[Doğum ve Ötesi] Doğumu ve dünyayı iyileştirmek – Meryem Gaye Babadoğan

[Doğum ve Ötesi] yazı dizisinde okuyacağınız hikayeler annelerin ağzından anlatılmış olacak. Bu diziyi doğal doğumun anne ve bebek açısından öneminden yola çıkarak başlatmaya ve Yeşil Gazete’nin konvansiyonel olmayan bakış açısını doğum hikayelerine de taşımaya karar verdik.

Bununla birlikte gerektiğinde hayat kurtarıcı olan sezaryen hikayelerine de yer vereceğiz. Bu deneyimlerin kadınların kendi içlerindeki güce güvenmeleri için cesaret verip, doğumlarını sahiplenmeleri, mutlu doğum hikayelerine sahip olabilmeleri için destekleyici olmasını ümit ediyoruz.  

***

Meryem doğumla ilgili yazılıp çizilenlere kulak asmayıp hastane süreçlerini sorgulamadan kendini sürece bıraktığını, ancak Doula ve Doğum Rehberliği Eğitimi aldıktan sonra doğumunun müdahalesiz bir doğum olmadığının farkına vardığını belirtiyor. Bu yazıda klasik hastane prosedürleri olarak bilinen, anne istemediği sürece ‘müdahale’ sayılabilecek yaklaşımları da okuyacağız.

5 – Doğumu ve dünyayı iyileştirmek

“Doğurabileceğine inanmak çok değerli ve her kadının içinde bu güç zaten var! Ancak doğuracağın yerde doğuma nasıl bakıldığı, seni nelerin beklediğini bilmek de hayalindeki doğum için en uygun ortamı yaratabilmen adına bir o kadar değerli. Doğum tercihlerinin neler olduğunu, doğum konusunda ne gibi seçeneklerin olduğunu, seni ve bebeğini hastanede nelerin beklediğini ve yapabileceğin şeçimleri, rutin müdahaleleri ve onlardan nasıl kaçınabileceğini, daha konforlu bir doğum için nelerin sana yardımcı olacağını bilmek büyük bir lüks gibi gözükse de özellikle ülkemizde aslında bir gereklilik.”

Ne tam planlı ne tam plansız, biraz beklenmedik ama tam da zamanında dünyaya gelmeye karar verdi Ateş, ve annesi babası olarak bizi seçti… Çok mutlu, çok aşık ve anne olmaya çok istekli ve çok hazırdım. Hamileliğim problemsiz ve oldukça keyifli geçiyordu. Doğumla ilgili söylenen, yazılan, anlatılan her şeye kulaklarımı tıkamayı seçmiştim ve bir bebeği dünyaya getirme gücünün her kadında olduğu gibi bende de olduğunu biliyor ve sadece iç sesime kulak vermeyi tercih ediyordum. Arkadaşlarıma sorarak normal doğumu destekleyen bir doktor buldum. Fazla samimi olmayan, çok fazla açıklama yapmayan bir kadındı (ki ben de çok fazla soru sormuyordum, neden sorayım ki normal doğumda her şey doğal sürecinde ilerlemeyecek miydi???). Doğuma yakın sezaryen istemediğimi dile getirdim, o da “Sancıların başladığında gel” dedi. Doğum anına dair konuştuğumuz belki iki cümle… Beklenilen tarihe bir hafta kala gece 12:00’de ufak ufak bir şeyler dürtmeye başladı. Hastaneye gittiğimde açıklık 2 cm’di ve doğumum başlamıştı… Hemen yatışım yapıldı, ameliyathane elbiseleri giydirildi, damar yolu açıldı, lavman yapıldı, bir sürü sorunun olduğu formlar doldurtuldu, imzalar alındı… Tüm prosedürler tek tek uygulanıyordu… Eşim ve birkaç arkadaşımla birlikte sorgulamaktan uzak, ve bir o kadar heyecanlıydık. Yapılan her şey benim ve bebeğin sağlığı için değil miydi! İlk 3 saatim oldukça keyifli geçmişti. Ayaktaydım, sürekli yürüyordum, sohbet ediyordum… Sonra yavaş yavaş ayakta durmak zorlaştı, konuşmak, gülmek, iletişim kurmak. Yatağa geçmiştim, sırt üstü yatıyordum, NST bağlanmıştı. O gece nöbetçi olan ebe (annem yaşlarında dünyalar tatlısı bir kadındı, belki en büyük şansım kendisi idi) düzenli olarak geliyor ve kontrol ediyordu. Bu kısmın ne kadar sürdüğünün hiç farkında değilim, çok zorlandığım anları ve dalgaların durulduğu anlarda her şeyin bir o kadar yumuşak ilerlediğini hatırlıyorum…

Sabaha karşı doğumhaneye alındığımda (doğumhane masasına yatarken hissettiğim yoğun his belki de o gecenin en tatsız anı idi) doktorum gelmiş, ne zaman ve nasıl ıkınmam (!) gerektiğini anlatmıştı. Doğumum ıkınma, üstten itme, epizyotomi ile 15 dakika sürdü! Ateş resmen fırlamıştı. Kordonu kesildi ve hiçbir temasımız olmadan kontrol odasına götürüldü. Plasentamın çıkmasının ardından dikişlerim atıldı ve odama çıkarıldım (Ateşsiz!). Ateş yaklaşık 1 saat sonra odaya getirildi…

Birçok doğumun asılsız sebeplerle sezaryene döndüğünü bildiğim için, normal doğurduğum için kendimi şanslı hissediyordum. Yaklaşık iki sene sonra aldığım Doula ve Doğum Rehberliği Eğitimi ile normal doğum, vajinal doğum ve doğal doğum kavramlarıyla tanıştım ve aslında kendi doğumumun çok da doğal sürecinde ilerlememiş olduğunu fark ettim… Doğurabileceğine inanmak çok değerli ve her kadının içinde bu güç zaten var! Ancak doğuracağın yerde doğuma nasıl bakıldığı, seni nelerin beklediğini bilmek de hayalindeki doğum için en uygun ortamı yaratabilmen adına bir o kadar değerli. Doğum tercihlerinin neler olduğunu, doğum konusunda ne gibi seçeneklerin olduğunu, seni ve bebeğini hastanede nelerin beklediğini ve yapabileceğin seçimleri, rutin müdahaleleri ve onlardan nasıl kaçınabileceğini, daha konforlu bir doğum için nelerin sana yardımcı olacağını bilmek büyük bir lüks gibi gözükse de özellikle ülkemizde aslında bir gereklilik. Doğumumdan önce en azından bir doğuma hazırlık eğitimine gitmiş (burada da hastanelerin verdikleri yerine bağımsız merkezleri tercih etmekte fayda var diye düşünüyorum), doğru kaynaklardan bilgi almış, ya da belki bir doğum destekçisi ile çalışmış olsaydım; hastaneye daha geç gider, en zorlandığım anlarda doğum dalgaları ile iş birliği yapar, tüm müdahalelerden mümkün olduğunca kaçınır ve belki de en önemlisi Ateş’in ilk bir saat asla benden ayrı kalmasına izin vermezdim. Belki bu isteklerim o hastanede ve o doktorla olmazdı ama kimin umurunda ki! Bu benim doğumumdu. Hayata güzel bir başlangıç yapmak da, her bebeğin olduğu gibi Ateş’in de hakkıydı!

 

Meryem Gaye Babadoğan