Ekolojik YaşamManşet

1 Haziran 2019’dan itibaren geçerli olacak zorunlu bisiklet yolları kanunu neler getiriyor?

Çevre kirliliğinin önlenmesi adına alınacak tedbirleri içeren kanun, 10 Aralık’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 

1 Haziran 2019’dan itibaren imar uygulaması görmemiş alanlarda hazırlanıp onaylanacak yeni imar planlarında, bisiklet yolları ile bisiklet park istasyonları zorunlu hale gelecek. 

Topografya ve arazi eğimi nedeniyle bisiklet yolu yapılamayan yerlerde ise yaya yolları düzenlenecek.

Ulaşımını bisikletle sağlayanları yakından ilgilendiren kanunu, TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Sekreteri Akif Burak Atlar, Bisikletli Ulaşım Platformu temsilcisi Zeynep Araboğlu ve bisiklet aktivisti Tanzer Kantık Yeşil Gazete’ye değerlendirdi. 

Akif Burak Atlar‘a göre yapılan değişiklik olumlu ancak bisiklet kullanımının kent içi ulaşıma entegrasyonunun sağlanması için yeterli değil. 

“İmar kanununa ek madde olarak getirilen bu hüküm, 2019’un haziran ayından sonra onaylanacak yeni imar planlarında ulaşım amaçlı bisiklet yolları ve bisiklet park istasyonlarının bulundurulmasını zorunlu hale getiriyor ancak imar uygulaması görmüş, yani ulaşım altyapısı halihazırda kurgulanmış ve kullanımda olan alanlar için bu zorunluluk geçerli değil.

Kaldırım ve bisiklet yolları araçlar tarafından işgal ediliyor

“Mekansal ve stratejik planları destekleyecek eğitim, sağlık ve kültür politikalarının da uzun erimli hedeflerle kurgulanması gerekiyor”

Ulaşım kurgusu imar planlarıyla oluşturulurken bisiklet yollarının bir zorunluluk olarak mekansal planlara işlenmesi elbette olumlu bir değişiklik, ancak bisiklet kullanımının teşvik edilerek yaygınlaştırılması ve bisiklet kullanımının kent içi ulaşıma entegrasyonunun sağlanması için tek başına bir anlam ifade etmez.

Bisikletin kent içi ulaşımda daha çok tercih edilmesi için mekansal ve stratejik planları destekleyecek eğitim, sağlık ve kültür politikalarının da uzun erimli hedeflerle kurgulanması gerekiyor. Sadece yol yaparak bisiklete bir karne hediyesi ya da bir hobi olarak değil bir ulaşım aracı olarak bakılmasını sağlamak mümkün olmayacaktır.” 

Bisikletli Ulaşım Platformu temsilcisi ve Bisikletli Kadın İnisiyatifi kurucularından Zeynep Araboğlu

Yeni imar planlarında yapılan değişikliği bir “çözüm” yerine “aşama” olarak değerlendiren Bisikletli Kadın İnisiyatifi kurucularından Zeynep Araboğlu bisiklet kullananların kent trafiğinde kendilerini güvende hissederek yol almaya ve bisikletinin de güvenliğini sağlamaya ihtiyaç duyduğunu söylüyor. 

“Bisiklet yolu ülkemizde son yıllarda, beyaz düz çizgiyle çizilen ve içi renkli boyanan, nerede başlayıp nerede bittiğine, bisiklet kullanıcısına ve ulaşım-trafik sorunlarına ne fayda getirdiğine bakılmadan uzunluğu ölçülerek, istatistiklere eklenen bir alt anlam taşımaya başladı. Bisikletli ulaşım altyapısı ise ulaşım ve trafik sorunlarına çözüm getirebilmek için üretilen, mevcudun bisiklet kullanıcı ihtiyaçları düşünerek ve yeniden planlanarak uygulanması olduğundan bisiklet yolunun ihtiyacı tam olarak karşılamadığını düşünüyorum.

“Çıkan yasanın getireceği değişiklikleri izleyerek göreceğiz”

Kanun ile hali hazırda yaşadığımız ve kullandığımız kentsel alanlar için bir düzenleme getirilmiyor. Bu düzenlemenin de yapılmasına ihtiyaç var. Şu an bir belediye kendi alanında bisikletli ulaşımı teşvik için bisiklet yolu yapmaya karar verse dahi, bu imar ve ulaşım planlarına dahil edilmeden uygulamaya geçemiyor. Yeni imar planlarından, 1 Haziran 2019 tarihinden imara açılacak alanları kapsadığını anladığım için, kentsel dönüşüme dahil edilen alanların bu yasa kapsamında olup olmayacağını öngörememiyorum. Çıkan yasanın getireceği değişiklikleri izleyerek göreceğimizi düşünüyorum. Bisiklet yolları birbirine bağlanarak, toplu taşıma ve güvenli park istasyonlarıyla entegre edildikçe bisikletli ulaşım toplum tarafından bireysel, kentsel, toplumsal faydası yüksek bir alternatif olarak görülecek ve tercih edilmeye başlanacak.”

Araboğlu, ulaşımını bisiklet ile sağlayan yurttaşların temel sorunlarına çözüm olarak kent trafiğinde motorlu araç hız limitlerinin düşürülmesi, trafik kural ihlalleri ile kararlı mücadele sürdürülmesi görüşünde.

“Bisiklet kullananlar ayrıca bir kaportası olmadığı için ufak bir hatadan çok daha ciddi sonuçlar yaşayarak etkileniyor”

“Bisiklet kullananların kendilerini kent trafiğinde güvende hissederek yol almaya ve ulaştıkları noktada bisikletinin de güvenliğinin sağlanmasına ihtiyaçları var. Bu temel sorun, ancak acil olarak çözülebilecek bir durum değil ne yazık ki. Aşamalarla yıllar içinde bir dönüşüm geçireceksek, ilk etapta kent trafiğinde motorlu araç hız limitlerinin düşürülmesi, trafik kural ihlalleri ile kararlı mücadele gibi aslında sadece bisiklet kullananları değil trafiğe çıkan herkesi olumsuz etkileyen sorunları dönüştürmeye başlamak gerektiğini düşünüyorum.

Bisiklet kullananlar ayrıca bir kaportası olmadığı için ufak bir hatadan çok daha ciddi sonuçlar yaşayarak etkileniyor. Bisiklet kullanıcılarına özel olarak, toplu taşıma araçlarını bisikletle her saat rahatlıkla kullanmak, araç içlerinde bisiklet kullanıcıları için yönlendirmeler yapılması kent trafiğinin bisikletli ulaşım için düzenlenmeyi bekleyen noktalarını aşmakta çözüm olacaktır ve toplumun bisiklete ve kullanıcısına verilen değeri anlamasını sağlayacaktır.

“Pek çok sürücü davranışı toplumun henüz azami bilinç durumunda olmadığını anlatıyor”

Bisiklet yollarının araç park ederek, kamp kurularak, piknik yapılarak vb. gibi şekillerde ihlal edilmesi, trafikte güvenli mesafe bırakmadan sıkıştırmaya varan takip ve sollama, sol kapıyı gelen var mı diye yolu kontrol etmeden aniden açmak, ‘kaldırımdan git yolda ne işin var’ gibi ehliyet alırken trafik kurallarından ve eğitimden mahrum bırakılmış diğer sürücüler tarafından sonuçları hesap edilemeden yapılan pek çok sürücü davranışı toplumun henüz azami bilinç durumunda olmadığını anlatıyor. Bir yandan da süreci oldukça ağır sonuçlarla geçirmemize neden oluyor. Bilinç ve farkındalığın toplumda yer edinmesinin öncelikli olduğunu düşünüyorum.”

Türkiye’de geçmiş on yıl değerlendirildiğinde kanun ve yönetmeliklerde bisiklet adının daha çok anılıyor olmasını umut verici ama yetersiz bulan bisiklet aktivisti Tanzer Kantık, Karayolları Trafik Kanunu’nda bisiklet hakkında birçok madde olduğu halde bunun sahada sorumlu birimlerce gözetilmediğini savunuyor. 

“Bisikletin kanun ve yönetmeliklerde adının geçmesinin bir adım ötesine geçilerek uygar ülkelerde olduğu gibi var olan ve yeni çıkarılan kanunların etkin denetleme ve cezalandırma yöntemleri ile topluma mal edilmesi gerekiyor. Her kültür yeşerebilmek ve yerleşebilmek için bazı fiziki altyapılara gereksinim duyar. Toplumun bisiklet kullanım bilincine/kültürüne sahip olabilmesi için gerekli olan temel unsurun, kanunların yanı sıra yukarıda bahsettiğim uygulamalar olduğunu düşünüyorum.

Çünkü siz eğer güvenli bisikletli ulaşım altyapısı ve bunu destekleyici ‘güvenli bisiklet park yerleri’ vb. gibi alanları hayata geçirir ve denetlersiniz o zaman bisiklet kullanma adına güvenlik endişesi olan insanlar da bisikletleri ile sokağa çıkacak ve bisikletin şehir hayatında görünürlüğü artacaktır. Bu artış sonrasında kent hayatının diğer öğeleri yayalar ve araç sürücülerinin de bisiklete dair farkındalığı artacak ve bisiklet kültürü kendisine şehirlerde ancak böyle yayılma imkânı bulacaktır.” 

“Kanunda bisiklete dair olması gereken unsurlar eksik ve temelli bir oluşum için rehber niteliği taşımıyor”

Kantık’a göre kanunda yer alan bazı ifadeler sorunlu.

“Örneğin “Bisiklet Park İstasyonları” şeklinde telaffuz edilen şeyin ben paylaşımlı bisiklet ağlarına ait kiralık bisikletlerin bırakıldığı ya da alındığı yer olarak algılıyorum. Oysa bisikletli ulaşım altyapısının özellikle de çok modlu ulaşım, akıllı hareketlilik dediğimiz yani bisikleti metro, vapur vb. gibi diğer ulaşım modları ile eklemlemenin en önemli noktası “Güvenli Bisiklet Park Yeri” kavramının kanunda zikredilmediğini görüyoruz. Bisiklet park yerlerine dair bir başka düzenleme geçtiğimiz aylarda yürürlüğe giren (Yeni) “Otopark Yönetmeliği”nde yer bulmuştu. O kanunda da sadece adet olarak yüzdelik pay dile getirilmiş fakat güvenliğe dair bir kapsam ortaya konmamıştır. Özetle kanunda bisiklete dair olması gereken unsurlar eksik ve temelli bir oluşum için rehber niteliği taşımıyor.

“Uygar toplumun kentlerdeki sıralaması yaya, bisikletli, toplu ulaşım ve özel otomobil şeklindedir”

Öte yandan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından daha önce yayınlanan “Şehirİçi Yollarda Bisiklet Yolları, Bisiklet İstasyonları ve Bisiklet Park Yerleri Tasarımına ve Yapımına Dair Yönetmelik” birçok teknik hata içermekte. Bu çalışmanın da uzmanlar tarafından yeniden ele alınması, bisiklet ile ilgili sivil toplum kuruluşlarının da görüşleri alınarak bisiklet adına temel başvuru yönetmeliği haline getirilmesi gerekmektedir. 

Kanundaki diğer bir durum eğimli yerlerde bisiklet yolu yerine yaya yolu düzenlenebileceğine dair ifadedir. Oysa yaya ve bisikletli kent yaşamında otomobil gibi ulaşımın diğer unsurlarındandır. Biri diğerine tercih edilemez ya da birinin alanı diğerine terk edilemez. Çağdaş toplumlarda kentte ulaşım ve öncelik sıralaması en korunaksız olan yaya ile başlar otomobil ile biter. Uygar toplumun kentlerdeki sıralaması yaya (tüm dezavantajlı gruplar yani engelliler, yaşlılar, çocuklar vb. gibi dahil), bisikletli, toplu ulaşım ve özel otomobil şeklindedir. İmar kanununda yapılan değişiklikler bu anlamda demokratik alan paylaşımı prensibinden uzaktır.  

“Bisiklete dair sahadaki en büyük eksik oyuncu Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’dır”

Bisikletin ulaşım amaçlı kullanımının arttırılması için, kentlerde bisikletlilere hak ettikleri alanı açmak için konunun imar planları içinde yer alması haricinde ulaşım planları içinde de yer alması gerekmektedir. Her kent bisikletli ulaşım planını ivedilikle yapmak ve uygulamakla sorumlu olmalıdır. Bunun için bakanlığın yerel yönetimlere planlama ve uygulama için süre vermesi, gerekler yapıldığı takdirde de bunun bir müeyyidesi olması gerekmektedir. 

Ayrıca bisiklete dair sahadaki en büyük eksik oyuncu da Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’dır. Bakanlığın bisikletli ulaşım adına birim oluşturması, mevzuat çalışması yapması, bunu T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile uyumlu hale getirmesi ve kendisine bağlı özellikle T.C. Karayolları Genel Müdürlüğü, TCDD gibi kurumlarda da bisiklete dair düzenlemeler yapması gerekmektedir. Bugün Avrupa’da büyük karayollarının yanında şehirler arası bisiklet yolları vardır ve tren ile bisiklet taşımaya yönelik kolaylaştırıcı uygulamalar vardır. Bu uygulamalar o ülkenin bisikletli turizminin olmazsa olmazlarıdır. Türkiye’de Karayolları Genel Müdürlüğü’nün hiçbir mevzuatında bisikletin adı dahi geçmemektedir, TCDD’nin trenlerinde bisikletinizi taşıyabileceğiniz yer ve düzenlemeler yaygın ve teşvik edici değildir.”

“Kara Yolları Trafik Kanunu’nda belirtildiği gibi sağ şeritten sürmek hakkımız”

Tanzer Kantık, kent içinde bisiklet kullanıcılarının yaşadıkları en önemli sorunlar arasında trafik kurallarına uyulmamasını ve trafik polislerinin bisikletlerin sağ şeridi kullanma hakkından bihaber olmalarını sayıyor. 

“Öncelik insan hayatı olduğundan yola çıkarak trafiği denetlemekle sorumlu güvenlik birimlerinin özellikle otomobil sürücülerinin bisikletlilere yönelik davranışlarına toleranssız bir duruş göstermeleri gerektiğini düşünüyorum. Bunu söylerken trafik içerisinde bisikleti ile yol alan bizler de kurallara uyma konusunda aynı sorumlulukta olduğumuzun farkındayız. Belli bir süre düzenli olarak bisiklet kullanan ve otomobiller ile aynı yolları kullanan bisiklet sürücüleri her gün can kaybı tehlikesi ile karşı karşıya. Yeterli bisikletli ulaşım altyapısı olmadığı için otomobiller ile aynı yolda, Kara Yolları Trafik Kanunu’nda belirtildiği gibi sağ şeritten sürmek hakkımız. Bu kanuni hakkın bile trafik polislerince bilinmediğine defalarca şahit olduğumu söyleyebilirim. Yolların otomobil dışındaki tüm unsurlar için yani yayalar ve bisikletliler için daha güvenli hale getirilmesi, etkin denetleme ve cezalandırmaların arttırılması gerekmektedir.”

“Kirlenen havanın küresel ısınma nedeniyle mevsim değişikliklerine neden olduğunu da biliyoruz”

Ulaşımda bisiklet sadece sağlıklı değil ekoloji dostu bir ulaşım aracı.  Karbon ayak izini azaltma yönünde yapılacak en iyi seçimlerden biri. Kantık da iklim değişikliği ile mücadele ve hava kirlilik değerlerinin azalması açısından bisikletin önemli bir unsur olduğu görüşünde.

“Bisiklet kullanımının artmasının doğaya doğrudan katkısı hava kirliliği üzerine. Çünkü ulaşımda bisiklet tercihi belli bir oranda yollarda daha az otomobil demektir. Bunun da daha az karbondioksit salımı olduğu açık. 
Bugün artık soluduğumuz havanın sadece bizlerin sağlık sorunlarına dair bir konu olmadığını, kirlenen havanın küresel ısınma nedeniyle mevsim değişikliklerine neden olduğunu da biliyoruz. Bu zincirleme reaksiyonun bir noktasında hava kirlilik değerlerinin azalması açısından bisiklet önemli bir unsur. Aksi takdirde kirletici gaz salımı ile artan küresel ısınma sonucu oluşan mevsim dengesizlikleri doğanın dengesini insan aleyhine bozmakta ve doğrudan doğruya tarımsal üretimi, yeraltı sularını etkilenmekte. Sorun artık soframızdaki ekmek, soframızdaki su meselesidir.” 

Haber: Merve Damcı

(Yeşil Gazete)

Kategori: Ekolojik Yaşam