Kimin haberi var yeni YEKA alanlarından? – Ahmet Soysal

Ülkemizdeki yoğun ve gürültülü gündem içinde dikkat çekmeyen ancak kritik bir ilan yayınlandı artık kâğıda basılmayan Resmi Gazetemizde. Aslında çevre aktivisti abimiz Uz. Dr. Umur Gürsoy’un uyarısı olmasa bizim de haberimiz olmayacaktı. İlana göre Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yeni YEKA alanlarını belirlemiş; belirlemekle de kalmamış ihaleye çıkmıştı. Hem de kimseye danışmadan; haber dahi vermeden*

Peki, ne anlama geliyordu yeni YEKA alanları? Aslında YEKA alanları Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları’ demek. İşte Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bu alanları belirleyerek güneş ve rüzgâr enerjisi santralleri kurmak için ihaleye bile çıkmıştı.

Güneş enerjisinden elektrik üretimi doğru bir adım ama üzüm bağlarının ortasında da değil

Resmi Gazete’de yayınlanan ilana göre ihaleye son başvuru tarihi ise 31 Ocak 2019. İlana göre bir proje yarışması yapılacak ve yarışmayı kazananlar bu alanların 30 yıllık işletme hakkına sahip olacaklar. İlanda yer alan bölgelere gelince: güneş enerjisine (GES) dayalı yeni YEKA’lar olarak Niğde’nin Bor, Urfa’nın Viranşehir ile Hatay’ın Erzin ilçeleri belirlenmiş. Erzin YEKA alanı içinde ayrıca  Adana’nın Toprakkale ve Ceyhan ilçelerinden de bölgeler de yer alıyor. Rüzgâr enerjisi (RES) YEKA’ları için ise Edirne, Kırklareli-Demirköy, Sivas-Kangal, Sivas-Gürün Eskişehir-Tepebaşı bölgeleri işaretlenmiş.

Yarışmada başlangıç tavan fiyatı 6,50 ABD Dolar-cent/kWh olacak ve YEKA Kullanım Hakkı Sözleşmesinin imzalandığı tarihten itibaren fiyat 15 yıl geçerli olacak. Başvuru aşamasında 1 yıl süreli, tamamen ve kısmen nakde çevrilebilir, limit dışı ve Şanlıurfa-Viranşehir için 3 milyon ABD Doları, Hatay-Erzin için 1,5 milyon ABD Doları, Niğde – Bor için 2 milyon ABD Doları tutarında teminat mektubu sunulması gerekiyor.

Aslında buraya kadar her şey kamuoyunun haberi olmaması dışında normal görülebilir. Fiyatın yüksek olması ve üstelik ABD dolarına bağlanması, elektrik üretiminin ve dağıtımının bir kamu görevi olması gerekirken özel sektöre devredilmesi tartışmalarına da girmiyorum. Ülkemizin elektrik üretimi açısından dışa bağımlılıktan kurtulması ve bu üretimin çevre ve insan sağlığı açısından en az riskli yöntemle yapılmasının yolu yenilenebilir enerji kaynaklarından geçiyor. Bu da başka bir gerçek.

Üstelik ülkemiz bu anlamda çok şanslı bir coğrafyada yer almasına rağmen yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimi içindeki payı kendisinden çok daha az yenilenebilir enerji kaynaklarına sahip ülkelerin oldukça gerisinde. 04.10.2018 rakamlarına göre hidroelektrik kaynakları saymazsak ürettiğimiz elektriğin %10.81’i rüzgârdan, %2.59’u güneş enerjisinden, %1.83’ü jeotermal enerjiden ve %0.60’ı biyogazdan olmak üzere sadece %15.83’ü yenilenebilir enerji kaynaklarından**

Oysa bu oran bizden çok daha az bu kaynaklara sahip Avrupa Birliği ülkelerinin birçoğunda neredeyse bizim iki katımız kadar ve %30’u geçmiş durumda. Bu açıdan bakıldığı zaman yenilenebilir enerji kaynakları konusunda yeni yatırımlar yapılması doğru bir adım. Ancak konu da ‘yer belirlenmesine’ gelince biraz düşünmek gerekiyor. Bugüne kadar Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının sürecine davet edilmeyen çevre örgütleri ve yerel yönetim temsilcileri yatırımlar başladıktan sonra YEKA alanlarından haberdar olmakta ve çoğunda da haklı nedenlerle gerek rüzgar gerekse güneş enerjisi santrallerinde yer seçimine karşı çıkmaktalar. Ancak bu karşı çıkış sırasında kamuoyuna verilen mesajlar ise çoğu zaman hatalı olmaktadır. Örnek vermek gerekirse köyünün dibinde rüzgar enerjisi santrali kurulmasını istemeyen köylü ‘santralin yerine karşıyım demek yerine; kısa yoldan rüzgar enerjisine karşıyım’ diyebilmektedir veya bağların ortasına yapılan bir güneş enerjisi santrali üreticileri adeta isyan ettirebilmektedir. Bu durum da özellikle kömürlü termik santral lobisinin ellerini ovuşturmasına yol açmaktadır.

Sonuçta bu alanların yer tespiti mutlaka bölgedeki yerel yöneticiler ve çevre örgütlerinin katılımı ile yapılmalıdır. Çevre örgütleri ve son resmi gazete belirtilen yerlerin yerel yöneticileri bugünden itibaren süreçle ilgilenmeli ve varsa itiraz ve nedenlerini kamuoyu ile paylaşmalıdır yoksa yarın çok geç olacaktır.

Yenilenebilir enerji kaynakları konusunda kamuoyunun kafası yanlış mesajlarla daha çok karışacak ve bu durumdan da fosil yakıt lobisi yararlanacaktır.

Kaynaklar

*https://yesilekonomi.com/yeni-yeka-alanlari-belirlendi/

**http://www.enerjiatlasi.com/elektrik-uretimi/

 

 

Ahmet Soysal