EkolojiManşet

19. Kuş Konferansı’ndan: Kuş popülasyonu insan faaliyetlerin tehditi altında – Zümre Deniz Denli

Çamlıyayla’da düzenlenen 19. Kuş Konferansına katılan yüze yakın kuş gözlemcisi, akademisyen ve kuş bilimcisi, avcılık, yapılaşma ve kimyasal atık tehlikelerine dikkat çekti.

Doğa Derneği’nin düzenlediği bu yıl Çamlıyayla Belediyesi (Mersin) ev sahipliğinde ve Kızılkaya Yenidünya Derneği ortaklığında düzenlenen 19. Kuş Konferansı 17-22 Mayıs tarihlerinde gerçekleşti. Türkiye’nin ve dünyanın farklı bölgelerinden konferansa katılan yüze yakın kuş gözlemcisi, akademisyen ve kuş bilimcileri araştırma ve deneyimlerini paylaştı; Kızılkaya, Çamlıyayla ve Göksu Deltası’nda kuş gözlemleri yaptı. Bazı kuş ve diğer hayvanların neslinin tehlike altında olduğu hatırlatılan konferansta, bu tehlikenin insan eliyle gerçekleştiği ve avcılık, yapılaşma/kaçak yapılaşma, endüstri sonrası kullanılan kimyasal atıklar gibi başlıca nedenlerin olduğu vurgulandı.

Çamlıyayla Belediye Başkanı İsmail Tepebağlı bölgenin doğasına dikkat çekerek yüzde 10 yapılaşmaya müsaade edildiğini belirtti: “Çamlıyayla doğasıyla gerek Çukurova’nın gerekse Türkiye’nin çok ender yerleşim bölgelerinden bir tanesi. Yapılaşmamız gördüğünüz gibi bir dönüme bir konut ve yüzde 10 yapılaşmamız var. Yani iki kattan yüksek ev yok ve her evimizin etrafında belirli bir yeşil alan bıraktık. Sizler de görmüşsünüzdür trafik ışığımız dahi yok, sakin bir yerdir burası.”

Doğa Derneği Tür Koruma ve Çukurova Bölge Sorumlusu Turan Çetin de Çamlıyayla ve Mersin’in deniz seviyesinden yüksek dağ seviyesine en hızlı geçişin yapıldığı ender noktalardan biri olduğunu, bunun da bölgede bitki ve tür çeşitliği meydana getirdiğini vurguladı. Bölgede 300’e yakın endemik bitki olduğunu anlatan Çetin, bölgedeki göçer kültürünün önemine de değindi: “Bölgede doğal ot, otobur hayvanlar nerdeyse tükendi. Bu nedenle orman çok sıklaşıyor. Bölgedeki göçebeler ise keçileriyle, hayvanlarıyla göçerken dengeyi sağlıyor, keçi göçerken orman arasında boşluklar bırakıyor, böylece yırtıcı kuşlar avlanırken bu boşluklardan yararlanabiliyor.”

Çetin, göçerlerin ölen hayvanlarını doğaya bırakmasının, antibiyotik alan bu hayvanları yiyen diğer türlere zarar verdiğine de dikkat çekti; yerleşim yeri olan alanda bulunan çok fazla orta gerilim hattının kuşlar için tehlikeli olduğunu vurguladı: “Biz de Doğa Derneği olarak göçün yoğun olduğu ilkbahar ve sonbahar aylarında göç yolları üzerinde izole olmamış orta gerilim hattını yürüme yöntemiyle kontrol ediyoruz.”

Göksu Delta’sında kuş gözlemi yapan ekip bölgedeki elektrik direğinde orta gerilim hattı sebebiyle öldüğü düşünülen bir  yılan kartalına denk geldi. Fotoğraf: Turan Çetin

Ağaçlar için çalıkuşunun önemi

Konferans ve kuş gözlemleri sırasında kuşların korunması için bölge habitatının da korunmasının ve tersinin önemi vurgulandı. Konferans katılımcılarından, Çamlıyayla bölgesinde kuş gözlemleri yapan Tayyar Aytekin çalıkuşunun ağaçlar üzerindeki olumlu etkisini şöyle dile getirdi: “Çalıkuşuna, ladin ve çam ağaçlarında çok sık rastlanıyor, bu türün en büyük faydası ağaçlardaki küçük haşere, böcek ve kurtları yiyerek onları hastalıklara karşı korumasıdır. Bu tür, çocukluğumda yaşadığım yerde çok fazla vardı ve ben hiç kuruyan bir ladin ağacı görmemiştim. Ama 3-4 yıldır ormanın yarısı kuruyor, Orman İşletmesi bu ağaçları kestiriyor. İçinden larvalar, ağacı kurutan kurtçuklar çıkıyor. Ağaçlardaki hastalıkların büyük orandaki sebebi bu kuşların yok edilmiş olmasıdır. Bu kuşlar bu böcekleri yemese demek ki hiçbir meyve sebze olamayacak.”

MAK: Nesli Tehlike Altındaki Kuşlar avlanabilir!

Doğa Derneği’yle birlikte 27 kurum ortak bir deklarasyon yayınlayarak nesli dünya ölçeğinde tehlike altında olan “elmabaş patka” ve “üveyik” kuşlarının avının tamamen yasaklanmasını talep etmişti. Ancak 23 Mayıs’ta toplanan Merkez Av Komisyonu (MAK) nesli tehlike altında olan bu türlerin avlanmasına izin verdi. Küresel ölçekte “Kırmızı Liste” türleri içerisinde bulunan üveyik ve elmabaş patkanın avlanmasına izin verilen toplantı kararları, doğa koruma kurumları, doğa severler ve hayvan hakları savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı. Konferansta da sıklıkla dile getirilip konuyla ilgili çalışmalara destek çağrısında bulunuldu. 23 Mayıs’ta toplanan

Hala üreme döneminde olan annesi avlanmış bir üveyik vakası

Evcil ve doğadaki vahşi kuşların bakım, tedavi ve rehabilitasyonlarının yapıldığı Simurg Kuş Yuvası Derneği de nesli tehlike altında olan türler konusuna dikkat çekti, Simurg Kuş Yuvası Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Alaz Uslu Eylül 2016 tarihinde kendilerine ulaştırılan üveyik vakası üzerinden türün hala avlanıyor olmasını eleştirdi: “Bize ulaştırılan bir üveyik vardı, adı Pekmezdi. 2016 Eylül ayında öksüz kalıp soğuktan üşürken pekmez kazanının yanındaki ateşe sokulunca insanlar tarafından bulunmuş. Bulan kişiler ‘anasını vurdular bunun’ demişti. Avcılar tarafından vurulan yetişkinlerle birlikte yavrular da ölüyor. Pekmez bize ulaştırıldığında soğuğa ve açlığa karşı bakteri ve enfeksiyon kapmıştı. Tedavi süreci tamamlanırken kış ortasına girdiğimiz için göç dönemini kaçırdı. Mayıs 2017’de İz Tv’nin de katıldığı bir belgesel çekimiyle birlikte doğaya döndü.”

Çukurova Bölgesi 371 kuş türüne ev sahipliği yapıyor

Çukurova Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Lütfi Altınsu da Çukurova bölgesinin coğrafi yapısını ve kuş zenginliğini katılımcılarla paylaştı. 1982-98 yılları arasında e-Bird’ün verilerine göre Adana’da 342, Mersin’de 352, toplamda ise 371 kuş türü olduğunu dile getiren Altınsu bölgenin yüksekliklere göre kuş türlerinin değiştiğini belirterek şunları söyledi: “Kıyılar, lagünler, bataklıklar ve sazlıklarda yer alan kuşlarımız var; özellikle Yumurtalık, Akyatan ve Göksu lagünlerimiz Ramsar Sözleşmesi’yle(Özellikle su kuşları bakımından uluslararası öneme sahip sulak alanlar hakkında sözleşme) koruma altındadır. Buralar pek çok kuş türünün yanı sıra caretta caretta gibi pek çok hayvanın yaşam alanı ve kışlama alanıdır. Bölgeye özgü alaca yalıçapkını, en önemli yeri Yumurtalık olan telli turna, flamingo, Kıbrıs ötleğeni, saz horozu ve sumru türleri gibi pek çok türü gözlemleyebilirsiniz.”

“Bolkar Dağları Yörüklere Emanet”

Kızılkaya Yenidünya Derneği’nden Oktay Armutoğlu ise Doğa Derneği ile beraber yürüttükleri “Bolkar Dağları Yörüklere Emanet” projesini anlattı: “Yörükler burada ekosistemle bütünleşmiş ve harmanlanmış durumda. Bu insanlar yüzyıllardır ovaya inip yazın Bolkar Dağlarına çıkıyor ve birçok göçebe göç yolu olarak yaşadığımız Kızılkaya Köyü yolunu kullanıyorlar. Fakat hayvanlarla en iyi iletişim ve etkiyi sağlayan Yörükler olmasına rağmen; biz gördük ki kuşlar ve diğer hayvanlara en büyük zararı veren de yine Yörükler“

Gediz Deltası’nda yeni bir tür: Pufla

Doğa Derneği Gediz Deltası kampanyası sorumlusu Eyüp Fatih Şimşek, Deltanın 2 milyon yıl yaşında olduğunu belirterek Gediz Deltası ve İzmir bağının önemine vurgu yaptı. Kentin tarımında ve limanın oluşumunda deltanın etkili olduğunu ifade eden Şimşek, “Deltaya organize sanayi yapılmış, insanlara oranın kuş cenneti yerine bataklık olduğunu söylemişler. Yöneticiler İzmir’in algısıyla oynamış, İzmir’in belleğinde Gediz yok” dedi. Türkiye’de yer alan 486 kuş türünün 296’sının Gediz Deltası’nda gözlemlenebildiğinin altını çizen Şimşek en son buldukları yeni bir tür olan ve dünyada “Nesli tehlikeye düşebilir” kategorisinde yer alan pufla kuşu ile birlikte tür sayısının 297’ye ulaştığını açıkladı.

 

Kategori: Ekoloji