Köşe Yazıları

Yerel seçim şimdi başladı

Ekim’in son haftasına hızlı bir giriş yaptık. Bu haftanın havası yerel seçim gününe kadar soluyacağımız havanın da nasıl olacağı konusunda bir fikir veriyor. Bir taraftan Cumhur İttifakı’nın genel af tartışmaları sebebiyle dağıldığını görüyoruz. Diğer taraftan ise muhalefetin kendi içerisinde aday belirlemesi ve bölgesel ittifak arayışları var. Cumhur İttifakı içerisindeki dağılmanın rahatlığıyla olsa gerek Öğrenci Andı için Danıştay’ın aldığı karara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çok net ve çok kesin bir şekilde, hem de Türkçülük üzerinden karşı argüman geliştirebildi. Türkiye’de siyasette her şey oldu, oluyor ve olacak ama MHP ile ittifak yaparken bir taraftan da Türkçülük karşıtı cümleler sarfetmek Türkiye siyasetinin bile sınırlarını zorluyor.

Muhalefet de Bir O Kadar Hareketli

Bu işin iktidar koalisyonu kısmı. Muhalefet tarafı da aynı şekilde hareketli. Herkes 24 Ekim’de Cumhuriyet Halk Partisi’nin belli başlı yerlerdeki adayları açıklamasına odaklanmışken; Cumhur İttifakı’nın sonlanması CHP’nin elini biraz rahatlattı. CHP şu ana kadar “Biz sandıkta ittifak yapacağız; seçmen bazında ittifak yapacağız!” gibi açıklamalarla kendinden emin bir tavır takınmaya çalıştı. Fakat, tek gireceği ve karşısına Cumhur İttifakı’nı alacağı bir seçimde Eskişehir başta olmak üzere, içlerinde İstanbul’un önemli ilçelerinin ve Ankara’dan Yenimahalle’nin de olduğu, bir çok belediyeyi kaybedeceği açık. Sadece 24 Haziran seçimlerinin sonuçlarına bakarak, örneğin İstanbul’da, hangi CHP ilçelerinin tehlikede olduğunu görmek mümkün.

Mansur Yavaş’ın tercihi belirleyici olacak

Tabii ki bu hesaplamada İYİ Parti’yi de düşünmek gerek. İYİ Parti’nin hala tam olarak “ne olduğu” anlaşılabilmiş değil. 24 Haziran’dan sonra partide yaşananlar, MHP ile aralarındaki gerilim ve yerel ölçekteki başarı şansları hala sadece ufak bir kesim için açıklığa kavuşmuş durumda. Fakat açık olan bir şey var. CHP ile girilecek bir ittifak sonucunda belli belediyeleri alabilirler ve CHP’ye belli belediyeleri kazandırabilirler. Aksi taktirde seçim gecesi haritanın yine bir kaç ufak alan dışında kırmızıya döneceği görülüyor. İYİ Parti ile CHP arasındaki kilit soru Ankara ve Mansur Yavaş. Yavaş’ı iki parti de aday olarak görmek istiyor. CHP, Yavaş’ın isminin arkasına ciddi bir alternatif yazmış, yazabilmiş değil. İYİ Parti’nin ise böyle bir arayışı dâhi yok. Fakat, sorun burada başlıyor. Mansur Yavaş ismi hangi logonun altında yazacak ve bunun karşılığında nasıl bir alışveriş olacak? Yavaş kazansa da kaybetse de oylarının büyük bölümü CHP seçmeninden gelecek. Hangi CHP seçmeni? 24 Haziran sonrası partisinde yaşananlara bakıp kırgın olan CHP seçmeni. Soru şu: Kırgın CHP seçmenini sandığa götürüp İYİ Parti’ye oy verdirebilir misiniz? Vermezlerse bu ittifak hem başarısız olacak, hem de CHP Başkent’te aday çıkarmamayı seçecek. Yavaş kazansa dâhi, davranışlarıyla, kadrosuyla, yeni alacağı çalışanlarla ne kadar CHP’yi ve CHP’lileri tatmin edecek? 1994’ten beri kaynakları belli bir siyasi akıma akmış olan bir Ankara’dan bahsediyoruz. 24 yıldır bu anı bekleyen bir dolu insan var.

Ankara’nın belirlenmesi aslında tüm Türkiye’yi de belirleyecek. Konuşulan Yavaş’ın İYİ Parti’den adaylığına karşı İYİ Parti’nin 29 Büyükşehir’de CHP’yi desteklemeyi teklif ettiği. Fakat, ilk düğme Ankara doğru iliklenirse İstanbul’un ilçeleri, İzmir’in kırsalı ya da Eskişehir de bundan etkilenecek. İnce pazarlıklar olduğu açık. Tabi henüz dile getirilmese de AKP’den kopan MHP ile İYİ Parti’nin belli yerlerde beraber hareket edebilme ihtimali de var. Çok dillendirilmeden, güçlü adaya karşı çıkartılan silik aday ile bu yol alınabilir.

Peki, ya kayyum baskısı altındaki HDP?

HDP’ye gelirsek, herhalde en sessiz (ya da en kapalı kapılar ardında) süreci götüren parti onlar. Kendilerine göre mantıklı sebepleri var tabi. Kayyum baskısı ile siyaset alanları iyice kısıtlanmış durumda. Parti’nin yapısal olarak bir “Çatı Partisi” olması ve her aday üzerinde üç, dört hatta beş grubun pazarlığının yaşanıyor olması bu kapalı kapılar ardında çalışmayı neredeyse zorunlu kılıyor. Açıkladıkları hedef 150 belediye kazanmak ve bunu yaparken de yerel ittifaklarla yola devam etmek. Ne kadarı gerçekleşir, ne kadarı gerçekleşmez bilemiyoruz. Fakat daha da kötüsü “milli irade” ile seçilen başkanların ne kadar koltuklarında tutulacağı da soru işareti şimdiden.

Yaz döneminde seçimlerin Ekim’e alınacağı dedikodusu bir süre dolaşmıştı. Belki seçimler Ekim’e alınmadı ama geldiğimiz an itibariyle seçimlerin şu anda başladığı görmek ve beş ay boyunca da oldukça gergin bir havada ilerleyeceğini öngörmek mümkün.