Doğa MücadelesiGünün ManşetiManşet

Gülpınar’ın zeytinleri, Tuzla’nın fasülyeleri, Kösedere’nin domatesi JES tehdidi altında

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar köyü yeni bir JES projesi tehdidiyle karşı karşıya. Köyün yakınındaki sulama barajına 210 metre uzaklıkta kurulması planlanan ve Kasım 2018’de Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci başlatılan projenin durdurulması için bölge halkı yeni bir hukuki mücadele başlatmaya hazırlanıyor. 

Gülpınarlılar bir buçuk yıl önce zeytinliklerinde yapılmak istenen sondaj çalışmasını 33 gün nöbet tutarak engellemiş ve “ÇED gerekli değildir” kararı verilen JES tesisi şirketini geri püskürtmüştü.

Şimdi ise Transmark Turkey Gülpınar Yenilenebilir Enerji Üretim San. ve Tic. A.Ş.’nin 19 (megavat) MW kapasiteli Jeotermal Enerji Santrali projesinin hayata geçmesini engellemeye çalışıyor.

“Yeraltı sularının herhangi bir şekilde bir noktadan kirlenmesi ihtimali korkunç çünkü bizim içme suyumuza da karışma riski çok büyük”

JES ile ilgili ÇED sürecinin başladığını Çanakkale Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün web sitesindeki duyurulardan öğrenen Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği, proje tanıtım dosyasını incelediklerinde ruhsat sahası için izin verilen alanın 4 bin 256 hektar olduğunu söylüyor. Bu alan daha önce davacı olunan Pınarkale Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ait ruhsat alanının yaklaşık 4 katı büyüklüğünde.

“Projeyi incelediğinizde de 2 farklı firma var. Aslında daha önceden müracaat edilmiş bir proje. 4 bin 256 hektarlık alanın ruhsat alımı için müracaat etmişler, kalan alanlara da diğer firma yani Pınarkale Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. müracaat etmiş. Şu an bu iki firmayı toplayıp harita üzerinde incelediğinizde bize bölgede hiç yer kalmıyor. Durum vahim. Şu anki yeni projede JES sulama barajının dibine kurulacak. Alana bir kuyu çakılmış.

Bizim açımızdan çok ciddi bir tehlike. Çünkü Gülpınar, Tuzla Ovası, Kösedere Ovası tamamen Tuzla Barajı’ndan sulanıyor. İçme suyu da baraja çok yakın kaynaklardan geliyor. Bizim ve diğer bütün köyler de (Gülpınar, Tuzla,Kösedere, Babadere, Naldöken, Çamköy, Tamış, Yukarıköy, Kocaköy, Kızılkeçili, Çamkalabak, Çamiçi) bu kaynaktan ihtiyacını gideriyor. Dolayısıyla yeraltı sularının herhangi bir şekilde bir noktadan kirlenmesi ihtimali korkunç çünkü bizim içme suyumuza da karışma riski çok büyük. Bu konuda çok endişeliyiz.”

“Fasülyenin bir gecede kuruduğunu biliyoruz”

JES tehdidine karşı mücadele veren ve gelişmeleri Yeşil Gazete’ye değerlendiren Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği, “Tuzla ve Kösedere Türkiye’nin en verimli ovalarından. Bu proje hayata geçerse Gülpınar’ın zeytinleri, Tuzla’nın fasülyeleri, Kösedere’nin domatesi artık çok kalitesiz hale dönüşecek. Dernek olarak bölge insanımıza bunun ne kadar tehlikeli olabileceğini anlatmaya çalışıyoruz. Tuzla’da halihazırda 2 tane işleyen jeotermal santral var. Tuzla halkı santrallerle 15 senedir iç içe. Zararlarını biliyorlar. Bir tane fasülyenin bir gecede kuruduğunu biliyoruz. Jeotermalin havaya bıraktığı gazlardan mı? Bilemiyoruz. Tespit edilemedi çünkü şikâyet edilmedi. Halk bir şekilde kandırılıp ikna edilmiş, bölgede paralar harcanmış. Tüm dünyaya incir ihracatı yapan Aydın’da incirlerin kalitesinin jeotermal santrallerden dolayı bozulduğunu, hatta yurt dışından iade geldiğini biliyoruz. Oradaki toprağı kaybettikten sonra yapılacak hiçbir şey yok. Kendi topraklarımızı da kaybetmek istemiyoruz, Tuzla’daki varolan santrallere de karşıyız, onları da istemiyoruz” diyor.

Uzmanlara göre jeotermaller depremleri tetikliyor

Uzmanlar JES tesislerinin sadece su kaynakları, verimli tarım arazileri ve canlılar için tehdit oluşturmasının yanı sıra depremleri de tetiklediğine dikkat çekiyor. Maden Mühendisleri Odası’ndan Mebrure Badruk‘un JES tesisleri hakkında hazırladığı bir raporda “Pek çok jeotermal sahada mikro deprem aktivitesinin araştırılması yapılmaktadır ve bölge fay yapılarının pozisyonu hakkında bilgi verebilecek yer kanıtları vardır. Üretim ve reenjeksiyonu direkt etkileyen mikro depremler Geysers’de gözlemlenmiştir. Benzer şekilde, Wairakei’de jeotermal sahasında yüksek basınç altında reenjeksiyon bölgede depremler hissedildiğinde durdurulmak zorunda kalınmıştır. Ohaaki sahasında 1987-1992 yılları arasında sismik ölçümler yapılmıştır. Gözlemler sonucunda üretim sırasında sismik aktivitenin düşük olduğu saptanmıştır.” ifadelerine yer veriliyor.

İki yıl önce bölgede başlayan, aylarca süren ve uzmanların tanımlayamadığı depremlerin jeotermal sondajlar ve santrallerle ilişkisinin olup olmadığının araştırılması için mahkemeye başvuruda bulunuldu.

Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği son olarak Manisa’nın Alaşehir ilçesinde 1 kişinin yaralanması ve 30 dönümlük üzüm bağlarının zarar görmesiyle sonuçlanan jeotermalden gelen sıcak su patlamasını da santralin tehlikelerinden biri olarak gösteriyor.

Hukuki süreç devam ediyor

Çanakkale İdare Mahkemesi tarafından “ÇED gerekli değildir” kararının iptali istemiyle açılan dava reddedildi. Bunun üzerine davacılar itirazlarını Danıştay’a taşıdı. Danıştay’da benzer konuda emsal kararların olduğunu belirten davacılar olumlu bir sonuç çıkmasını bekleniyor. 

Zeytinliklere JES sondajı davasında Gülpınarlıları sevindiren ara karar

Jeotermale direnen Gülpınarlı kadınlardan mesaj var: Doğamızı da kafamızı da bozmasınlar!

Haber: Merve Damcı

Fotoğraflar: Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği

(Yeşil Gazete)