüyüşüne çıkarılan Cersei’in ensest ilişki içinde olduğu kardeşi Jamie, karakter oluşumu sırasında erdemli bir adama dönüşürken herkesin sempatisini toplar. Dany’nin yeğeni olan ve sevdiği adam olan J. Snow zaten başından itibaren erdemli bir adamdır. İyi başlayıp güçten deliren kadınlar, erdemini hiç bozmayan erkekler, kötülüğünden ödün vermeyen kadınlar ve erdemini fark eden erkeklerin hikâyeleri tarihin tekerrürüdür.

Bana kalırsa bir yazar istediğini yazar. Yazdığı şey onun alanıdır beğenen beğenir, beğenmeyen kendi bilir. Yazanın ne yazdığına müdahale de sansürün başlangıcıdır zaten.

Benim derdim bir ‘erdemsiz kadın’ öldüğünde sevinen ve toplumu oluşturan okuyucu, izleyici, dinleyici bireylerin tepkisidir. Kadın ya da erkek fark etmez, bir kadının toplumsal bir yargı yolu ile meşrulaştırılarak öldürülmesine sevinen / şaşırmayan takipçi cinsiyet eşitsizliğinin çivisidir. Sorun bunu yazanda değil içselleştirendedir.

Deli Kraliçe’nin iktidarının ölümü hak ettiği yargısı ile bitmediği ve güç zehirlenmesinin bir kadın veya erkek için cinsiyet fark etmeksizin aynı ölçüde rahatsız edici bulunduğu vakit bir eşitlik vardır diyebiliriz. Kendi adıma favori karakterim olmasa da deli kraliçenin iktidarını görmeyi, erdemli bir erkeğin iktidarına tercih ederdim. Bir kadın güce vakıf oldu diye sevgi dolu, anaç, adil ve merhametli olmak zorunda değil. Biz kadınlar, kadınız diye erkeklerden daha iyi olmak zorunda değiliz. Biz de insanız, biz de kötü olabiliriz. Burada mesele gücün kendisi olmalıdır, kadının kendisi değil. Bu sebepten sanatta ve dahi politikada daha fazla zalim ve kötü kadın görebilmeyi dilerim. Kötü Trump iktidarı yerine neden kötü Hilary Clinton iktidarı olmasın? Brexit konusunda başarısız olduğu için gözyaşları ile istifa eden Theresa May iktidarı, David Cameron’dan daha mı kötüydü? Hatta May’in bacakları bile bu süreçte haberlere konu olmuştu. İngiltere’ye başbakan da olsanız kadın bedeniniz erkek egemen yargıların odağındadır. Kadın bedeni üzerindeki erkek tahakküm en tepeden en aşağıya kadar politiktir. Kadına ilişkin her eşitsiz yargı gibi.

Ben bir kadın olarak ekranda, perdede, kitap sayfasında o ya da bu sebepten kadınların ölmesinden çok sıkıldım. Bunun meşrulaştırılmasını ise çok tehlikeli bulmaktayım. Tüm bu kadın iktidarı tartışmaları sırasında Zizek’in sorduğu “hangi kadının iktidarı meşru” sorusundan ziyade, bir kadın öldürüldüğünde bunun meşrulaştırılması kimi rahatsız etmiyor sorusu benim açıdan daha kritik. Bırakın da deli kraliçeler, zalim kadınlar, ahlaksız ve kötü kadınlar da yaşasın.

 

  1. https://www.independentturkish.com/node/34121/yazarlar/game-thrones-politik-kad%C4%B1nlardan-ve-devrimden-duyulan-korkudan-istifade-etti-ve?fbclid=IwAR265IrXfGMiBJBK52qd7WufIKBNy1tIqdEjwbfLZJg_IHxy2_hAuwgARSw#.XOauCi25sUQ.facebook
  2. https://www.marxists.org/reference/archive/stalin/works/1945/05/09v.htm,

 

Kategori: Kadın