Hafta SonuKitapManşet

[Çocuklar için Yeşil Kitaplar] Boynuyamuk – Güzin Öztürk

Amerikalı doğabilimci John Burroughs, “Sevgi olmadan bilgi kalıcı olmaz. Fakat sevgi önce gelirse bilgi kesinlikle arkasından gelecektir,” diyor. Çocuklarımızı üzerinde yaşadığımız gezegene saygı duyan bireyler olarak yetiştirebilmek için biz ebeveynlerin öncelikli görevi, erken dönemde doğa sevgisi verebilmek. Onların minik omuzlarına taşıyabileceklerinden fazla yük ve korku bindirmeden, doğayla oyun arkadaşı olmalarını sağlamak, bu yolda atacağımız ilk adım. İkinci adım ise doğayla ve yaşadığımız çevreyle uyumlu, sürdürülebilir yaşam tarzı benimsemeleri için doğru rol modelleri sunan çocuk kitapları seçmek.

Yeşil Gazete, “Çocuklar için Yeşil Kitaplar” yazı dizisi illüstrasyonu için Gonca Mine Çelik’e teşekkür ederiz

Bu amaçla biz [Çocuklar için Yeşil Kitaplar] adını verdiğimiz bir diziye başladık. Çocuklara çevre bilinci aşılayan, farklılıklarımızla bir arada yaşamanın mümkün olduğunu gösteren kitapları derlemeye karar verdik. Bildiğimiz kitapları anımsamaya, bilmediklerimizle tanışmaya, tanıtmaya niyet ettik.

***

Boynuyamuk

Öğretici olmayan, çocukta duyarlılık kazandırırken çocuğun merakını canlı tutan, okumanın ne keyifli bir şey olduğunu hatırlatan çocuk kitaplarını ve o kitapları yazan yazarları seviyorum. Boynuyamuk da o kitaplardan biri. Kitabın ismi de konusu kadar ilgi çekici.

Anneannemin boynu yamuk bir komşusu vardı. Köydeki taş fırında ekmek yapmak için anneannemle sıra alırlardı.  Çok severdik onu çünkü fırının önünde bekleşen çocukları pidelerle sevindiren insanlardan biriydi. Biz onu her zaman, fırının kapısında bekleşirken  ortadan ikiye bölüp paylaştırdığı pidelerle ve güler yüzü ile hatırladık. Kitabı okur okumaz aklıma bu hatıram geldi.

Yazarın anlatımı ve kitabın konusu, bizi farklılıkların güzelliği düşüncesine götürüyor. Hem de bunu usul usul yapıyor. Resimleyen, Kıymet Ergöçen de, herkesin aynı göründüğü, aynı düşündüğü ve farklı olana tahammülün olmadığı o dümdüz kenti, öyle güzel resmetmiş ki anlatıma güç katıyor.

Boynuyamuk’un öyküsü, düz bir ovada, dümdüz tarlaların ortasında, sıradan bir kentte geçiyor. Her şey düz, dümdüz. Sokaklar, evler, parklar, yollar. Sadece düz…

Derken şehrin kıyısında, ormanın dibinde, yamuk duvarlı, eğri çatılı, bahçe yolu kayrak taşlı ve her birinin şekli ayrı bir ev bitiverir. Şehrin diğer sakinleri bu yabancıdan rahatsız olurlar. Onu hiç hoş karşılamazlar. Şehirdeki herkes onu kovmaktan beter eder.

Buymuş o akıl almaz evin sahibi işte. O bahçe kapısından giren bir daha iflah olmaz. Kentimizin bir düzeni var, kimse bunu bozamaz. Çocuklarımıza yanlış şeyler öğretmesin, aman ha! Açısı eğik olan burada yaşayamaz!

Boynuyamuk, insanların ona davranışları ve söyledikleri sözler ne olursa olsun olduğu haliyle, kendisi olarak ve hayattan her şeye rağmen zevk alarak yaşar. Ne evini dümdüz yapar ne bahçesini.

Ve bir gün Boynuyamuk’un, dümdüz budanmış ağaçların arasında, tek bir ağaç gölgesi bulamadan piknik yaptığı sırada, önünden geçen bir çocuktan aldığı tek bir gülücükle her şey değişmeye başlar.

Kitabın yazarı M. Banu Aksoy, bütün insanların ve canlıların biricik ve özel olduğu dünyamızda, faklılıklarımızla ve hep birlikte ne kadar güzel olduğumuzu hatırlatıyor.

Dilerim dünyamızda, fiziksel ya da düşünce faklılıkları olduğu için hiçkimseden tek bir gülücük, sevgi ve saygı esirgenmez.

Boynuyamuk

Yazan M. Banu Aksoy

Resimleyen Kıymet Ergöçen

Yaş Grubu 7+

Tudem Yayınları

40 sayfa karton kapak

 

 

Güzin Öztürk

Kategori: Hafta Sonu