Ekolojik YaşamHafta SonuManşet

[Kırsal Günlükleri] Reçel zamanı – Melih Aşanlı

Buzlar çözülmüş, ben yeterince ısınmış ve yeni bir mücadele için iki gün boyunca yeterli enerjiyi toplamıştım. Üstelik Çarşamba geliyordu. Çarşambaları kasaba günü bizim buralarda. Burada geçirdiğim yıllar içinde bende çocuk gibi heyecanlanmaya başladım kasabaya inme vakitlerinde.

Gardırobumdan temiz kıyafetlerimi çıkarıyor, üstüme başıma çeki düzen veriyor, arabamı ısıtıyorum. Kahvaltıyı kasabada yapıyoruz neredeyse her Çarşamba. Dostlarımızı görüyorum, alışveriş yapıyorum. Sürekli uğradığım esnaf dostlarım var. Mesela su motorunu aldığım Ali Osman; mutlaka bir selam verip su motorundan ve arazi sorunlarından dertleşiyoruz. Birbirimize borçlu olduğumuz günden beri, artık aramızda paranın lafı yok. Konuşurken dükkânı da geziyor aklıma gelen malzemeleri satın alıyorum.

Eski sanayide Zeki ile İsa var. Köyden arkadaşlarım. Sonra Cemal usta var. Eski komşum. Birlikte hala örsün başına geçemedik ama kararlıyız. Geçen dört yıl heyecanımızı söndürmek yerine daha da körükledi. Çok güzel bıçaklar yapacağız bir gün.

Veli ile babası var. Kamyonları ile az malzeme taşımadılar bize. Gelirken de kasabanın yumuşak suyundan buldukları bütün şişelere doldurup bize getirdiler. Bizim buralarda ne bulursak onu kullanıyoruz. Kullanma suyumuz genelde acı. Bir de içmek için kullandığımız ekşi su var. Ekşi ama bizim baştacımız. Temmuzun öğleninde arabaya atlayıp buz gibi akan pınardan kana kana su içmenin ne olduğunu bu su öğretti bana

Öyle sevimi bir görüntüsü de yok hani bu pınarın. Beton sarnıç yılların yorgunluğu ile kavrulmuş fayanslarla kaplı. Zamanla belliki çok hasar görmüş. Kabaca sıvanmış onarım işlerinin izleri, ceza evi çetelesi gibi bütün bedeninde gözüküyor sarnıcın. Yapanlar ya güneşten yılmış ya soğuktan donmuş eller ile çalışmış. Onca malzemeyi getirmiş bu ormanın ortasına. Ne diyeyim sağ olsun. Elleri dert görmesin. Yıllardır bize o su veriyor.

Neyse işte böyle bir Çarşamba öncesi su işine girmeye karar verdim. Yeni bir maç için bahisler açılmıştı. Su bu sefer depoya ulaşabilecek miydi? Buzlar çözülmüştü. Hattımı onardım. Dere yatağına kadar olan kısmı kontrol ettim. Bağlantı parçalarını hazırladım. Yeni motoru ambalajından açtım. Nasıl bir heyecan anlatamam. Yılbaşı hediyemin ambalajını açıyorum. İçinden kocaman pırıl pırıl yeni bir oyuncak çıkıyor. Üstünde bir sürü etiket var. Kullanma kılavuzunu keyifle okuyorum. Yağını koyuyorum. Buji kontrolü yapıyorum. Karbüratör deposunda yeterli benzin akışı var mı kontrol ediyorum. Bu canavar ilk kez çalışacak.

İlk sefer önemli, daha bir narin davranmak lazım. Buraya gelinceye kadar, çok yol kat etti. Bir sürü parça bir araya getirildi. Şimdi birbirlerine alışmaları için zamana ihtiyaçları var. Benzin ve jikle kontrolünden sonra makineyi kurmaya başlıyorum. Sonra ipi çekiyorum, Bir kez daha. Biliyorum bu iş ilk sefer biraz zaman alacak. Motorun tüm aksamlarına benzin gidiyor. Önce onların doyması lazım. Üstelik havada bir hayli soğuk.

İpi bir kez daha çekiyorum. Bir daha, bir daha. Motor hırıltılar ile öksürüyor.

Bir kez daha.

Bir kez ve çalışıyor. Bekliyorum. Biraz ısınması lazım

Jikle açık olduğundan motor zengin karışımla ateşleniyor. Bolca benzin azıcık hava ile metal gövdeyi ısıtmaya çalışıyor. Tüm ayarlarının iyi olduğunu görmek için jikleyi kapatıp normal çalışma şekline bakmak lazım. Biraz bekliyorum.

Ve jikleyi kapatınca motor kusursuz bir ritimle çalışmaya başlıyor.

Nasıl bir yeni yıl hediyesi tarif edemem. Artık suyumuz var. Kar sistemi kapatmadan, borular donmadan yetişebildik. Bu sefer de şansımız yaver gitti.

Su sorunumuz Salı günü akşam üzeri itibari ile bir sonraki sefere kadar rafa kalktı.

Çarşamba günü sabah kalktığımızda her yer bembeyazdı. Gece kar yağmıştı. Yağan karı biraz izledik. Hazırlıkları yaptım. Arayı ısıtıp karlarını temizledim. Kasabaya indik. Bayramiç’e kar henüz ulaşmamıştı. Arabayı park edince yoldan bir kadın arabanın üstündeki bir karış karı görünce nereden geldiğimi sordu.   Bir düzlükte kurulmuş kasaba oldukça korunaklı bu dağın içinde. Arabaları karla kaplı kasabaya gelenler, karın düştüğü köylerden haber de getiriyor aynı zamanda. Böylelikle kasabada nerede kar var herkes biliyor.  Bu önemli çünkü birçok köyde burada yaşayan herkesin bir tanıdığı var. Yollar ne durumda bilmek lazım.

Bu çarşamba, alacak pek bir şeyimiz yok. Bir pirincimiz var kargodan gelecek. O da gelmeyince öylece dolanıp ufak tefek olan daha önce ertelediğimiz işleri hallettik.  Biraz postane işi, çay keyfi bolca şeker. Planda reçel yapmak var.

İnsan bu kışın ortasında, bembeyaz ormanın içinde renkli ve şekerli kazanları kaynatmayacakta ne yapacak. Üstelik yanan kuzinemin başında ısınıp çayı da yudumlamak var.

Perşembe günü sabah kahvaltıdan kalkıp mutfağa geçtik. Ben Kübra’ya yamaklık yaptım. Ayvalar soyuldu, kazanlar kaynatıldı. Mutfakta imalata başlandı mı mutlaka birkaç işi birden halletmek lazım. İnsan öyle her daim soyunamıyor bu işe.

Biraz yorulduk ama on günlük yoğurdumuz, eğitimlerde kullanacağımız ve bir o kadar da kendimizin yiyeceği reçelimizi yaptık. Birkaç aylık probiyotik turşumuzu hazırladık. Öncekiler bitmek üzere çünkü. Onlar bitmeden, belki birkaç gün farkla diğeri hazır olacaktır.

Ellerimizde kesim motoru, sırtımızda balta çamur içinde bir boğuşma olmuyor buralarda her zaman. Öyle olsaydı çok sıkıcı olurdu zaten.  Kompost kovası, soyma bıçağı, koca tencerelerin bulaşığı da var. Güneşte ısınmak, semaveri yakmak, öylece durmak da.

Reçeller güzel oldu. Ben çok beğendim. Bir ara her şeyi bırakıp ortalığı fotoğraflamak istedim. Cep telefonu ortamdaki ışığı yakalamak için yetersiz geldi. Makineyi kuracaktım, ama tripod yoktu. Allahtan da yoktu. Kardan yansıyan filtrelenmiş ışık, ahşaptan yumuşayarak çok güzel boyuyordu mutfağı.

Reçeli unutup natürmort çekebilirdim saatlerce. Şimdi cep telefonu ile çekilmiş anılar var elimde. Ama not aldım zihnimde bir köşede. Bir ara uğraşacağım mutfakta çekim yapmaya.

Size de çamurlu, ıslak ve soğuk kareler yerine bu sefer renkli sıcak ve şekerli şeyler gönderiyorum. Her ne kadar cep telefonu ile çekilmiş olsa da, içinizi ısıtmaya yetecektir.

Sevgiyle kalın.   

.

Melih Aşanlı

Kategori: Ekolojik Yaşam