Günün ManşetiHayvan HaklarıManşet

Evcil hayvanını sokağa terk edene yaptırım geliyor: Bakan açıkladı, hayvan hakları savunucuları yorumladı

Hayvan hakları savunucuları ve TBMM Çevre Komisyonu üyeleri hayvan haklarıyla ilgili sorunları konuşmak, kamu kurumlarının sorunlarını netleştirmek ve kurumlararası işbirliği yaparak sorunların çözümüne katkıda bulunmak amacıyla “Sokak Hayvanları Çözüm Çalıştayı”nda bir araya geldi.

24 Kasım’da TBMM Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından düzenlenen çalıştaya katılan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Sahipsiz hayvan popülasyonunun artmasını engellemek maksadıyla, sahipli hayvanlarını sokağa terk edenlere de yaptırım getirilmesini hedefliyoruz” dedi.  

Konuşmasında Türkiye’de rehabilite edilmemiş tahmini 800 bin sahipsiz hayvanın bulunduğunu söyleyen Bakan, “Yerel yönetimler tarafından 2004-2018 yıllarında, 1 milyon 352 bin sahipsiz hayvan aşılanmış, 1 milyon 80 bin hayvan kısırlaştırılmış ve 316 bin hayvan bakımevlerinde sahiplendirilmiştir” açıklamasında bulundu.

Hayvanlara Adalet Derneği ve Hayvan Hakları İzleme Komitesi’nden açıklama

Evcil hayvanını sokağa terk edenlere ceza verilmesi hayvan hakları ihlallerini önleyecek mi, şimdiye kadar alınan kararlar sonuç verdi mi, acil çözüm bekleyen sorunlar neler? Hayvanlara Adalet Derneği’nden (HAD) Avukat Hülya Yalçın ve Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) Koordinatörü Burak Özgüner’e sorduk.

Hayvanlara Adalet Derneği’nden (HAD) Avukat Hülya Yalçın

Avukat Hülya Yalçın: Köpeklere ne olacağı konusunda endişemiz var

“Bakan Pakdemirli genel çerçevede konuştu. Kendisinin de köpeği olduğu için hayvanlara daha yakın biri. Hayvanseverler çok etkili oldu. Çalıştayda her görüşten, her STK’dan birçok insan vardı. Hukukçular ve barolardan gelen komisyon merkez üyeleri vardı. HAD olarak biz de buradaydık. Hiç geri adım atmadık. Hem Çevre Komisyonu Başkanı ve hem de diğer kamu denetçileri bütün görüşlerimizi tek tek dinledi. Yaklaşımları çok güzeldi. Uygulamada ne olacağını bilemiyoruz tabii. Bu çalıştaydan bizim için çıkacak sonuç köpeklere ne olacağı konusunda bir endişemiz var. 6. maddeye dokunulmayacağı söylendi ama dokunulmayacaksa bile altı boşaltılacak mı, doldurulacak mı bilemiyoruz.” 

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) Koordinatörü Burak Özgüner

Burak Özgüner: Yetkililer, rehabilitasyonu maalesef kısırlaştırma ve aşılama zannediyorlar

“Bu popülasyon tahmini (800 bin sahipsiz hayvan), ne şekilde, hangi bilimsel yöntemler kullanılarak yapılmış, bunu bilmiyoruz. Ayrıca “rehabilite edilmemiş” hayvanlar kategorisinin de ne şekilde belirlendiğini bilmiyoruz. Bakan Pakdemirli, “rehabilitasyon”u kelime anlamı ve tıbbî terim olarak doğru bir şekilde kullanıyorsa böyle bir sayıyı belirlemek de imkânsız. İlgili devlet birimlerinin yönetici ve yetkililerinin, rehabilitasyonun kelime anlamını bile bilmediklerine defalarca tanık olduk. Yetkililer, rehabilitasyonu maalesef kısırlaştırma ve aşılama zannediyorlar. Ancak uygun olmayan/yüksek dozlu anestezi müdahaleleri, cerrahlığa soyunan ya da zorlanan hekimin meslekî yetersizliği, operasyonlarda kullanılan cerrâhi setlerin sterilize edilmeden defalarca kullanılması, cerrahî prensiplere riayet edilmemesi gibi nedenler ile belediyelerce kısırlaştırılan sokak hayvanları, asıl bu ameliyatlardan sonra rehabilitasyona muhtaç hâle geliyorlar. Tabii o kâbus ortamından ve korku filmini aratmayan uygulamalardan kurtulabilirlerse. Bakan, 14 senede 1 milyon 80 bin sokak hayvanının kısırlaştırıldığını açıklamış. Ancak bu hayvanların kaçının hayatta olduğunu ne bakanlık ne de belediyeler biliyor. 

“Geçici bakımevlerinin neredeyse tamamı, birer ölüm ve toplama kampına dönüştürülmüş durumda”

9 senede, sokak hayvanları için harcanmak üzere, yerel yönetimlere toplam 31 milyon lira malî destek sağlanmış. Yine bu 9 senelik süre zarfında, yerel yönetimlere, kısırlaştırma operasyonları için 9 milyon 254 bin lira aktarılmış. Ne kısırlaştırmalar hayvan sağlığı prensiplerine uygun olarak yapılıyor, ne de mevzuatta “geçici bakımevi” diye tanımlanan barınaklar, amacına uygun çalışıyor. Belediyelerin sorumluluğundaki geçici bakımevlerinin neredeyse tamamı, birer ölüm ve toplama kampına dönüştürülmüş durumda. Kısırlaştırmalar ise üstü kapalı bir soykırım hâlini almış durumda. Hayvanlar, bu şekilde yasal bir soykırıma tâbi tutuluyor. Önemli olan, sokak hayvanları için ayrılan ve aktarılan ödeneğin, hayvanları korumak ve yaşatmak için, amacına uygun bir şekilde,kamuyu zarara uğratmadan kullanılması. Ödeneğin ne için, nasıl harcandığı konusunda bir denetim mekanizması da yok.

Burak Özgüner son 11 yılda hayvan hakları ihlâlleriyle ilgili olarak uygulanan idarî para cezasının ne kadarının tahsil edildiğinin bilinmediğine dikkat çekti. 

Bakan, 2007-2018 döneminde, hayvan hakları ihlâlleriyle ilgili olarak, toplam 9 milyon 151 bin 700 lira idarî para cezası uygulandığı belirtti. Ancak Pakdemirli’nin başında olduğu Tarım ve Orman Bakanlığı da cezaların tahsili konusunda görevli ve yetkili olan Maliye Bakanlığı da 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na muhalefet edildiği gerekçesi ile hayvanlara kötü muamelede bulunan şahıslara uygulanan idarî para cezalarının ne kadarının tahsil edilip edilmediğini bilmiyor. Mesela, 2019 yılı itibarı ile bir hayvana fiziksel ya da cinsel şiddet uygulayan bir faile 773 TL idarî para cezası uygulanıyor. Yasada öngörülen cezalarda artışa gidileceği iddiasının doğruluğunu varsayarsak bu idarî para cezalarının tahsil ve takip edilmeyeceğini geçmiş yıllardan biliyoruz. Üstelik fail, kendisine uygulanan idarî para cezasını ödemediği takdirde herhangi bir yaptırım ile de karşılaşmıyor. Cezaların caydırıcı olması için işkence, tecavüz ve öldürme fiillerinin, mevzuatta açık bir şekilde suç olarak belirlenmesi, adlî vaka olarak gerektiği gibi değerlendirilmesi ve cezaların ertelenmemesi ya da paraya çevrilmemesi için de hapis cezalarının alt sınırının en az 3 sene olması gerekiyor. Ancak Adalet Bakanlığı bürokratları, bu şekilde bir kanunî düzenlemeye gidilemeyeceğini her tartışma ortamında dile getiriyorlar.

“Kesilen üç kuruşluk idarî para cezası, belediyenin tüzel kişiliğine kesiliyor; cezalar belediye bütçesinden ödeniyor”

Çalıştayda Bakan Pakdemirli’ye sorulan sorulardan bir tanesi de özellikle sokak hayvanlarına karşı sistematik zulüm uygulayan belediyelere yönelik, tasarıda herhangi bir yaptırım olup olmayacağı idi. Bu soruya karşılık olarak, Pakdemirli “Şunu unutmayın, suçu işleyen her kimse cezasını öder” cevabını verdi. Sokakta, barınakta, hayvanların tutsak edildikleri her yerde; adliyede, belediyede, bakanlıkta, mecliste hayvanların hakları için mücadele edenler olarak biliyoruz ki Pakdemirli’nin bu cevabı, gerçeklerin uzağından dahi geçmiyor. Belediye görevlileri, alıkoyduğu bir hayvana şiddet uyguladıklarında ya da âmirlerinin zehirleme, yok etme emirlerini yerine getirdiklerinde, kesilen üç kuruşluk idarî para cezası, belediyenin tüzel kişiliğine kesiliyor; cezalar belediye bütçesinden ödeniyor. Bu para cezaları, hayvanları katleden belediye çalışanlarına veya o emri veren yetkililere uygulanmıyor. Eğer ortada, görev ihmali, görevi kötüye kullanma gibi bir suç var ise yapılan suç duyuruları da hiçbir işe yaramıyor. Çünkü hem Hayvanları Koruma Kanunu’na, hem de Türk Ceza Kanunu’na muhalefet eden bu kamu görevlileri hakkında yetkili merciler tarafından soruşturma izni verilmiyor. Bu da korkunç bir cezasızlığa neden oluyor. Bu cezasızlık ortamı ve mevzuatın yaptırım konusundaki yetersizliği, her yıl binlerce hayvanın şahıslarca bireysel olarak katledilmesine; onbinlerce hayvanın belediyelerce kurumsal şiddete maruz bırakılmasına, sürgün ve tecrit edilmesine, topluca katledilmesine neden oluyor.

“Bu tasarı/teklif yasalaşırsa hayvanların sorunlarını çözebileceğini düşünmüyorum”

Her yasama döneminde değiştirileceği söylenen ve 15 sene önce yürürlüğe giren Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. maddesine göre,”aşıla-kısırlaştır-aldığın yere bırak” ilkesi ile sokak hayvanlarına Türkiye sokaklarında yaşam mücadelesi veriyor. Bakan Pakdemirli, bu ilkeye “izle ve denetle” basamağını ekledi. Kimin kimi, nasıl izleyeceği de aylardır muğlaklığını koruyor; kamuoyuna ve sivil topluma genişletilen bu ilke hakkında bir açıklama yapılmıyor. Çalıştayda, Bakan Pakdemirli’nin vaatlerinden birisi de hayvanları terk eden şahıslara yaptırım uygulanacağı idi. Yürürlükteki kanunda zaten var olan bir yaptırımın, neden yeni bir vaat olarak sunulduğunu ben anlamlandıramıyorum. 2019 yılı itibarı ile hayvan terk etme fiiline 513 TL idarî para cezası uygulanıyor. Basında çıkan haberlerde, sır gibi saklanan tasarı metninde, bu cezanın 500 TL ya da 700 TL olarak belirlendiği yazıyordu. Aklımızla alay ediliyor sanki. Tüm bunları düşündüğümde, geçmiş dönemlerde olduğu gibi, bu yasama çalışmasına da umut bağlayamıyorum; bu tasarı/teklif yasalaşırsa da hayvanların sorunlarını çözebileceğini, hayvan haklarının gözetileceğini düşünmüyorum.”

Haber: Tolga Öztorun, Merve Damcı

(Yeşil Gazete)