Doğa MücadelesiManşet

“Tarihi bir kararla baraj ve HES projeleri iptal edilen Munzur Vadisi Milli Parkı UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine alınmalı”

Türkiye’de emsal bir karara imza atıldı. Ankara 3. İdare Mahkemesi Munzur Vadisi Milli Parkı’nda planlanan tüm baraj ve HES projeleri ile 2003 yılında işletmeye alınan Mercan HES projesini “üstün kamu yararı” gözetilerek iptal etti. Böylece Munzur Milli Parkı baraj ve HES tehdidinden kurtulmuş oldu. Peki karar bölgede nasıl karşılandı? Bundan sonra Munzur Vadisi Milli Parkı nasıl korunacak? Tunceli Barosu Başkanı Avukat Barış Yıldırım ve Munzur Çevre Kültür ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Ali Yıldız ekosistemin korunması için verilen mücadelenin sonucunda edinilen bu tarihi kazanımı Yeşil Gazete’ye değerlendirdi. 

Avukat Barış Yıldırım, Munzur Vadisi Milli Parkı sınırlarına yapılan/yapılması planlanan baraj ve HES projelerine karşı açtıkları davayı anlattı. 

“2010 yılında Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içerisinde yapımı planlanan en büyük baraj projesi durumundaki Konaktepe Barajı Konaktepe HES 1 ile Konaktepe HES 2’ye T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) lisans verdi. İnşaat süreci başlayacaktı. Dava açtık. Danıştay yürütmeyi durdurma kararı verdi. Milli Park olan sahalarda herhangi bir tesis ve yapı, bu kapsama baraj ve HES’ler de giriyor, inşa edilebilmesi için öncelikle Milli Parklar kanunun 2873 sayılı yasanın 14. maddesindeki şartın yerine getirilmesi lazım dedi. O şart neydi? Kanun, ‘milli parklarda ekosistem değeri bozulamaz’ diyor ancak Genelkurmay Başkanlığı’nın savunma için ihtiyaç duyduğu tesisler ile kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk bulunan tesislerin yapımına bakanlıktan izin verilebilir. Birinci yürütmeyi durdurma kararı sonrası hızlı bir şekilde Bakanlık harekete geçti.

“Bakanlık üniversite raporlarını, hukukta yeri olmamasına rağmen, gerekçe olarak kullanarak üstün kamu yararı kararı aldı”

O dönem T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı 5 üniversiteden, Cumhuriyet tarihinde böyle bir örnek yok, Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yapımı planlanan 4 baraj ve 5 HES ile geçmişte kaçak şekilde inşa edilen Mercan HES’in çevresel etkilerinin araştırılmasını istedi. Verilen raporlarda aynen şunlar yazıldı: Bu baraj ve HES’lerin çevreye herhangi bir zararı olmayacaktır. Türkiye’nin enerji ihtiyacı vardır, dışa bağımlıdır. Bu bakımdan Munzur Milli Parkı’nda bu HES’lerin kurulmasının üstün kamu yararı vardır. Bakanlık üniversite raporlarını, hukukta yeri olmamasına rağmen, gerekçe olarak kullanarak üstün kamu yararı kararı aldı, barajlara  ve tüm HES projelerine izin verdi. Biz de tüm projelere izin veren kararın iptali için dava açtık. Ankara İdari Mahkemesi, ‘üniversite raporları var, bu barajların parka olumsuz etkileri olmayacak, enerji ihitiyacı da var, dolayısıyla açtığınız davayı reddediyorum’ dedi. Öyle olunca Danıştay’a gittik, dörde bir oy çokluğu ile karar bozuldu. Danıştay ‘bu kararın alınabilmesi için tüm projelerin çevresel etkilerinin aynı anda analiz edilmesi lazım’ dedi. 

“Milli Park diye bir alan kalmayacaktı çünkü barajlar birbiri ardına uzanıyor”

Milli Park sınırları içinde 4 tane baraj projesi var. Milli Park diye bir alan kalmayacaktı çünkü barajlar birbiri ardına uzanıyor. Tunceli Ovacık karayolunu takiben yaklaşık 59 kilometrelik bir uzunluk var . Munzur Çayı üzerine inşa edilecekti. Bir tane üye muhalif kaldı. Tüm projelerin tek tek çevresel etki değerlendirmesine tabi tutulmasının hukukta örneği olan bir durum olmadığını söyledi. Şirketler bu karara itiraz edip kararı düzeltme yoluna başvurdular, ‘tüm projelerin tek tek ÇED sürecine tabi tutulması mümkün değildir’ dediler. Danıştay reddetti. Ankara İdare Mahkemesi karara uydu. Üstün kamu yararının iptaline karar verdi.”

“Munzur Vadisi Milli Parkı yüzde 20’si endemik olan 1900 tane bitki türü içeriyor. Flora açısından dünyanın en zengini”

Avukat Yıldırım, flora ve fauna olarak eşsiz endemik türlere sahip olan Munzur Vadisi Milli Parkı’ndaki baraj ve HES yapımı sürecinin tamamen bloke edildiğini, yakın zamanda neslinin tükendiği söylenen Anadolu Parsı’na bile rastlandığını söyledi. 

“Milli park sınırları içerisinde baraj ve HES inşa edilebilmesi için zorunlu olan ilk koşul kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin zorunluluk olmasının ortaya konulmasıydı. Şimdi bu karar iptal edildi. Bu kararın tekrar alınabilmesi için milli parktaki tüm baraj ve HES projeleriyle oradaki flora ve faunanın yaşam sahalarında oluşacak etkilerinin araştırılması gerekiyor. Burası flora açısından dünyanın en zengin milli parkı. 1900 tane bitki türü içeriyor.  Bunların yüzde 20’si endemik. Ayrıca baraj sahalarının tümünde Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarının Korunması Sözleşmesi‘ne (Bern) göre koruma altında olan çok sayıda canlı türü var. Çengel boynuzlu dağ keçisi, ur kekliği, vaşak, hatta Anadolu Parsı’nın dahi bölgede yaşadığına dair işaretler var. Yani bu ÇED’in yapılması imkansız. Türkiye tarihinde bir örneği yok. Süreç tamamen bloke edildi.”

“Tagar Çayı’na yapılması planlanan HES projesi de iptal”

Bölgede bir diğer HES tehdidi altındaki yer de Çemişgezek’te bulunan Tagar Çayı. Yıldırım, çay üzerine kurulması planlanan HES projesinin iptaline karşı açtıkları davayı kazandıkları haberini de ilk kez şu sözlerle paylaştı: 

“Tunceli bölgesi Fırat Nehri’nin su toplama havzasının en büyüğü. Fırat, Türkiye’nin akarsu potansiyelinin üçte birinin barındırır. Fırat’ın neredeyse tüm kolları ya bizim Tunceli sınırlarından doğar ya da burada birleşir. İstisnası yok. Bu bakımdan bu havzada 5 tane baraj inşa edilmiştir. Mesela bu coğrafyayı etkileyen Keban Barajı var ve Elazığ sınırları içerisinde. Fakat bizim ilimizin de önemli bir kısmını su altında bıraktı. Yine Peri Vadisi’nde Elazığ-Bingöl hattı boyunca uzanan Peri Çayı üzerine inşa edilen 3 tane baraj vardı. Pülümür ilçesinde Karasu Çayı üzerinde yapılması planlanan HES de var. Bu projelerin tümüne dava açtık. Şu an Anayasa Mahkemesi’nde olanlar da var. Ayrıca Çemişgezek’te çok kıymetli bir alan olan Tagar Çayı üzerinde bir proje vardı, o da iptal edildi. Onun kararını da önümüzdeki günlerde açıklayacağız.” 

“Tür zenginliği açısından Munzur Türkiye’deki en büyük, dünyada da sayılı milli parklardan biri”

Yıldırım’a göre bundan sonra acilen atılması gereken ilk adım Munzur Vadisi Milli Parkı’nın dünya kültürel ve doğal mirasının korunmasına dair sözleşme hükümleri uyarınca UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine alınması.

“Dünya kültür mirası komitesi 10 tane kriter belirlemiş. 10 kriterden sadece bir tanesini barındıran bir saha alınabiliyor. Munzur Vadisi Milli Parkı ise hem doğal hem de kültürel kriterlerin altı tanesini birden karşılıyor. Dünyanın ilk milli parkı ABD’deki Yellowsone. Munzur Milli Parkı’ndan 20 kat daha büyük olsa da oradaki tür sayısın buradakine yetişemiyor. Dolayısıyla tür zenginliği açısından Munzur Türkiye’deki en büyük, dünyada da sayılı milli parklardan biri.”

Fotoğraf: Kemal Özer

Kurulduğu 2003 yılında bu yana bölgede baraj ve HES projelerine, siyanürlü maden aramalarına ve orman yangınlarına karşı mücadele eden Munzur Çevre Kültür ve Dayanışma Derneği‘ne göre bu hukuki kazanım bir son değil, başlangıç niteliğinde. Derneğin Başkan Yardımcısı Ali Yıldız, iptal kararının kendilerine umut verdiğini söyledi. 

“Bu kazanım bizler için son değil başlangıç niteliğinde”

“Bizler biliyoruz ki devletin rant ve talan projeleri Dersim halkının yaşam alanlarını yok etmek, inançlarından kopartmak, asimile etmek ve tüm bu saldırılarla Dersim halkını zorunlu göçe tabi tutmayı amaçlamaktadır. Dünyanın hiçbir yerinde halkın kutsal değerlerine dokunulmazken Dersim’de halkın içmeye kıyamadığı Munzur suyu kurutulmaya çalışılıyor. Onun içindir ki bu kazanım bizler için son değil başlangıç niteliğindedir. Munzur Vadisi’ndeki HES ve barajların hukuki olarak var olan tüm projelerin iptal edilmesini önemli bir kazanım olarak görüyoruz.

Bizler için su kutsaldır ve şimdilik dahi olsa kutsalımızdan devletin elini ‘çekmesi’ bizleri mutlu etti. Bu konuda gerek birlikte mücadele ettiğimiz gerekse bağımsız mücadele eden tüm kurumlara, derneklere, yöre halkına ve özelikle de avukat Barış Yıldırım’a teşekkür ediyoruz. İptal kararı bizlere umut verdi, fakat Munzur’da mücadele edilecek tonla saldırı söz konusu olduğu için huzurlu değiliz. Onun için bu konuda ihtiyatlı davrandığımızı ve huzurlu olmadığımızın altını çizmekte fayda var. Bu iptal, kısmen de olsa doğal yaşamın, yabanıl hayatın, inanç yerlerimizin, kültürümüzün, sadece Munzur’da bulunan 13 çeşit endemik bitkinin, kurtuluşu ve özgürlüğü için umut oldu. Dersim halkı devletin bugün beş tanesini iptal edip yarın on tanesini açma potansiyeline sahip olduğunu biliyor. Onun için çıkan karar insanları bu düşüncelerden alıkoyamıyor.”

Fotoğraf: Kemal Özer

“Munzur Çayı bölge halkı için sadece içilecek temiz bir sudan ibaret değil aynı zamanda inanç anlayışında çok önemli bir yerde duruyor”

Ali Yıldız, Munzur Çayı’nın bölge halkı için değerine şu sözlerle açıklık getirdi:

“Munzur binlerce yıldır o coğrafyada yaşayan kadim halkımız için yaşam kaynağı olmuştur. Bölge halkı için sadece içilecek temiz bir sudan ibaret değil aynı zamanda inanç anlayışında çok önemli bir yerde duruyor. Bütün canlı varlıkların, börtü böceğin, bitkilerin yaşamasına can suyu oluyor Munzur… Bununla birlikte dünyada ender bulunan bu ekosistem Dersim halkının yaşam kaynağı olmakta ve dilini, kimliğini, kültürünü oluşturmakta. Kültür dünyanın her yerinde olduğu gibi Dersim halkı içinde değerlidir. Kültürü olmayan bir halk yok olmaya mahkumdur. Dersim halkı yok olmak istemiyor. 37-38’den bu yana da bunun mücadelesini veriyor.”

Yıldız, vadide hayata geçirilmeyi bekleyen ve iptal edilen projelerin dışında maden ve taş ocakları, sulama kanalı ve gölet projelerinin bulunduğuna dikkat çekti ve ekledi: 

“Dersim’de her yıl sonbahar ve ilkbaharda operasyon bahanesi ile orman yangınları çıkartılıyor. Çıkarılan bu yangınlara ne halkın ne de itfaiyenin
müdahalesine izin veriliyor. Tarımın yok edilmesi, yayla yasakları konuları var. Dersim halkını ve yaşam alanlarını yok etmek için bu sistemin tonla projesi bulunuyor. Dersim’de, Kazdağları’nda, Antalya’da Bergama’da, Aydın’da, Akkuyu’da, Sinop’ta, Karadeniz’de yükselen çevre talanına nasıl müdahale edeceğimizin ve durduracağımızın cevabı, İsveç’te iklim değişikliğine dikkat çekmek için okul grevi başlatan ve BM İklim Zirvesi’ne konuk olarak katılan 15 yaşındaki genç aktivist Greta Thunberg’a şu cümlelerinde yer alıyor: ‘Köklü bir değişim ancak ayaklanma ile mümkündür’. Siz Yeşil Gazete emekçilerine de bu minvalde halkın ve doğanın sesi olduğunuz için teşekkür ediyor ve mücadelenizde başarılar diliyoruz.”

Haber: Merve Damcı

(Yeşil Gazete)