Sarı yeleklilerden iklim hareketine dersler – Yeşil Gazete

Bir süredir Fransa akaryakıt zamları ile çalkalanıyor. Türkiye gündemine çok yansımasa da bu protestoların önemli bir ucu da iklim eyleminin nasıl olması gerektiğine dair bize dersler veriyor.

İklim eyleminde en etkin ve adil kabul edilen yöntemlerin başında karbon vergisi geliyor. Bu vergi özellikle çevre alanında çalışanların yakından bildiği kirleten öder prensibine dayanıyor. Fransa’da Macron, Hollande’ın kendine devrettiği iklim liderliğini Cumhurbaşkanlığı’na seçildiğinden beri devam ettiriyor.

Trump’un anlaşmadan çekilme kararına en çok itiraz eden liderlerden biri olarak attığı somut adımlar ile Paris Anlaşması’nın uygulanması konusunda öncülük ediyor. 2040’da dizelleri yasaklama, 2050’de karbon nötr olma gibi önemli iklim eylemlerini hayata geçiriyor, Tek Gezegen Zirvesi ve Küresel İklim Eylem Zirvesi gibi organizasyonlar ile iklim eyleminin öncülüğü ediyor.

Macron’un en son sözde iklim eylemi ise gilets jaunes (sarı yelekliler) protestolarının fitilini ateşledi. Dizel ve petrole, ülkenin yeşil enerjiye dönüşümüne destek olması için gerekçesi ile eko-vergi koyması, insanları sokağa döktü.

Haliyle, genellikle kentlerin ve kasabaların çeperlerinde yaşayan mavi yakalıların katıldığı eylemler, iklimcilerde de tartışma ve gündem yarattı: İnsanlar karbon vergisine karşı mı çıkıyor?

“Bu eylemlerin geri planında bu piyasayı serbestleştiren, zenginlik dostu neoliberal politikalar yatıyor”

Öncelikle Macron azılı bir neoliberal ve ülkesinde popülaritesini kaybeden bir lider. Makronizm’in derdi gezegeni kurtarmaktan ziyade serbest piyasa ekonomisi. Son yıllardaki politikaları varlıklıları kollarken çalışan sınıfa yeni ekonomik yükler getiriyor. 2018 yılı başında, daha fazla sermaye ve yatırım çekmek için emlak hariç tüm varlıklardaki servet vergisi oranını 2018’de yüzde 70 oranında indiren bir liderden bahsediyoruz. Nitekim sarı yeleklilerin önemli taleplerinden biri de bu tür iş dünyası dostu adımların geri alınması. Bu eylemlerin geri planında bu piyasayı serbestleştiren, zenginlik dostu neoliberal politikalar yatıyor. Ayrıca, Macron toplumsal desteğini çok uzun süre önce yitirdi. Eylemlerden önce Fransız halkının sadece yüzde 23’ü Macronizm’den memnundu.

“Kirletenden ziyade ezilen ödüyor”

Diğer yandan, Macron usulü “karbon vergisi” aslında kirleten öder prensibine dayanıyor gibi de görünmüyor. Petrol ve dizele getirilen bu vergi ile iklim eyleminin maliyeti tüketiciye yansıtılıyor. Bu haliyle kirleten öder prensibine uygunluğu da tartışmaya açılabilir. Burada kirletenden ziyade ezilen ödüyor. Bu yüzden, sarı yeleklilerin karbon vergisine karşı olup olmadıklarını bilmek zor, ama Fransa’nın iklim eylemi konusunda çok kötü bir sınav verdiği gözler önünde.

Karbon vergisi karbon fiyatlandırma mekanizmalarından biri ve iklim değişikliğine karşı mücadele edenler bu kirletici sera gazlarına fiyatlandırma mekanizmaları, yani bu gazların üretilmesini ekonomik olarak zorlaştıran ve gerekli enerji dönüşümünü destekleyen finansmanı yaratan mekanizmalar olmadan, iklim değişikliği ile mücadeleyi kaybedeceğimizi biliyor. Hatta birçoğu, karbon vergisini, karbon piyasasına tercih ediyor.

“Politikaların nasıl tasarlandığı ve hazırlandığı da en az sonuçları kadar önemli”

Bu işin karbon vergisiz olmayacağı ortada. Emisyonlar almış başını gidiyor, 2018 yılında yine rekorlar kırıyor, ama 1.5 ⁰C derece için de 12 yılımız kaldı. Yani dönüşüme de bu dönüşümü hızlandıracak politikalara ve finansal mekanizmalara da ihtiyacımız var. Ancak, bu politikaların nasıl tasarlandığı ve hazırlandığı da en az sonuçları kadar önemli.

Fransa ve sarı yelekliler bize bu dönüşüm nasıl olması gerektiğini anlatıyor. İklim eylemi ve enerji dönüşümü sosyal adalet kavramı ile el ele gitmezse başarılı olamaz.  Toplumun farklı kesimlerini dahil etmeden, bu kesimlerin zarar görebileceğini hesaba katmadan bu büyük çaplı dönüşümü hayata geçiremeyiz.

“İklim eylemi ve enerji dönüşümü sosyal adalet kavramı ile el ele gitmezse başarılı olamaz”

Sadece 12 yılımız kaldı. Dünya’nın ateşini yükselten kömür ve petrol endüstrisinin yarattığı günahları mavi yakalılardan çıkaran, yoksulluğu artıran politikalar ile elde edeceğimiz sonuç daha da hızlı ısınan bir gezegen olur.

Hızlı, adil, sürdürülebilir ve gerçekçi bir karbonsuzlaşma yolu iş birliği ve dayanışmayı temel alan katılımcı yaklaşımlardan geçiyor. Toplumun her kesiminin ihtiyaçları, kapasiteleri çerçevesinde kurgulamak, atılacak adımların sosyal boyutunu masaya yatırarak planlama ve uygulama yapmak gerekiyor. Kirletene değil ezilene ödetirsek iklimi kurtaramayız. Ezilenin ödeyecek gücü yok bir kere!

Yeşil Gazete