Uluru, rüyalar ve kadınlar – Burcu Tekin

Uluru, Avustralya’nın tam ortasında Anangu Aborjınleri için kutsal bir kaya. 550 milyon yıl önce oluşmuş. Dünyanın tarihini bilen, bilge ve ulu bir kaya. Uluru ve çevresi Anangu Aborjinleri tarafından korunuyor. Uzaktan gördüğümüz anda büyülendik. Bizim için adı üstünde “ulu” görünüyordu. Uluru’nun etrafını yürüyerek döneceğimiz gün benim için çok özeldi. Avustralya’ya geldiğim günden beri bu anı bekliyordum. 11 kilometreyi yürürken kayasından taşına, suyundan toprağına kadınından adamına her canlı için güzel şeyler diledim. Ama Uluru’daki çıplak ayakla yürüyüşümü kadınlara adadım. En çok onların içlerindeki yaratıcılığı, sevgiyi ve esirgemeyi kadınca ortaya çıkarmalarını ve farkına varmalarını diledim. Neden özellikle kadınlar? Bunun sebebi taaa yıllar öncesinde yatıyor.

Daha gençtim. 23 yaşlarında. Dünyayı değiştirmek isteyen, tek başına herşeyi halledeceğini sanan genç bir kadındım. Sosyal Hizmetlere bağlı bir kurumda psikolog olarak çalışıyordum. 18 yaş altı sokakta yaşayan, tecavüze uğramış, genelevde çalışan, uyuşturucu kullanan, tiner çeken kadınların ilk durağı olan bu merkeze ilk başladığımda çok güçlüydüm. Çok şey biliyordum, çok enerjiktim. Bütün kızları kurtaracaktım. Nöbet sistemine göre bazen geceleri nöbet tutuyorduk. Gece kalmayı kimse sevmiyordu. Genelde gece kalan sorumlu ofisten dışarı çıkmazdı. Bense yukarıda bir ses duyduğum an fırlayıp birbirine bardak kırıklarıyla saldıran kızların arasına girerdim. Bana birşey olmaz sanırdım.

Gündüzleri kızları sinemaya götürürdük. Ne acı ki merkez Beyoğlundaydı. Kızlar bazen bana “abla bak şu bıyıklı adam benim pezevengim” derdi. Ben, pezevengin bir küfür değil meslek olduğuna o zaman aymıştım. Bir keresinde genelevden 18 yaş altında olduğu için bize getirilen bir kız “abla n’apalım, en azından bu amcalar seviştikten sonra bir sigara yakıp başımı okşuyor”demişti. Genelde hikayeleri önce akrabaları tarafından tecavüze uğrayarak başlıyordu. Aile meclisinin kararından kaçmak için Anadolunun her köşesinden otobüse atlayıp İstanbul’a geliyorlardı. Otogara geldiklerinde onları hemen tanıyan tipler: “ evin var mı? Ben yaşlı bir kadın tanıyorum. Onun evinde kalabilirsin.” diyorlardı. Saf kızlar hemen inanıyordu.

O yaşlı kadın bir mamaydı. Onları satıyordu. Bizim kızların en büyük hayali 18’i geçmekti. O zaman onlar başkalarını satacaktı. Çocuk polisleriyle ortak çalışıyorduk. Onların bile bildiği korkunç gerçek “155 kızlar”dı. Polislerle yatan 18 yaş altındakiler. Bizim merkezde kızların rahat etmesi için yardım eden iyi niyetli milletvekilleri varken başka bir yandan 18 yaşın altında ne kadar çok kızın birilerine satıldığını bu işin meclise kadar uzandığını öğreniyorduk. Her geçen gün eriyordum. Onlara ne psikologluk yapabiliyor ne bu sistemi değiştirebiliyor ne de onları kurtarabiliyordum.

Evden kaçan kızların hepsi bu yola düşer diye bizi korkuturlardı eskiden, karşı çıkardım. Yavaş yavaş depresyona girerken bundan başka gerçek yok gibi gelmeye başlamıştı. Artık ablaları olmaya karar vermiştim. Nöbetimde birlikte yemeğe yardım ediyor, birlikte aynı sofrada yemek yiyor, ardından da birlikte göbek atıyorduk. Onları merkezde zorla tutmaya hakkımız yoktu, çeken gidiyordu. Ama ben hep diller döküyordum. Bir süre sonra tinerciler bile benim nöbetime gelmeye başlamışlardı. O sıralarda bizim kızları taciz ettiğini öğrendiğimiz arka sokakta bir adamı öğrendik. Merkezin kadın müdürü ile öyle sinirlenmiştik ki polislere bile haber vermeden gidip adamı tehdit ettik. Ve hayatımda ilk kez biri benim şikayetim üzerine hapse girdi. O gece o adamı rüyamda gördüm bana tecavüz ediyordu. Beyoğlu’nda yaşıyor, Beyoğlu’nda çalışıyordum. Bazen eve yürürken bizim kızları görüp yanlarına gidiyordum.

Kişisel hayatımda da kendi sınır koymayı bilmeyişlerimle birlikte sarmalanan bu kızların yaşadığı tüm travmalar ve olaylar beni de içine aldı. Derin depresyona girmiştim. Evde bizim merkezin kapı zilini duyuyordum. Akut stres…rüyalarım hep tacizlerle doluydu. Psikoloğa gidiyor anti depresan kullanıyordum. Merkezden ayrıldım. Pes ettim. Ben iyi olmayınca kimseye yardım edemedim. Tam o dönemde bir rüya gördüm. Kocaman kırmızı bir kaya. Üstünde bir yerde bir mağara var. Çok dar bir mağara. Ben o mağaranın içindeyim. Yüzüm dahil her yanım sırf deri. Yüzüm yok, derim ayrıca deriyle kaplanmış gibi…Yanımda bir adam var o da sırf deri, yüzü yok. Mağaranın tavanı çok alçak, duvarları daracık. Adam üzerime doğru geliyor. Ben yerden sürünerek geri geri kaçıyorum. Elimle yerleri yoklayıp kafasına vuracak bir şeyler arıyorum. O sırada elim bir şeylere değiyor. Kazmaya başlıyorum kazdıkça kemikler çıkıyor… onlarca, yüzlerce… kadın, erkek ve çocuk kemikleri … Rüyamın içinde anlıyorum şu an yaşayan bizler, öncekileri katletmişiz.

Ulu Uluru’nun önünde duruyorum. Kocaman tek parça bir kaya. Kızıl.. Üstünde mağaracıklar var. Rüyamda buradaydım. Rüyam buradaydı. Ben buradaydım. Kadınlar buradaydı. Birkaç yıldır rüyamın burada geçtiğine dair hislerim vardı.

Kadınların tüm geçmişi, insanlığın tüm geçmişi ve hala bugünü acılarla ve travmalarla dolu. Birbirimizi katletmişiz, taciz etmişiz. Hala katlediyor ve taciz ediyoruz. Bu bilge kaya bana anlatıyor: iyi ve kötü, eskiden beri var… ve sen hangisini seçiyorsun?

İşte ben tekrar güçlü, sağlam bir kadın olarak buradayım. Kırmızı elbisem ve çıplak ayaklarımla Uluru’nun etrafında 11 km yürüyorum. Tüm bunları tekrar düşünüyorum. Tüm kötülüklere rağmen, ağaçların oksijen vermeyi asla bırakmadıkları gibi ben de sevgiyi ve iyiliği seçiyorum. Özüm neyse hiçbir kötülüğün onu karartmasına ve söndürmesine izin vermemeyi seçiyorum. Tüm kadınlara sevgi yolluyorum. Sevgili kız kardeşlerime aynaya bakmalarını kendilerine inanmalarını, içlerindeki yaratıcılığı ayağa kaldırmalarını, kadın olmalarını, oldukları kadını olduğu gibi kabul etmelerini diliyorum. Acı çeken ve çekmiş tüm kadınların ve canlıların acılarını dindirecek güzel bir gelecek diliyorum… Bu geleceği yaratanlardan biri olmanın sorumluluğuyla yaşıyorum…Hepimize şifa olsun.

Bu daha başlangıç. Pes etmedim. Çok güzel fikirlerim var. Tek başıma değil ama birlikte daha güzel günler, yüzü gülen kadınlar için yapacak çok şey var. Kötülüğe lanet edenlerden değil tekrar tekrar ışık olanlardan olmayı tercih ediyorum.

 

 

Burcu Tekin