Fosil yakıt projeleri devam ederken… – Barış Can Sever

Dünyanın farklı bölgelerinde insan kaynaklı iklim değişikliği, etkilerini artırarak göstermeye devam ediyor. İklim değişikliği kaynaklı aşırı düzeyde gerçekleşen hava olayları, felaketler ve uzun süreçte yaşanan olumsuzluklar, haberlerden neredeyse eksilmiyor. Bu gidişatın yarattığı etkiyi bir nebze de olsa azaltabilmek ve uzun süreçte bu gidişatı durdurabilmek için fosil yakıtları yer altında bırakmak en önemli faktörler arasında yer almaktadır. Bu çerçevede kimler fosil yakıta yöneliyor kimler vazgeçiyor ve genel olarak tüketim eğilimleri ne yönde gibi soruların cevabını aramak çok kritik. Zira alacağımız cevaplarla birlikte oluşturacağımız yeni aksiyonlar değişim adına bir umut kapısı yaratabilir.

Bu noktada konuyu biraz daha yerelde inceleyerek Türkiye’de devam etmekte olan ve durdurulması elzem olan bir takım fosil yakıt projelerini göz önüne almalıyız. Özellikle projesi devam etmekte olan pek çok kömür santraline yapılan yatırım, Türkiye’nin insan kaynaklı iklim değişikliğini durdurmaya yönelik iradesindeki zayıflıklardan bir tanesini göstermektedir. Yapılması planlanan ve devam etmekte olan birçok proje içinde özellikle yerel halk tarafından pek çok kez tepkiyle karşılanmış olanı, Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde kurulması planlanan kömürlü termik santraldir. Santralin kurulum projesi tamamlandığında ve işleme geçtiğinde yaratacağı çevresel etkiler, bir yandan insan kaynaklı iklim değişikliğine sebep olmaya devam ederken bir yandan da bölgedeki canlıların sağlığını tehlikeye atacaktır. Yaşanacakları önceden görebilen pek çok yurttas, gazeteci, sivil toplum örgütü ve politikacı her fırsatta haklı tepkilerini dile getirirken en barışçıl yolları seçmektedir.

Santralin yapılması planlanan bölgede “ülkenin buğday üretiminin yüzde 12’si, ayçiçeği üretiminin yüzde 46’sı ve çeltik üretiminin yüzde 46’sı” karşılanmaktadır . Aynı zamanda bölgenin ciğerleri niteliğinde olan 500 hektarlık bir meşe ormanının üzerine kurulacak olması projenin neden iptal edilmesinin gerektiğini açıkça gözler önüne seriyor. Tüm bu uzmanlık bilgilerinin yanında, termik santralin yaratacağı olumsuz çevresel etkileri anlayabilmek için uzman olmanın gerekli olmadığını düşünüyorum. Aklını ve vicdanını insan ve doğa adına canlı tutanların anlayabileceği bir durum bence. Yerel halkın yaşamın özüne doğru sahip olduğu engin bilgi ve tecrübe bunu hepimize gösteriyor. Ağacımız, ormanımız, suyumuz ve gıdamız giderse, yaşam da gider.  Bu sebeple tüm barışçıl yöntemleri kullanmaya devam ederek bu ve benzeri diğer fosil yakıt projelerini sürdürmeye çalışanlara bir şekilde dur demeli, yaşamı sürdürmeli ve iklim değişikliğinin olumsuz gidişatını bir parça da olsa engelleyebilmeliyiz.

Kaynaklar

https://www.greenpeace.org/turkey/tr/press/reports/trakya-da-termik-santral-tehlikesi-rapor-180228/

https://www.artigercek.com/cerkezkoy-de-mese-ormaninina-termik-santral-hanceri

https://bianet.org/bianet/kent/193924-trakyalilar-ced-toplantisini-yaptirmadi-termik-santral-degil-nefes-almak-istiyoruz?bia_source=rss (Foto)

http://www.yapi.com.tr/haberler/canakkalede-yeni-termik-santral-projesi_112982.html (Foto)

 

Barış Can Sever