Plastik kirliliği hakkında bazı efsane ve gerçekler

Uzaydan görülebilen çöp adası, denizlerde balıktan çok plastik olacağı öngörüsü, plastiklerin kaç yılda yok olacağı, yasaklanmaları ve geri dönüşüm mevzularında, doğru argümana ihtiyaç duyanlar için uzmanından kamu hizmeti…

Herhangi bir konu hakkında farkındalık oluşturmak için en çok tercih edilen yollardan biri de, hap bilgi olarak niteleyebileceğimiz kısa bilgilerle, konu hakkında çarpıcı cümleler oluşturmaktır. Böylelikle konu hakkında uzun uzadıya bilgiler vermeye gerek kalmadan istenilen farkındalık, çarpıcılık yoluyla oluşturulmaya çalışılır. Ancak bu yöntem manipülasyona ve spekülasyona oldukça açık bir yöntemdir. Bu durum da yaratılmak istenilen farkındalık için büyük tehlike barındırır. Eğer ki bir de iklim değişikliği ve plastik kirliliği gibi can yakıcı konular için yapılıyorsa, sonuçları daha da yaralayıcı olabilir.

Bir plastik kirliliği araştırmacısı olarak, plastik kirliliği hakkındaki bazı efsaneleri ve gerçekleri paylaşmanın hem okuyucular hem de bu konuya ilgi duyup farkındalık çalışması yapanlar için faydalı olacağını düşünüyorum.

Efsane-1: Pasifik Okyanusu’nda …… ülkesinin …… katı büyüklüğünde yüzen bir çöp adası bulunmaktadır. Bu çöp adası uzaydan bile görünebilmektedir.

 

 

Öncelikle Pasifik okyanusunda bir çöp adası olmadığını, bu “çöp adası” tanımlamasının sadece bir metafor olduğunu belirtmekte fayda var. Bahsi geçen alanda okyanus akıntılarından kaynaklı oluşan bir girdap mevcut. Bu tarz girdaplar da özellikle mikroplastikler için bir toplanma alanıdır. Kirlilik yoğunluğu yüksek olmasına rağmen, burada bir ada oluşturacak derecede çöp birikimi söz konusu değildir. Hollandalı genç mühendis Boyan Slat’ın öncülüğünde bölgeyi temizlemek üzere çalışan System 001’in twitter (https://twitter.com/System001Wilson) adresinden, bölgede çekilen fotoğraflara göz gezdirince “çöp adası” ya da “7. Kıta” diye bir şeyin olmadığı daha iyi anlaşılacaktır.

Efsane-2: 2050 yılında denizlerde balıktan çok plastik olacak.

Ellen MacArthur Vakfı ve Dünya Ekonomik Forumu’nun birlikte hazırladığı The New Plastics Economy isimli raporda ortaya atılan bu iddianın doğru olup olmadığını bilmiyoruz. Çünkü dünya denizlerinde ne kadar balık olduğu hakkında kesin bir tahmin şimdilik imkansıza yakın. Aslında raporda böyle bir karşılaştırma sadece bir grafik ile belirtilmiş ve bunun için verilen balık miktarı 2008 tarihli bir çalışmaya dayanıyor. Ancak çalışmanın yazarlarından Simon Jennings, çalışmalarındaki balık miktarı tahmininin bu tarz spekülatif bir karşılaştırmada kullanılmasından sonra, çalışmalarını revize etme ihtiyacı hissetmiş ve dünya denizlerindeki toplam denizel canlı miktarının 2-10.4 milyar ton civarında olabileceğini yeniden tahmin etmişler. Ancak bunun ne kadarının balıklardan oluştuğunu ise kullandıkları metoda dayanarak söyleyemeyeceklerini belirtmişlerdir.

Efsane 3: …… türündeki plastikler doğaya atıldıktan sonra …….  yıl sonra ancak yok olurlar.

 

Kaynağı tam olarak bilinmeyen bu efsanenin anlattığı şey de verdiği zaman uzunlukları da biraz karmaşık. Bu tarz bilgiler büyük olasılıkla, plastik üreticilerinin, ürettikleri plastiklerin ne kadar dayanıklı olduğunu ortaya koymak için yaptıkları bazı fiziksel/kimyasal testlerden elde ettikleri sonuçlardan devşirilmiştir. Ayrıca Türkçeye “yok olur” ya da “kaybolur” olarak çevrilen bu bilgi, yabancı kaynaklarda çoğunlukla parçalanma (degredation) olarak geçmektedir. Buradaki parçalanmadan kastın ne olduğu ise muğlak. Biyolojik mi? Fiziksel mi? Kimyasal mı? Belli değil! Biliyoruz ki petrol türevli makroplastikler doğada zaman içerisinde kaybolmuyor. Çoğunlukla daha küçük mikroplastiklere ya da nanoplastiklere dönüşüyor. Peki, o zaman bu bilgi ne gibi bir fayda sağlayacak? Bilemiyoruz. Bildiğimiz bir şey var ki o da herhangi bir plastiğin doğada kaybolmadığı gerçeğidir.

Efsane 4: Tüm plastikler yasaklanırsa plastik kirliliği problemi ortadan kalkar/Plastiksiz bir hayat mümkün değildir

Bu iki ifadeyi birlikte değerlendirmemin nedeni, benzer yanılgıyla ortaya atılmış olmalarıdır. O da kesin teslimiyet ve kesin ret yanılgısı. Evet, tüm plastikler yasaklanırsa plastik kirliliği zaman içinde azalır ancak aynı zamanda mevcut durumda plastiksiz bir hayat da mümkün gibi görünmüyor. Kabaca bu iki ifade de doğru ve haklı görünüyor ancak gerçek böyle değil. Yasakla halledilecek bazı noktalar olduğu kesin. Örneğin tek kullanımlık birçok plastik (pipet, naylon torba, plastik çatal/bıçak/tabak/bardak vb.) kesinlikle yasaklanmalıdır. Bunların yasaklanması birçok problemi ortadan kaldıracaktır. Ancak, ortada henüz alternatifi olmayan ve hayatımızın her alanına sokulmuş bir malzemenin toptan yasaklanması, başka bazı sorunların da doğmasına neden olabilir. Mesela gıdaların daha uzak mesafelere taşınamaması ve daha uzun süre muhafaza edilememesi ya da tıbbi kullanım amaçlı üretilen plastiklerin sağladığı avantajların ortadan kalkması gibi! Bunun yerine tüketim kültüründe değişiklik ve plastiğin zaruri olmayanlarının hayatımızdan çıkartılması, uzun erimde plastiğe bağlı olan yaşam tarzımızın değişmesini de beraberinde getirecektir. Aksi takdirde bu tüketim seviyesinde kalmaya devam edersek, plastik yerine ne kullanırsak kullanalım başka krizlerle karşılaşacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

Efsane 5: Geri dönüşüm doğru düzgün yapılamadığı için plastik kirliliği bu düzeye ulaşmıştır

Bugüne kadar üretilen tüm plastiklerin (8.4 milyar ton) sadece %10’u geri dönüştürülmüş ve geri kalanı ise ya yakılmış, ya hala kullanımda ya da çöp alanlarında depolanmıştır. Bu bilgi bile tek başına geri dönüşüm performansımızın ne derece kötü olduğunu ortaya koymaktadır. Farz edelim ki bu miktarı arttırdık ve tam kapasite ve layıkıyla plastikleri geri dönüştürmeye karar verdik. O zaman da karşımıza geri dönüştürülemeyen plastik tipleri çıkıyor. Çünkü her plastik geri dönüştürülebilir değil. Hadi bunu da hallettik ve dedik ki tüm plastikleri geri dönüştürebiliyoruz. O zaman da ortaya plastiğin geri dönüştürülme sayısı gibi bir problem ortaya çıkıyor. Çünkü plastikleri sonsuza kadar geri dönüştüremiyorsunuz. Bir noktadan sonra başka bir yöntem ile imha etmeniz gerekecek ki hali hazırda çevreye etkisi olmayan bir imha yöntemi bulunmuş değil. Buradan ileride bulunmayacak anlamı çıkmıyor ancak birileri teknoloji geliştirecek diye beklerken yıllık 400 milyon ton plastik üretmeye de devam edeceksek, bu işin bir çözüm olamayacağını da kabul etmiş olacağız. Mühendislik bilimi her sorunu çözmeye muktedir bir bilim değil. Kaldı ki bunu dert edinen çok fazla bir girişim olduğu da söylenemez. Daha yakıcı bir problem olan küresel iklim değişikliği için bile bir arpa boyu yol alınmamışken, daha az yakıcı olan plastik kirliliğine, üretim ve tüketimi sınırlandırmadan bir çözüm bulunacağını ummak boşa kürek çekmekle eşdeğerdir.

Bu şekilde daha birçok efsane var ancak bu beş tanesi belki de en önemli beş efsanedir denilebilir. Siz siz olun bu efsaneleri herhangi bir şekilde argüman olarak kullanmayın.

Doğayla kalın

 

Kaynaklar

https://sloactive.com/debunking-myths-of-plastic-pollution/

https://oceanconservancy.org/blog/2014/07/17/the-five-myths-and-truths-about-plastic-pollution-in-our-ocean/

https://www.rhiannonmoore.com/facts-about-plastic-pollution

https://marinelitter.no/

https://www.dw.com/en/plastic-waste-and-the-recycling-myth/a-45746469

https://www.temizmekan.com/plastik-yiyen-tirtillar-bakteriler-mantarlar-ve-digerleri-plastik-kirliligine-cozum-olabilir-mi/

https://news.nationalgeographic.com/2017/07/plastic-produced-recycling-waste-ocean-trash-debris-environment/

(Yeşil Gazete)