[Cadı Kazanı] Belediye başkanlarını -da mı- ithal etsek artık! – Nuran Seyhan Bayer

Türkiye yenilenebilir ve temiz enerji kaynağı açısından çok şanslı. Günde ortalama 7,5 saat güneşlenme süresi olan bir ülkemiz var. Kıymetini biliyor muyuz? Tabi ki hayır. Dünya güneş enerjisi atlası verileri, ülkelere göre kişi başına düşen güneş enerji santrali kurulu gücünde 50 ülke arasında 35 inci olduğumuzu söylüyor. Diyeceksiniz ki ‘ehh fena da değil’, ama çok fena çünkü bizden 60 kat daha az güneşlenen Almanya, yine bizden 46 kat fazla güneş enerjisi üretiyor ve bizim 35 inci olduğumuz bu sıralamada birinci sırada yer alıyor. Ama Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının resmî web sitesinde şu sözlere rastlıyorsunuz: “Bu yıl Ocak ayında sadece yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi yüzde 28 iken, ağustos ayında bu rakam yüzde 35’e yükseldi. Özellikle güneş ve rüzgâr enerjisine yapılan yoğun yatırımlarla Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretiminde Avrupa ülkeleri başta olmak üzere pek çok gelişmiş ülkeyi geride bıraktı” … Sıralamaya bakınca hangi gelişmiş ülkeyi geride bırakmışız anlamadım. Siz anladıysanız lütfen bana da anlatın!

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez

Bakanın açıklamasına göre de:” Ülkemizdeki yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimini artırma yönündeki çabalarımız sonucu yapılan hesaplamalara göre bu yılın ilk 8 ayında 500 milyon dolardan fazla doğal gaz ithalatının önüne geçerek cari açığın kapanmasına da katkı sağladık”. Sonuç: Doğal gaz fiyatları arttı, ithalat sürüyor ve stratejik planın en önemli maddesi de ‘doğal gaz depolama alanlarının’ artırılması.

Büyüklere masallar devam ediyor: Yine bakanlığın resmî web sayfasında, 2014-2019 strateji planında, yenilenebilir enerji üretimi için sadece şu açıklama var: “Güņ, rüzgâr, hidroelektrik, jeotermal, biyokütle, dalga ve akıntı gibi yenilenebilir enerji kaynaklarında hem elektrik enerjisi üretimi hem de ısı üretimi açısından önemli bir potansiyelimiz bulunmaktadır. Ancak bu potansiyelin tam anlamıyla hayata geçmesi için finansman imkânlarının geliştirilmesi, mevzuatın güncellenmesi, iletim altyapısının güçlendirilmesi ve yatırımcı farkındalığının arttırılmasına ihtiyaç̧ duyulmaktadır.”

Sanırsınız sorumlu ve karar mekanizması Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı değil, sadece saptama da bulunuyor!

Aklın yolu bir: Bakın Enerji Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (ENSİA) ve Bergama Organize Sanayi Bölgesi (BOSBİ) Yönetim Kurulu Başkanı, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Vatansever ;2023 yılında 100 bin Megavata ulaşması beklenen kurulu güç içinde yenilenebilir enerjinin payının 30 bin Megavat olarak öngörüldüğünü hatırlatarak  Enerji Bakanlığı’nın Stratejik Eylem Planı’ndaki bu hedeflerin potansiyelin çok altında olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor : “30 bin MW yenilenebilir enerji kurulu gücü içinde güneş enerjisi 5000 MW paya sahip olacak. Bu hedef, günümüze göre beş kattan fazla bir büyümeye karşılık gelse de, potansiyelimizin çok çok altında. Kamu otoritesinin güneş enerjisinde lisanssız üretimin önünü açıcı düzenlemeleri süratle gerçekleştirmesi gerekiyor. Evler, apartmanlar, konut siteleri, fabrikalar, hastaneler, kamu binaları, turizm tesisleri kendi elektriğini kendisi üretebilsin. Kullandığından fazlasını da devlete satsın. Elektrik dağıtım şirketleri bu kapsamda gerekli hazırlıklarını ve teknik altyapılarını şimdiden tamamlamalı. Almanya’nın güneş enerjisindeki başarısının altında bireylerin dahi kendi elektriğini üretmesinin önünü açıcı düzenlemeler yatıyor. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Başarılı olmuş örnekleri ülkemize adapte ederek hızla yol alabiliriz.”

Tabii bu konuda en çok sorumluluk da yerel yönetimlere düşüyor. Çünkü güneş enerjisi panellerinin yerleştirileceği mevcut konutların çatılarının büyük çoğunluğunun yön, açı ve binaların statik taşıyıcı güçleri ne yazık ki güneş enerjisi sistemi (GES) projelerine uygun değil. Yeni yapılacak tüm binaların ve fabrikaların da çatıları fotovoltaik güneş enerjisi panellerine uygun inşa edilmeli. Bunun için de bütün siyasi partilerin ortak inisiyatifi ile imar yasalarında süratle gerekli değişiklikler yapılmalı ve zorlayıcı hükümler yer almalı. Belediyelerimiz de hem kanunların yapımında hem de uygulamada belirleyici söz sahibi ve karar mercii olmalı. İnşaat ruhsatı verirken, binanın ya da fabrikanın GES panellerine uygun projelendirildiğini kontrol etmeli ve görüntü kirliliğinin de oluşmasını engellenmeli.

Sonuç; potansiyelimiz var ama yatırımda bir türlü sıra gelmiyor ve milyonlarca dolar vererek hala doğal gaz ithal ediyoruz. Zaten belediyeler de çöp yakarak ısınmayı, elektrik üretmeyi de düşünmüyorlar.

Artık yönetici de mi ithal etsek acaba?

Bence evet, zaten adayım da var, hazır yerel yönetim seçimleri de kapıdayken bu adayı açıklamak da yarar görüyorum: Muharrem Demirok. Niye mi? Okumaya devam.

Muharrem Demirok- Linköping Belediye Başkanı

Demirok’un İsveç’in Linköping kentinde yaptıklarını kısaca anlatacağım ki belki partiler adaylarını seçerken biraz düşünür ve utanırlar. Onun oğlu, bunun kızı, şunun amcası saçmalığından vazgeçerler. Muharrem Demirok da Türkiye kökenli ama Konya’nın Kulu ilçesinden İsveç’e göçen bir işçi ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelmiş ve 2014 de ikinci kez seçildiği Çevre ve Enerjiden Sorumlu Belediye başkanı olarak Linköpig kentini İsveç’in en çevreci kenti yapmış. Çöplerin %99’u elektrik üretimi için kalan %1 ilk kısmını ise tarımsal gübre amaçlı değerlendirmiş.  2025’e kadar yüzde 10’luk petrol kullanımını tamamen sıfırlamayı amaçlıyorlar.  “İsveç’te fosil yakıtların kullanımına son verilmesi yönünde büyük adımlar attık. Çöplerin yakıta dönüştürülmesi yoluyla evlerin elektrik ve ısınma ihtiyacını sağlamada İsveç’in en başarılı şehri olduk” diyor.

Şehrin ısınmasında kullandıkları bu kadar petrolün bile çöpten üretilen enerjiden çok daha pahalı olduğunu vurgulayan Demirok, yapımı devam eden ve bu yıl sonunda Avrupa’nın en gelişmiş çöpten enerji üreten tesisinin açılışını yapacaklarını ve yüzde 10’luk petrol kullanımını da tamamen bitireceklerini de söylüyor. Geçen yıl ürettiği enerjinin yüzde 65’ini rüzgâr, su ve bioyakıt gibi yenilenebilir kaynaklardan elde eden İsveç, bir devlet politikası olarak hükümetlerin uyguladığı “Petrolsüz Ülke” programı çerçevesinde, 2030 yılında ülke genelinde fosil yakıtların kullanılmasına son verecek. 

Türkiye’nin tam anlamıyla varlık içinde yokluk çektiği gerçeğini yüzümüze haykıran bu uygulamaları bakalım kaç yerel yönetim adayı dile getirecek.

Kazanımız yerel seçimlere kadar kaynaya devam edecek….

Olanca kötülüğün, karanlığın içinde her şeye rağmen ışık vardır ve ışığa zaten en çok ‘karanlık zamanlar’da ihtiyaç duyarız. Her doğum bir mucize, her insan yeni bir başlangıçtır ve insanlar bir araya gelip ortak eylemde bulunabildikleri sürece umut da vardır. Dünya sevgisini mümkün kılan, içinde yaşadığımız dünya için sorumluluk alıp ortak eylemde bulunma yetimizdir.”

Hannah Arendt

 

Nuran Seyhan Bayer