Hafta SonuKültür-SanatManşet

(Babil’den Sonra) Meral Akçay, İKSV Salon İstanbul’da…

Meral Akçay, 6 Mayıs Pazartesi, saat 20.30’da çok dilli, çok kültürlü bir repertuvarla İKSV Salon İstanbul’da sahne alacak. Konserin öncesinde Açık Radyo (94.9)’da Babil’den Sonra programıma konuk olan Meral Akçay şarkılarıyla bu topraklardaki çok kültürlülüğün hepimiz için büyük bir zenginlik olduğunu vurgulamaya çalışıyor ve anaların yüreklerinin artık yanmaması için şarkılarıyla bir barış çağrısı yapıyor.

Meral Akçay geçen yıl 15 Ocak’ta İKSV Salon’da verdiği konserine davet çağrısında Şarkılardır anlamasak da ortak bir dilde yüksek sesle haykırdığımız; şarkılardır hiç bir cümlesini anlamadan, bir dilden, hep bir ağızdan şakıdığımız; şarkılardır yan yana gelmemizi, farklı düşünüp ortak ağlamamızı sağlayan; şarkılardır derinlerdeki lal duyguları dillendiren, barışı çoğaltan, aşk ateşini tutuşturan; kavgayı azaltan da yine şarkılardır…” diyordu ve sözlerine “Ne acının rengi ne de şarkıların ulusu var. Öylesine sınır tanımaz ki şarkılar, öylesine dokunur ki yüreklere, gün olur bir İngiliz, Azeri ananın sulh için yakarışını dinlerken tutamaz gözyaşlarını; gün olur hiç anlamadığı Kürtçe bir şarkı ile aşka düşer bir Hintli, Anadolu’da bulur kendini… İşte bu yüzden ki insani ortaklıklarımızı dünyaya haykırmanın en etkin elçisidir şarkılar…” diye devam ediyordu.

Meral Akçay, Kigı’da dünyaya gelmiş. Çocuk ruhu, Peri Suyu’nun muhteşem doğasında dinlediği kuşlar korosunun sesleri ile beslenmiş. Radyo tutkusu da yaşadığı dağ köyünde başlamış. Radyodan dinlediği ve sevdiği şarkıları ezberleyerek, kurda-kuşa-dağlara söyleyerek başlamış müziğe. Flüt çalmayı öğrenmiş. Sonra Kırşehir’de ortaokula devam etiği yıllarda öğretmeni İsmail Sövüş’ün teşvikiyle müzik bir tutku haline gelmiş. Önce okulun flüt korosuna ve sonra okulda kurulan çok sesli koroya katılmış. Sadece şarkı söylemek değil, aslında bir çalgıyı da çalmak istemiş ama Anadolu’da çok çeşitli olanaksızlıklar içerisinde yaşayan birçok genç gibi, ailesinin ekonomik durumu hep özlemlerini ötelemesini gerektirmiş.

Konservatuvara devam etmeyi de düşünmüş ama bir “meslek edinme” kaygısıyla müziğin dışında bir kulvarda yola devam etmiş; buna rağmen küçük yaşlardan başlayarak her an ruhunu güzelleştiren müzik tutkusunu hiç yitirmemiş. Ankara Üniversitesi’nde okuduğu yıllarda Ankara Radyosu THM Gençlik Korosu sınavlarına girmiş ve 1986-1991 yılları arasında dört yıl boyunca bu koroya devam etmiş. TRT1’de her hafta yayımlanan Bizim Eller programında solist ve korist olarak yer almış. Üniversiteyi bitirince 1991 yılında ABD’ye gitmek zorunda kalması radyo serüveninin de sonu olmuş. ABD’de de boş durmamış. Türkiye’den lisanüstü eğitim için gelen arkadaşlarıyla gruplar kurmuşlar ve Georgia Tech ve Emory üniversitelerinin kültür festivallerinde halk ezgileri söylemeye devam etmişler.

Meral Akçay, ilk albümü SETERO ile yaşadığı ve tutkuyla bağlı olduğu Anadolu coğrafyasının olağanüstü zenginlikteki kültürünü, bu toprakların kadim halklarının seslerini-sözlerini bir kez daha hatırlatmak istemiş. Tek tip dayatmasıyla kurgulanmak istenen “kültürel fakirliğe” giden yola bir set oluşturmaya çalışmış. Akçay, bu coğrafyada asırlar boyunca birlikte yaşayan kültürlerin bu albümle birlikte, birbirleri için ne kadar vazgeçilmez olduklarını bir kez daha anımsamalarını istiyor.

Albümün yapım hikâyesi Akçay’ın ABD’de geçen 14 yıldan sonra İstanbul’a döndüğü günlerde başlıyor. Önce bir projede yollarının kesiştiği Vedat Yıldırım’la yola çıkıyorlar ve sonra Cansun Küçüktürk de albüm projesine katılıyor. Vedat Yıldırım ve Cansun Küçüktürk’ün dokunuşuyla tanıdık ama yepyeni birer ezgiye dönüşmüş olan Türkçe, Azerice, Kürtçe, Zazaca, Ermenice ve Farsça gibi Anadolu’nun kadim dillerinin şarkıları, Meral Akçay’ın sesinde ruh buluyor.

Albüm için Meral Akçay’ın aksanına uygun dillerde şarkılar seçilmeye çalışılıyor. Çerkezce ve Lazca şarkı söylemeyi arzu etse de dilin hakkını veremeyeceğini hissettiği için bu dillerde şarkı alamıyorlar albüme. Albümün “BARIŞ” temalı olmasını istediği için Navrus Genceli’nin şiirinden Ali Ekber Tagiyev’in bestelediği, olağanüstü güzel duygularla yazılmış “barışa yakarış” şiiri olan Sulh Mahnısı albümde yer alıyor. Mümkün olduğunca halkların hem acılarını hem de sevinçlerini anlatan şarkıları seçmeye çabalıyorlar. Albümde yer alan Ermenice bir düğün karşılaması olan Mokats’ın Gelinleri bu sevinçli şarkılardan bir tanesi. Usta Kerim adlı Farsça şarkı ise hiç hesapta yokken albüme alınan bir şarkı oluyor. Meral Akçay, Şivan Perver’in okuduğu Ez Keçikek Gundi Me adlı şarkıyı okumayı çok istiyor ancak şarkıyı telif hakları gibi bir takım sorunlar nedeniyle okuyamadığı için üzülürken ses hocası Cavit Mürtezaoğlu bu şarkının ezgisinin çok eski bir İran aşk filminin müziği olduğunu ve şarkının adının da “Usta Kerim” olduğunu söylüyor. Cavit Mürtezaoğlu’nun yardımıyla şarkıyı Farsça olarak öğreniyor ve albümde bu şarkı da yer buluyor. Havada Kar Sesi Var türküsünü öğretmen olan babasıyla evlendikten sonra anadilinde (Kürtçe) hiç şarkı söyleyememiş olan annesinin sesinden duyduğu tek şarkı olduğu için okumak istiyor.  Neşet Ertaş şarkısı okumanın kendisi için ateşle oynamak gibi bir şey olduğunu düşünse de Vedat Yıldırım’ın yüreklendirmesi ile okumayı deniyor. Rındo adlı eser Adıyaman yöresine ait, Ali Sizer’den alınan Alevi/Kürt kültürünü temsil eden bir semah.

Bugün mesleği olan doktorluğa devam eden Meral Akçay müziğe de amatör bir ruhla devam ediyor ve bundan sonra da etmeye niyetli. İlk albümüne adını veren Setero Zazaca bir ağıt. Tam da Dersim bölgesinin çığlığı, Meral Akçay’ın çığlığı demek daha doğru belki de. Meral Akçay albümünde bu topraklardaki çok kültürlülüğün hepimiz için büyük bir zenginlik olduğunu vurguluyor ve anaların yüreklerinin artık yanmaması için şarkılarıyla bir barış çağrısı yapıyor. Akçay’ın çağrısına destek olmak ve barış çığlığına kulak vermek istiyorsanız 6 Mayıs Pazartesi, saat 20.30’da, Şişhane,  İKSV Salon İstanbul’da gerçekleştireceği konserine gidebilirsiniz. Akçay’ın geçen yıl yayımlanan ilk albümü SETENO’yu da müzik marketlerde bulmanız mümkün.

Bu hafta açık Radyo (94.9) Babil’den Sonra programımda Meral Akçay konuğum oldu. İstanbul konserleri öncesinde 2017’de yayımladığı albümü SETERO’yu, türküleri, iklim yıkımını ve insanlığın-gezegenin hal-i pür melalini konuşmaya çalıştık. Şarkılar, türküler dinlettik. Program kaydını buradan dinleyebilirsiniz.

Ercüment Gürçay

Kategori: Hafta Sonu