Doclisboa18’de sansür krizi: Türkiye Büyükelçiliği’nden ‘Yol’ filminin tanıtımına müdahale teşebbüsü!

Portekiz’in başkenti Lizbon’da 18-28 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen Doclisboa’18 Uluslararası Belgesel Film Festivali’nin ödülleri 27 Ekim cumartesi gecesi sahiplerini buldu. Festivale bu sene Türkiye Lizbon Büyükelçiliği’nin sansür teşebbüsü damga vurdu.

Yılmaz Güney ve Şerif Gören imzalı “Yol”un festival kitapçığında “askeri diktaya ve kürt halkının yok edilmesine karşı mücadele eden mahpusların hikayesi” ifadesi ile yer alması üzerine komiteden ilgili ifadelerin çıkartılmasının istendiği haberi geniş tepki çekti.

Avrupa’nın önemli belgesel film festivallerinden biri olan DocLisboa, bu yıl odak coğrafyasını Fırat nehri olarak belirledi ve Fırat’ta yolculuk:Dünyanın Zamanına Seyahat  bölümünde Türkiye, Ermenistan, Suriye ve Irak yapımlarıından oluşan bir seçki sunuldu.

Gönüllü muhabirimiz Meryem Dutoğlu, “Yol” filmine sansür girişimi ve festival izlenimlerini almak üzere DocLisboa eş-direktörü Davide Oberto ile görüşme imkanı buldu.

DocLisboa eş-direktörü Davide Oberto

Meryem Dutoğlu: Festival başlamadan önce Türkiye büyükelçiliğinden festivale sansür girişimi olduğu doğru mu?

Davide Oberto: Evet doğru, Festivalin eş-direktörü Cintia Gil ile iletişime geçen büyükelçilik yetkilileri, festival kataloğunda bulunan bazı ifadelerden yakınarak bunların kaldırılmasını talep etti.

Yol filminin tanıtım metninde “askeri diktaya ve kürt halkının yok edilmesine karşı mücadele eden mahpusların hikayesi” ifadesi yer alıyor. Bunun dışında Armenia, Cradle of Humanity filminin özetinde ise soykırım ifadesi yer alıyor. Bunlardan rahatsızlık duydular.

Meryem Dutoğlu:Bu talebe Doclisboa nasıl yanıt verdi?

Davide Oberto: Hiçbir değişikliğe gitmedik. Biz bu festivalin tartışma, konuşma ve yüzleşme alanı olduğuna inanıyoruz. Sansür yeri değil.

 

Meryem Dutoğlu: Ukrayna Büyükelçiliği de benzer bir talepte bulunmuş? O nasıl oldu?

Davide Oberto: Evet, onlar “Their Own Republic” filminin gösterilmesine karşı çıkarak festival programından çıkarılmasını istediler. Tabi ki böyle bir müdahaleyi kabul etmedik.

Meryem Dutoğlu: Bu tarz sansür talepleri DocLisboa’da daha önce yaşanmış mıydı?

Davide Oberto: Hayır, ilk kez oluyor. Doclisboa’nın yanı sıra İtalya’daki çeşitli  film festivallerinde de yıllardır çalışıyorum, böyle bir sansür girişimine ilk defa tanık oldum.

 

Meryem Dutoğlu: Festivalin odak coğrafyası olarak Mezopotamya olarak belirlendi, Fırat’ta yol Almak isimli bölümünün küratörlüğünü yaptınız aynı zamanda. Fırat’ı seçmek neyi ifade ediyordu sizin için, bu bölümde gösterilen filmleri seçerken neleri dikkate aldınız?

Davide Oberto: Üç yıl önce Yunan coğrafyasını odak olarak belirlemiştik. Bu kez, sadece Avrupa’ya odaklanmak istemedik. Fırat, Aden bahçesi, Ağrı  Dağı, Nuh’un gemisi gibi mitlere ev sahipliği yapıyor. Fırat medeniyetin doğduğu yer. Yıllardır birçok çatışmanın yaşandığı bu bölgede artık mevcut olmayan manzaraları sinema aracılığı ile geri getirmek istedik. Bunu yaparken savaşın kendisini özellikle çerçeve dışında tuttuk.

Bu bölüm için seçtiğimiz  filmlerde savaşın kendisini açıkça görmesekte orada bir çatışma durumu olduğunu hikayelerin aktarılış biçiminden anlıyoruz. “Fırat’ta Yol Almak” bölümünün açılışını özellikle sessiz filmler ile yapmayı tercih ettik. Bu coğrafyada sinema zaten vardı demek için. Örneğin, Ermenistan’ın ilk filmi Namus (1926)’u gösterdik, bir savaş filmi değil aşk hikayesi aslında. Bir belgesel değil, ama bugünden baktığımızda etnografi anlamında belgsel de denilebilir. Açıkçası seyircinin hayalgücünü karmaşıklaştırmak ve alışık olduğu konforlu bölgeden çıkmasını istedik.

Meryem Dutoğlu: Festivalin diğer bir bölümü ise Kolombiyalı yönetmen Luis Ospina retrospektifi olarak belirlendi..

Davide Oberto: Luis Ospina, Güney Amerika’da tanınan bir yönetmen. Bütün filmlerinin gösterildiği bir retrospektif ise Avrupa’da ilk kez bu festivalde yapılmış oldu.

İşleri ile bize hayatın ve politikanın da sinema yapma formları olduğunu gösteriyor. Doclisboa olarak onun ve film yapım tarzının Avrupa’da daha fazla görünür olmasını istedik.

Meryem Dutoğlu: Göç, festivaldeki filmler arasında sıkça işlenen konulardan bir tanesiydi. Zelimir Zilnik’in  kurgu-belgesel türündeki filmi Das schöneste Lander Welt, duygu sömürüsüne izin vermeyen tarzı dikkat çekiciydi.

Davide Oberto: Evet, kesinlikle öyle. Zilnik sözkonusu gerçekliği işlerken kendini durumun içine koyuyor, dışarıdan bakan bir kimse gibi çekmiyor. Bu bizim için de önemliydi.

Meryem Dutoğlu: Vakit ayırdığınız çin teşekür ederim.

Davide Oberto:Ben teşekkür ederim.

***

Festivalin uluslararası yarışmasında en iyi film ödülünü Greeting From Free Forest(2018) ile Ian Soroka aldı. Portekiz ulusal yarışma bölümünde ise en iyi film ödülünün sahibi Terra (2018) filmi ile Hiroatsu Suzuki ve Rossana Torres oldu.

Lizbon Film festivali’nin –yarışma dışı- Fırat’ta Yol Almak:Dünyanın Zamanına Seyahat bölümünde gösterilen filmler ise şöyle:

Armenia, Cradle of Humanity (1919-1923)

American Military Mission to Turkey and Armenia:The Expedition of John Harbord in Armenia (1919)

Namus (1926) , Hamo Beknazaryan

Nahapet (1977), Henrik Malyan

Yol (1982), Yılmaz Güney, Şerif Gören

Ahlam al-Medina (1984), Mohammed Malas

Nujim An-Nahar (1988), Oussama Mohammed

Mouhawala aan Sad al Fourat (1970), Omar Amiralay

Al Hayat al Yawniyya fi Qariyq Souriyya (1974), Omar Amiralay

Toofan fi Balad al Baas (2003), Omar Amiralay

Nouron wa Zilal (1994), Omar Amiralay, Oussama Mohammed, Mohammed Malas

Al Ahwar (1976), Kassem Hawal

Sawt (2018), Kassem Hawal

Baghdad Twist (2007), Joe Balass

Zaman, l’homme des roseaux (2003), Amer Alwan

Ani, la citta delle mille chiese (1911), Giovanni Vitrotti

Buvards (1979), Aida Kébadian, Jacques Kébadian

Armenie 1900 (1981), Jacques Kébadian

Colombe et Avedis (1981), Jacques Kébadian

Les cinq soeurs (1964), Jacques Kébadian

 

Haber: Meryem Dutoğlu

(Yeşil Gazete)