Doğa MücadelesiManşet

İzdemir Enerji Santrali için yeni dava: “Davanın tekrar açılmış olması Türkiye’nin gelecekteki ekoloji mücadelesinin savunulmasında bir adım”

İzmir’in önde gelen sivil toplum kuruluşları ve Foça, Aliağa ve Menemen halkı birleşti. Aliağa ile Foça ilçesi sınırlarında bulunan, Aliağa’ya bağlı Horozgediği Mahallesi’nde faaliyetini sürdüren İzdemir Enerji Santrali için verilen ve daha önce 3 kez iptal edilen “ÇED olumlu” kararının ardından dördüncü kez verilen “ÇED olumlu” kararına karşı dördüncü dava açıldı.

İzmir Barosu avukatlarından Özgür Yılmazer, 28 Ocak’ta dava açılmasının ardından İzmir Bölge İdare Mahkemesi binası önünde basın açıklaması yaptı. Yılmazer, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ihlal edildiğini, buna ilişkin verilen mahkeme kararlarının uygulanmadığını söyledi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Termik santrallerin faaliyeti derhal durdurulsun”

“Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararının öncelikle yürütülmesinin durdurulması ve yargılama sonunda iptaline karar verilmesi istemi ile dava açmak zorunda kaldık. Bu dava konusu projeye verilen 17.06.2010 tarihli Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararı İzmir 2.İdare Mahkemesi’nin 16.12.2016 tarihli 2015/1758 Esas, 2016/1593 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. 

Ancak Anayasanın 138. maddesi ve 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. maddesi gereğince Mahkeme kararının uygulanması beklenir iken, mahkeme kararının tebliğinden itibaren 30 günlük süre dolmadan 22 Mart 2017 tarihinde, 2009/7 sayılı genelgeye dayanılarak aynı projeye ilişkin yeniden ÇED olumlu kararı verilmiş ve bu işlemin iptali için açılan dava sonunda İzmir 5.İdare Mahkemesi’nin 26.10.2018 tarih ve 2017/1072 Esas 2018/1382 Karar sayılı kararı ile işlemin 2. kereiptaline karar verilmiştir.

Bu sefer de mahkeme kararı henüz taraflara tebliğ edilmeden, davalı bakanlıkça aynı projeyle ilgili yeniden ÇED süreci başlatılmış, İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün internet sitesinde 03.12.2018 tarihli duyuru ile 07.12.2018 tarihinde İDK toplantısı yapılacağı duyurusu yapılmış ve bunun üzerine davacılardan EGEÇEP tarafından davalı Bakanlığa 08.12.2018 tarihinde yapılan başvuru ile İzmir 5.İdare Mahkemesi’nin 26.10.2018 tarih ve 2017/1072 Esas 2018/1382 Karar sayılı kararının gecikmesiz ve eksiksiz uygulanması, termik santrallerin faaliyetinin derhal durdurulması, mahkemenin iptal kararına rağmen, aynı projeye ilişkin olarak 2009/7 sayılı genelge ile başlatılan ÇED sürecinin sonlandırılması“ talebinde bulunulmuştur.”

“Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görevine aykırı hareket ediyor”

İzdemir Termik Santrali’nin ÇED ve yargılama süreçlerinin skandallarla dolu olduğunu söyleyen EGEÇEP’in (Ege Çevre ve Kültür Platformu) avukatı Arif Ali Cangı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı görevlerini hatırlamaya çağırdı.

“İzdemir Termik Santrali’nin özellikle son ÇED raporu skandal bir rapor. Karadeniz bölgesinin verilerinin dosyaya girmiş olması, Karadeniz’deki başka bir proje için hazırlanan ÇED raporunun kopyalanarak buraya yapıştırıldığının somut göstergesi. Nihai raporda Karadeniz bölgesi olarak yazılan paragrafta ÇED olumlu belgesi verildikten sonra yayınlanan raporda sadece Ege Bölgesi diye yazılmış. Yani Karadeniz değil Ege bölgesi demişler. Bunun dahi denetlenmediği bir raporla karşı karşıyayız. Bu raporu Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı oldu bittiye getirip ÇED olumlu belgesi verdi. Bakanlığın tek amacı vardı. Mahkemenin verdiği kararın tebliğinden itibaren 30 günlük süreç içinde termik santrali mühürletmeden faaliyetine izin vermekti. Bakanlık termik santrali kurmak isteyen şirketin tedarikçisi gibi davrandı. Bakanlığın son dönemdeki uygulamaları bu yönde. Görevine aykırı hareket ediyor, varlık nedenini ortadan kaldırıyor.

Benzer süreçler devam ederse Türkiye’nin her yerinde bu tür faaliyetlerin önüne geçilmesi, sağlıklı yaşama hakkını koruyan yasaların ve uluslararası sözleşmelerin uygulanması mümkün değil. Bunun anlamı hukuki güvenliğin ortadan kaldırılması demektir. Çevresel Etki Değerlendirmeyi önemsizleştirmek, değersizleştirmek, demektir. Bu aynı zamanda Bakanlığın kendisini değersizleştirmesi demektir. Bakanlığın tüm teşkilat olarak kendine çeki düzen vermesi gerekiyor. İzdemir Enerji Santrali özelinde 3. kez ÇED olumlu belgesi verildi. Termik santral 2010 yılından beri süren yargılama sürecinde faaliyete geçti. 2 kez verilen mahkeme kararına rağmen durdurulmadı. Faaliyetini sürdürüyor. Aynı yerde, aynı koşullarda, aynı kömürü yakıyor. Aynı yöntemleri uyguluyor. Her defasında çevreye vereceği tehditler bilirkişilerce tespit ediliyor, mahkemece iptal kararları veriliyor. Bilirkişi raporundaki tespitler ve mahkeme kararındaki hukuka aykırılıklar yok sayılarak yeniden izin veriliyor. İzdemir süreci bu yönüyle aslında Türkiye’deki çevre mücadelesinin, çevre hakkının savunulması, hukuksal mücadelesinin ortadan kaldırılmasının bir örneğini temsil ediyor.

Her şeye rağmen İzmir’de Tabip Odası, İzmir Barosu,
TMMOB, EGEÇEP, Ekoloji Kolektifi, Menemen’den Ziraat Odası ve diğer esnaf odaları ile birlikte bu olumsuz sürece dur demek için yurttaşların dava açmış olmaları, yeniden hukuki yolu zorlamaları bir kazanımdır. Şayet bu davacılar, bu kurumlara dava açmaktan vazgeçselerdi hukuki güvencenin ortadan kaldırılması tehlikesi derinleşerek devam edecekti. Bu nedenle davanın tekrar açılmış olmasının Türkiye’nin gelecekteki ekoloji mücadelesinin savunulmasında bir adım olduğunu düşünüyorum. Umalım ki bu davadan sonra şimdiye kadar yaşanan skandallar tekrar yaşanmaz. Bakanlık kendine gelir, görevini hatırlar. 31 Mart’tan sonra oluşacak İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimi bu santrale ruhsat verme yetkisinin kendisinde olduğunu hatırlar, müdahale eder. Belki bu sayede Aliağa’daki kirliliğin bir nebze önüne geçilmiş olur. “

Bakanlıktan İzdemir Termik Santrali’ne yeniden ‘ÇED olumlu’ kararı: “Hukuk sisteminin açıklarından faydalanıyorlar”

Haber: Merve Damcı

(Yeşil Gazete)