Dünyanın en büyük yaban arısını Avrupalı istilacılardan kurtarma mücadelesi

The Guardian‘da Alison Benjamin tarafından kaleme alınan makaleyi Yeşil Gazete gönüllü çevirmenlerinden Cansu Yılmaz‘ın çevirisi ile yayınlıyoruz.

***

Şili’de sevilen yerli arı türü, ölülerin ruhunu taşıdığı için saygı görüyor, ancak çiftçiler bitkilerin polenlerini yaymak için parazitle aşılanmış ithal türleri kullandıkça sayıları azalıyor. Lavanta çiçekleri üzerinde Patagonya yaban arısı. Bu tür, Avrupa’ya özgü türlerin ithalatından dolayı tehlike altında. Fotoğraf: Michael Grant Wildlife/Alamy

José Montalava dünyanın en büyük yaban arısını ilk kez gördüğünde henüz altı yaşındaydı ve Şili’nin kırsalında büyük babasının evini ziyaret ediyordu. “Domates tarlasında vızıldayan kocaman, gürültülü ve tüylü turuncu bir şeydi. Montalava, “Onu yakalamaya çalıştığımı hatırlıyorum, ancak uçmak için fazla ağır görünmesine rağmen uzaklaşmaya devam etti” diye hatırlıyor.

Montalava’nın çocukluğu boyunca, –boyutları 40 mm’ye kadar ölçülebilen ve “uçan fareler” olarak adlandırılan– bu dev altın rengi yaban arıları (Bombus dahlbomii) büyüdüğü Orta Şili’de bulunan kasabada yaygın biçimde görülebilmekteydi. 36 yaşındaki entomolojist (böcekbilimci), “İlkbaharın habercisi olan öyle çarpıcı, karizmatik, renkli yaban arısıydı ki” diyor, “Şimdi ise memleketimden ve diğer birçok bölgede tümüyle ortadan kayboldu.”

Montalava, bir Avrupa yaban arısı ithalatının yerli türler üzerindeki potansiyel etkisi üzerine bir araştırmaya katılmaya davet edildikten sonra, dev altın rengi yaban arılarının başının dertte olduğunu fark ettiğini söylüyor.

2003’te, o zamanlar çalıştığım başkent Santiago’nun hemen dışındaki üniversitenin bahçelerinde binlerce yerli yaban arısı görürdük. Çiçekler bu büyük, tüylü turuncu arılarla çevriliydi.”

Gelgelelim birkaç yıl sonra, onları görebilmek artık mümkün değildi. Ve kısa zaman içinde, Montalava’nın yıllık araştırma için her yıl ziyaret ettiği kır çiçekleriyle kaplı kıyılardaki kayalıklarda da kaybolmuşlardı. O, “Aslan ve gergedan gibi türlerin dünyanın diğer ucunda neslinin nasıl tükendiğini duyuyorsunuz, ama bu türle büyüdüm ve ortadan kaybolduğuna tanık oluyorum. Bu, çok hızlı meydana geldi,” diyor.

Kampanyacılar, Şili’nin yerli yaban arısının karşı karşıya kaldığı tehdit konusunda farkındalık yaratıyor. Fotoğraf: Explora

Felaketin nedeni, sonunda altın rengi devden çok daha küçük bir hayvan formunda tespit edildi. Her yıl Avrupa’daki fabrikalardan 60’tan fazla ülkedeki seralara, sayıları 2 milyonu aşan yaban arısı kolonileri ihraç edilmektedir. Bu endüstriyel yaban arıları, harika tozlaşma yetenekleri için yetiştirilip satılıyor: dolgun ve kıllı gövdeleri, bitkinin erkek kısmının polenini kadın kısmına doğru yaymak için mükemmel nitelikte. Bu vızıltılı tozlaşma –çıkardığı ses nedeniyle böyle anılıyor–, domateslerin veriminde bir değnek yardımıyla el ile yapılan tozlaşmaya kıyasla % 30 artış sağlayabilir.

Dünya genelinde endüstriyel arılar domates, patlıcan, biber ve yaban mersini gibi meyve ve sebzeleri tozlaştırarak yolculuk eder. Dünyadaki mahsul üretiminin üçte birinden fazlası, yıllık hizmetlerinin küresel ekonomi için 577 milyar dolar (440 milyar £) değerinde olduğu tahmin edilen polen taşıyıcılara bağlıdır.

Ancak, 1980’lerden bu yana tarımsal tozlaşma için yaban arısı ticaretinde gözlemlenen büyüme, ortaya çıkan, küresel çeşitliliği etkilemesi muhtemel çevresel en büyük sorunlardan biri olarak belirlenmiştir.

Şili’de Los Lagos Üniversitesi bünyesinde bulunan Ekoloji ve Biyoçeşitlilik Enstitüsü’nde (Institute of Ecology and Biodiversity; IEB) tozlaşma ve yaban arıları üzerine çalışan bir araştırmacı olan Cecilia Smith-Ramírez’in dediğine göre; “Avrupalı yerleşimcilerin, Amerika’nın yerel popülasyonunu bağışıklık sahibi olmadıkları kızamık gibi birçok Avrupa hastalığıyla kazara yok etmeleri gibi, Avrupa yaban arıları da yerli arıların ölümüne yol açacak patojenleri yayabilir.”

Şili’de moscardón olarak bilinen Bombus dahlbomii. Fotoğraf: Orlando Montes

Şili 1997 yılından beri, Belçika, Slovakya ve İsrail’deki fabrikalardan 1,2 milyondan fazla yaban arısı kolonisi ithal etti. Sadece 2015 yılında 200.000 adet ithalat yapılmıştı. Yıllar içinde, seralardan kaçıp Güney Amerika’nın en güney ucuna doğru 2.000 km’den (1.200 mil) fazla yol kat edip Arjantin’de And Dağları boyunca ve Pasifik’ten Atlantik kıyılarına kadar yayıldılar.

En yaygın biçimde ihraç edilen Avrupa yaban arısı, toprak yaban arısıdır (Bombus terrestris). Ülkenin en sevilen böcek türü seçildiği İngiltere’nin bir ucundan diğerine birçok bahçenin alışıldık ziyaretçisidir. Ancak bu yüksek adaptif yaban arısı, yerli olmayan ekosistemlerde yıkıma sebep olabilir. Bu araların taşıdığı altı parazit tanımlanmıştır ve yerel yaban arıları ve yerel bitkilerin yayılmasına zarar veren sinek kuşu gibi diğer yerel polen taşıyıcılar ile yuva alanları ve besin için rekabet etmektedirler. Aynı zamanda, yerel kuşların ve memelilerin beslendiği yerel bitki örtüsünün büyümesini baskılayarak aslen Avrupa’dan gelen istilacı bitkilerin yayılmasını artırmaktadırlar.

Şili’de muazzam kamu baskısı yükseldi. Montalava’nın kurduğu bir yurttaş bilim projesi olan Save Our Bumblebee (Yaban Arılarımızı Kurtarmak) kapsamında, bu arıları saymak için binlerce kişi imza topladı: “Bu, bizim için öyle simgesel ki. Yerel olarak moscardón adıyla bilinen Mapuche yerlilerinin tapındığı bir tür. Onlara göre ölülerin ruhunu taşıyor, bu yüzden onu asla öldürmezler.” Ancak Şili hükümetinin bu arıyı nesli tükenmekte olan bir tür olarak kabul etmesine rağmen, Montalava, Şilili çiftçilerin Avrupa yaban arılarını ithal etmelerini engellemek amacıyla hiçbir şey yapılmadığını söylüyor.

Çilekleri tozlaştırmaya hazır bekleyen bir kutu yaban arısı. Fotoğraf: Arterra/UIG via Getty

Şili yetkili makamlarına dava açmaya hazırlanan bir grup Güney Amerikalı bilim insanına liderlik eden Smith-Ramírez, “Bu yaban arısı istilasının ciddi çevresel maliyetlerine dair net ve artan kanıtlar var” diyor. “Yerli yaban arılarımıza ve ekosistemlerimize belirgin tehlikeleri var olduğu halde yerli olmayan yaban arıları ithalatının devam etmesini sağladığı için şu anda tarım ve hayvancılık hizmetine (SAG) karşı yasal bir dava dilekçesi geliştiriyoruz.”

2016 yılında, –küresel ölçekte ekosistemlerin ve biyoçeşitliliğin durumunu değerlendirmek üzere kurulan bir Birleşmiş Milletler organı olan– Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Hükümetlerarası Bilim-Politika Platformu (IPBES), “yerel olmayan tozlayıcı türlerin iç karartıcı dahil oluşları” için yeterli kanıt bulunduğu sonucuna vardı.

Belçika merkezli, ticari olarak yetiştirilmiş Avrupalı yaban arılarının önde gelen ihracatçılarından biri olan Biobest, geriye bakıldığında Şili’nin toprak yaban arıları ithal etmemesi gerektiğini itiraf etti. Biobest Grubu Başkanı Jean-Marc Vandoorne, “O sıradaki karar doğru seçim değildi” dedi. Ancak 20 yıl sonra bir yasağa da katılmıyor. “Bize göre, bugün üretimi ve ithalatı durdurmak, [dev altın yaban arısı] popülasyonlarının kurtarılmasına yardımcı olmayacak.”

Yine de, bu Güney Amerika’ya özgü 26 yaban arısı türünün birçoğunu tehdit edebilir. Bir grup bilim insanının halihazırda tehlikeye dikkat çektiği üzere istilacıların kuzeyde Bolivya, Peru ve Uruguay’a, ayrıca Arjantin Pampalarının (geniş otlaklarının) doğusunun da ötesine ve Brezilya’nın güneyine doğru yayılmaları bekleniyor.

Toprak yaban arısının 1991 yılında ilk kez ithal edildiği Japonya’da, 22 yerli yaban arısı türünden ikisi, yeni gelenlerle rekabete maruz kaldı. 2006 yılında, Japonlar bunu büyük bir istilacı tür olarak listeye aldı ve artık Japon tarım ve çevre bakanlıklarının izni olmadan daha fazla girişlerine izin verilmiyor.

Arjantin’de, hükümetin ithalatı yasaklayarak Avrupa yaban arılarını uzak tutma girişimlerinin boşuna olduğu kanıtlandı. Arjantin’in Ulusal Bilimsel ve Teknik Araştırma Konseyinde araştırmacı olan Marina Arbetman, “Yaban arıları, ulusal sınırları dikkate almıyor ve işgalleri Güney Amerika’da önemli muhafaza sonuçlarına neden olabilir, bu yüzden girişleri yerli yaban arılarının bulunduğu bölgelerde teşvik edilmemelidir” diye uyardı.

Bilim insanları, Avrupa şirketlerinin ve hükümetlerinin sorumluluk almasını istiyor. “Sorun, Avrupa’da toprak yaban arısı üreten şirketlerin bu küresel biyolojik çeşitlilik felaketine neden olmaları; etik ve uluslararası yasal sorumlulukları var,” diyor Smith-Ramírez. O, üreticilerini yaban arılarını patojenlerle donatıp, onları hastalıksız olduğunu iddia eden “sahte” sertifikalarla satmakla suçluyor.

2013 yılında, İngiliz araştırmacılar, ithal Avrupa yaban arılarının %77’sinin, üreticilerinin parazitlerden arınmış olduklarına dair iddialarına rağmen mikrobiyal parazit taşıdığını tespit ettiler. Önde gelen yaban arısı üreticileri, böceklerinin parazitleri barındırdığını inkâr ediyor. Smith-Ramírez, “Bu üreticiler, uluslararası anlaşmaları ihlal edip, doğru olmayan bir şeyi satarak cezadan muaf bir şekilde hareket ediyor, ” diye ekliyor.

İngiltere’deki Sussex Üniversitesi’nde yaban arısı uzmanı olan Profesör Dave Goulson, dev altın yaban arısını kurtarmak için çok geç olabileceği konusunda endişeli, ancak yine de Avrupa arı ihracatına son verilmesi çağrısında bulunuyor.

AB, yaban arılarının yerlisi olmadıkları yerlere ihracatını yasaklamalı. Bunun tersi yasadışı olurdu –yabancı yaban arılarını, Avrupa’ya getiremezsiniz ki bu da samimiyetsiz görünüyor. Bu yüzden prensipte yasaklanmaları gerekiyor,” diyor.

Her kıtanın, mahsullerini doğal biçimde tozlaştıran ve çoğu zaman ithal edilenlerden daha verimli olan yerli, vahşi arıları vardır. Ülkeler kendi tozlayıcılarını üretebilir, ancak ithalatı çoğunlukla daha ucuzdur.” diye de ekliyor.

Arjantin’de, Biobest yerli bir yaban arısı türünü yetiştirmek için çalışıyor. Ancak bilim insanlarının ifadesine göre Şili hükümeti Avrupa yaban arısı ithalatını durduruncaya dek, bu çalışma dev altın yaban arısını kurtarmayacak. Arbetman, “Arjantin ve Şili arasında çevre üzerine bu tür bir koordinasyon için yasal bir çerçeve sağlayabilecek iki taraflı bir antlaşma var” diyor.

Yerli Şili yaban arısı (sağda). Şili 1997’den beri, Belçika, Slovakya ve İsrail’den 1,2 milyondan fazla yaban arısı kolonisi ithal etti. Fotoğraf: Alvaro Cuevas Becerra

Güney Amerikalı bilim insanları, Mayıs ayında Ekoloji ve Hidroloji Merkezi’nden Profesör Matthew Heard liderliğindeki tozlaşma hizmetlerini koruma amaçlı yeni bir projenin parçası olarak İngiltere’de uluslararası bir ekibe katılacak. Heard, “Tüm paydaşları meseleye dâhil edip istilacı türlerin nerede ve ne zaman sorun olabileceğine bakmak ve yerli polen taşıyıcıların düşüşündeki pek çok potansiyel faktörü incelemek istiyoruz” diyor.

Güney Amerika’ya yayılmış olan milyonlarca Avrupalı toprak yaban arısının nasıl durduracağına gelince, Japonya’nın bu soruya cevabı olabilir. Oradaki araştırmacılar, yasaklayıcı bir çözüm öneriyor, bu ise büyüme düzenleyici böcek ilaçlarını besin arayan arılara püskürterek onu koloninin gelişimini engelleyecek kovanlarına geri götürmelerinin sağlanması. Bu yılın başlarında bir makalede onlar bu yöntemin istilacı eşek arılarını ve karıncaları kontrol etmek için kullanıldığını ve bunun “istilacı toprak yaban arılarını durdurmak için en uygun yöntem” olduğunu söylediler.

Şili’de, Smith-Ramírez “Belki abartılı gelebilir, ancak yerli yaban arılarımızın yaşamları ve ekosistemimizin devamlılığı ile orada yaşayan tüm bitki örtüsü ve faunası tehlikede olduğunda bunu göz önüne almak zorunda kalacağız.” diye belirtiyor.

Makalenin İngilizce Orijinali