Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü uyarıyor: “Yeni tütün” hava kirliliği

Yuva Derneği‘nden Ece Çakanel  ve Emine Özkan‘ın Guardian gazetesinden Damian Carrington ile Matthew Taylor‘ın yazısından derleyerek hazırladıkları haberi paylaşıyoruz.

***

Kirli hava solumak yılda 7 milyon erken ölüme neden oluyor ve milyarlarca insanın sağlığını olumsuz etkiliyor. Buna rağmen Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Dr. Tedros’un dediği gibi  “gezegen bir kayıtsızlık havası içerisinde”.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü, kirli hava solumanın  yılda 7 milyon erken ölüme neden olduğuna ve milyarlarca insanın sağlığına zarar verdiğine dikkat çekerek hava kirliliğinin “yeni tütün” olması konusunda uyardı. DSÖ’nün 2017 yılında yayımladığı “Küresel Tütün Salgını” raporuna  göre dünyada her yıl 7 milyondan fazla kişi tütün tüketimi nedeniyle hayatını kaybediyor ve tütün ürünleri kullanımının dünya ekonomisine yıllık maliyeti 1 trilyon 400 milyar dolardan fazla. Ancak aldığımız her nefeste kirli havayı solumak tütünün aksine kişisel tercih olmanın çok ötesinde.

Dünya nüfusunun %90’ından fazlası insan sağlığının korunması için belirlenen sınır değerlerinin üzerinde, kirli havaya maruz kalıyor. Araştırmalar bunun başta çocuklar, hamileler ve özellikle solunum sistemi hastalıkları olan kişiler olmak üzere insan sağlığına zararlı etkilerini ortaya koyuyor.

DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros

DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros “Dünya tütünle mücadelede belirli bir yol katetmiş durumda. Şimdi aynısını milyarların her gün soluduğu “yeni tütün”, yani kirli hava için de yapmak zorundayız.” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:  “Zengin ya da fakir, hiç kimse hava kirliliğinden kaçamaz. Bu sessiz ancak acil bir halk sağlığı sorunudur.”

Tedros, the Guardian için yazdığı makalede “Salgın halini almış, önlenebilir ölüm ve sakatlıklara neden olan bu soruna karşı gezegen bir kayıtsızlık havası içerisinde” diye belirtti. Bu alandaki uluslararası hareketin de altını çizen Tedros’a göre,  “Bu bir dönüm noktası ve bu soruna acil bir tepki vermek için eyleme geçmeliyiz.”

 “Hava kirliliği hepimizi etkiliyor fakat çocuklar kirlilikten en çok etkilenen, en hassas grup. Çocuklarımıza ne yapıyoruz diye kendimize sormak zorundayız. “

DSÖ Halk Sağlığı ve Çevre Direktörü Maria Neira

DSÖ Halk Sağlığı ve Çevre Direktörü Maria Neira, dünyada 300 milyon insanın hava kirliliği ortalamalarının uluslararası standartların altı kat üstünde olduğu yerlerde yaşadığını, en çok çocuk ve bebeklerin gelişmekte olan bedenlerinin zehirli hava yüzünden risk altında olduğunu vurguladı. Neira çocuk sağlığı uzmanlarının zehirli hava ile solunum yolu hastalıkları, kanser ve zeka bozuklukları arasındaki bağ sebebiyle alarma geçtiklerini not ederek şunları söyledi:  “Hava kirliliği hepimizi etkiliyor fakat çocuklar kirlilikten en çok etkilenen, en hassas gruplar. Çocuklarımıza ne yapıyoruz diye kendimize sormak zorundayız. Cevap malesef sarsıcı derecede açık: onların geleceğini kirletiyoruz ve bu hepimiz için üzücü bir durum.”

Tedros, hava kirliliğinin “ciddi boyutta” zeka geriliğine sebep olduğuna değindi: “Temiz ve sağlıklı bir çevre, insan sağlığının en önemli ön koşuludur. Soluduğumuz havayı temizleyerek sağlık risklerini önleyebilir veya en azından azaltabiliriz.”

DSÖ sağlık uzmanlarının yalnızca hastalarına yardımcı olmaları için değil; aynı zamanda fosil yakıt enerjisinden ve bu enerjinin kullanıldığı  ulaşım yöntemlerinden vazgeçilmesi için alınacak kararlarda halk sağlığını savunabilmeleri için politika önerisi geliştirmelerini destekliyor. Tedros “ Hiçbir insan, grup, şehir, ülke ya da bölge problemi kendi başına çözemez. Herkesin güçlü taahhütlerine ve eylemlerine ihtiyacımız var.” diyerek konunun önemini vurguladı. Birleşik Krallık’ta çoğu kentsel alan kendi mevzuatlarının çok üzerinde hava kirliliği ortalamalarına sahip ve bakanlar yeterli önlem almadıkları gerekçesiyle yargıtay tarafından üç kez suçlu bulundu.

Hava kirliliği küresel ölçekte 5. kronik hastalık yükü olarak gösteriliyor, Avrupa’da ve Türkiye’de çevre kaynaklı hastalık nedenlerinde ise ilk sırada. Bununla beraber, araştırmacılar hava kirliliğinden kaynaklandığı bilinen kalp krizi ve akciğer hastalıkları gibi zararların, buzdağının yalnızca görünen yüzü olduğunu düşünüyor. 7 milyon erken ölüm sayısı, yalnızca parçacıklı madde kirliliğini içerdiğinden şüphesiz eksik bir tahmin. Gelişmiş modelleri kullanan diğer tahminler ise parçacıklı madde kirliliği sebebiyle erken ölümlerin 9 milyona kadar çıktığını gösteriyor.

Yeni tahminler üzerinde çalışan araştırmacılardan bir tanesi,   Ottawa Üniversitesi’nden Daniel Krewski “Bu dış ortam hava kirliliğinin sağlık için önceden düşünülenden çok daha büyük bir risk faktörü olduğuna işaret ediyor.” dedi. Her geçen ay “ciddi boyutta” zeka geriliği, milyonlarca diyabet vakası ve anne plasentasındaki kirlilik parçacıklarının kanıtını içeren  son keşifler ile zehirli havanın birçok zararını gösteren yeni çalışmalara tanıklık ediyoruz.

Health and Environment Alliance (Sağlık ve Çevre Birliği) ‘nin 2015 yılında yayımladığı Ödenmeyen Sağlık Faturası raporuna göre Türkiye’deki termik santrallerden kaynaklı kirletici salımlarının yıllık toplam sağlık maliyeti 2,9 -3,6 avro.

Kaynak: Ödenmeyen Sağlık Faturası: Türkiye’de Kömürlü Termik Santraller Bizi Nasıl Hasta Ediyor?, 2015; HEAL (Health and Environment Alliance)

Neira, hava kirliliğinden kaynaklanan zararın ezici kanıtları göz önünde bulundurulduğunda, hava kirliliği ile baş edemeyen herhangi bir politikacının gelecek nesillere ve yasalara göre sert bir şekilde yargılanacağını söyledi. “Bundan 10 yıl sonra vatandaşlar uğradıkları zarardan dolayı mahkemeye çıkmaya başladığında, politikacılar ‘biz bilmiyorduk’ diyemez. Hepimiz kirliliğin büyük hasarlara neden olduğunu ve bunun önlenebileceğini?biliyoruz. Şimdi topluca çok dramatik ve acil bir şekilde tepki vermemiz gerekiyor.” diye ekledi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün İlk Uluslararası Hava Kirliliği ve Sağlık Kongresi 30 Ekim – 1 Kasım tarihleri arasında Cenevre’de gerçekleşti.

Temiz Hava Hakkı Platformu’ndan Prof. Dr. Kayıhan Pala

DSÖ ilk uluslararası Hava Kirliliği ve Sağlık Kongresini geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirdi. Kongreye Türkiye’den Temiz Hava Hakkı Platformu adına katılan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, kongre sonrası verdiği röportajda  “Konferansa yaklaşık 900 kişi katılıyor, ancak ülkemizden ne Sağlık Bakanlığı’ndan ne de Çevre Bakanlığı’ndan temsilci bulunmuyor. Katılımcı listesine göre Türkiye’den yalnızca iki katılımcı var, Türk Tabipleri Birliği adına ben ve Türk Toraks Derneği adına Prof. Dr. Hasan Bayram. Biz Temiz Hava Hakkı Platformu olarak Türkiye’de hava kirliliğine ilişkin mevcut durumu ve çözüm önerilerimizi hazırladığımız bir politika notunu toplantı katılımcılarıyla paylaştık.” şeklinde açıklamada bulundu.

 

Haber: Ece Çakanel  (Yuva Derneği – Gönüllü Çevirmeni) ve Emine Özkan (Yuva Derneği – Ekoloji Çalışmaları Sorumlusu)

(Yuva Derneği, GuardianYeşil Gazete)