İklim değişikliği ve güvenlik sorunu – Ayşe Uyduranoğlu

Komşumuz Yunanistan’da 3 gün önce başlayan orman yangınları bizi derinden sarstı. Bu felakette hayatını kaybedenlerin sayısı 81’e ulaşırken, yaralı ve kayıpların sayısı da bir hayli yüksek. İnsan hayatı kadar önemli olmamakla birlikte, maddi kayıp da var.

İngilizlerin ünlü gazetesi Guardian’da Fiona Harvey, orman yangınlarının altında yatan temel nedenin iklim değişikliği olduğunu gayet açık bir şekilde belirtmiş. Zaten son yıllarda, Dünya Ekonomik Forumu’nda da iklim değişikliği insanlığı ve ekonomileri tehdit eden ilk beş sorun arasında sayılmaktadır.

Azaltım kadar uyum da gerekli

İklim değişikliğini yavaşlatmak, kontrol altına almak çok uzun süredir uluslararası düzeyde tartışılmakta ve maalesef tartışmaların odağında sera gazı emisyonları azaltım politikaları yer almaktadır. Elbette bu politikaların mutlaka uygulanması gerekiyor. Fakat belirtmek gerekir ki, azaltım politikaları kadar uyum politikaları da tartışılmalıdır.

İklim değişikliğinin etkileri, bir çok ülkede çeşitli şekillerde kendini göstermeye başladı. Böyle devam ettiğimiz takdirde felaketlerin sayısı, sıklığı ve şiddeti artacak. Yaşadığımız felaketler, büyük miktarlarda ekonomik kayıplara yol açmakla kalmıyor, canlıların hayatlarını da sonlandırıyor. Yunanistan’daki orman yangınlarının medyaya yansıyan görüntüleri, dünyanın sonuna ait görüntüler gibiydi. Hepimiz, büyük bir acı ve tedirginlik ile izledik. Türkiye’de coğrafi konumu nedeni ile bu tür felaketleri muhtemelen yaşayacak. Henüz bu kadar trajik bir orman yangını yaşamamış olmakla birlikte, orman yangınları yaz mevsiminde ülkemizde de sık sık görülüyor.

Devletlerin yapması gereken değişen iklime uyum politikalarını geliştirip, bir an önce uygulamaya başlamaktır. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) bütün uyarılarına rağmen, bu politikaların maliyetli olması, beşeri sermayeden tutun teknolojiye kadar bir çok alanda yatırım gerektirmesi, devletlerin ağır ya da hiç politika geliştirmemesine neden olmaktadır.

Yunanistan’daki felaketin maddi boyutları henüz tam olarak belli değil. Ancak yine Guardian’da yer alan başka bir haber, Yunan Hükümeti’nin 20 milyon Euro tutarında fonu, yangınlardan etkilenen bölgeye aktaracağını belirtmiştir. Buna ilave olarak, 9 milyon Euro ise, evlerini ve yakınlarını kaybeden insanlara dağıtılacaktır. Bu bir, “fırsat maliyeti”dir. Uyum politikalarını maliyetli oldukları için uygulamaktan imtina eden devletler, daha büyük maliyetler ile karşılaşabilmektedirler. Kaldı ki, kaybolan hayatları, buna binlerce ağaç ve hayvan da dahil, yerine koymak mümkün değildir. Daha da kötüsü, bunlar arasında hem fauna, hem de flora olarak yerine koyulamayacak türler de bulunabilir.

Bu tür felaketlerin, bizi derinden sarsması ve nereye doğru gittiğimiz anlayabilmek için “The Day After Tomorrow” gibi filmleri izlememize gerek yok. Asıl öğrenmemiz gereken, eğer sağ kalmayı başarabilirsek bizi bekleyen geleceğin ne olduğudur.

Cormac McCarthy’nin Pulitzer Ödül’ü alan “The Road” isimli alan romanı, iklim değişikliği olmasa bile çevresel bir felaketin bizi nasıl Abraham Maslow’unGereksinimler Hiyerarşisi” içinde ilk iki basamağa geri götüreceğini anlatır. Beslenmenin de aralarında bulunduğu ilk basamak fizyolojik gereksinmelerdir. İkincisi ise, güvenliktir.

Buradan bambaşka bir tartışma konusu çıkabilir. Devletler, vatandaşlarını iklim değişikliğine karşı korumakla mükelleftir. İklim değişikliğinin yol açtığı sorunlar, güvenliğe ilişkin sorunlardır. Anayasalar, devlet ile vatandaşın üzerinde anlaştığı bir sözleşmedir. Vatandaş, anayasa gereği vergisini öder ve karşılığında ise, aralarında güvenliğinin de bulunduğu bir çok kamu hizmetini devletten talep eder.

Hatırlayalım; geçen yıl Eylül ayında Portekizli çocuklar, orman yangınlarından dolayı iklim değişikliğini kabul edip, imzalayan ama sorumluluklarını yerine getirmeyen devletlere karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde dava açacakları haberi ile gündeme gelmişlerdi. Devletlerin, daha da geç olmadan bu sorumluluğu hem azaltım, hem de uyum politikaları uygulayarak üstlenmeleri elzemdir.

 

Doç. Dr. Ayşe Uyduranoğlu

Bilgi Üniversitesi Çevre, Enerji ve Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü