ManşetSağlık

“Kanser Köy” adıyla anılan Kisir Köyü’nün içme suyunda izin verilen limitlerin 24 katı radon gazı çıktı!

Adı “Kanser Köy”e çıkan Söke’nin Kisir Köyü’nde (Aydın) yapılan ölçümlerin sonuçları çarpıcı gerçeği ortaya koydu.

Kisir Köyü’nde yaşananları Şubat 2014 tarihinde ilk kez haberleştiren Özer Akdemir’in Evrensel’de çıkan haberine göre, Yeşil Gazete editörü Pınar Demircan’ın paylaştığı Greenpeace raporu, Kisir Köyü’nde yaklaşık 40 yıl önce yapılan uranyum sondajlarının yol açtığı çevre ve sağlık sorunlarını bilimsel olarak doğruladı.

Rapora göre köyün içme suyunda izin verilen limitlerin 24 katı radon 222 gazı ölçüldü.

Ayrıca, köye 2.5 kilometre uzaklıktaki eski uranyum sondaj alanında da limitlerin 35-40 katı radyasyon ölçüldüğü ortaya çıktı.

Fotoğraf: Özer Akdemir

İnceleme nasıl yapıldı?

Greenpeace 17-18 Haziran 2017 tarihleri arasında, sertifikalı radyasyon uzmanları Jekhi Harkonen ve Jan Beranek de aralarında yer aldığı dört kişilik bir ekiple bölgede incelemelerde bulundu.

Araştırma iki ana bölümden oluşuyor.

Birinci bölüm uranyum aramalarının yapıldığı sahadali radyasyon seviyesinin ölçümü. İkinci bölüm köydeki üç farklı su kaynağından alınan su örneklerindeki radyasyon değerlerinin analizi.

Rapora göre 18 Haziran 2017’de 3 farklı bölgeden su numunesi alınıyor.

1-) Kisir köyünden 4 km yukarıdaki nehirden alınan yüzey suyu

2-) Köyün merkezindeki bir sebilden alınan su

3-) Daha önce uranyum çıkarılan bir dağın yamacındaki kaynaktan gelen musluk suyu

Grenpeace raporundaki ölçüm sonuçlarının ortaya koyduğu endişe şu sözlerle ifade edildi:

“Su analizlerinde özellikle bir noktada ciddi bir sorun tespit ettik. Bölgede yaşayanların içme suyu için kullandığı bir çeşmede, radon 222 radyoaktivitesinin Avrupa Konseyi Direktifi’nde belirtilen litrede 100 bekerellik sınır değerin çok üstünde, 2400 bekerel civarında olduğu görüldü.” 

Kaynak: Greenpeace raporu

Sebilden de yüksek radon çıktı

Rapora göre köy içindeki bir sebilden alınan örnekte de “daha az radyoaktiviteye” rastlandığı dile getiriliyor. Su analizlerinin yapıldığı Fransa’daki CRIIRAD (Radyoaktivite Üzerine Bağımsız Araştırma ve Bilgi Alma Komisyonu) Laboratuvarı sebilden alınan bu sudaki radon içeriğinin de içilmeden önce azaltılmasını öneriyor.

Kisir Köyü’ne 4 km uzaktaki bir nehirden alınan su örneğinde ise herhangi bir sorun olmadığı belirtiliyor.

Maden sahasında 35-40 kat fazla radyasyon var

Raporda, maden sahasında da özellikle iki noktada mahalledeki ölçüm sonuçlarının 35-40 katı seviyesinde radyasyon değerlerine rastladığını belirtiyor.

Maden sahasının ıslah edilmesi, numune alındığı belirtilen ve uygun bir şekilde kapatılmamış olan noktaların acilen kapatılması gerektiği uyarısı yapılıyor.

İçme suyunda radon aktivitesini de inceleyen kapsamlı bir araştırma yapılması gerektiğine işaret edilen raporda, daha önce TAEK tarafından yapılan araştırmada bu konuda bir veri bulunmadığı; belirsizlik ve yetersiz araştırmaların Kisir’de yaşayanları da zor durumda bıraktığı belirtiliyor.

“Musluk suyu kullanılmamalı”

Raporda uranyum çıkarılan bir dağın eteğindeki kaynaktan temin edilen musluk suyunda ölçülen brüt alfa radyoaktivitesi, radon 222 radyoaktivitesinin çok çok üzerinde olduğu belirtilerek, “Bu su düzenli olarak içme amacıyla kullanılmamalıdır ya da en azından içmeden önce içindeki radon giderilmeye çalışılmalıdır. Başka bir problem de yüksek düzeyde radon içeren musluk suyunda, çözünen radonun banyo yaparken, çamaşır ve bulaşık yıkama esnasında içerideki havaya sızmasıdır. Solunum yolunda, suda çözünen radonun alınmasından doğan doza ek doz alımı (bir yılda yüksek sayıda milliSievert) söz konusu olacaktır.” açıklaması yapılıyor.

Raporda sudaki radon içeriğini azaltmak için paylaşılan önerilere arasında şu açıklamalara yer veriliyor:

1-) En iyi çözüm, daha iyi su kalitesi olan başka bir kaynaktan su temin etmek

2-) Bu mümkün değilse, en pratik yol, radon gazının çıkması için suyu havalandırmak ya da çalkalamak.

Sonuç ve öneriler neler?

Raporun “Temel sonuç ve öneriler” kısmında şu açıklamalar yer alıyor:

1-) Araştırmada, Kisir Mahallesi’nde gama radyasyonu yüzey seviyelerinde herhangi bir artış tespit edilmedi. Kapsamlı bir ölçüm olmamakla birlikte, merkez köydeki açık alanlarda yaşamak, yüksek düzeyde radyasyon maruziyeti riski taşımıyor sonucuna varılabilir.

2-) Buna karşın, tepelerdeki küçük vadide yüksek düzeyde radyasyona rastlandı. Burada ölçülen doz oranları referansın (köyün merkezinde tanımlanan seviyeler) ve bir dizi sıcak noktada ölçülenin 2-3 katıydı. Daha önceki uranyum arama faaliyetlerinin sonuçlarını iyileştirmek için herhangi bir eyleme geçilmezse, bu alan bölge halkı için potansiyel bir sağlık riski teşkil edebilir. Riskleri tespit etmek için düzgün ve daha ayrıntılı bir araştırma gereklidir. Aynı zamanda bölge halkının radyoaktif elementlere maruz kalmasının önlenmesi için tedbirler gerekmektedir.

3-) En endişe verici durum, vadinin yamaçlarındaki oldukça yüksek düzeylerde (referanstan 30-45 kat daha yüksek) tehlikeli noktaların olduğu açık çukurlardır. Kısa süre için bile buraya gelinmemelidir. Bu noktalara uygun uyarı işaretleri yerleştirilmeli ve kazara bölgeye gelen ziyaretçiler için alan riski en aza indirgemek amacıyla ıslah edilmelidir.

Ne olmuştu?

Söke’nin Kisir köyü yakınlarındaki Osmankuyusu mevkiinde 1960’lı yıllarda yapılan uranyum aramaları sonucu yörede çok sayıda sondaj kuyusu açıldı. Sondaj çalışmaları sonrası bölge herhangi bir önlem alınmadan terk edildi. 2014 yılı Şubat ayında köydeki kanser olayları ile ilgili şikayetleri yerinde çekmek için giden Hayat Televizyonu Çepeçevre Yaşam Programında köylülerle yapılan söyleşilerde köye çok yakın bir noktada eski uranyum sondajları olduğu ortaya çıkmıştı.

İlk olarak 28 Şubat 2014 tarihli Evrensel Gazetesi’nde “Kanser Köy” başlığıyla yapılan haberden ve Çepeçevre Yaşam Programı’nda konunun işlenmesinin ardından ilerleyen günlerde yörede yapılan ölçümlerde bu uranyum sondajlarının bulunduğu alanda limitlerin çok çok üzerinde radyasyon değerleri ölçülmüştü.

Radon-222 gazı neden tehlikelidir?

Radon gazı, uranyum madeninden atmosfere yayılmaya başladığı andan itibaren dört gün içinde 8 adet yeni radyoaktif elementi yaratır.

Böylece uranyum madenlerinde çalışan işçiler, bu bölgede yaşayan insanlar ve diğer canlılar aynı anda radon da dahil olmak üzere hem değişik kimyasal yapıya sahip hem de tümü radyoaktif olan 8 elementi solunum yoluyla ciğerlerine alır.

Kisir yöresinde uranyum sondajlarının halk sağlığı yönünden yarattığı riskler devlet kurumları ve yerel yönetimler tarafından hep reddedildi.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) basında çıkan haberlerin ardından köyde birkaç kere yaptığı ölçümlerde durumun ‘normal’ olduğunu, hiçbir sağlık sorununun bulunmadığını ileri süren açıklamalar yapmıştı.

Yaptığı ölçümlerin sonucunu bir rapor haline getiren Greenpeace’in halk sağlığını yakından ilgilendiren raporu kamuoyuna açıklamaması dikkat çekti.

 

(Evrensel)

Kategori: Manşet