Böcek Aleminin (Entomofauna) Dünya Genelinde Azalması: Faktörlere Genel Bir Bakış – Kısım 1

Biological Conservation sayı 232‘de makaleyi Yeşil Gazete gönüllü çevirmenlerinden Nilüfer Ağaç’ın çevirisi ile yayınlıyoruz. Bu makale tefrika edilecektir.

***

Francisco Sànchez-Bayo, Kris A.G. Wyckhuys

Önemli Noktalar

  • Böcek türlerinin %40’dan fazlası yok olma tehdidi altında
  • Lepidoptera, Hymenoptera ve bok böceği (Coleoptera) en çok etkilenen taksonlar
  • Yoğun tarıma yönelmeden kaynaklı doğal ortam kaybı azalmanın temel tetikleyicisi
  • Kimyasal tarım kirleticileri, istilacı türler ve iklim değişikliği ek sebepler

Özet

Böceklerin biyoçeşitliliği dünya genelinde tehdit altında. Burada, dünya genelinde böcek azalmalarının 73 tarihsel raporuna kapsamlı bir bakış sunuyoruz ve bunun altında yatan etmenleri sistematik olarak değerlendiriyoruz. Çalışmamız, gelecek on yıllarda dünya böcek türlerinin %40’nın yok olmasına sebep olabilecek dramatik azalma oranlarını gözler önüne seriyor. Karasal ekosistemde Ledideptore, Hymenoptera ve bok böcekleri (Coleoptera) en çok etkilenen taksonlar olarak görülüyor ki halihazırda suda yaşayan 4 ana takson (Odonata, Plecoptera, Trichoptera ve Ephemeroptera ), türlerinin önemli bir oranını kaybettiler. Etkilenen böcek grupları sadece, belli ekolojik nişlerde bulunan özel türleri değil birçok ortak ve genel türleri de içeriyor. Eş zamanlı olarak azalanların bıraktıkları boş nişleri daha genel türler dolduruyor. Suda yaşayabilen böcekler arasında; tarım ve kentleşme sebebiyle kayıpların görüldüğü sularda doğal çevre, gıda yoksunluğu ve kirliliğe dayanıklı türler yerlerini alıyor. Önem sırasına göre türlerin azalmasındaki ana tetikleyiciler;i) doğal ortam kaybı, yoğun tarım ve kentleşmeye dönüşüm ii) ağırlıklı olarak sentetik böcek zehiri ve suni gübrenin sebep olduğu kirlilik iii) patojenleri ve egzotik türleri içeren biyolojik faktörler iv) iklim değişikliği. İkinci faktör özellikle tropikal rejimlerde önemli ancak yalnızca daha soğuk iklimlerde ve ılıman bölgelerin dağlarındaki türlerin azınlığını etkiliyor. . Mevcut tarımsal uygulamalar, özellikle de pestisit kullanımında ciddi bir azalma ve bunun daha sürdürülebilir, ekolojik temelli uygulamalarla ikame edilmesi üzerine yeniden düşünmek, mevcut eğilimleri yavaşlatmak veya tersine çevirmek; azalan böcek nüfusunu kurtarmak ve sundukları yaşamsal ekosistemi korumak için acilen gerekli. İlaveten; hem tarımsal hem de kentsel ortamlardaki kirli suların temizlenmesi için etkili iyileştirici teknolojiler uygulanmalı.

Anahtar kelimeler

Soy tükenmesi, Tozlayıcılar, Sucul böcekler, Tarım, Pestisitler, Ekosistem hizmetleri, Küresel değişim ekolojisi

GİRİŞ

Biyologlar ve ekolojistler yıllarca dünya genelindeki karasal ve sucul omurgalıların uğradıkları biyoçeşitliliğin azalması konusunda endişe duydular (Ceballos ve Ehrlich, 2002; Primm ve Raven, 2000; Wilson, 2002) ama şimdilerde bilim insanları benzer endişeleri omurgasız taksonlar, özellikle de böcekler için dile getiriyorlar. Azalan popülasyon sadece bolluğun azalmasına değil türlerin daha sınırlı bir coğrafi dağılımına da işaret ediyor ve soylarının tükenmesine giden birinci adımı gösteriyor (Diamond 1989). Biyoçeşitlilik kaybından büyük oranda, 20. yüzyılın sonunda doğal ekosistemler üzerinde ortaklaşa %30-%50 oranında hak talep eden avlanma, ormansızlaştırma, tarımsal genişleme ve yoğunlaşma, sanayileşme ve kentleşme (Vitousek vd.1997) gibi insan faaliyetleri sorumlu tutuluyor(Ceballosvd., 2017; Maxwell vd., 2016).

Tarımsal yoğunlaşmanın kuşlar, böcekçil memeliler ve böcekler gibi birbiriyle ilişkisi olmayan taksonların popülasyonlarının azalmasında temel tetikleyici olduğunu gösteren güçlü kanıtlar mevcut. Dünya genelindeki kırsal alanlarda ,doğal habitat unsurlarının (örneğin çalı çiti) devamlı ortadan kaldırılması doğal drenaj sistemlerinin ve diğer peyzaj özelliklerinin bertaraf edilmesi kimyasal gübre ve pestisitlerin tekrar tekrar kullanılması tüm biyoçeşitliliği olumsuz etkilemektedir (Fuller vd., 1995; Newton, 2004; Tilman vd., 2001). Yakın zamanlı analizler otlaklardaki kuşların (Mineau ve Whiteside, 2013 ) ve akarsulardaki sucul organizmaların (Beketov vd.2013) azalmasına sebep olan temel faktörün, etkilerini değişken ölçülerde arttıran diğer faktörlerle birlikte, aşırı pestisit kullanımı olduğuna işaret ediyor. Aynı faktörlerin tanık olduğumuz böcek dünyasına ait benzer ölümleri açıklayıp açıklamadığını henüz bilmiyoruz.

27 yıllık bir popülasyon izleme çalışması 2017 yılında, Almanya’daki çeşitli koruma alanlarında uçan böcek biyokütlesinde %76 oranında şok edici bir azalma olduğunu ortaya koydu (Hallmann vd., 2017). Bu, ölçümler daha kısa zaman dilimlerinde yapıldığında istatistiksel olarak anlamlı olmayan ya da önemsiz sayılabilecek, insan eliyle bozulmanın kısmen daha az olduğu doğal ortamlarda dahi yıllık böcek kütlesi ortalamasında %2,8’lik bir kayba işaret ediyor.Çalışmanın yaklaşık otuz yılda sürekli bir düşüş eğilimini göstermesi endişe verici. Porto Riko’nun yağmur ormanlarında yapılan bir çalışma toprak eklem bacaklarının biyokütlelerinde son 36 yıllık dönemde %78 ile %98 arasında bir azalma olduğunu ve yıllık bazda da %2,2 ile %2,7’ye karşılık gelen bir azalma olduğunu ortaya koyuyor (Lister ve Garcia, 2018).Lister ve Garcia omurgasız gıda kıtlığının sonucu olarak aynı bölgede kuşlar, kurbağalar ve sürüngenlerde de paralel azalmalar olduğunu ortaya koydu. Her iki çalışma da, 10 yıl önce Güney Britanya’da (Shortallvd. , 2009) gözlemlenen uçan böceklerin (özellikle Diptera) azalma eğiliminde olduğunda hemfikir. Böcekler, dünya üzerindeki karasal türlerin üçte ikisini oluşturduğundan, yukarıdaki eğilimler altıncı büyük yok oluşun gezegenimiz üzerindeki yaşam formlarını derinden etkileyeceğini doğruluyor (Thomasvd., 2004).

Yağmur ormanlarındaki eklem bacaklılardaki azalma iklim değişikliğiyle ilişkilendirilirken Almanya’da böcek biyokütlelerindeki yıldan yıla düşüşte etkili olduğu düşünülen 12 farklı faktör (örneğin ekilebilir alanlardaki artış, ormansızlaştırma, küresel ısınma) gözlemlenen değişikliğin %20’sini çok da açıklamıyor. Daha şaşırtıcı olan,böcek sayısında gözlemlenen yıllık değişkenliğin %80‘ini de açıklanmamıştır (Hallman vd., 2017). Her ne kadar yazarlar sentetik pestisitlerin etkilerini hesaplayamasalar da böcek biyokütlesindeki yaygın azalmanın tetikleyicisi olduğuna işaret ediyorlar.

Ancak yukarıdaki çalışmalar son 10 yıllarda Avrupa ve Kuzey Amerika’daki sayısız böcek taksonunlarındaki (örneğin kelebekler, karafatmalar, uğur böcekleri, yusufçuklar, taş sinekleri ve eşek arıları) popülasyon azalmasına dair önceki raporlarla uyumludur. Böceklerdeki azalmanın, aynı zaman diliminde kuş ve bitkilerde gözlemlenen azalmadan çok daha fazla olduğu anlaşılmaktadır (Thomas vd.,2004) ve bu, dünyadaki ekosistemlerin pek çoğunda geniş tabanlı ve ve peş peşe etkileri tetikleyebilir.

Bu inceleme; böceklerin azalması, yani tür zenginliğindeki (biyoçeşitlilik) değişimler ve zaman içindeki popülasyon bolluğu hakkındaki mevcut bilgi durumumuzu özetliyor ve kayıpların muhtemel sebeplerine işaret ederek koruma stratejilerinin onları azaltmak veya hatta tersine çevirmek için uygulanabileceğini gösteriyor..Önceki incelemeler dar kapsamlıdır ve belirli bölgelerdeki tekil böcek grupları ile sınırlıdır ancak hiçbir çalışma, tüm böcek taksonlarının kapsamlı bir incelemesini bir araya getirmemiş ve dünyanın farklı bölgeleri arasındaki yerel bulguları karşılaştırmamıştır.

Devamı