İHAM Lambdaistanbul baskınıyla ilgili Hükümet’ten savunma istedi

Türkiye’nin ilk LGBTİ+ (lezbiyen, gay, biseksüel, trans, interseks) örgütlenmesi olan Lambdaistanbul Lezbiyen Gey Biseksüel Travesti Transseksüel Kadınlar ve Erkekler Arası Dayanışma Derneği’ne (derneğin başvuru sırasındaki yasal ismi) 2008 yılında yapılan baskın ile ilgili İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM)  Türkiye’den savunma talep etti

Özel hayatın gizliliğinin ihlali, dermek kurma özgürlüğü ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiasıyla konuyu İHAM’a taşıdıklarını söyleyen Lambdaistanbul Derneği’nin avukatı Fırat Söyle mahkeme kararını Yeşil Gazete’ye değerlendirdi.

***

-2008’de Lambda’ya yapılan baskın ve konunun AİHM’e taşınma sürecini anlatır mısınız?

Lambdaistanbul LBGTİ Dayanışma Derneği aleyhinde Ömer Yılmaz adında bir kişi İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne e-posta ile bir ihbarda bulunmuştu. İhbar, dernek yöneticilerinin fuhuşa yer temin ettiklerini, fuhuştan kazanç elde ettiğini ve bu kazancı kendi aralarında paylaşıp menfaat sağladığına dairdi. İhbar neticesinde 3 Nisan 2008 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi’ne bağlı polisler adı geçen derneğin adresinde önizleme yaptı ve bu izleme neticesinde dernek binasına “travestilerin” girip çıktıkları ve ayrıca derneğin “Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti Dayanışma Derneği” adı altında faaliyet gösterdiğini tespit etti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Asayiş Şube Müdürlüğü, Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak dernek adresinde 7, 8, 9 Nisan 2008 tarihleri arasında gece ve gündüz bir defaya mahsus arama, el koyma ve inceleme kararı aldırılması talep etmişti. Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı ise 07 Nisan 2008 tarihinde Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi‘nden aynı taleple arama yapılmasını talep etmiş. Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2008/651 Müteferrik No ile 2008/155 Sayı No ile 7 Nisan 2008 tarihli kararında Lambdaistanbul Lezbiyen Gey Biseksüel Travesti Transseksüel Kadınlar ve Erkekler Arası Dayanışma Derneği’nde sadece 7 Nisan 2008 gününü takip eden 24 saat içerisinde gündüz bir defaya mahsus olmak üzere arama yapılmasına ve Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı’nın diğer taleplerinin reddine karar vermişti.

Avukat Fırat Söyle

“Derneğe ait belgelere yasa dışı olarak el koymuşlardı”

Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin arama kararına istinaden Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak, Kumar Büro Amirliği’ne bağlı polisler, İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü’ne bağlı görevlilerle birlikte 7 Nisan günü 17.15’te adı geçen dernek binasında usule uygun olarak arama yapmışlardı. Ancak bu arama neticesinde suç ve suç unsuruna rastlanmamış olmasına rağmen İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü’ne bağlı görevliler derneğe ait evrak kayıt defteri, karar defteri, demirbaş defteri, gider makbuzu, alındı belgesi kayıt defteri, üye kayıt defteri, para makbuzu ile derneğe ait belgelerin bulunduğu klasöre yasa dışı olarak el koymuşlardı.

Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin arama kararıyla ilgili dernek avukatları olarak 14 Nisan 2008 tarihinde Beyoğlu Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi’ne itirazımızı sunduk ve bu arama kararının hukuka aykırı olduğuna karar verilmesini talep etmiştik. Yapılan aramanın gerek uluslararası sözleşmelere gerekse ulusal yasalara aykırı olduğunu, dernek defterlerine el koymayı düzenleyen 5253 sayılı Dernekler Kanunun 19. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 121 ve 122 maddelerinin de ihlal edildiğini belirtmiştik.

“Yapılan arama gerek uluslararası sözleşmelere gerekse ulusal yasalara aykırı” 

Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin arama kararına karşı yaptığımız itirazı değerlendiren Beyoğlu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi 17 Nisan 2008 tarihli 2008/81 Müteferrik kararında 7 Nisan 2008 tarihli arama kararının usul ve yasaya uygun olduğundan itirazımızın reddine ve kararın düzeltilmesine yer olmadığına karar vermişti. Bu mahkeme kararı 30 Nisan 2008 tarihinde tarafımıza tebliğ edildi ve iç hukuk yolları tüketildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü 11 Nisan 2008 tarihli yazısında, Lambdaİstanbul Lezbiyen Gey, Biseksüel, Travesti, Transseksüel Kadınlar ve Erkekler Arası Dayanışma Derneği’nde 07 Nisan 2008 tarihinde yapılan aramada ihbarda bahsi geçen iddialar ile ilgili herhangi bir suç ve suçun suruna rastlanılmadığına dair Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı ile bildirilmişti. Biz de bu durum üzerinden ihbarda bulunan hakkında iftira suçundan dolayı savcılığa şikâyet ettik. Şikâyet neticesinde ise Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı 2008/9068 Soruşturma No 2008/5128 Karar Nolu ve 29 Nisan 2008 tarihli “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” ile şüpheli hakkında kamu davasının açılması için şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermişti. Bu karara da itiraz etmemize rağmen itirazımız reddedilmişti.

-Lambdaistanbul Ofisi’nin ihbar üzerine basılarak aranması, kitap ve belgelere el konulmasıyla ilgili başvuruda İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) 10 yıl sonra Hükümet’ten savunma istedi. Kararı nasıl değerlendiriyorsunuz, bundan sonra süreç nasıl işleyecek?

10 yıl sonrasında gelen cevap sadece hükümetten savunma istenildiğine dairdir. Bu durum bile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 6. maddesinin ihlalidir. Bu ihlali yapan da İHAM’ın kendisidir. 10 yıl sonrasında olayın kendisini bile hatırlamakta zorlandığımı söyleyebilirim.

Özel hayatın gizliliğinin ihlali, dernek kurma özgürlüğü ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiasıyla mahkemeye gittik. Bizim iddiamız bu temel hakların ihlal edildiği iddiasıdır. Dernek üyelerinin bilgilerinin olduğu defterin alınması ailesine veya çevresine açık olmayan üyelerin özel hayatının gizliliğinin ihlalidir. Öte yandan LGBTİ derneğine trans kadınlar gelmeyip de kimler gelecek? Üyesi oldukları derneğe gelmeleri, üyelerinin seks işçisi, derneğin de aracı olduğu düşüncesi bile korkunçtur.

-Ankara Valiliği’nin LGBTİ+ etkinliklerini yasaklama kararı kasım ayında 1. yılını doldurdu. Savunma talebinde bu kararın da etkisi olmuş olabilir mi?

Mahkemenin, hükümetten savunma istenmesi hususu ile bu etkinliklerin yasaklanması arasında bir bağın olduğunu düşünmüyorum.

“Burada yapılan yasaklama işlemi tüm mevzuatın dışında olup Orta Çağ zihniyeti ile açıklanacak bir durum söz konusudur”

-LGBTİ+ etkinliklerinin süresiz olarak yasaklanması kararı hem T.C. Anayasa’sına aykırı hem de ayrımcılık içeriyor. Yasak kararına karşı mücadele hukuki açıdan ne durumda?

Ankara Valiliği’nin LGBTİ insanlara yönelik etkinlikleri yasaklaması başlı başına hukuksuzluktur. Bunun için yapılan tanımlamaların haddi hesabı olamaz düşüncesindeyim. Eşcinsellere yönelik yapılacak bir etkinlik ile insanların eşcinsel olacağını düşünen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Dernekler kapalı alanlarda izin almaksızın hukuka aykırı olsa bile bir etkinlik düzenleyebilir. Buna engel oluşturacak bir yasal düzenleme yoktur.

Yasa dışı işlem varsa savcılıklar soruşturma yürütür, iddianame hazırlar ve sorumlular hakkında yargılama yapılır. Ancak burada yapılan yasaklama işlemi tüm mevzuatın dışında olup Orta Çağ zihniyeti ile açıklanacak bir durum söz konusudur. Böyle bir yasaklama tek bir kelime ile açıklanacak olursa “korkunç bir sürecin başlangıcıdır” derim.

Ankara’da ne olmuştu?

Ankara Valililiği, 16-17 Kasım’da yapılması planlanan Alman LGBTİ Film Günleri’ni de yasaklamış, bu karara gerekçe olarak “kamu düzeni ile genel sağlığın ve ahlâkın korunması” gösterilmişti. 

2015 yılından beri İstanbul’daki geleneksel LGBTİ Onur Yürüyüşü’ne güvenlik gerekçe gösterilerek izin verilmiyor. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan 9 Kasım 2017’de yaptığı bir konuşmada, “Milletimizin değerleriyle bağları öylesine kopmuş durumda ki bir büyük şehrimizde CHP’li ilçe belediyesi, mahalle komiteleri için yapılacak seçimde beşte bir oranında eşcinsel kotası koyabiliyor” demiş ve eklemişti: “Allah şaşırtmasın. Şu hale bak ya. Bir partide ölçü kalmayınca, muvazene kaybolunca işte böyle nereye savrulacağı belli olmuyor.”

Sivil toplum girişimi olan Lambdaistanbul 1993 yılında kurulmuş, Türkiye’de ilk defa, uluslararası bir eşcinsel etkinliği düzenleme girişiminde bulunmuştu. Yurt dışındaki birçok eşcinsel organizasyonun temsilcileri ile yabancı milletvekilleri etkinlik sebebi ile Türkiye’ye gelmişti. Kurulduğu yıl ILGA (Uluslararası Lezbiyen ve Gey Derneği) üyesi olan dernek, cinsel sağlık ve anayasal haklar konusunda eşcinsel bireyleri bilinçlendirmek adına birçok faaliyette bulunuyor. 

Röportaj: Merve Damcı

(Yeşil Gazete)