Buzulların dansı

İklim Değişikliği, üzerinde yaşadığımız gezegenin karşılaştığı en önemli ve acil sorunu. Bunun mantıklı ve etik nedenlerinin onunla mücadele etmek için hepimizi harekete geçirmeye yeterli olacağını düşünebiliriz. Buzulların erimesi, insan – dışı türlerin hızla tükenmesi, ormansızlaşmanın ne olduğu bilgisini bilim, medya ya da politika aracılığıyla paylaşmak iklim değişikliğinin şimdi ve burada yaşanmakta olduğu hissiyatını ne derece verebiliyor?

Çağdaş koreograflardan Diana Movius, “GLACIER”  (buzul) adını verdiği performansında iklim değişikliğinin nasıl hissettirdiğini araştırıyor. San Francisco’daki bir temsilleri sonrasında verdiği bir röportajda Movius, “İklim Değişikliği gelecek günlerde düşünmeniz gereken analitik bir sorunmuş gibi algılanıyor. Oysa ki bunun ciddi bir sorun olduğunu bilmenin ötesinde yaşanmakta olan acil bir mesele olduğunu hissettirebilecek bir performans mümkün mü?” sorusuyla bir bale eseri yarattığını anlatıyor.

Bu günlerde Washington’da temsilleri olan Glacier’da dansçılar;  Max Richter, David Lang ve Andrew Thomas müzikleri ve sanatçı Robin Bell’in arkadaki video görselleri eşliğinde beyaz giysileriyle yaptıkları hareketlerle çatırdayan ve suda eriyip giden buzul kütleleri canlandırıyorlar. Mavius, bir iklim değişikliği balesi olan Glacier’i kutuptaki buzul kütlelerinin ısınmaya verdiği tepkileri ve erimeyi izledikten sonra, buzulun hareketlerinin dansa dönüştürülebileceğini fark ederek kurguladığını belirtiyor.

İklim Zirvelerinde gördüğümüz pek çok sanatçı gibi Movius da küresel ısınmanın kaynak savaşları, büyük göç dalgaları ve politik istikrarsızlığa yol açan toplumların hayatına yöneylik bir tehdit olmasından ziyade, doğa için nasıl bir tehlike olduğu üzerinde duruyor.

“Performansa gelen bir seyirci, iklim değişikliğini gerçekten hissederek çıkabilir.” diyen Movius kaybolan bir güzelliği izlemenin dokunaklı ve hüzünlü bir yanı olduğunu ifade ediyor.

Aşağıdaki vimeo linkinden izlenebilen performans, iklim Değişikliği gibi birebir yaşadığımız bir gerçeği bile hissedebilmek için insan-dışı olana yönelme ihtiyacımızı gösteriyor, diyebiliriz.

 

 

Bahar Topçu