Açıl Susam Açıl – Deniz Soruklu Evren

Bu sabah bir mesaj aldım Güneşin’den Yeşil Gazete için Mardin Masalcılar Buluşması 2018’i yazar mısın diye, önce bir durdum “yazabilir miyim ki ?”. Daha kendi içimde toparlanmamıştı buluşma … Ama bu sene işaretlere takmıştım daha yola çıkarken, o zaman bu da bir işaret olabilirdi, toparlamak ve anlatmak için…

Açıl susam açıl dedik bir açıldık pir açıldık… Pandora’nın Kutusu gibi her şey açılmıştı bütün duygular çıplak kalmıştı belki de? Duyguların yanına duyular da gelmişti.  Konuşulanlar, konuşulmayanlar, sesler, kokular, tatlar, göz göze ne çok konuştuk belki de… Hissetmekti bizim işimiz ve hisettirmek, 5 duyu değil, 6 duyu, altı gün iş başında.

40 anlatıcı, 40 ayrı renk, 40 kapı, 40’lara karıştık 40’lar kilesesinde. Arbil Çelen Yuca dileğine kavuşmuştu masal anlattığı yerde perdedeki detaydan mekanın ona kattığı hisse kadar anlatmıştı dinleyenlere o perdede. Nasra Teyzenin işlemesi ordaydı ve gitttiğimiz bir çok yerde göz kırptı bize. Dokumuştu işte masalı Günnur Başar’ın dokuduğu gibi giysilere. Sezai Sarıoğlu bir masal anlattı. İki köy dedi önce. İç içe sonra. İçler dışlar çarpımı. Sınır gelmişti köye. sınırı aldı bir çocuk ve sonra gözünden, kalbinden son kelime ile sınırı kaldırdı…. Yeniden doğurmak kendini. Ana rahmi en temiz başlangıçtı…

Bu adamlar da bir alem. Şenol Morgül ile Sezai Sarıoğlu. Nasıl bir dostluk aralarında ki dostluğun masalını yaşattılar bize… Cuma günü açtılar neşe sandığını kahkahalar saçıldı gökyüzüne kuşlar bile güldü… Dediler zaten ”Kuşlar Cama İnanmaz, Cana İnanır Diye”…

Kırklar Kilisesi bir süryani kilisesi. Kapılar nasıl açılıyordu bir bir hayret verici! Kuşlar, börtü böcek eşlik ediyordu her birimize, anlatmak dinlemek zor mesele. ”DİNLEMEK”. Emek vardı içinde, öyle dedi Sinan Canan. Bir de, dedi ki, güneş yiyormuşuz hepimiz, bitkiler soframıza gelene kadar hangi aşamalardan geçiyor anlattı tatlı tatlı. Güneş olmaz ise hiç biri olmaz dedi. Aldığımız en önemli vitamin gökyüzünde, kafayı yukarı kaldırmak önemli galiba. Tolga Zafer Özdemir var, o da ayrı bir alem. ”SES” diyor adam, titreşim, frekans. Duymak diyor, duymak için de dinlemek. Anlaşmışlar mı ne?

Bütün bilgiler birbirine hizmet ediyordu sessizce ve ”mülkiyet” ise kayboluyordu. Bir de son sır bükücü var, Özcan Yüksek. Bir lafın altında bin anlam, adalet diyor, dürüstlük diyor. Masal sana ayna diyor ve kayış kopuyor. Farklı meslek dallarının masal ile buluşması da ayrı lezzet, değil mi Güneşin Aydemir? Kafası açılıyor insanın… Yapacak ne çok iş var. Doğa bilmek, şiir bilmek gibi güzel fısıltılar var etrafta. Sanırım kutudan son çıkan kelebek hepimizin içinde…

Hafif bir meltem, yıldızlar, bulutlar, renkler, bütün’ün hayrına, masal hayrına gizemli bir şekilde dağlıyordu. Bir de içimizdeki  en gizemli Ebuburak, bu bütünün nadide parçası içine konuşur, dışına konuştuğunda da masal olur. Asası ve sakalları var olsun… Kuşlar meclisini bir dahaki sefere sonuna kadar istiyorum bilesin, yarım bıraktığın yerden tamamlanmak istiyor insan…

Gizli kahramanlar da tek tek çıktılar ortaya, 40 masalcıya 40 mihmandar… Bulaşığından, yer süpürmesine kadar gık çıkarmayan Nihat Erdoğan.

3 yıldır bir masal yazılıyor Mardin’de ve 4.ye niyet ettiler hep birlikte. Muhtarlar arıyor artık bizim evler de köyler de anlatın diye. Okullar, çocuklar, damlar… Seneye umut ediyorum çarşıdaki amcalar dükkanların önünde anlatsınlar bize, biz de duyalım Mardin’in seslerini… Çoğalalım çokta kaybolmayalım. Yazı kalır, ses daha çok kalır evrende. Tolga Zafer Özdemir öyle diyor valla. Bir son vereyim masalıma Birbirimize çok ihtiyacımız var daha…

Varlığına duacı olduklarım…

Masal aktaran, anlatan,

Tüm dostlar…

herkes kıymetlimiz.

 Abdurrahman Oğuz, Alev Peşte, Aynur Kesecioğlu  Aykut, Arzu Çetin Akyol, Berfin Sıla Kepez, Bahar Güney,  Banu Çiçek, Beyza Akyüz, Bengü Demiray,  Muğteber Yüğnük  (gizli kahraman Muti), Şeyda Çevik,  İnci Gül, Derya Özel, Dervişe Güneyyeli, Dilara Duman, Dodan Özer, Esma Eser, Fahreddin Gözgün, Gökçe Kurt, Göknur Birincioğlu, Havva Emre, Işılay Baysak, İbrahim Putgül, Metin, Kemal Kahraman, Mukadder Kavas, Mustafa Pala, Nazan Demirci Apaydın, Neslihan Aslan, Nusret Avcı, Ömür Özdemir, Özgür Umut Üçer, Selahattin Anar.

Bir bahçede hep aynı çiçekten olursa o bahçe güzel olmaz. sen, ben, o varız diye güzel bu bahçe. koparma farklı çiçekleri, kalsın renkleriyle kokularıyla...”

Yaşar Kemal

sürçü lisan ettik ise af ola…

 

 

Deniz Soruklu Evren (masalanası)