EkolojiManşetRöportaj

Dünyada mekan, mekanda adalet…

Mekanın yanına koyduğumuz adalet ifadesi, birlikte inşa ettiğimiz, yaşadığımız, beslendiğimiz bu mekanlar üzerindeki söz hakkımız olduğunu hatırlatıyor.

Mekanda Adalet Derneği’nin (MAD) İstanbul’un doğası ve doğanın İstanbul’unu yürümek, üzerine düşünmek ve konuşmak için düzenlediği ‘İstanbul Yollarında Kentsel Politik Ekoloji’ yaz okulu, bu yıl dördüncü kez gerçekleştiriliyor. 18 Haziran ile 01 Temmuz tarihleri arasında yapılacak yaz okuluna  başvuru için son bir kaç gün kaldı.

Kenti ve ekoloji meselelerini bir arada düşünmeyi hedefleyen ve ağırlıklı olarak İstanbul’un sokaklarında verilecek derslerde, kentsel politik ekoloji külliyatının ana metinleri yeniden ele alınacak, şehrin mahalleleri, parkları ve bostanlarını da içeren saha gezileri düzenlenecek. Alanda çalışan sosyoloji, şehir planlama, mimari, ekonomi hukuk gibi farklı disiplinlerden gelen uzmanların katkı vereceği derslerin teorik çerçevesini ise kentsel dönüşümlerin toplumsal ve ekolojik etkileri oluşturacak.

Proje koordinatörlerinden Sinan Erensü ile Mekanda Adalet Derneği’ni ve yaz okulunu konuştuk.

Projenin içeriğiyle ilgili biraz daha ayrıntı verebilir misiniz?  Nasıl yapılacak?

İstanbul Yollarında Kentsel Politik Ekoloji, Mekanda Adalet Derneği (MAD) çatısı altında Yaşar Adanalı ile beş yıldır organize ettiğimiz iki haftalık bir yaz okulu. Okula ilk olarak 2015 yazında  Koç Üniversitesi Uluslararası Ofisi kapsamında başlamıştık, üç yıldır ise bağımsız ve ücretsiz bir biçimde derneğimiz çatısı altındayız. Bildiğimiz yaz okullarından farklı olarak yaz okulumuzun önemli bir kısmı yollarda, yani saha çalışmaları ve rehberli yürüyüşlerle geçiyor. Bu yürüyüşlerde İstanbul’un kent ve çevre gündeminin en sıcak rotalarını kat ediyor, kentsel politik ekoloji gündemini sahada somutlaştırmaya çalışıyoruz. Yürümediğimiz zamanlarda ise Mekanda Adalet Derneği’nin Karaköy’deki ofisinde okumalar yapıyor, konuk araştırmacılar ağırlıyoruz.

‘Kent kuramı doğayı hep görmezden geldi’

-‘Kentsel politik ekoloji’ tanımınızı tarif eder misiniz?

Kentsel Politik Ekoloji, geçtiğimiz 15 sene içinde popülerleşen, daha çok antropolog ve coğrafyacı araştırmacıları etkisi  altına alan yeni bir çalışma alanı. Kabaca kent ve çevre meselelerinin birbirinden ayrılamayacağı ve birarada çalışılması gerektiğini iddia ediyor. Buna göre şehirlerimiz hem kentsel hem de ekolojik süreçlerin sonucu olarak inşa edilir ve dolayısıyla şehirlerdeki eşitsizlikler hem kentsel hem de çevreseldir. Kentsel politik ekoloji, gündemi sosyal bilimlerin kurulduğu günden bu yana şekillendiren kent-kır, doğa-insan gibi ikilikleri reddeder ve daha kapsamlı bir çalışma alanı vaad eder.

Doğa, 20. yüzyıl boyunca kent kuramının görmezden geldiği bir alan oldu. Kent çalışmaları açıktan yahut zımnen kenti doğanın tam aksi istikametinde konumlandırdı. Gizemli ve vahşi doğanın aksine kent bilinebilir ve planlanabilir oldu; kırsal mekanların atıl ve durağanlığının aksine şehirler dinamik ve devrimci olarak konumlandı. Bu modern lakin sığ ve yapay ikilik aslında eksik bir kent kuramı ortaya çıkardı ve analizin merkezine bağlamsız, tekil, sınırları ziyadesiyle net bir şehir oturttu. Kentsel politik ekoloji işte bu eksikliği düzeltme sözü veriyor; kent çalışmalarının odağını şehirden doğanın kentleşmesine çevirmeyi teklif ederek, bir mekandan ziyade çokaktörlü bir toplumsal ve ekolojik ilişki süreci çalışmayı önceliyor.

Daha önceki etkinliklerinizden edindiğiniz deneyimleri paylaşır mısınız? Kimler katıldı, ne ummuştunuz, umduklarınızı bulabildiniz mi?

Yaz okuluna her yaz 12-14 katılımcı alıyoruz ve bu katılımcılarla ilişkimiz ve işbirliğimiz yaz okulu bittikten sonra da devam ediyor. Katılımcılar MAD’a düzenli aralıklarla gelmeye devam ediyorlar, onlarla okuma grupları yapıyor, yazdıkları kısa makaleleri web sitemizde yahut yayınlarımızda değerlendiriyoruz. Dolayısıyla yaz okulunun iki haftalık bir etkinlik olmanın çok ötesinde bir anlamı var bizim için. Okul, gerek katılımcıları gerekse konuk araştırmacıları ile MAD için dayanışmacı bir camia yaratıyor, bu özelliği de bizi çok mutlu ediyor.

-Projeye kimler (hangi yaş/meslek grubu) katılıyor/ilgi gösteriyor?

Yaz okulumuza daha çok yüksek lisans ve doktora öğrencilerinden ilgi var. Bunun yanı sıra ilgili lisans öğrencileri, genç kent ve çevre avukatları, rehber ve gazetecilerden de başvurular alıyoruz. İlgi alanı olarak sosyal bilimciler, planlamacılar ve mimarlar ön sıradalar.

-Katılımcılar için kriteriniz var mı?

Çok sıkı kriterlerimiz olmamakla birlikte yaz okuluna katılmak isteyenlerden içinde bu alana duydukları ilgiyi ve çalışma alanlarını tartışacakları sorular da olan bir online form doldurmalarını istiyoruz.

Hedef; adil, demokratik, ekolojik kent ve kır alanları

Siz kimsiniz? Kuruluş saikiniz, hedefleriniz ve motivasyonunuz nedir?

Mekanda Adalet Derneği (MAD) yaklaşık üç yıl önce kurulmuş; daha adil, demokratik ve ekolojik kent ve kır alanları için çalışan bir dernek. Derneğimizin üyeleri ve çalışanları arasında sosyal bilimciler, planlamacılar ve mimarlar var. MAD toplumsal eşitsizliklerin mekanlar üzerinde görünürlük kazandığına ve yaşadığımız mekanlar üzerinde söz hakkımız olduğuna inanıyor ve bu bağlamda mekansal adaletsizlikler üzerine çalışan araştırmacıları, sivil toplum örgütlerini ve yerel mücadeleleri destekliyor.

 -Kime sesleniyorsunuz?  Kimden besleniyorsunuz?

Derneğimiz farklı kesimlere sesleniyor, farklı kesimlerle çalışabiliyor. MADmentorluk, MADaraştırma ve yaz okulu gibi programlarımızla genç araştırmacılar ve öğrencilerle çalışıyoruz, onlara destek veriyoruz. Umut Arşivi platformumuzla mekan üzerine iyi örnekler veren sivil toplum örgütlerini ve işlerini daha görünür kılmayı amaçlıyoruz. Kentsel dönüşüme direnen mahalleler ile yürüyüşler düzenliyor, mahalle belleği etkinlikleri yapıyor, yerel çevre platformları ile haritalama ve dava görselleştirme çalışmaları yürütüyoruz. Bu çalışmalarla mekana dair adaletsizlikleri herkesin anlayabileceği ve paylaşabileceği veri formlarını dönüştürmeyi amaçlıyoruz. Tüm bu farklı çalışmaları ve derneğimiz dışında mekan üzerine çalışan araştırmacı ve aktivistleri derneğimizin ana programı MADakademi’de ağırlıyoruz. Derneğimizde ortak iş yapabildiğimiz her grup bizi besliyor; umuyoruz ki biz de onları besleyebiliyoruzdur.

-‘Mekan’ın (kentin) yanına konulabilecek onca sıfat arasından ‘adalet’i seçiyor olmanız üzerine ne demek istersiniz?

Öncelikle mekan deyince sadece kenti anlamadığımızın altını çizerek başlamak gerekiyor. Yaşadığımız, çalıştığımız, memleket olarak geri döndüğümüz, eğlendiğimiz, gıda ve içme suyu ile beslendiğimiz yerlerin hepsi mekan kelimesinin kapsama alanında. Mekanın yanına koyduğumuz adalet ifadesi ise birlikte inşa ettiğimiz, yaşadığımız, beslendiğimiz bu mekanlar üzerindeki söz hakkımız olduğunu hatırlatıyor. Hayatımızı şekillendiren mekanlar herkes için erişilebilir mi? Bu mekanlar her gruba benzer kaynaklar mı sunuyor? Ve en nihayetinde kullandığımız mekanlar üzerinde ne kadar söz hakkımız var. Bu üç soru kabaca mekanda adaletin de çerçevesini çiziyor. Mekanda adalet, en kaba tabiri ile toplumsal tahakküm ilişkilerini mekan üzerinden okumaya ve dahası onları mekanlarda değiştirmeye çağırıyor.

‘İstanbul Yollarında Kentsel Politik Ekoloji’ yaz okuluna katılım 12 kişi ile sınırlı ve devam zorunluğu var. Sonunda bir sertifika verilecek okula başvurabilmek için son gün 10 Mayıs. Başvuru formu ise şurada.

Kategori: Ekoloji