Dünya karbondioksit seviyeleri son 15 milyon yılın en yükseğine ulaşmış görünüyor

Mashable.com’da Mark Kaufman imzasıyla yayınlanan makaleyi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Onur Akdağ‘ın çevirisi ile paylaşıyoruz.

***

2013 – 2017 yılları yılları arasındaki sıcaklıkların 1951 – 1980 yılları arasındaki ortalama sıcaklık anahattıyla kıyaslanması

Son derece yabancı kimi dünyevi bölgelere girdik.

ABD’li politikacıların, iklim değişikliğinin insanların eseri olup olmadığını hala sorguladıkları bir zeminde (şayet öyle), aslında dünyanın karbondioksit -güçlü bir sera gazı- seviyelerinin son 15 milyon yılda görülmemiş seviyelere çıkmasını desteklemiş olmamız pek olası.

15 milyon rakamı, jeolojistlerin ve iklim bilimcilerin sıkça sundukları istatistiklerden, “bugünün karbon seviyelerinin 800,000 yıldır olduğundan daha yüksek olmasından”, gezenin yaşlı buzlarına sıkışıp kalmış o reddedilemez kanıttan, hatırı sayılır biçimde daha fazla.

Bilim insanları, buzul içinde korunmuş hava kabarcıklarının altın karbon standardı olduğunu vurguluyorlar, öyle ki Dünya’nın uzun zaman önceki karbondioksit seviyelerini ölçmede oldukça güvenilirdirler. Bu dolaylı ölçümler uzun zamandır ölü planktonlardaki kimyasal değişimi ve oldukça eski bitkilerin soluma hücreleri veya stomalarında saklanmış kanıtları içerir.

Bilim insanları bu 15 milyon rakamını dünyanın her yerinden dolaylı ölçümleri yeniden ve yeniden gerçekleştirerek buldular.

Kaliforniya Irvine Üniversitesi’nde dünya sistem bilimi profesörü olan Michale Prather, bir röportajında “İyi bir bilimsel belgeleme, ama dolaylı bir ölçüm” dedi.

BM iklim raporu baş yazarı Prather fosilize olmuş deniz yaşamındaki karbondioksit kanıtından bahsederken “Ve birkaç sıra kanıt var” diye konuştu. “Bu yalnızca bir kişinin çılgın rakamından ibaret değil.”

Havanın doğrudan ölçümleri karbondioksit seviyelerinin yakın zamanda 410 ppm’e (milyon başına parça), insanlık tarihinde kaydedilen en yüksek miktara vurduğuna işaret ediyor.

Nevada Üniversitesi Las Vegas’da paleoklimatolojist olan Matthew Lachniet, “Karbondioksit son 14 milyon yıl civarı kadar genellikle 400 ppm’in altındaydı.” dedi.

Denizlerin bugünkünden 5 ila 40 metre arası daha yüksek olduğu Pliyosen Çağ olarak adlandırılan kabaca 3 milyon yıl kadar önce aşırı sıcak dönemde karbon yoğunluğunun bugünkülere yakın olduğu bir zaman olabilir.

Austin Jackson Jeobilim Okulu Teksas Üniversitesi’nde paleoklimatolojist olan Daniel Breecker “Ancak CO2 yoğunluğu şu anda Dünya atmosferinde son 15 milyon yıldır her hangi bir dönemde olduğundan daha yüksek veya neredeyse en yüksek seviyesinde” diye e-posta ile bildirdi.

Öyle ki bugünkü kritik fark, karbon emisyonlarının artmaya devam edeceği beklentisi. Fosil yakıtların eşi görülmemiş şekilde yakılmasıyla karbon birikimi açıkça artmaya devam edecektir.

“Tabi ki CO2 yoğunluğu bugün durmuyor.” dedi Lanchiet. “Muhtemelen 550, 600 ppm miktarına dayanacağız.”

Bu kadar yüksek karbon yoğunluğunun 20 milyon yıl kadardır dünyada görülmediğini de ekledi Lanchiet.

“Bu tartışmayı daha da sadeleştiriyor.” dedi.

İklim çevrelerinde kimileri, bugünün ikliminde sera gazları toplamının – metan ve azot oksit gazlarının da karışıma eklenmesiyle – 20 milyon yıl içindeki en yüksek yoğunluğa ulaştığını dahi tartışıyorlar.

Karbondioksit eşleniği” denilen bu fikir, çeşitli iklim bilimciler bu “20 milyon yıl iddiasını” destekleyen araştırmaların farkında olmasalar da, iklim çevrelerinde destek bulabilmekte.

İşin sonunda, yalnızca fiili karbondioksit yoğunlaşması değildir önemli olan – gezegenin bu akıl almaz karbon birikimine ne kadar duyarlı olduğudur, dedi Breecker.

Dünya’nın epey duyarlı olduğu kanıtlandı bile

Sanayi devriminin başından beri, Dünya’nın ortalama sıcaklığı 1.8 derece Fahrenheit yada 1 derece Celsius yükseldi.

Dünya’nın su döngülerinde – sel ve kuraklıkların aşırı uç ihtimallerini artıran – büyük sonuçlar şimdiden düzenli olarak gözlemledi. En kolay tahmin edilen sonuçlar, rekor düzeydeki sıcak hava dalgaları ve tarihi boyuttaki yangınların, daha da karmaşık atmosferik değişimlerle tezahür etmesidir.

İklim Etki Araştırması Potsdam Enstitüsü’nde Dünya Sistem Analizi başkanı Stefan Rahmstorf Eylül ayında “Küresel ısınma deniz seviyelerini yükseltir ve fırtına dalgalarını daha da kötüleştirirse, bu, atmosferi daha da nemlendirerek aşırı yağmurlardan dolayı taşkınlara ve okyanus sularını ısıtarak tropik fırtınaların daha da güçlenmesine neden olur.” dedi.

“Kutup buzları eriyor, okyanustaki Gulf Körfez Akışı Sistemi zayıflıyor, atmosferdeki jet rüzgarı garip bir hal alıyor.” diye ekledi Rahmstorf.

Önceki jeolojik çağların aksine, bugünün belirleyici şartları yalnızca havada belirgin düzeydeki fazla karbon değildir – onun ne kadar da hızlı birikiyor olmasıdır.

Dünya doğal haliyle binlerce on binlerce yıllık süreçlerde atmosfere hem karbon yükler hem de karbon çeker.

Örneğin bundan yaklaşık 120,000 yıl önce sona eren, Eemiyan adı verilen sıcak bir dönemde Grönland buzullarının önemli bir kısmı yavaşça erimiştir – 280 ppm gibi epey düşük bir karbon yoğunluğuna rağmen.

Ama o günlerde iklim henüz batağa saplanmamıştı.

“Öyle hızlı ısınıyoruz ki Grönland’ın erimesine mahal vermeye başlayamadık bile.” diye kaydetti Irvine Prather (Kaliforniya Üniversitesi).

Uygarlığın kapısına dayandığı son nokta olan karbon-bilgeliği, küresel toplulukların temiz enerjiye ne kadar çabuk geçtiğine ve fosil yakıtlara derin bağlılık olmadan elektrik üretebilmeye şartlanmıştır.

“Konuya dair asıl önemli olan şeyi, nerede sabitleneceğimizi tartışırdım.” dedi Lachniet. “Gerçekten de gelecek 100 yıl içinde önümüzdeki 10,000 yılın iklim tarihini belirliyoruz.”

Makalenin İngilizce Orjinali

Yeşil Gazete için çeviren: Onur Akdağ

 

(Yeşil Gazete, Mashable.com)