Veli Saçılık davasında cezaevi operasyonları için tarihi karar


Burdur Cezaevi’nde düzenlenen operasyonda kolu kopan Veli Saçılık’ın davasında emsal bir karara imza atıldı.AİHM kararına uyan idare mahkemesi, devletin cezaevlerinde isyan çıksa bile kanuni ölçelerde müdahale edebileceğine hükmetti  


Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlğı’ndaki görevinden KHK ile ihraç edilen Saçılık, protesto için Ankara’daki Yüksel Caddesi’nde defalarca eylem yapıp gözaltına alındı.

Burdur E Tipi Cezaevi’nde, 5 Temmuz 2000’de düzenlenen operasyonda, cezaevi duvarını yıkan kepçenin darbesiyle kolu kopan Veli Saçılık’ın, 19 yıldır devam eden davasında tüm cezaevi operasyonları için emsal olacak tarihi bir karara imza atıldı. Saçılık’ın, kazandığı 150 bin TL’lik tazminatı, “İsyana katıldığı ve kolunun kendi kusuruyla koptuğu” gerekçesiyle iadesine karar veren yargı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “Kusurlu olan devlet, tazminatı geri alamazsın” kararından sonra tavrını değiştirdi. AİHM kararına uyan idare mahkemesi, devletin cezaevlerinde isyan çıkmamasına yönelik önlemleri alması gerektiğine, tüm önlemlere rağmen isyan çıksa bile kanunlarda gösterilen ölçülerle müdahale edebileceğine hükmetti.

T24’ten Gökçen Tahincioğlu’nun haberine göre, dağıttığı bildiri nedeniyle cezaevine konulan Saçılık, 2000’de Burdur Cezaevi’ne düzenlenen operasyonda cezaevi duvarını yıkan ekskavatörün kepçesinin darbesiyle kolunu kaybetti. Saatlerce müdahale edilmeyen Saçılık’ın çöpe atılan kolu, bir köpeğin ağzında bulundu. Saçılık, kol yerine dikilemediği için ampute edildi. Tahliye olduktan sonra üniversiteyi bitiren Saçılık, yargılandığı davadan da beraat etti. Girdiği kamu sınavlarında başarılı olan Saçılık’a, önce “Yük taşıma” gibi yapamayacağı işler verildi. Saçılık, bütün hukuk mücadelelerini kazanarak İçişleri Bakanlığı bünyesinde işe başladı. Saçılık, daha sonra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na geçiş yaptı. Saçılık, bu süreçte açtığı tazminat davasında 150 bin TL kazandı. Ancak tazminatı aldıktan sonra İçişleri ve Adalet bakanlıklarının itirazı üzerine, yargılama süreci yenilendi ve Isparta İdare Mahkemesi ile Danıştay, Saçılık’ın kolunun isyana katıldığı için kendi kusuru sonucu koptuğu gerekçesiyle tazminatı iade etmesine karar verdi.

Saçılık, bunun üzerine AİHM’ne başvurdu. AİHM, Saçılık’tan tazminatın icra yoluyla alınmasına başlanacağı aşamada davayı sonuçlandırdı. AİHM, Saçılık’ın kolunun devletin ölçüsüz müdahalesi sonucu koptuğuna karar verdi ve yargılamanın yenilenmesine hükmetti. Bununla yetinmeyen AİHM, tazminat miktarının icra yoluyla tahsili halinde Türkiye’nin aynı miktarda tazminatı Saçılık’a verilmek üzere ödemesini kararlaştırdı.

AİHM kararından sonra Adalet ve İçişleri bakanlıkları, icra sürecini durdurdu. Ancak davalardan feragat edildiğine yönelik bir yazı Saçılık’a gönderilmedi. Saçılık da tazminatın iadesine yönelik davanın yenilenmesi için yeni dava açtı.

Davayı Isparta İdare Mahkemesi karara bağladı. Kararda, AİHM’nce verilen ihlal kararlarının Türkiye yargı makamları tarafından tanınmasının hukuk devletinin gereği olduğu vurgulandı.

Devletin temel görevi

Anayasanın “kişi dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinde; herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağının yer aldığının anımsatıldığı kararda, “Anayasamızın teminatı altında bulunan yaşama hakkının bir parçası olarak her vatandaşının vücut bütünlüğünü korumak devletin temel görevleri arasındadır” denildi.

Kararda, davacının maddi tazminat isteminin fazlasına hükmetmek olanağı bulunmadığından dava dilekçesinde yer alan istemi kadar (toplam 150 bin TL) 100.000,00 TL (eski türk lirası ile 100.000.000-YTL) maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği vurgulandı. Bu paranın Saçılık’a ödendiği ve geri alınamayacağının anlatıldığı kararda, bu nedenle eski kararın kaldırılarak yargılamanın yenilenmesinin gerektiği ifade edildi.

Saçılık, 15 Temmuz sürecinin ardından hakkında hiçbir inceleme ya da soruşturma olmamasına rağmen KHK ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndaki görevinden ihraç edilmişti.