Doğa MücadelesiGünün ManşetiManşet

Altınova, maden karşıtı mücadeleyi Yeşil Gazete’ye anlattı: ÇED’i yaptırmadık, madeni de çıkarttırmayız!

Balıkesir Ayvalık’a bağlı Altınova sahili 1 yıldır DENSAN Madencilik Şirketi’nin deniz kumundan demir madeni çıkarme teşebbüsü tehdidi altında. 28 Eylül’de Altınovalıların ve bölgedeki tatil siteleri sakinlerinin “Madene Hayır” insan zinciri ile kamuoyu nezdinde hareket farkedilir olmuştu.

12 Ekim’de Balıkesir Belediyesi konuyu meclis gündemine aldı ve önümüzdeki günlerde bir karara varacağı belirtiliyor. Ayvalık Belediyesi ise o tarihten birkaç gün önce mecliste konuyu görüşmüş ve Altınova’da madencilik faaliyetine müsaade edilemeyeceğine dair kararını açıklamıştı.

16 Ekim Çarşamba günü ise Altınova’da hareketli saatler yaşandı. DENSAN Madencilik şirketi yetkililerinin ÇED Halkı Bilgilendirme toplantısı yapacağına dair duyum üzerine “Altınova’da Maden Aranmasına Hayır Platformu” üyelerinin çabası ile toplantı gerçekleştirilemedi ve bu durum tutanak ile de belgelendi.

28 Eylül’de Yeşil Gazete’de yer verdiğimiz haber sırasında tanıştığımız ve o tarihten beri de bize konuya dair bilgiler aktaran Ayvalık Çevre Koruma ve Güzelleştirme Derneği’nin başkanı Müge Okur ile Altınova’da neler oluyor konusunu enine boyuna konuştuk. Okur, meselenin ilk farkedildiği günden dün gerçekleşen ve geniş ses getiren eyleme, bundan sonra atılacak adımlara dair tüm detayları bizimle paylaştı.

Sözü kendisine bırakıyoruz

***

‘Şirket, Altınova’dan Badavut sahiline kadar geniş bir alanda ruhsat başvurusunda bulunmuş’

-Merhaba, nasılsınız. Tebrik mi edelim, ne diyelim? ÇED toplantısı sizin ve doğa hakkı savunucularının haklı tepkisi sonucu gerçekleştirilemedi.

Müge Okur: Bu ilk adımdı. Tabi başarı var ama daha önümüzde ÇED anlamında iki maç daha var. Yasa gereği bu toplantı yapılamadığı için 3 ay içinde yeni bir ÇED toplantısı yapılması gerekiyor.

Ayvalık Çevre Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Müge Okur

Müge Okur kimdir diye sorarar başlayalım mı?

Müge Okur: 4 yıl önce Ayvalık’a yerleştim. Aslen Ayvalıklı olsam da İstanbul’da yaşıyordum. İstanbul’da iken de çevre mücadelesi içinde birisi idim. Kuzey Ormanları Savunması olsun, Halkevleri olsun çevre ve ekoloji mücadelesi içinde idim. Ayvalık’a yerleşince de 6-7 ay önce Ayvalık Çevre Koruma ve Güzelleştirme Derneği’ne üye oldum. Son dernek seçimlerinde de , Temmuz ayında başkan olarak seçildim

Altınova’da denizden maden çıkarma konusunu ilk ne zaman gündeme geldi?

Müge Okur: Bir yıl önce farkedildi. O dönem haberler de yapıldı. Çevre dernekleri ilk farkediyor durumu. Gemi tipi platformlar ile Altınova sahiline gelince şirket çalışanları durum farkediliyor. İşte dilekçeler yazılıyor durumu öğrenmek için çeşitli kurum ve kuruluşlara. Şirket yetkilileri ile de görüşmeler yapılıyor ve yetkililer bölge halkını ikna etmek amacıyla Altınova sahiline geliyorlar jeoloji mühendisleri ile birlikte. Sonra bir alet ile kumdan demir çıkarıyor ve bizim amacımız bu şeklinde beyanat veriyorlar.

Ama asıl mevzu bu sene Mayıs ayında aynı şirketin Altınova’dan Badavut sahile kadar bir şerit için maden arama ve çıkarma izni istemesinin, ruhsatlara başvurmasının öğrenilmesi ile başladı.

Bu gelişme üzerine biz de Bodrum Sualtı ve Arkeoloji Müzesi’nden bu bölgenin arkeolojik zenginliğini belgelemek amacı ile arkeolog dalgıçlar istedik. Altınova, aynen Ayvalık gibi çok eski bir yerleşim merkezi. Halkın söylemine göre bölgede Osmanlı kadırgaları da bulunuyor. Arkeologlar da arkeolojik parçalar bulup onu raporladılar. Fakat o rapor çok etkili olmadı. ( Bodrum Uzman Raporu )

Ardından Balıkesir Çevre ve Şehircilik Bakanlık İl Müdürlüğü’ne itiraz dilekçeleri yazıldı Haziran ayında.  Temmuz ayında bir defe daha Balıkesir’e gidildi ve dilekçe verildi bu maden çalışmasının istenmediğine dair. Aksaray ve Ege Üniversitelerinden iki jeoloji mühendisi hocamız Cengiz Karaköse’den de rapor istedik aynı dönemde. Gerçekte bölgede ne bulunduğuna dair bir rapor talep ettik. O raporları da göndereceğim ben size. ( Altınova-demirmadeni-raporu  ) 

Biz bölge halkı olarak bu maden faaliyetinin bölgenin ekolojik habitatına vereceği zararın yanı sıra şirketin asıl niyetinin sadece demir çıkarmak olduğunu da inanmıyoruz.

Peki nedir size göre şirketin asıl amacı?

Müge Okur: Raporlarda bu bölgede uranyumdan volframa kadar bir hayli maden görünüyor. Şimdi size soruyorum, Birisi gelse ve kumsaldan mıknatıs aracılığı ile topladığı demirleri gösterip, “Ben bu madeni çıkarmak için izin aldım” dese siz de bunu soran kişiye, “Sen bunu toz halinde ne yapacaksın?” diye sormaz mısınız. Çocuk mu kandırıyorlar diye düşünüyor insan ister istemez.

Bunun dışında bir beyanı da şu idi şirketin, “Biz demir tozlarını eleyip çıkartacağız. Dolayısı ile bu işlemin doğal yaşama da faydası olacak. Çıkan demiri de satarak ticaretini yapacağız” diyorlardı. Deniz tabanı temizlenince bölgede balıkların yaşam alanı da zenginleşecek diyorları ayrıca. Ben kendim Su Ürünleri mezunuyum ve deniz kumunu elemek başlı başına ekolojik sistemde geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açar. Onların anlattığı kadar basit değil bu işlem.

Müge Hanım ben şimdi sizin Yeşil Gazete’ye ilk attığınız mailden sonra paylaştığımız habere de bakıyorum. 28 Eylül tarihli bir haber bu. O tarih öncesinde bu duruma dair kamuoyu bilgisi nasıldı. O konuya dair bilgi verebilir misiniz?

Müge Okur: Pek bilinmiyordu diyebilirim bu konunun. Biz ama 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde de 28 Eylül tarihli haberinizdekine benzer şekilde sahilde bir insan zinciri de kurmuştuk. O zaman daha konu başvuru aşamasındaydı, ÇED henüz gündemde değildi. FOX Tv de gelmiş haber yapmıştı ama o zamanki haberlerin gündemi, işte, “Altınovalılar maden istemiyor. Temiz deniz temiz sahil”  şeklinde başlıklar ile slogan düzeyinde kalmıştı.

28 Eylül’de de biz haberini yaptık Papaline.com’dan alıntılayarak. Konuya dair ikinci haberi de 12 Ekim tarihli, “Maden konusu Belediye Meclisi gündemine alındı” şeklinde vermişiz.

Müge Okur: O, evet, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Meclisi gündemine alınmasına dair bir haberdi o. Onun bir hafta öncesinde de Ayvalık Belediyesi Meclisi gündemine geldi aynı konu ve oradan da “Hayır” kararı çıktı. Büyükşehir de ise konu Çevre Komisyonu’na iletildi. Henüz bir karar çıkmadı, beklemedeyiz şu anda.

‘Ayvalık’ın başındaki en büyük bela bu maden arama teşebbüsü’

Peki dün neler oldu? ÇED toplantısı yaptırılmadı diye duyduk biz gelişmeleri.

Müge Okur: ÇED Toplantısının yapılacağını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın sitesinden haber aldık ve biz hemen harekete geçtik Ayvalık Çevre Derneği olarak. Kent Konseyi ile görüştük ve sağolsunlar hemen ilgi gösterdiler. Belediye Başkanı olsun, diğer çevre stkları olsun dayanışma içerisinde çalıştık. Ayvalık’taki tüm kurumların bir araya geldiği 9 kişilik bir komisyon oluşturduk, yürütme komisyonu şeklinde çalışan. Ortak kararlar alındı, bu kararların altında Altınova civarındaki 280 kadar sahil sitesinin de imzası bulunuyor.

Ardından bu gibi durumlarda ne yapılması gerektiğine dair araştırma yapmaya başladık. ÇED toplantısı esnasında ne yapılıra baktık. İçeri mi girmemiz, katılmamız mı gerekir diye tartıştık. Ardından ÇED toplantısının bu gibi durumlarda yaptırılmaması ve buna dair tutanak tutulması gerektiğini öğrendik.

;

Anladığım kadarı ile buna benzer bir durumla ilk defa karşılaşıyorsunuz. Peki bu gibi durumlara dair ne yapılması gerektiğine dair ekoloji mücadelesi veren diğer kurumlarla görüşme imkanınız oldu mu?

Müge Okur: Biz ne yapabileceğimize detaylı baktık. Şu an için Ayvalık’ın başındaki en büyük bela bu maden arama teşebbüsü. Elbette diğer mücadelelerden insanlarla görüştük, onların deneyimlerinden faydalandık. Hepsi de sağolsunlar ilgi gösterdiler. EGEÇEP, BURÇEP, EDÇEP vsr hepsi ile görüştük. Bunlar hep Edremit, Burhaniye ve çevresinden benzer çalışmaları yürüten çevre platformlarıdır. Kazdağları Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ile de, Kuzey Ormanları Savunması ile de görüştük. Sağolsunlar, onlar da çok yardımcı oldular nasıl hareket etmemiz gerektiği konusunda. Özellikle de yasal anlamda bize yardımcı oldular ve bu destekleri de halen devam ediyor.

Kent Konseyi bünyesinde imza kampanyaları yapılı ÇED sürecine ilişkin 20 günden beri. Burada kurulan Pazar yerlerinde kurduk imza masalarımızı. Hem konuya dair bilgilendirme yapıyor, hem ilgi gösteren vatandaşlara bakanlığa başvuruda bulunun ve bu izin iptal edilsin diyor hem de ÇED toplantısı şu gün gerçekleşecek şeklinde bilgi paylaşımında bulunuyor idik.

Bölge yazlık bir alan olduğu için insanların bu tip durumlarda toplanması anlamında da dezavantajlı bir yer. Fakat ben çok teşekkür ediyorum sahil sitelerinde oturan yazlıkçı tabir ettiğimiz vatandaşlarımızdan. ÇED toplantısına kadar siteleri terk etmeden beklediler. Çünkü hepsi farkındaydı ki, “Eğer biz şimdi gidersek çaktırmadan bu süreci ilerletirler ve önümüzdeki senelerde geldiğimizde çok farklı ve yaşamak istemeyeceğimiz bir alan ile karşılaşabiliriz.”

Beklediler yani insanlar ve sağolsunlar gidenler de geri geldi. Ve en nihayet ÇED toplantısı tarihi, yani 16 Ekim günü geldi çattı.

Altınova’da Maden Aranmasına Hayır’

16 Ekim’de neler yaşandı peki Altınova’da?

Müge Okur: ÇED toplantısı 13:00’de başlayacaktı. Biz ise 12:00’de toplantının yapılacağı Safa Oteli’nin önünde toplanmaya başladık.  Altınova Kazan Sitesi içindeki Safa Otel’de yapılmak istendi ÇED toplantısı.

Biz, bu tehdit üzerine kurduğumuz Altınova’da Maden Aranmasına Hayır Platformu bileşenleri olarak ordaydık. Şehir dışından İzmir’den, Bergama’dan gelenler ordaydı. Burhaniye’den ve diğer yerlerden gelenler olarak pankartlarımız, dövizlerimi ve sloganlarımız ile bir süre bekledik otelin önünde.

Sonra öğrendik ki biz henüz gelmeden otele giriş yapmış ve ÇED toplantısı için içeride bekleyen insanlar bulunuyor şirketin gönderdiği yetkililer ile birlikte. Bu insanların bir kısmı Altınova sahilinde oturanlar ama onlar çok az bir kesim, daha geniş kesim ise Bergama’dan otobüslerle otele getirilen köylüler. Şirket almış onları ve böyle böyle bir şey var diye muhtemelen de bilgi de verip oraya getirmişler. Ancak biliyorsunuz Bergama, Balıkesir’e değilde İzmir’e bağlı bir yerleşim merkezi. ÇED toplantısında ise ilgili işletmeden doğrudan etkilenecek kimselerin bulunması önceliklidir.

Biz de 13:30’a doğru toplantı salonuna çıktık. O sıralarda yeni gelen şirket çalışanları toplantı salonuna giremediler. Şirket çalışanlar ile de bir arbede, sözlü tartışma yaşandı. Yanımızda CHP Balıkesir Milletvekilleri Ensar Aytekin ile Fikret Şahin de vardı. CHP Balıkesir İl Başkanı Serkan Sarı vardı. Ayvalık Belediye Başkanı Rahmi Gençer de oradaydı.

Otelin içinde bekleyen ve Bergama’dan getirilen köylülere bilgilendirmede bulunduk. Maden hakkında bilgi ilettik. Onlar da konuyu bilmiyorlardı. “Geline, dediler, biz de geldik” şeklinde bize beyanda bulundular. İkametiniz burada değilse bu bir suç teşkil ediyor bildiriminde bulununca onlar da salondan ayrıldılar. Onlar ayrıldı ama şirket çalışanları salonu terketmedi. Biz de bunun üzerine hep birlikte salona doğru hareket ettik.

Kaç kişi vardı size göre ÇED toplantısı gerçekleşmesin diye orada bulunan? Ben haberdeki resimlere bakıyorumda hayli kalabalık görünüyor.

Müge Okur: Tabi, tabi. Çok kalabalıktık. Yanlış olmasın ama sanırım 600 hatta 700  kişi, belki daha fazla kişi vardık. Hep beraber salona yönlenince biz, şirket yetkilisi de “tamam” dedi artık.

ÇED için salona gelen şirket yetkilileri ve uzmanlar, Belediye Başkanı ile birlikte daha sakin bir yere geçtiler ve orda da ÇED toplantısının yapılmadığına dair tutanak tutuldu. Onun fotoğrafını da gönderirim size.

Bir de şeyi sorayım size. Bizim, papalina.org’dan aldığımız haberde, “Kıyı Kumulunu Koruma Manifestosu” açıklaması var. O konuda bilgi verebilir misiniz?

Müge Okur: Bizim bir tane jeoloji yüksek mühendisi abimiz Ömer Bey var. Manifestoda şunu söylüyor Ömer Bey. Altınova zaten normalde erozyon bölgesi. Bunlar bu şekilde kumu kepçeler ile karıştırıp demir madeni çıkartmaya kalkar iseler erozyon tehdidi artacak, suyun içinde oyuklar oluşacak, bu durumda tüm ekolojik tahribatı bir yana bırakacak olsak bile boğulma vakalarının artmasına yol açacak.

Müge Hanım çok teşekkür ederim zaman ayırdığınız için. Son sorum. Bundan sonraki planınız nedir Ayvalık Çevre Derneği olarak.

Müge Okur: Bundan sonra itiraz dilekçelerimizi vereceğiz tekrardan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Balıkesir İl Müdürlüğü’ne vereceğiz. ÇED toplantısını da yaptırmadık, biz burada maden faaliyeti istemiyoruz diyeceğiz. Maden istememe gerekçesi olarak ise kumulların erozyon tehdidini arttıracak olması, çevrenin ekolojik anlamda yoğun bir tahribata uğrayacak olması olarak belirteceğiz. Ve aynı zamanda ikinci ÇED toplantısı için de hazırlıklarımıza şimdiden başlayacağız.

Neyse ki ve hala bir şansımız var. ÇED toplantılarını hala Bakanlığın sitesinden paylaşıyorlar da haberimiz oluyor neyse ki.

Alper Bey, ÇED toplantısı için belirlenen Safa Otel’in yerini bir görmenizi isterdim sizin de. O kadar sapa, hiçbir toplu ulaşım aracının gitmediği bir yer ki. Belediye bizim gidebilmemiz için otobüsler kaldırmak zorunda kaldı. Herkes birbirine soruyordu, “Neredeydi bu otel?” diye. Yani o kadar bilinmeyen bir yerdeydi bu Bakanlık tarafından seçilen Safa Otel.

 

Haber: Alper Tolga Akkuş

(Yeşil Gazete)