Yazarlar

Belçika yerel seçimleri ve Yeşil Siyaset – Hakan Ozan Erzincanlı

14 Ekim 2018 tarihinde Belçika’ da yerel seçimler yapılacak. Ben de yaklaşık bir yıldır Belçika’ da yaşadığım, Belçika-Türkiye çifte vatandaşı olduğum (yani burada da oy kullanacağım) için Yeşil Gazete’ ye konuyu yeşil bir gözle değerlendirmeye çalışacağım bir yazı yazmaya karar verdim. Aslında gazeteye bu konuda yazmamı ısrarla isteyen kişi rüyamda gördüğüm ak sakallı dede oldu ama rüyalar gerçek hayatta pek önemsenmediği için sanırım kendi kararımmış gibi davranabilirim. Neyse konumuza dönelim.

Öncelikle siyasi durumumdan biraz bahsedeyim. Sanırım 2009 yılından beri Türkiye’ de yeşil parti ve/veya yeşil hareketin içindeyim. Kendi bakış açıma yani bilimsel ve vicdanî fikrime göre Türkiye ve dünyada siyasi olarak durulabilecek en doğru yer yeşil siyaset. Buna yeşillerle ilk tanıştığım dönem karar verdim. Bu yolda bir çok buhran atlatmama, konuyu binlerce kez yeniden sorgulamama rağmen yerimden memnunum. Ki bu yer bazı durumlarda bazı kişi ve kurumlarca aynı zamanda memnû (yasak) bir mekan olarak görülmesine rağmen durum böyle ve o konuda içim rahat.

Belçika’ ya gelir gelmez buradaki yeşil partiye üye olmayı planlamıştım. İlk alışma, ikametgah (oturum) ve ilgili bağlantıları yaptıktan sonra (3 ay kadar sürdü) başvurumu yaptım. Kısa bir süre sonra da (1 ay kadar) bulunduğum Schaerbeek komününün, frankafon bölgesi yeşil partisi Ecolo’ nun bir üyesi olup, ilkbahardaki üyeler fotoğraf albümünde arkalarda da olsam yeşil yeşil gülümsedim. Arkalarda olmak hem biraz boyumun buna el vermesi ve hem de erkek üye olmak sebebi ile biz yeşillerin kendi içimizde uyguladığımız doğal bir davranışın sonucu. Felsefe ve siyaset fotoğrafta bile kendini gösteriyor. Kadınlar öne, erkekler arkaya… Pozitif ayrımcılık. Hoş bu fotoğrafta Türkiye kökenli bir göçmen olmam dolayısı ile ben de pozitif ayrımcılığın nimetlerini biraz hissettim. Arkadaşlar sağolsunlar bu sebeple daha fazla görünmem için beni teşvik ettiler. Ilk defa başıma geldi. Hoşmuş :)

Zamanla bazı yeşil siyaset buluşmalarına da katıldım. Genel gözlemlerime göre sanırım dünyanın her yerinde yeşil toplantılarda ilk göze çarpan şey toplantı yerinin girişindeki bisiklet çokluğu ve araba azlığı. Büyük farklılık ise bulunduğumuz belediyedeki Yeşil Parti (burada Ecolo) üye sayısının Türkiye’ deki tüm Yeşil Parti üyelerinden fazla olması. Bunun dışında toplantılardaki şenlik havası, etrafta oynaşan çocuklar, vegan atıştırmalıklar, toplantı mekanında görebileceğiniz saksı veya bahçedeki sebze yetiştirme/kendi gıdasını üretme çabası çok tanıdık. Ve yine burada da yeşil bir toplantıda hemen herkesin “evet biz küçük, idealist ve kimilerine göre biraz farklı bir topluluğuğuz ve şimdi şu yaptığımız da bir çeşit delilik ama dünyanın geldiği bu noktada herkes bunu yapmalı” diye düşündüğünü hissediyorum.

Belçika 1990′ ların başında federatif bir yönetime geçmiş. Evet aynı zamanda monarşi, yani bir kral var. Buna meşrutiyet deniyor sanırım. Meclis tarafından alınan kararlar kral tarafından onaylanıyor. Peki ya kral onaylamazsa? Bir kez olmuş. Meclis kürtajı serbest bırakan yasayı kralın onayına sunmuş. Ancak kral imzalamamamış. Bunun sebebini herkes farklı açıklıyor, kimisi kralın katı bir katolik hristiyan geleneği temsil ediyor olması, kimi o dönemki kralın çok istemesine rağmen hiç çocuğu olmaması ve bu konuda çok duygusal olmasını gerekçe gösteriyor. Sonuçta ne mi oluyor? Kral 24 saatliğine tahtı bırakıp gidiyor. Kürtaj yasası geçiriliyor ve sonra geri dönüyor. Halk arasında fısıltı gazetesi olayı özetliyor: “kral bir günlüğüne gözlerini kapattı.”

Evet bu kraliyet konusu çok cazip ve daha anlatacak çok şey var. Özllikle Türkiye’ deki yeni sistemle karşılaştırmak isterim. Ama konumuza dönelim. Seçimlerde bölgemde maalesef hiç türk kökenli aday yok. Ama çeşitli göçmen gruplarından adaylar mevcut. Birde türkçe konuşabilen ve birçoklarına göre neyzen olması ve türk ezgilerine hakim olması dolayısı ile belgotürk toplumunu çok iyi temsil edeceğine emin olduğumuz bir meclis üyesi adayımız var; Anthony Baert.

Burada seçimler elektronik ortamda yapılıyor. Türkiye’ den farklı olarak “boş oy” kullanma hakkınız var. Seçim sonrası yerelde de genelde de mecliste %51 çoğunluğu almak gerekiyor. Bu da büyük oranda koalisyonlarla oluyor. Koalisyonlar, partiler ve oy dengeleri ayrı bir geniş konu. Onu da ayrıca yazmak gerekir.

Benim asıl bahsetmek istediğim şu: Belçika’ ya geldiğimden beri birçok şey benim için yeniydi. Öğrenilecek, alışılacak bir sürü şey; mesela ulaşım, alışveriş, vergi, eğitim… Hepsine neredeyse sıfırdan başladım ve anlayıp öğrenmeye çalışıyorum. Ancak çok az konuda yeşillerle buluşmamda yaşadığımı hissettim. Prensipler ve hayata bakışımız, alışkanlık ve yönelimlerimiz ve de söylemlerimiz neredeyse ortaktı. Kendi açımdan özellikle tarım ve gıda politikasında tamamen benzer düşünüyorduk. Ulaşım, enerji, göç, başörtüsü gibi tüm söylemlerimiz de ortaktı. Işte bu beni gerçekten mutlu eden, yeşiller olarak kocaman bir ailenin özel bir parçası olarak hissetmeme sebep olan şey oldu. Umut verdi. “Belki de o buzullar erimez artık” dedim. “Belki ama belki Nazım’ ın dediği gibi bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşayabiliriz” dedim.

Bir gün herkesin yeşil olacağına daha bir emin oldum.

Hakan Ozan Erzincanlı

Kategori: Yazarlar