Dersim’e geç ulaşan yanıt: Yangın söndürüldü

Yanıyoruz. Ormanlarımız yanıyor. Hem de her geçen gün daha da şiddetlenerek, bir öncekinden daha fazla insan-hayvan canına, doğa tahribatına mal olarak.

Sivil Sayfalar ve Yeşil Gazete ortaklığında bu soruna el atalım, gündeme taşıyalım istedik.

Gezegen çapında sorunu kavramak, yerelde durum tespiti yapmak, kimlikler işin içine girdiğinde orman yangınlarına karşı tavırda değişim oluyor mu (bknz. Dersim Yangınları) araştırmak , uzmanlara danışmak ve en nihayetinde dosya konusunun bittiği an itibarı ile kapsamlı bir #OrmanDosyası içerik dizgesini önünüze sunmaktır ana gayemiz.

Seçil Türkkan, Dersim Baro Başkanı Barış Yıldırım‘a dersimde çıkan yangınları sordu.

***

Dersim’de yazın çıkan yangınlar bölge halkına göre askeri operasyonlar sırasında kullanılan mühimmattan kaynaklanıyor. Adını vermeyen bir orman çalışanı yetkili yerlere döşenmiş mayınlar nedeniyle bölgelere müdahale edemediklerini söylüyor. Valilik “Örtü altı yangınlar” diyor. Dersim Barosu, Orman Genel Müdürlüğü’nden yangına havadan müdahale etmesini talep ediyor, 22 gün sonra gelen yanıtta “Yangın söndürüldü” yazıyor. Baro Başkanı Barış Yıldırım “Sonuçta ortada bir yangın var, söndürmemek neden?” diye soruyor

Dersim Baro Başkanı Barış Yıldırım

Dersim’de ‘alışılan’ bir tablo haline gelen yazın çıkan yangınlar bölge halkının anlatımlarına göre askeri operasyonlar sürecinde kullanılan mühimmat kaynaklı çıkıyor. Buna karşın bölgede orman ile ilgili çalışan yetkililerden biri ise, örgüt tarafından toprak altına döşenmiş mayınlar yüzünden yangın çıktığında bölgeye giriş yapamadıklarını belirtiyor. Tunceli Valiliği ise açıklamasında bu iddiaya yer vermeden yangınların askeri operasyonlar nedeniyle çıktıklarını söyleyip,‘örtü altı’ yani düşük seviyeli yangın olarak niteliyor. Ama kamuoyuna garip gözüken tarafta, çıkan yangınlara gönüllüler müdahale ediyor.

Orman Genel Müdürlüğü’ne yangınlar esnasında Baro’nun yaptığıo başvuru yangına havadan müdahale edilmesini talep ediyor. Fakat Orman Genel Müdürlüğü kağıt işleriyle de geçen 22 gün sonunda yanıt veriyor: Yangın söndürülmüş.

Açıklamalara bakınca ortada bir yangın ve müdahale edilmeyen bölümler var. Tunceli Baro Başkanı Avukat Barış Yıldırım, 1936 yılında bile Dersim’de yürütülen ‘terörle mücadele’ operasyonları ormanlara zarar verilmemesi yönünde kesin hüküm olduğunu belirtiyor.  Yıldırım “Ortada bir yangın var, söndürmemek neden?” diyor. Baro, yangınlarla ilgili suç duyurusunda bulundu.

Seçil Türkkan: Dersim’in coğrafyasına, bitki türlerine dair ne söylersiniz?Bu alanda bir uzmanlığınız yok ama uzun yıllardır bu bölgede çalışıyorsunuz.

Barış Yıldırım: 2008 Mart ayından bu yana Dersim’in kültürel ve doğal mirasının korunması için hukuksal ve demokratik süreç yürütüyorum. İlk girişimim Munzur Vadisi Milli Parkı’nın 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tespit ve tescil edilmesi için başlattığım hukuksal süreçtir. Türkiye’nin önemli bitki alanlarından biri de Munzur Havzası. Havzanın 42 bin hektarlık sahası 1971 yılında Munzur Vadisi Milli Parkı olarak ilan edildi. Bu havza içerisinde saptanmış 1.600 tür bitki bulunuyor. Bu türlerin yaklaşık yüzde 18’i endemik türler. Munzur Havzası’ndaki bitki türü sayısı örneğin Hollanda’dan daha fazla İngiltere’ye de neredeyse eşdeğerdir. Munzur Ekosistemi’nde Avrupanın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne göre kesin koruma altında olan önemli türler bulunmaktadır.

Seçil Türkkan: Dersim’in coğrafyasını aslında Munzur’u tehdit eden Pembelik Barajı ile uzun süre uğraştınız. Şu anda son durum nedir?

Barış Yıldırım: Dersim coğrafyasında başta Munzur Vadisi Milli Parkı’nın temel kaynak değeri Munzur Çayı olmak üzere, Peri Çayı, Pülümür Çayı, Tagar Deresi, Karasu (Fırat) ve diğer akarsular üzerinde planlanan projelere karşı hukuksal süreç yürüttük, yürütüyoruz. Pembelik Barajı ve HES Projesi Malatya Elazığ Bingöl Tunceli 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Hükümleri gözardı edilerek hukuksuz şekilde kaçak olarak inşa edilen bir projeydi. Nitekim Elazığ 1. İdare Mahkemesi Proje’nin mühürlenerek durdurulması gerektiğini hüküm altına almıştı. Dosya halihazırda Danıştay’dadır.

Seçil Türkkan: Yaz aylarında Dersim’de ayrı zamanlarda pek çok yangın çıktı. Bunların tam sayısını söyleyebilir misiniz?

Barış Yıldırım: Pertek İlçesi’nden başlayarak, Hozat İlçesi Amutka-Boydaş Bölgesi, Merkez Dikenli Bölgesi, Merkez Eğriyamaç – Karşılar Bölgesi, Ovacık Garipuşağı Bölgesi, Merkez Gökçek Azizabdal Dağı Bölgesi dahil yangınlar meydana geldi.

Seçil Türkkan: Türkiye’de ortaya çıkan yangınların sebebi genel olarak ortaya çıkmıyor/çıkarılmıyor. Dersim’deki orman yangınlarının sebepleri hakkında sizin verebileceğiniz bir bilgi var mı?

Barış Yıldırım: Yangınlar genellikle askeri operasyon sürecinde kullanılan mühimmattan kaynaklı meydana geliyor. Yöre halkının anlatımları bu yönde. Nihai olarak idari ve adli soruşturmalar neticesinde durum hukuken açığa çıkarılmalıdır.

Ağustos ayında Dersim’de yangına gönüllüler müdahale etmiş ve Orman Genel Müdürlüğü yetkilileri ise “Müdahaleye yetkimiz yok” demişlerdi.

Seçil Türkkan: Yangınlar sırasında çok konuşulan şeylerden biri, yangını söndürmek üzere müdahale edilmediği yönündeydi. Gönüllü ekiplerin yangın söndürme çalışmalarına dair görüntüler ve açıklamalar da gördük. Siz bu konuyu nasıl değerlendirirsiniz?  

Barış Yıldırım: Hozat İlçesi Amutka-Boydaş Bölgesi, Merkez Dikenli Bölgesi, Merkez Eğriyamaç – Karşılar Bölgesi, Ovacık Garipuşağı Bölgesi’nde bir süre devam eden yangınlara ilk günlerde müdahale için güvenlik gerekçesiyle izin verilmedi. Daha sonra verildi. Merkez Gökçek Azizabdal Dağı Bölgesi’nde yangın için  ise hiç bir surette bölgeye gidişe izin verilmedi.

Seçil Türkkan: Valiliğin “Örtü altı yangın” açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Barış Yıldırım: Baro olarak Orman Yangınları hakkında suç duyurusunda bulunduk. Anayasa’nın 169. maddesi uyarınca ormanların başat yangınlar olmak üzere her türlü tahribata karşı korunması esası var. Orman Kanunu’nun 69. maddesine göre de yangınlara derhal müdahale edilmelidir. Yangının çeşidinin yangın söndürme açısından bir önemi olduğunu düşünmüyoruz.

Seçil Türkkan: Bölgedeki bazı kaynaklar bu devam eden yangınlara askerlerin arazideki bir mayın tehlikesi nedeniyle müdahale edemediğini belirtiyor. Sizin gözlemleriniz neler?

Barış Yıldırım: Yukarıda belirttiğimiz gibi hukuken yangınlara derhal müdahale edilmelidir. Baro olarak da Orman Genel Müdürlüğü’ne başvuruda bulunarak (iki kez) havadan müdahale talebinde bulunduk.

Seçil Türkkan: Elinizde yok olan ormanlık alana dair istatistik var mı ya da böyle bir araştırma girişimi var mı?

Barış Yıldırım: Bilgi Edinme Hakkı Kanunu uyarınca başvuruda bulunduk yanıt bekliyoruz.

Seçil Türkkan: Bu yangınların bölge halkı üzerindeki etkisi nasıl oluyor?

Barış Yıldırım: Psikolojik olarak travma ürettiğini ve ağır strese yol açtığını ifade edebiliriz.

Seçil Türkkan: Tunceli Barosu’nun bu her yaz rutinleşen yangınlara dair bir girişimi var mı ya da olacak mı?

Barış Yıldırım: Suç duyurusunda bulunduk. Ayrıca iki kez Orman Genel Müdürlüğü’ne  havadan müdahale edilmesi talebiyle yazılı başvuruda bulunduk.

Bu içerik Sivil Sayfalar ve Yeşil Gazete işbirliği ile yayınlanmıştır

Röportaj: Seçil Türkkan

(Sivil Sayfalar, Yeşil Gazete)