Günün ManşetiManşetSivil Toplum

[İyi Şeyler] Kadın Kadına Mülteci Mutfağı: Fette, kibbe neye, falafel ve bolca dayanışma!

Okmeydanı’nda bir mutfak, içeride hevesli bir üretim hali. Meyveler ayıklanıyor, reçeller kaynatılıyor. Bir komşu kavanozlar alıp yollamış mutfağa destek olmak için, haberi geliyor… Birileri pilavın başında… 

Parçası oldukları bir etkinliğin afişini görüyorum, şöyle diyor “Batsın Bu Dünya, Biz Yeniden Yaparız!” Suriyeli mülteci kadınlar sıvıyorlar kollarını ve mutfağa giriyorlar. O güne kadar sadece aileleri için pişirdikleri lezzetleri ve çok daha yenilerini, bu sefer hiç tanımadıkları birileri için özenerek pişiriyorlar. 

Komşu komşuya, kadın kadına üretim de dayanışma da işte o mutfakta başlıyor. 

Catering ihtiyaçları için yeni bir alternatif olan Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’nı ve lezzetlerini tanımak için mutfağın İletişim Gönüllüsü Zeynep Kurmuş Hürbaş ile konuştuk.

Zeynep Kurmuş Hürbaş ile (sağda, ayaktaki konuşan kişi) görüştük

İyi Şeyler’de kendinden daha talihsiz durumda olanlara yardım edenleri dinledik bugüne kadar ama bu sefer durum biraz farklı gibi düşünüyorum. – Sima Ertem

***

4 – Kadın Kadına Mülteci Mutfağı: Fette, kibbe neye, falafel ve bolca dayanışma!

Burada, öz değerlerini ortaya çıkararak, kendi ve kendi gibilere yardım etmeyi başaran bir kadınlar topluluğu var sanki doğru mudur? 

Çoğumuz kadın, ama aramızda erkekler de var. Bilmiyorum, burada mutfağın sözcüsü olarak değil, gönüllüsü olarak konuştuğum için, herkesin deneyim ve algısıyla ilgili yorum yapmam doğru olmaz. Ancak evet, birlikte bir yaşam inşa etmeyi öğrenmeye çalışan bir grup olduğumuz doğru.

Her girişimin bir hikâyesi var. Kadın Kadına Mülteci Mutfağı nasıl bir ihtiyaçtan ortaya çıktı?

OKDER (Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği) 2014’te kurulduğunda bulunduğumuz Okmeydanı, Mahmutşevketpaşa mahallesinin çeşitli dertlerine komşuluk ilişkileri bazında çareler bulmak üzere kurulmuş. 2015’te başlayan yoğun geçici koruma altında sığınmacı göçüyle karşı karşıya kaldığı için de, mahallenin çözüm bulmaya çalıştığı konulardan biri olmuş.

Şöyle ki, Okmeydanı, İstanbul’un yoğun göç alan çeper mahallelerinden konum olarak farklı. Diğer mahalleler gibi kentsel dönüşüm, eğitim, işçi hakları vb sorunlarla baş etmeye çalışıyor ama aynı zamanda da İstanbul’un “merkez”ine yakın ve tekstil vb atölyelerde geçici iş bulması kolay. Bu yüzden 2015’te mahalle nüfusuna eklenen Suriyeli ailelerle tanışılıyor. Ben de o zaman başladım burada gönüllü olmaya, ancak o zaman farklı bir çalışma vardı: insanlar geçiciydi. Yani ya savaş biter, dönerim diye düşünüyordu, ya AB sınırları o sıralar açık olduğu için para biriktirip geçmeye çalışıyordu. Bu geçicilik içinde erzak, hijyen materyalleri, kıyafet, eşya desteği gibi, nefret ettiğim ama başka da yerine kullanacak kelime bulamadığım için kullanma durumunda olduğum “insani yardım” durumunun içine düştük.

Bu süreçte hafta sonları Okder’de çocuklara yönelik gönüllü atölyeler oluyordu, sanat, drama, oyun etkinlikleri vardı. Ancak şöyle bir gözlemimiz oldu zamanla, tanıştığımız yüzlerce aileden bir kısmı, özellikle de kadınlar, bizimle birer “sokak sözcüsü” gibi çalışmaya başladılar. “Bana erzak geldi ama aşağı sokakta bir aile var, durumu daha kötü”, “Türkiyeli bir aile var, çocukları engelli, o da atölyeye katılmak istiyor gibi…” Bu kadınlar öne çıkıp da kendi içlerinde bir dayanışma ağı kurmaya başladığında da oturup, siz ne yapmak isterdiniz sorusunun üzerine konuştuk. “Araf” gibi bir durumda olduklarını fark ettik: bir bekleme, bir geçicilik hali içinde. Buna kendileri çözüm bulmaya çalıştılar ve ortaklaştıkları ilk nokta da yemek pişirmek oldu. Mutfağımız olmadığı için de herkesin bir şekilde (ben hariç!) yapmayı bildiği reçel ve turşu üretimi yapmaya başladık.

Şu sıralar mutfakta kaç kişi çalışıyor? Bu kadınlar sizi ya da birbirlerini nasıl buluyorlar? Sadece Okmeydanı’nda yaşayan mültecilere mi açık kapınız?

Şu an aktif 17 kadın çalışıyor mutfakta, az sayıda da gönüllümüz var. Gönüllülere her zaman kapımız açık, her mahalleden, şehirden sığınmacılara da kapımız açık.

Ancak şöyle de bir gerçeğimiz var, ancak “catering” siparişlerimiz artarsa daha çok kadına gelir kapısı aralayabiliriz. Şu an ayda bir-iki siparişimiz ve çok sınırlı reçel satışımız var. Bu mutfakta aktif 17 kadına bile yetmiyor.

Düzenli yemek, meze siparişi verebilecek kafe, lokanta vb mekânlar oldukça katılımcı kadın sayımız da artacak. Bunun için de desteğe ihtiyacımız var.

Bu sayı çok az değil mi, daha fazla ihtiyaçlı insana dokunma olanağı var aslında mutfağınızın. Kadınlar çekiniyor mu gelmekten ya da kocaları mı müsaade etmiyor?

Hayır, çekinmiyor. İsteyen istediği zaman gelip yemek pişirebiliyor mutfakta, kendi malzemesini getirerek. Düğün, nişan vb etkinlikler için de mutfağımızı kullanabiliyor mahalleli.

 

Gelir sisteminiz nasıl işliyor? Kadınların sabit bir geliri var mı yoksa kazanıldıkça herkese pay mı dağıtılıyor? E yeni açtığınız mutfak var, kira, malzemeler, giderler falan derken geriye ne kalıyor?

Hayır, sabit bir gelir yok. Sipariş ve satış miktarı ne kadarsa o siparişi yapan kadınlar aralarında eşit bölüşüyor. Bu hesaplar tamamen kendiler tarafından yapılıyor.

Yeni açtığımız mutfağın kirasını dayanışma ve bir kaç ayrı fondan edindik, bu yüzden 1 yıllık giderlerimiz siparişlerden düşmüyor. Gelecek yıl da böyle olur mu bilmiyorum.

Bu kadınların bir günü nasıl geçiyor? İş bölümü nasıl yapılıyor?

Gelen siparişe ve bir önceki siparişi kimin yaptığına göre kendi içlerinde gruplar halinde çalışıyor arkadaşlarımız. Büyük bir siparişse bir önceki gün mahalleden alışveriş yapılıyor. Birlikte yaşadığımız esnafın desteklenmesi bizim için önemli ve değerli – toptan veya daha ucuz yerlerden malzeme alışverişi yapabiliriz, ancak kendi mahallemizdeki komşularımızı desteklemek gerekiyor.

Alışverişin ardından ön hazırlık yapılıyor, her sipariş öncesi mutlaka hijyen listesinin üzerinden geçiliyor, mutfağın tüm alanları kontrol ediliyor. Bazı yemekler önceden hazırlığa uygun, ertesi güne bile olsa sipariş, yıkama, ayıklama, hamur yoğurma gibi işler bir gün öncesinden yapılabiliyor.

Tabi herkesin gündelik işleri de var: çocukların okula götürülüp alınması, kendi evlerinde işleri, katıldıkları kurslar var. Programlarını ona göre yapıyorlar, siparişlerde iş bölümü de o şekilde gerçekleşiyor. 

Yani aslında kadınlar kendi deneyimleri ve becerilerine uygun olan işi yapıyorlar. Peki bu kadınların hepsi ev kadını mıymış? Örneğin bütçe yönetimi işlerini de onlardan biri mi yapıyor? Farklı alanlarda eğitimli olanlar da var mı aralarında?

Çoğu daha önce hiç çalışmamış kadınlar, ancak Suriye’deyken eşlerinin dükkânlarını işletmeye destek olan, ufak tefek işler yapanlar da var.

Bütçe yönetimi tamamen kendi inisiyatiflerinde gerçekleşiyor. Evet, üniversite mezunu, savaştan önce üniversiteye devam edenler de var aralarında.

İlk çalışmalarınızın çocuklarla ilgili olduğunu gördüm sizinle ilgili araştırmalar yaparken.

Hatta aslında dev şirketlerin bile yapamadığını yapıp, anne çalışırken çocuğunun da onunla birlikte olabilmesini sağlayacak bir ortam yaratmışsınız.

Evet, önceliklerimizden biri, zaten çocuklarını bırakamadıkları için çalışamayan kadınların, çocuklarının güvenle yanlarında durabilecekleri bir mekân yaratmaktı.

Çocuklarla ilgili atölyeler, eğitimler devam edecek mi yine?

Zaten hiç ara vermiyoruz, sadece yazın akademik destek atölyeleri olmuyor. Sanat, drama, müzik vb atölyeler tamamen gönüllüler üzerinden devam ediyor.

Kadın Kadına Mülteci Mutfağı, bu kadınların hayatlarına nasıl dokundu, yüzlerine nasıl gülücükler kondurdu? İnsanlığımıza iyi gelecek birkaç küçük hikâye paylaşabilir misiniz bizimle?

Bunları yazmayı, bahsetmeyi sevmiyorum. Mutfak bir proje değil, bir iyilik projesi değil, hayırseverlikle, insanları mutlu etmekle meşgul olan bir yer de değil. Birlikte yaşamaya çalışmayı öğreniyoruz. Ama evet, yemek pişirirken dans ettiğimiz de oluyor, meyve toplamaya giderken minibüste şarkılar da söylüyoruz, birbirimizle hemdert oluyoruz. Biz gönüllüler için değişik bir öğrenme süreci: dilini bilmediğimiz kadınlarla sürekli iletişim halinde olmak, hiç bilmediğimiz mahallelerin sokaklarını ezberlemek, hiç görmediğimiz acı ve anıları görmek bizim için de kıymetli ve değerli. Benim en sevdiğim anım ise, mutfağın açılışı için bazı arkadaşların çocuklarını eşlerine bırakıp Pazar günü açılışa gelmeleri oldu. Kendi çapımızda bir devrim.

Mültecilerin bir konuşsak, günlerce kendimize gelemeyeceğimiz acı hikayeler yaşadığını az çok biliyoruz. Ama bugün onların acıları yerine kahramanlıklarından bahsetmeyi yeğlerim.

Sadece sizin mutfağınızla ilgili önyargıları kırmak adına birkaç noktada yorumlarınızı almak istiyorum.

Biz uzundur “devlet zaten onlara bakıyor” “kiraları ödeniyor” “ellerine harçlık veriliyor” gibi bilgilerle kuşatılıyoruz. Bunların gerçekliği nedir?

Doğru değil. Evet, sığınmacı komşularımızın belirli hak ve çeşitli AB ve BM fonlarından alabilecekleri çeşitli destekler var.

Ancak şöyle düşünün: ayda x bin TL maaş alıyor olsalar, bu şartlarda yaşamaya devam ederler miydi? Belediyelerin, çeşitli kurumların çeşitli destek sistemleri var, ancak bunların kıstasları çok.

Şahsen benim bildiğim 140+ aileden 7’si öğrenci eğitim desteği alıyor. Kira desteği alan yok. Bunlarla ilgili teyit.org’un bir çok dosyası var. Google aramasıyla yaklaşık 20 saniyede bulabilirsiniz.

İnsanların kafalarını değiştirme gücünüz oluverse Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’nın ve kahramanlarının iyiliği için hangi önyargıları kırmak, yerine hangi düşünceleri ekmek isterdiniz?

Öncelikle, birlikte bir hayat idame ettirmeye muhtaç olduğumuzu şimdiden anlamamız gerekiyor. Kendi ördüğümüz duvarları, kendi çizdiğimiz sınırları tekrar gözden geçirmemiz de zaman alıyor, ama artık kaybedecek zamanımız da yok.

Çocuklarımız Suriyeli çocuklarla birlikte okuyor okullarda, on yıl sonra belki aşık olup, evlenecekler. Kültürümüze, insanlığımıza, vicdan ve dayanışma algımıza aslında ne kadar büyük bir katkı, ne kadar harika bir sentez imkânı var önümüzde ve görmüyoruz.

Ne güzel ki sizin yanınızda olan, sizden catering hizmeti alan firmalar, kişiler var. Biraz da size destek verenlerden bahsedelim. 

Ama durun durun, önce bize bizim yabancısı olduğumuz, sizin mutfağınızdan çıkan o enfes lezzetleri biraz tanıtır mısınız? Sosyal medya paylaşımlarınızda daha ismini okurken ağzıma nefis tatları gelen bir sürü değişik yemek, tatlı çeşidiniz var. Ben bir tek falafeli biliyorum, başka neler neler çıkıyor sizin mutfaktan?

4 sayfalık bir menümüz var. Sadece Suriye mutfağı değil, birçok farklı yemek çeşidi üretebiliyor. Pasta ve tatlı, ekşi mayalı ekmek çeşitleri de yapıyoruz. Web sitemiz henüz bir gönüllümüz tarafından yapım aşamasında, ama bittiğinde her yemeği detaylı görebileceksiniz.

Benim favorim “fette.” Vejetaryen bir yemek, haşlanmış nohut üzeri süzme yoğurtla yapılan bir yemek. Altında da kıtır Suriye ekmeği var. Kibbe Neye, sıkma bulgur köftesi, bizim mercimek köftesine benziyor, ama içindeki baharatlar sanki çiğ köfte tadı veriyor. Renkli pilavlar var, ister tavuklu, ister etli, ister sebzeli yapabiliyoruz. Görüntüsü kadar tadı da nefis. Falafeli bile değişik çeşitlerde yapıyoruz: üzeri susamlı olanlar var, simit gibi.

Peki Kadın Kadına’yı destekleyen kurumlar, kişiler, organizasyonlar kimler? Ya da ürünlerinizi bulma şansımız olan kafeler, işletmeler, web siteleri var mı?

Sıklıkla değişen ve güncellenen bir listemiz var, ancak yemeklerimiz şu anda herhangi bir kafede yok. Kadıköy Kooperatifi’nden reçellerimize ulaşabilirsiniz. Kafeler bize ulaşsın.

Evine misafir çağırıp Kadın Kadına’nın yemeklerini “ben yaptım” diye ikram edenler bile vardır kesin. Yoksa da, umarım birilerine ilham olurum

Olsun, ne olur olsun.

Mutfakta nefis bir iş gücü, çalışmaya motive, yetenekli ve hevesli kadınlar var. Bu girişimci kadınların devlet tarafından desteklenmesi mümkün değil mi? Türk girişimci kadınlara yönelik çok fazla destek programı, eğitim vs mevcut çünkü.

Bu bir girişim hikâyesi değil aslında. Bir hobi de değil. Kurgulanmış bir proje de değil. Bu yüzden aramızdan bir arkadaşımız mesela kendi kafesini açmaya kalksa ona destek olabilecek, yol gösterebilecek çeşitli kurumlar var. Ancak şu aşamada belirli el işi ve okuma yazma kursları dışında devlet desteği aldığımız bir konu yok.

Bu arada kooperatif olma girişiminiz ne aşamada? Kooperatifleştiğinizde işleyişte ne gibi farklılıklar olacak?

Bu süreci sorgulamaya, araştırmaya devam ediyoruz. Henüz netleşmedi kararlarımız ve yol haritamız.

Siz bu on kaplan gücündeki kadınlar her şeye tek başına yetişmekte yine de zorlanıyor olabilirsiniz. Ekip olarak nasıl gönüllülere ihtiyacınız var? Hadi açık çağrı zamanı!

Mutfağın aktif çalışan 5 gönüllüsü var, ancak hepimiz bir yerlere dağılmış durumdayız şu an Gönüllü elçilere, bizimle birlikte üretmeye hazır arkadaşlara acilen ihtiyacımız var aslında. Grafik tasarım, kafe gezme, lojistik, fonlama araştırması ve raporlaması, bu gibi röportaj isteklerine cevap verme gibi her türlü konuda birlikte çalışmak için, bize katılın: [email protected] adresinden bize ulaşabilir, Facebook ve Instagram sayfalarımızı izleyebilirsiniz.

Hatta bir soru daha ekliyorum buna. İnsanların sizden bir kavanoz reçel alırkenki ya da şirketlerin sizden catering hizmeti alırkenki motivasyonları neler olsun?

Bir siparişin, Suriyeli veya Türkiyeli bir kadının çocuğunun çalışmaması için bir damla olduğunu; birlikte yaşamayı öğreneceğimiz komşularımızla yansımalara, karşılaşmalar ve birbirimizden öğrenme halimize hep iyi geleceğini düşünsünler derim.

***

Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’na gönüllü olmak ve bilgi almak için

[email protected] / http://kadinkadinamultecimutfagi.org  /

facebook.com/kadinkadinamultecimutfagi/   / instagram.com/kadinkadinamultecimutfagi/

***

1-Kitap Koala: Evde kitap okuyarak hayvanları kurtarabilir misin

2 – Önemsiyoruz: Askıda bu defa oyuncak var!

3 – Çorbada Tuzun Olsun: Tüm çabamız sokakta yaşayanlar için!

 

 

Röportaj: Sima Ertem

(Yeşil Gazete)