Yeşil Kamp: Kazan kazan bir yolculuk – Ergi İşbilen

Yeşil Düşünce Derneği’nin, uluslararası yeşil düşüncenin hedef ve ilkelerini yaygınlaştırmak, ortak değerleri benimsemiş insanlarla bir araya gelmek, politik ve kültürel güncel tartışmaları/sorunları farklı bakış açılarından yeniden değerlendirmek/çözüm aramak amacıyla bu yıl “Alternatifler” başlığıyla düzenlediği #YeşilKamp2018’e katılmak çok güzel bir yolculuk oldu.

Kamp 1 Ağustos’ta Avrupa Yeşil Vakfı (Green European Foundation)’nın Yeşil Düşünce Derneği ortaklığında düzenlediği Yeşil Okul programı ile başladı ve 2 – 4 Ağustos tarihlerinde Yeşil Kamp programıyla devam etti.

Bu programların içerikleriyle ilgili bilgileri sevgili Ercüment Gürçay’ın yazısında bulabilirsiniz. Ben farklı bir bakış katmak için süzgecime takılan anahtarları paylaşmaya çalışacağım.

Önce bunu tanımlamakla başlamalıyım belki; ulaşımdan gıdaya tüketimin olduğu her alanda daha sağlıklı, yerel, adil alternatifler arayan ve günlük yaşam dinamiklerini alternatif/ekolojik  bir dengeye oturtmaya çalışan bir katılımcı gözüyle. 

Küçük bir program değişikliğiyle “Toplumsal Cinsiyet ve Queer Ekoloji” oturumuyla başladı kamp. Oturumun kolaylaştırıcısı üniversiteden arkadaşım çok uzun zamandır göremeyip kampta yeniden kavuştuğum Bahar Topçu’ydu. Günün en merak ettiğim oturumu dost bir yüz ve özlediğim gülüşlerle birleşerek başladı. 

Kampın en önemli kazanımının “güç” olduğunu söyleyebilirim. Kendimi yalnız ve güçsüz hissettiğim bir çok konuda tüm kaygılarını kırıp kendileri ve toplum için doğru adımlar atmış insanlarla tanıştım. Alternatif eğitimden, gıda ve enerjiye bir çok yeni şey öğrenmenin yanında ilgiyle takip ettiğim bir çok projenin oluşumun, kurucularıyla ve yöneticileriyle tanışma fırsatı yakaladım.

Örneğin Toprak Ana kitabını okumak ufuk acıcı bir serüven, Terra Madre belgeseli bunu pekiştiren ve daha da içselleştirmemi sağlayan bir kaynak olmuştu. Yeşil Kamp’ta SlowFood Türkiye’yi ve güncel hareketlenmeleri Ayşenur Arslanoğlu’dan dinlemek ve sohbet edebilmek kitap ve belgeselle açılan yolları aydınlattı. Kendi yerelimde nelere ne kadar katkı koyabilirim, kimlerle iletişime geçebilirim çok daha netleşti benim için.

Ercüment Gürçay, Ümit Şahin ve Akgün İlhan gibi seslerini tanıdığım, Açık Radyo’da ilgiyle dinlediğim insanlarla yüz yüze tanışmak, uzun uzun sohbet edebilmek, oturumlarda birlikte tartışmalara katılmak ve oyunlar oynamak. Kimsenin birbirine ve çevresine yukarıdan bakmadığı, yargılamadığı (çaba gösterdiği :) ) bir ortamda hem onlardan öğrenmek hem de birlikte yeni şeyler geliştirmek çok keyifliydi.

5 Gün birlikte bir kamp ortamında yaşamak ütopik bir maceraydı. Kahvaltı ve akşam yemekleri de oturumlar kadar heyecanlı geçti. Bir masaya oturup Alper Akyüz ile olan bir sohbete, başka bir masaya geçip Sezai Ozan Zeybek ile hararetli bir tartışmaya dahil olabilmek… Babil’den Sonra’nın hikayesini Ercüment Gürçay’dan dinleyip, Su Hakkı’nın hazırlık akışını Akgün İlhan’dan dinlemek…

Sivil örgütlenmeden doğa haklarına, danstan yoga, skinner bırakma tekniğine ve Esmeray’ın cesur yüreğine 5 günün içine çok güzel yolculuklar sığdırdık. Orada olan, emek ve değer katan herkese sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Sivil örgütlenmenin güçlenmesi için daha güçlü iletişim ve dayanışma ağlarına ihtiyacımız olduğuna inanıyorum 16 şehirden 150 civarı katılımcının olduğu Yeşil Kamp bu anlamda bana güç kattı.

*Ek1; kamptan sonra Alper Tolga Akkuş (Yeşil Gazete) ve Ercüment Gürçay ile başka bir maceraya yol aldık. Ayvalık’taki PatiFest’e katılmaktı hedefimiz ancak biz gidene kadar festival bittiği için festivalin davetlisi hayvan hakları mücadelecisi dostlarla buluştuk. Olduğumuz yere hayran kalarak, kalmaya karar verdik. Gecenin başında Ercüment abinin bir oğlu oldu; Cunda. Festivale gelen arkadaşların sokakta kötü muamele görürken aldıkları ve ev aradıkları Cunda, yolculuğunun ikinci gününde yuvasını buldu.

Ercüment abi ile Cunda

**Ekin eki: Yolun ilk kısmında şoförlük bana düştü, kopilotum Esmeray’ın güzel sesiyle Behram’dan Altınoluğa aktı zaman.

Soldan sağa Alper, ben, Esmeray ve Ercüment abi

*Ek2; her sabah güne Açık Gazeteyle başlamak ayrı bir keyif. Kamp boyunca program tatildeydi ama aralıklarla görüşsek de kaldığım yerden muhabbete devam edebildiğim güzel insanlardan biri olan ve kamp boyunca nazımı çeken Murat Can Tonbil’in de kampta olması ayrı bir keyifti.

Özel not: Çok pozitif bir yazı ve çerçeve çizdiğimin farkındayım, paylaşmamız ve çoğaltmamız gereken yanın bu olduğuna inandığım için. Tabii ki eleştirilerim de var, onları da yapıcı bir şekilde sahiplerine ayrıca ileteceğim.

 

 

Ergi İşbilen