8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlara saldırmak neyi gösterir?

Şiddetin tarafında olduğunuzu gösterir. Kadına karşı şiddetin…

Kadınlar “Jin, Jiyan, Azadi” sloganları arasında Galatasaray ve Taksim arasına sıkıştırılırken polis, yaptığı anons sırasında plastik mermi ve biber gazı kullandı. 8 Mart 2019, böyle bir tarihti yani. Ertesi gün ise şiddetin şiddeti nasıl beslediğini; “ezan ve bayrak düşmanı” yalancılığını nasıl körüklediğini de bir kez daha görmüş olduk.

Diğer yandan, bunu burada bırakıp kadınlara bakarsak her şey değişiyor.

8 Mart günü Taksim Gece Yürüyüşü’ne gelen bütün kadınlar, daha Taksim’e giderken kendi yürüyüşlerini gerçekleştiriyorlardı. Yürüyüşe katılan biri, yıllar öncesinde başlamış bu uzun yolun yürünmeye pek engellenebilir olmadığını görür, bütün hücrelerinde hisseder. Bu yüzden, kadınları susturmaya, yürüyüşlerini engellemeye çalışmak; açıkçası zavallıca.

Pankartlar, sesler ve görüntüler

İlk karşılaştığım pankart sayesinde Reçel Blogtan kadınlarla tanıştım. Daha doğrusu bale dersinden birlikte çıkıp meydana birlikte yürüdüğüm K, arkadaşlarını meydanda hemen fark edip beni de tanıştırmak istedi. “Sizinkiler de hemen belli oluyor” dememe gülerek, bu kadar türbanlının bugün burada fark edilmesinin en kolay şey olduğunu söyledi. Sonra Reçel Blogtan R ile tanıştık; ama sanki daha önceden de tanışmış gibi hissettik. Bunu da hemen birbirimize söyledik. Çünkü ortak arkadaşlarımızla beraber o kelimelerin öyle yan yana durup 8 Mart’a gelebilmesi için zamanında az çabalamadık.

LA HAVLE! Yazısının etrafında “Bacım saçın görünüyor.”
“Evliliğin sırrı, itaat et rahat et”
“Bir kadının kocası sex yapmak istediğinde hayır derse melekler sabaha kadar lanet okur” gibi şeyler yazıyor.

“La Havle” diyen kadınlara sarılıp pankartlarını nasıl hazırladıklarını bildiklerimin yanına gittim. İstiklal’e girdikten sonra sloganlar, danslar ve çığlıklara biz de katıldık.

İklim Adaleti için Kadınlar pankartlarının olduğu yerdeydim. İklim değişikliği gerçeğini toplumsal cinsiyet eşitliği ile birlikte okuduğunuzda, canım Greta’nın da dediği gibi feminizmin ne kadar önemli olduğunu anlıyorsunuz. O kadar haklı, meşru ve gerçek bir durum ki bütün dünya kadınlarıyla paylaşmak istiyorsunuz. Gezegen üzerindeki yaşamların yok oluşuna neden olan egemen erkekliklerin yarattığı krizlerden en çok etkilenen kadınlar, iklim krizine sadece bir “ilgi alanı” kadınları dışarıda bırakan “bilimsel bir konu” havası katılmasına karşı çıkıyorlar. Yine ataerkil normlarla şekillenen tüketim alışkanlıklarının dışına çıkan kadınlar, kendilerini tükettikleriyle tanımlamak yerine sade ve doğayla uyumlu yaşamlar kuruyorlar. Bunun için de birbirleriyle dayanışıyorlar. Çünkü politikacılar, iklim krizine neden olan fosil yakıt şirketlerinin çıkarlarına göre davranmaya devam ettikçe havada karbon ve şiddet dolaşmaya devam ediyor. Gündelik hayatın her anında yok sayılan, şiddet gören, öldürülen, ikincilleştirilen kadınlarsa nefes almak istiyor. Yaşama tutundukları bir gülüşü ya da ona güç veren sloganını haykırıyor.

Kadınların farklılıklarıyla barışık olup bununla güçlenmeleri ve eğlenmeleri de 2019 yılında Türkçe konuşan erkeklikleri korkutuyor, telaşlandırıyor.

Biber gazından sonraki anlar biraz durulup kadınların farklı yerlere dağılacağını anladığım sırada Fransız Kültür’ün önünde Filiz Kerestecioğlu’nu fark ettim. Polis saldırısını anlatmaya yeni başlamıştı.

Kerestecioğlu önce bize Fransız Kültür’ün önündeki barikatlarda kadınların nasıl bir izdihamın eşiğinden döndüğünü ve caddenin polisin uyguladığı vahşetten sonraki halini gösterip şöyle konuştu, “İşte toplantı, toplanma hakkımızın, barışçıl gösteri hakkımızın hali budur. Ama ben hiçbir zaman kadınların yılacağını düşünmüyorum. Şu anda da yılmadıkları gibi bundan sonra da yılmayacaklardır.”

Kadın cinayetlerine ve o cinayetlerin utanç temsili dava süreçlerine karşı yürüyen kadınlara biber gazı ve plastik mermi kullanıyorsanız, şiddetin ta kendisisiniz demektir. Bu bundan başka bir şeyi göstermez. Kadınlarsa bu şiddetin kaderleri olarak dayatılmasına izin vermiyor, itaat etmiyor, etmeyecek.

Kerestecioğlu sözlerini bitirdikten sonra bir grupla beraber meydana doğru yönelirken benim Galata’ya gitmek için İstiklal Caddesi’ne yöneldim. Çektiğim videoyu izledim. Kafamı kaldırdığımda karşımda iki toma ve polislerden başka hiçbir şey yoktu. Önlerine kadar yürüdüm. İstiklal’den devam edemeyeceğimi söyleyip yan yollara yönelttiler beni. Sokağı döner dönmez arkadaşlarımı gördüm. Beni fark ettikleri anda bakışlarımız o kadar değişti ki, bu yazıyı yazmaya o an karar verdim.

Erkekliklerin provokatif yalanlarını erkekler planlar, söyler ve yayarken, kadınlar birbirlerinin gözlerinin içine bakıyor.

Şiddetin tarafındasınızdır ya da değilsiniz. Bu, bu kadar basit.