ManşetTürkiye

TİHV Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’ya 2 yıl 6 ay hapis

Barış Akademisyenleri’nin, sokağa çıkma yasakları döneminde yayınladığı ‘Bu suça ortak olmayacağız’ bildirisine imza attığı gerekçesiyle ‘terör örgütü propagandası’ suçlamasıyla yargılanan, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı (TİHV) Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Fincancı 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

“Size rahatsızlık veren o görüntüler benim işimin bir parçası, ama sizin de işinizin parçası”

Duruşmada söz alan Fincancı, mahkemenin dosyasına eklediği Cizre ön inceleme raporuna ilişkin “Sizin beni Google’layarak bulduğunuzu tahmin ettiğim ve suç unsuru gibi göstermeye çalıştığınız Cizre ön inceleme raporumuzu da beyanımda zaten alıntılamış, inceleme sırasında bulduğum çocuk kemiğinin fotoğrafı da dâhil, birkaç kez ‘ceset fotoğrafı’ diye rahatsızlığınızı ifade ettiğiniz fotoğraflarla o dönemde yaşananları aktarmaya çalışmıştım. Size rahatsızlık veren o görüntüler benim işimin bir parçası, ama sizin de işinizin parçası. Öyle olmalı. Burası bir Ağır Ceza Mahkemesi, dolayısıyla benim 4 Ekim’de yapmış olduğum sunum bir suç duyurusu niteliği taşımalıydı sizin için” dedi.

“Barış istemek suç değildir”

“Hakikat ve hak mücadelesinin suça dönüştürülmesinin utancı içindeyim” diyen Fincancı, “Bağımsız ve tarafsız olmadığını düşündüğüm mahkemelerde uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan barış talebinin, insan hakları ihlallerinin belgelenmesinin cezalandırılması, insan haklarının, hukuk rejimi ile korunması zorunluluğunun hiçe sayıldığını göstermektedir burada hepimize. Geçtiğimiz celse ceza alan Gençay Gürsoy ile aynı konumda olmayı onur sayarım. Barış istemek suç değildir suçlamalarınızı kabul etmiyorum” diye konuştu.

Fincancı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerini de kabul etmediğini söyledi. 

Mahkeme heyetinin reddi talep edildi 

Fincancı’nın avukatı Meriç Eyüboğlu, başından beri tarafsızlık ilkesinin ortadan kalktığını belirterek heyetin reddini talep etti. Eyüboğlu, “Aynı bildiriden yargılanan akademisyenler hakkında verdiğiniz ceza kararlarını da, müvekkilim Gençay Gürsoy’un dosyasına duruşma sabahı yeni belgeler alındığını ve üst sınırdan ceza verdiğinizi de biliyoruz. Ve şimdiden Şebnem hocaya verilecek cezanın yine alt sınırdan ayrılarak verileceğini biliyoruz. En baştan belli tarafsızlık ilkesi ortadan kalkmıştır. Görüşünüzü açıkladığınız için objektif ve subjektif olarak tarafsız değilsiniz. Müvekkil ifadesini verirken yapmış olduğunuz müdahaleler müvekkilin savunmasında kullandığını e raporu aleyhe dosyaya konmuş. Doğrudan yargılama konusu olmadığı halde subjektif olarak daha ağır ceza verilme saikini gösteriyor. Yargılama evresinde tüm delillerin toplanması yönündeki taleplerimiz reddedildi. Dolayısıyla tüm bu sebeplerle heyetin reddini istiyoruz” dedi.

Mahkeme heyeti, ‘yargılamayı uzatmaya ilişkin yapıldığı’ gerekçesiyle reddi hakim talebini reddetti.

“İktidarın beklentileri doğrultusunda yargılama”

Avukat Yıldız İmrek de, heyetin yargılamayı ‘acele bitirmek isteğinde’ olduğunu söyledi. İmrek, “İktidarın beklentileri doğrultusunda ifade özgürlüğünü susturucu bir rol oynayarak bu anlamda hızlandırıcı yargılama yapıyorsunuz” dedi.

“Asıl ben itham ediyorum”

Avukatların beraate ilişkin taleplerinin ardından son sözü sorulan Fincancı, “Bu topraklar ağır acıların yaşandığı topraklar. Biz burada bugün yüzleşememenin acısını görüyoruz. Bugün 19 Aralık. Bundan 18 yıl önce cezaevlerine saldırılıp ‘hayata dönüş operasyonu’ yapıldı. 40 yıl önce Maraş Katliamı yapıldı. Bunlarla yüzleşmeyi başardığımızda bu yargılamaların utanç belgesi olacağını düşünüyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum. Emile Zola’nın dediği gibi; Asıl ben itham ediyorum” dedi.

Cezada indirime gidilmedi 

Kararını açıklayan mahkeme heyeti Fincancı’ya 2 yıl 6 ay ceza verdi. Mahkeme kararında şu ifadelere yer verildi:

“Sanığın üzerine atılı ‘Terör örgütü propagandası suçundan’ eylemine uyan suçun işleniş şekli ve özelliği sanığın suç tarihinden hemen önce ve sonrasında vermiş olduğu röportajlarında kullanmış olduğu ifadeler, suça konu bildiri içeriğiyle örtüşecek şekilde TSK’nin tamamen savunma ve güvenlik amaçlı bölgedeki faaliyetini vahşet, soykırım girişimi, savaş suçu ve Kürt halkına topyekun saldırı olarak ifade etmesi, bölgede PKK/KCK silahlı terör örgütü tarafından yapılan hendek kazma eylemlerini övmesi, öz yönetim anlayışına sahip çıkması bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın güttüğü amaç ve saiki, sanığın kastının yoğunluğu, bildiriden sonraki bildiriyi sahiplenme ve kabullenme iradesi, suç konusunun önem ve değeri, oluşan tehlikenin boyutu dikkate alınarak takdiren cezanın yasal alt sınırından ayrılarak teşdit uygulanmasıyla sanığın 1 yıl 8 ay, suça konu bildirinin basın ve yayın yoluyla işlenmesi nedeniyle yarı oranında arttırılarak 1 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi.”

Mahkeme, yasal imkan bulunmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmasına yer olmadığına hükmetti. Mahkeme, Fincancı’nın ‘duruşmadaki olumsuz gözlemlenen tutum ve davranışları’ ile ‘suçun işlenmesinden sonra pişmanlık duymaması’ gerekçeleriyle cezada indirime gitmedi.

“30 aylık bir onur madalyası aldım”

Duruşmanın ardından konuşan Fincancı, “Sağ olsun mahkeme uygun biçimde görevini yaptı. Bana 30 aylık bir onur madalyası taktı. Sevgili Gençay Gürsoy’a verilen cezayı duyunca ‘acaba bana da böyle bir madalya takarlar mı’ diye umut etmiştim. Sağ olsunlar, madalyamı aldım” dedi. 

(Artı Gerçek)

Kategori: Manşet