Doğa MücadelesiGünün ManşetiManşet

Muğla’da kömür madenleri ve termik santraller son 34 yılda en az 45 bin erken ölüme neden oldu

Avrupa İklim Ağı (CAN Europe) tarafından, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) ve TMMOB Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) ortaklığıyla yapılan “Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla” başlıklı araştırmanın bulguları Yatağan’da düzenlenen bir basın toplantısında kamuoyuyla paylaşıldı.

Araştırma yıllardır kömürlü termik santrallerin etkilerini birebir yaşayan Muğla halkının ne bedeller ödediğini ve mevcut planlardan vazgeçilmezse daha neler yaşanacağını verilerle ortaya koyuyor.

Muğla’da termik santrallerden kaynaklanan hava kirliliği 34 yılda en az 45 bin erken ölüme sebep oldu

Araştırmanın bulgularına göre Muğla’daki Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinden kaynaklanan hava kirliliği 1983-2017 yılları arasında en az 45 bin erken ölüme sebep oldu. Ayrıca yine hava kirliliğine bağlı kalp-damar ve solunum yolu hastalıkları nedeniyle 46 bin kişinin hastaneye yattığı tahmin ediliyor.

Toplantıda sunulan araştırma sonuçlarına göre, Yatağan’da havadaki partikül madde (PM10) yoğunluğu, Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği yıllık ortalama üst limitin 2015’te dört, 2016’da üç buçuk katı olarak ölçüldü. Yatağan halkının, 2015 ve 2016 yılları boyunca DSÖ’nün aşılmaması gerektiğini belirttiği sınırın kat be kat üzerinde zehir soluduğu ortaya çıktı. 

“Besinlerimiz zehirleniyor, çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi için ciddi riskler yaratıyor”

Çalışma, hava kirliliği ile Muğlalıları hasta eden üç santralin doğayı da yıkıma sürüklediğini ortaya koyuyor. Sonuçlara göre, halihazırda bu santraller 28 bin kg cıva salmış durumda ve baca gazı arıtma tesisleri devamlı çalışsa dahi yılda 1100 kg cıva salmaya devam ediyor. Bu cıvanın yarısı ormanların, tarım alanlarının üzerine ve Akdeniz’e çöküyor. İnsanlar ve diğer canlılar için toksik bir ağır metal olan cıva, toprakta, tatlı su kaynaklarında, denizde yoğunlaşıyor. Cıva, bitki ve hayvan dokularında birikerek besin zinciri aracılığı ile insanlara ulaşıyor, sinir sistemi ve böbrek hastalıklarına neden olduğu gibi, özellikle çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi için ciddi riskler yaratıyor.

Beş Bozcaada büyüklüğünde orman alanı tehdit altında

Kömür üretimi sebebiyle yıkıma uğrayan orman ve tarım arazilerinin tam boyutu, resmi verinin kamuoyuna açık olmaması nedeniyle bilinmese de, Milas ve Yatağan’da açık ocak kömür madeni işletme ruhsatı alanları 440 km2’lik bir alanı kaplıyor. Bu da Türkiye’nin yüzölçümü açısıdan en geniş illerinden olan Muğla’nın toplam alanının yüzde 3,5’una, bütün İstanbul’un onda birine yakın bir büyüklüğe denk geliyor. Henüz işletmeye alınmamış ruhsat alanları da işletmeye alınırsa 185 km2’lik ormanlık alan daha yok olacak. Bu da, beş Bozcaada büyüklüğünde orman alanının yerini madene bırakması anlamına geliyor.

“Kasım ayında rapor yayınlanacak”

Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) bileşeni olan Akdeniz Yeşilleri Derneği Eş Sözcüsü Mustafa Tuncaelli, araştırmayla ilgili Yeşil Gazete’nin sorularını yanıtladı.

Tuncaelli, araştırmanın oluşum sürecini şöyle anlattı:

“Yaklaşık 1,5 yıl önce Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) içinde yer alan bir grup olarak, Avrupa İklim Ağı Türkiye’den gelen arkadaşlarla bir araya geldik. Avrupa İklim Ağı’ndan gelen arkadaşlar, yaklaşık 35 yıldır çalışan ve halen çalıştırılmaya devam eden termik santralların doğaya, insanlara, çevreye verdiği zararların gerçek bedeliyle ilgili bir çalışma yapmak istediklerini söylediler. Bizler de böyle bir çalışmanın çok yararlı olacağını, santralın verdiği zararlarla ilgili farkındalığın daha da artmasına yarayacağını ve yıllardır termik santrallar ve onların zararlarına karşı mücadele eden kişiler olarak elimizi güçlendireceğini ve konuda her türlü katkıyı verebileceğimizi söyledik. Çalışma böyle başladı. Çevre Mühendisleri Odası, Muğla Tabip Odası ve bizler elimizden gelen desteği verdik. 31 Ekim’de Yatağan’da bu çalışmanın ilk verileri paylaşıldı. Kasım ayında rapor yayınlanacak. Rapor yayınlandıktan sonra bu rapor resmi ya da sivil herkesle paylaşılacak.”

“Santrallar çalışırken mahkemelerce verilmiş kapatma kararları bile uygulanmadı”

Tuncaelli’nin Muğla’daki Yatağan, Yeniköy, Kemerköy termik santrallerinin sahip olduğu maden arama ruhsatı alanında kaç köy bulunduğuna dair sorumuza verdiği cevap ise çarpıcı:

“Yeniköy ve Kemerköy Termik Santralları bölgesinde kömür madeni ruhsat sahaları 21 köyü, Yatağan Termik Santralı’nın bulunduğu bölgedeki kömür ruhsat sahaları 27 köyü kapsıyor. Toplam 48 köyü içine alıyor. Şu ana kadar yerinden edilmiş toplam 8 köy var. Bunların bir kısmı tamamen yok oldu, bir kısmı ise başka yere taşındı. Tehdit altında 40 köy daha var.

Yaşlanan santrallerin hala çalıştırılmasına karşı hukuki süreçlerin işe yarayıp yaramadığına dair sorumuzu, Santraller çalışırken mahkemelerce verilmiş kapatma kararları bile uygulanmadı,” diye yanıtlayan Tuncaelli, “Çok yaşlandı diye bir dava açılsa bizde bölüm bölüm yeniliyoruz diyecekler. Santrallerin ne kadar yaşlandığı Yatağan’da son yaşanan kaza ile ortaya çıktı,” diyor.

“Güncel hava kirliliği bilgileri saklanıyor”

Termik santraller nedeniyle bölgede hangi hastalıkların görüldüğü sorumuza, “Raporun yayınlanmasını bekleyelim,” diye cevap veren Tuncaelli, santralların insan sağlığına verdiği zararlarla ilgili Tabipler Odası’nın çalışmalarına hiçbir zaman izin verilmediğini özellikle vurguluyor. Tuncaelli’ye göre güncel hava kirliliği ile ilgili verilerine bile ulaşmak zor, ancak eski kayıtlara ulaşılabiliyor, ancak güncel bilgiler saklanıyor.

“Turgut Köyü’nün tamamen zeytinlik olan 93 parseli maden şirketi tarafından alınmaya çalışılıyor”

Bölgede köylülerin birçoğu geçimlerini zeytinden sağlıyor. Peki, zeytincilik bu yıkımdan nasıl etkileniyor?

“Termik santralların dumanı, külü ve asit yağmurları başta zeytin olmak üzere bütün ağaçların ve tarım alanlarının düşmanı,” diyen Tuncaelli, diğer bir yok edicinin de açık linyit kömür ocakları olduğunu ekliyor. “Kömür ocakları hem ormanlarımızı hem de zeytin ağaçlarımızı tamamen yok ediyor. En son Yatağan-Turgut köyü bu sorunla boğuşuyor. Kömür ocakları Yeşilbağcılar Köyü’nü yok ettikten sonra Turgut’a dayandı. Köyün tamamen zeytinlik olan 93 parseli maden şirketi tarafından alınmaya çalışılıyor. Ama köylüler vermemek için direniyor.”

Köylülerin açtığı iki dava olduğunu anlatan Tuncaelliözellikle Yatağan-Turgut köyünün Maden İşleri Genel Müdürlüğü’ne, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne, Muğla Valiliği’ne, Yatağan Kaymakamlığı’na ve Yatağan Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı birçok şikayet olduğunu, açtıkları iki davadan birinin maden ocaklarının zeytin ağaçlarına ve tarlalarına verdiği zararla ilgili Yatağan Asliye Ceza’da açtıkları dava, diğerinin ise Turgut’un çok yakınındaki Hacıbayramlar Köyü yakınlarında maden şirketinin yapmak istediği yer altı madencilik faaliyetine Muğla Valiliği’nin verdiği “ÇED Gerekli Değildir” kararına karşı idare mahkemesine karşı açtıkları dava olduğunu belirtiyor.

“Hava kirliliği ve radyasyon verileri ile baca gazı emisyonları, tüm yurttaşların erişimine sunulmalı, santral kaynaklı hastalıkların istatistikleri yayınlanmalı”

Mustafa Tuncaelli, acilen atılması gereken adımları ise şöyle anlatıyor:

“Bence bu raporun da ortaya koyduğu gibi tüm fosil yakıtlı termik santralların, bir takvim oluşturup, en kısa süre içerisinde kapatılması hedeflenmeli, maden için yeni köylerin yutulması da önlenmelidir. Bu arada hava kirlilik verileri olsun, baca gazı emisyonları olsun, radyasyon verileri olsun termik santralların çevreye verdiği zararlarla ilgili teknik veriler bütün yurttaşların erişimine sunulmalıdır. Ayrıca tüm bölge sağlık taramasından geçirilmeli, santral kaynaklı hastalıkların istatistikleri yayınlanmalıdır. Daha sonra hem yurttaşlar, hem resmi yetkililer bu sorunların çözümü noktasında neler yapılacak bir araya gelmeli, ortak çözümler oluşturmalıdır.”

En kötü hava kalitesine sahip iller arasında Muğla 4. sırada”

Kömürlü termik santrallerin yarattığı hava kirliliği sadece insan ve tüm canlıların sağlığı için değil iklim değişikliği gibi ciddi bir küresel tehdit oluşturuyor. Avrupa İklim Ağı’nda (Can Europe) Elif Gündüzyeli, “Dünya Sağlık Örgütü’nün hava kirliliği konusunda yaptığı küresel seferberlik çağrısını destekliyoruz. Küresel iklim değişikliğinin de temel kaynaklarından biri olan kömürün, bu araştırmada ortaya koyduğumuz yaşamsal bedellerin önüne geçilebilmesi için bir an önce enerji üretimi planlarından çıkarılması gerekiyor. Düşük karbonlu, yurttaş merkezli enerji kaynaklarına adil bir geçiş için plan ve politikaların hizalanması büyük önem arz ediyor” diyor.

Yatağan’ın Türkiye’de hava kirliliğinin en yoğun yaşanan yerleşimlerinden biri olmasına dikkat çeken Türk Toraks Derneği’nden Prof. Dr. Sebahat Genç ise halk sağlığını tehdit eden hava kirliliğine acilen mücadele edilmesi gerektiğine şu sözlerle dikkat çekiyor:

“Türk Toraks Derneği olarak yaptığımız bir araştırmada 2014 –2015 yılları arasında havadaki aylık ortalama PM10 kirliliği açısından en kötü hava kalitesine sahip iller arasında Muğla’nın 4. sırada yer aldığını tespit etmiştik. Bugün DSÖ de Cenevre’de düzenlediği toplantı çerçevesinde hava kirliliğini, halk sağlığına etkileri nedeniyle aciliyetle müdahale edilmesi gereken bir salgın olarak nitelendiriyor. Böyle bir aciliyet varken ülkemizde ve küresel ölçekte çevre ve enerji politikalarının da hava kirliliğiyle etkili mücadele çerçevesinde planlanması gerekli.”

Çan ilçesindeki termik santralde patlama, can kaybı var!

Termik santraller çocukların zekâ düzeyini düşürüyor

[Neden] Kömürlü termik santraller yapılmamalı? – Emine Özkan

Kömürün Gerçek Bedeli araştırmasına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz

Haber: Merve Damcı

Fotoğraflar: Servet Dilber

(Yeşil Gazete)