Hitachi, Galler’deki Nükleer Santral Projesi’ni askıya aldı!

Fukuşima Nükleer Felaketi’nin yaklaşık 8 yıldır devam eden  etkileri, ödenen tazminatlar, bitmeyen radyoaktif temizlik nihayet Japon nükleer endüstrisine nükleer santral kurmanın bir inşaat işinden ibaret olmadığını gösterdi. Zira bir nükleer santral kurmak kaza halinde sorumlulukları da üstlenmek demek ve önlemek ödemekten ucuz olduğu için maliyetler sürekli şekilde artıyor. İşte tam da bu nedenle son yıllarda Japon şirketlerinin yaşadıkları finansal zorluklar neticesinde projelerden teker teker çekildiklerini duymaktayız.

Nükleerde önlenemeyen maliyetler ! 

Son iki yıla bakarsak Vietnam 2016’da Japon şirketlerine “pardon” demiş nükleer santral kurma projesinden vaz geçtiğini duyurmuştu. Hemen ardından Litvanya’nın nükleer santral planını durdurmasıyla Hitachi’nin de dahil olduğu bir iş kaybedildi. 2017’de ise Toshiba denizaşırı yatırımlarını terk ettiğini duyurarak geçen ay Birleşik Krallık’taki aracı şirketini kapatacağını açıkladı. Mitsubishi ise  Temmuz ayında Türkiye’deki projesinin fiyatının artan maliyetler nedeniyle  2 katına çıkardığını duyurdu. Nihayet geçen hafta Japonya tarafının projeden vazgeçme olasılığının bulunduğunu okuduk (Türkiye Hükümetinden hala bir açıklama yok ise de). Şimdi tüm bunlara, Japon Hitachi’nin Birleşik Krallık’taki projesini askıya alacağı haberi eklendi. Çünkü Hitachi, üstleneceği risklere ortak bulamıyor ve yükselen maliyetlar nedeniyle kar etmesi de olanaksızlaştı.

Hitachi’nin Wylfe Nükleer Santral Projesi

Yatırımcılar riskten kaçıyor…

Hitachi, 2012 yılında Japon ve Birleşik Krallık hükümetleri arasında yapılan anlaşmayla Galler bölgesinin Anglesey Adası’nda kurulmasına karar verilen proje için görevlendirilmişti. Buna göre maliyeti 26,4 Milyar Dolar olan proje kapsamında 2020 yılında üretime başlaması öngörülen 2 reaktör inşa edilecekti. Maliyet dağılımının Hitachi; Birleşik Krallık Hükümeti ile şirketleri ve Japon Hükümeti ile Japon şirketleri olarak 3’e ayrıldığı projede Hitachi projenin gerçekleştirilmesi amacıyla Galler’de kurduğu Horizon Nükleer Enerji’nin hisselerinin hala tamamına sahip. Hitachi riskten kaçınan yatırımcılar nedeniyle bu hisselerin yarısını elden çıkaramadığı için payına düşen maliyetleri tek başına üstlenmek zorunda kalmaktan muzdarip .

Rosatom da ortak bulamıyor…

Burada bir parantez açarak benzer bir durumun Türkiye’de Rus şirket Rosatom ile Akkuyu’da yaşandığını hatılayalım. Rosatom hala Akkuyu NGS’nin tamamına sahip ve risklere ortak çıkmayı isteyen bir yatırımcı ya görünmüyor ya da Rosatom’un çalışma prensiplerine ya da prensipsizliğine uyum gösteremiyor…

Projenin maliyetleri elektrik fiyatına yansıtılacak ! 

Haberimize  dönecek olursak Hitachi, Japon hükümetine yakınlığıyla bilinen Yomiuri Gazetesi’nde yazanlara göre projeyi dondurma ihtimalinin olduğunu hükümete bildirdi. Ancak Hitachi’nin projeye devam etmesi için ortak bulması kadar işin karlı hale gelmesi de önemli. İşte bu noktada hükümetlerin devreye girmesi gerekecek. Zira söz konusu karlılık, yalnızca ve yalnızca üstlenilen maliyetlerin Wylfe Nükleer Santralinden üretilecek elektriğin fiyatına eklenmesiyle yakalanabilir ki bu onayı projenin tarafları olan hükümetler verecek. Yani iş May Hükümetinin yurttaşlarına elektriği daha pahalı fiyattan satmasına bağlı. Benzer bir süreç Mitsubishi’nin Sinop Nükleer Santral Projesi’nin maliyetlerini ikiye katladığını açıklamasıyla Türkiye’de yaşanıyor. Hitachi’nin beyanlarına bakıp Mitsubishi’nin söylemediklerini duyabiliriz.  

Hükümetler değerlendirecek…

Sonuç olarak Wylfe Projesinin ve Hitachi’nin nükleer iş kolundaki geleceği, 2019 yılının Ocak ayında bir araya gelerek durumu değerlendirecek olan Japonya Başbakanı Abe ile Birleşik Krallık Başbakanı Theresa May’in projeyi destekleme kararına bağlı. Eğer Birleşik Krallık Hitachi’nin Japon Hükümeti kanalıyla iletilecek bu teklifine sıcak bakmazsa Hitachi vazgeçtiği bu proje için anlaşma gereği Birleşik Krallık’a 2,7 milyar USD ödeyecek. Hitachi bu projeyi iptal ederse, Japon nükleer endüstrisinin devam eden yegane yurt dışı yatırımı Mitsubishi’nin Sinop Nükleer Santral Projesi olacak.

Doğal yaşam da kurtulacak

Diğer taraftan Galler Bölgesi’ndeki Doğa korumacıları ise projenin askıya alınmasından umutlu. 2012 yılından itibaren projeye karşı mücadele etmekte olan National Trust, RSPB Cymru ve the North Wales Wildlife Trust sivil toplum örgütlerinden bazıları. Santralin kurulmasının planlandığı bölgede bulunan Cemlyn Doğa Koruma Alanı nesli tükenmekte olan su samuru, su sıçanı ve kertenkele türlerine ev sahipliği yaptığı üzere sivil toplum örgütleri özellikle doğal yaşamın uğrayacağı zarara dikkat çekiyor, bizim de haberleştirerek sizlere çağrı yaptığımız kampanyalar yürütüyordu. Nükleer santralin kurulması için Hitachi ve Horizon şirket yetkililerinin buradaki canlıların yaşadıkları yerden başka yerlere taşınmalarını önerlerine direniyordu.

Pahalı elektriği kim ister?

Çok açık ki, Fukuşima Nükleer Felaketi’nin ağır bilançosu, karlılığı odağına alan şirketler için nükleer santral kurmanın katlanılabilir bir iş olmadığını gösterdi. Böylesine riskli bir alanda kar sağlamanın tek yolu ise fiyatı arttırmak ki, bu da hükümetlerin pahalıya satın alacağı elektriğin yurttaşların faturasına yansıtılmasıyla mümkün. Güneş ve rüzgar enerjilerinden elektrik üretim maliyetleri, dolayısıyla üretilen elektriğin fiyatı düşerken yurttaşların nükleer santralin pahalı elektriğini kullanmaya zorlanması hükümetlerin de geleceğini belirleyecek. Zira ortaya çıkan tablo nihayet hükümetlerin gerçek niyetinin elektrik üretimi olmadığını istisnasız tüm yurttaşlara açıkça gösterecek türden. Özetle kapitalist sistemin içinden okursak, önümüzdeki süreç biraz da faturasını kabarmış görmek istemeyen yurttaşın ve yurttaşlarının sesini duyan hükümetlerin sınavı olacak.

Pınar Demircan

(Japan news, bbc, Yeşil Gazete)