Carbon Tracker: 2020’lerde enerji talebindeki artış yenilenebilir enerjiden karşılanacak

Carbon Tracker inisiyatifi tarafından, 2020 Vizyonu: Fosil Yakıtların Düşüşü (Why You Should See Peak Fossil Fuels Coming) isimli rapor dün yayımlandı.

Rapora göre enerji talebi düşerken güneş ve rüzgar enerjisinin yaygınlaşması, fosil yakıtların büyüme payının tamamına el koyacak.

İklim Haber’de yer alan habere göre, Carbon Tracker stratejistlerinden ve raporun yazarı Kingsmill Bond, 2020’lerin, yenilenebilir enerjinin kaleleri birbiri ardına fethedeceği ve fosil yakıt talebinin düşüşe geçeceği yıllar olacağını söylüyor ve ekliyor:

“Bu durum birçok sektörde trilyonlarca dolar değerinde varlığın atıl kalmasına yol açacak ve ekonomileri petrole dayalı ülkelerin politika değişikliğine gitmediği durumda büyük ölçekli sorunlara yol açacak.”

Rapora göre enerji dönüşümünün büyük ölçekli etkileri olacak:

-Fosil yakıt sektörü tahminen 25 trilyon dolarlık altyapı yatırımı gerçekleştirdi ve finans sektörü büyük miktarda atıl varlığı sindirmeye çalışırken sistemsel risklerle karşı karşıya kalacak.

-Enerji dönüşümü bankacılık sektörü, sermaye varlıkları, ulaşım ve otomotiv sektörlerini geniş çapta etkileyerek, özkaynak endeksleri ve borç piyasalarının yaklaşık dörtte birini teşkil eden şirketleri doğrudan etkileyecek.

-Fosil yakıt ihracatı yapan ülkeler zarara uğrayacak. Rusya, fosil yakıt rantlarının GSYİH’nın en az %10’unu teşkil ettiği 12 ülkeden biri.

Bond, açıklamasında, “Fosil yakıt kullanımı 200 yıldır artıyor ancak artık yapısal bir düşüş eğilimine geçmek üzere. Neredeyse tüm sektörler bu geçişi yapabilmek için mücadele verecek. Bu şirketler fiyatlarda düşüş, artan rekabet, yeniden yapılanma, atıl varlık ve piyasalarda reyting indirimleriyle karşılaşmayı bekleyebilir” diyor.

BP, OPEC ve Uluslararası Enerji Ajansı (International Energy Agency, IEA) fosil yakıt talebinin düşüşe geçmesi için en az bir kuşak geçmesi gerektiğini düşünüyor. Ancak DNV GL (Det Norske Veritas Germanischer Lloyd) gibi bazı uzman kuruluşların tahminleri fosil yakıt talebinin 2020’lerden sonra düşüşe geçeceği yönünde.

Rapor, fosil yakıt talebi için geri dönülmez eşiğin güneş ve rüzgar teknolojilerinin toplam enerji arzının yaklaşık %6’sını ve küresel elektrik arzının %14’ünü teşkil ettiğinde meydana geleceğini ortaya koyuyor. Bunlar birçok Avrupa ülkesinde görülen penetrasyon oranlarının çok daha altında.

Rapor, enerji dönüşümü için üç itici faktör tanımlıyor:

  1. Fotovoltaik güneş (PV), rüzgar enerjisi ve depolama maliyetleri hızla düşüyor ve teşvik olmadan fosil yakıtlarla rekabet edebiliyor. Maliyetler her iki kat kapasite artışı için yaklaşık %20 düştü ve bunun devamı öngörülüyor. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’na (IRENA) göre, yenilenebilir enerji kaynakları 2020 yılına kadar dünyanın birçok bölgesinde fosil yakıtlardan daha ucuz olacak.
  2. Enerji talebinin büyümesindeki itici güç rolündeki gelişmekte olan piyasalar, fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerji kaynaklarını tercih ediyor. Bu piyasalar daha az sayıda kurulu fosil yakıt altyapısına sahip, enerji bağımlılıkları ve hava kirliliği artıyor ve yenilenebilir enerji kaynaklarının sunduğu fırsatlardan faydalanmaya hevesliler. Çin ve Hindistan şimdiden güneş ve rüzgar enerjisini fosil yakıtlara tercih ediyor. Çin 2012’de güneş ve rüzgar enerjisi kurulu gücünde ve 2016’da elektrikli araçlarda ABD’yi geçti. IEA önümüzdeki 25 yıl içinde enerji talebindeki artışın %27’sinin Hindistan ve %19’unun Çin’den kaynaklanacağını öngörüyor.
  3. Hükümet politikaları bu eğilimleri destekliyor. Bond’a göre, “Karbon emisyonlarını sınırlama ihtiyacı, temiz hava soluma arzusu ve enerji bağımsızlığı konusundaki azim, küresel ölçekte fosil yakıt endüstrisi üzerindeki düzenleyici baskıların artacağı anlamına geliyor”.

Rapor, fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji teknolojilerine geçişi teşkil eden enerji dönüşümünün dört evresini tanımlıyor: “Yenilik”, “tavan yapma”, “hızlı değişim” ve “son aşama”. Rapor her ülkede, başta elektrik sektörü olmak üzere, her bir enerji talebi sektörünün bu aşamalardan geçtiğini ortaya koyuyor. Kış aylarında ısıtma ihtiyacı, uçak yakıtı ve yenilenebilir enerjinin aralıklı üretim yapan bir enerji kaynağı olması gibi zor konular, fosil yakıt talebinin tavan yapacağı tarihi ertelemeyecek ve bu konular muhtemelen dördüncü evre olan “son aşama”da talep düşüşe geçmişken ortaya çıkacak.

Carbon Tracker, enerji dönüşümünün ilk etkilerinin, talep tavan yaparken yerleşik sektörlerin etkilenmesiyle birlikte şimdiden hissedilmeye başlandığı konusunda uyarıda bulunuyor ve bunun sadece Avrupa elektrik piyasasında olmadığını da belirtiyor:

  • Avrupa ve ABD’nin bazı eyaletlerindeki kömürlü ve doğalgazlı termik santrallar ekonomik olmadıkları için kapatılmaya başlandı; Çin, son bir yıl içinde 100 GW kurulu gücünde kömürlü termik santralın yapımını durdurdu.
  • Dünyanın en büyük özel sektör kömür üreticisi Peabody Energy, küresel kömür talebinin tavan yapmasından iki yıl sonra, 2016’da iflas etti. Sektör, Hindistan ve diğer gelişmekte olan piyasalardan kaynaklanacağını düşündüğü talep için kapasite inşa etti ancak talep gerçekleşmedi.
  • 2017 yılında elektrikli otomobil sayısı 3 milyon olmasına rağmen (dünyadaki binek aracı sayısı 800 milyon), elektrikli otomobil binek aracı satışlarındaki büyümenin %22’sini teşkil etti ve 2020’lerin başlarında binek aracı satışlarındaki büyümenin tamamını teşkil etmesi bekleniyor. Bu durum, başlıca otomobil üreticilerinin elektrikli araç stratejilerine yeniden odaklanmalarına yol açtı ve 2018 itibarıyla elektrikli arabalara 90 milyon dolar değerinde yatırımı yapıldı.

 

(İklim Haber)