Köşe Yazıları

Seferihisar Mandalinası’na kadar giden bir başarı öyküsü – Göknur Yumuşak

İzmir’in Seferihisar ilçesinin benim hayatımda çok özel bir yeri vardır. 1987 yılında Şırnak’tan İzmir’in  Seferihisar ilçesine  atandığımda  bebeğim 8 aylıktı. Yine 1992 yılında bu kez Seferihisar’dan Zonguldak’a tayinimiz çıktığında ikinci bebeğim doğmuştu 20 günlüktü.

İlçenin girişindeki Jandarma lojmanlarında yaşıyorduk. Tarım İlçe Müdürlüğü şehrin merkezinde ki hükümet konağındaydı. İmza defteri vardı kaymakamlıkta. Çok azar işittim Kaymakamdan. İlçe o zamanlar küçücüktü. Dolmuş yok, otobüs yok her yere yürüyerek gidilirdi. Evlerin kapılarında kilit, pencerelerinde de demir parmaklık yoktu. Akşam üzeri tek katlı evlerden oluşan sokaklarda saf zeytinyağıyla yapılmış yemek kokuları sarardı her yanı. Öğlen yemek saatinde bebeğimi emzirmek için koşar adım eve gelirdim. Yine koşarak işe  giderdim ama bütün çabama rağmen  hep 5 – 10 dk. geç kalırdım ve azar işitirdim. Fakat  sonradan gelen kaymakam çok güzel bir insandı. Hiç sorun yaşamadım onunla. Köylerde çok güzel çalışmalar yaptık birlikte. Ne günlerdi…

Seferihisar’a ilk geldiğim aydı. Bebeğimi üç günlüğüne bakıcıya bırakıp Tarım Bakanlığı’nın Gümüldür’deki kampında eğitim çalışmasına katılmıştım. Bebeğimden ayrılırken  çok ağlamıştım. Yol boyunca ilk kez gördüğüm mandalina bahçeleri beni biraz rahatlatmıştı. Yeşil ve  turuncu ancak bu kadar birbirine yakışır. Muhteşemdiler. Hayran kalmıştım. Seyretmeye doyamamıştım. Seferihisar’dan Gümüldür’e varıncaya kadar yol boyu turuncu–yeşil denizinde kaybolmuştum. Doğu Anadolu bölgesindeki çatışmaların en şiddetli olduğu dönemde Şırnak’tan gelmiştik Seferihsar’a. Deniz ve mandalina bahçeleri beni bu şirin ilçeye aşık etmişti. Bu atama bana doğanın bir armağanıydı. Her taraf göz alabildiğine mandalina bahçesiydi. Bebeğimi bile bir an unutmuştum bahçelerin o eşsiz güzelliğini seyrederken. Adeta büyülenmiştim. Ürkmez’den Gümüldür’e giderken yolun sol tarafı tamamen bahçeydi. Gümüldür’de de öyleydi.

Turunçgiller nazlıdır her yeri sevmezler. Ama bu bölgeyi çok sevmişti Satsuma Mandalinası. Toprağını, suyunu, havasını her şeyini çok sevmişti. Ülkemizin hiçbir yerinde bu kadar verimli ve lezzetli olmaz Satsuma Mandalinası.

Ama şimdi o bahçelerin hepsi vahşi yapılaşma uğruna  yok oldu. Nedir yazlık kültürü hiç anlamış değilim. Senede 3-4 ay kalmak için binlerce mandalina ağacı kesmeye  değer mi? Çoğu boş yazlıkların. Çünkü başka yerler de de yazlıkları var o insanların ve sıra gelmiyor hepsinde kalmaya. Bu tamamen beton üretimi yapan ve yapılaşmayla ilgili şirketlerin dayatması. Vahşi kapitalizmin yarattığı tüketim çılgınlığı. Bana göre bir insanın hem Bodrum’da hem İzmir’de hem se Marmaris’te vs. yazlığının olması doyumsuz olduğunu gösterir. Bu mutluluk getirmez bence. Oysa gerçek anlamda mutluluk doğadadır. Dolayısıyla doğayı yok ederek yazlıklar yapmakla mutlu olunmaz bence.

Seferihisar, Sığacık, Ürkmez ve Gümüldür talan edildi. Taş taş üstünde kalmadı vahşi yapılaşma yüzünden. Bu yapılaşmanın bu kadar kolay olmasının diğer sebebi de mandalinanın ekonomik getirisinin pek olmamasıydı. Mandalinalar ihracat durumuna göre bazen para etmezdi dalında çürür kalırdı. Çiftçi de çareyi bahçesini satmakta bulurdu. Alıcılarda rant peşinde hazır bekliyor tabii ki.

32 yıldır gözlerim Seferihisar’ı. Köylerini, mahallesini, çiftçisinin durumunu arazilerini ve arazi yapısını çok iyi bilirim. Beş yıl çalıştım bu şirin ilçede. Bütün köylerinde mahallelerinde çalışma yaptım. Seferihisar’da da ülkemizin her yerinde olduğu gibi tarım bitmişti, çiftçi darboğazdaydı, binlerce işsiz vardı. İlçenin yerli halkı ve göçle gelenler ülkemizin her yerinde olduğu gibi burada da büyük bir işsiz kitlesi oluşturuyordu. Kadınların ekonomik özgürlüğü yoktu. Yerel yönetim olarak vasatın altında yönetildi hep Seferihisar. Ülkemizin bir çok yerinde olduğu gibi insana dair hiçbir şey yapılmadı Seferihisar’da.

Ama bir gün ülkesini ve insanlarını seven dünyayı seven ekolojik döngüye saygı duyan değer veren birisi bu şirin ilçeye  belediye başkanı oldu. Çeşitli projelerde birlikte çalıştığım  Sevgili  Tunç Soyer. O benim de çalışma arkadaşımdır. Hiyerarşiye hiç önem vermeyen yaptığımız çalışmalarda arkadaş gibi rahat ve mutlu olduğum bir insan. Ben Yeşil Sol parti üyesiyim.  Çalışmalarım dolayısıyla aktif değilim. Ancak yerel yönetim konusunda tercihimi CHP’li belediye başkanı Tunç Soyer’den yana yapıyorum ve seçim çalışmalarında aktif görev alabilirim.

Tunç Soyer

Çünkü yerel yönetimler çok önemlidir ve merkezin aynasıdır.  Yerel yönetimlerin çalışmaları partiler üstüdür bence. Sergilenen hizmet ve sosyal belediyecilik belirleyicidir. Dolayısıyla bir sosyolog olarak partileri değil de kişilerin  ön planda olmasından ötürü böyle bir tercih yapmayı uygun buldum. Kendi partim ekoloji çalışmalarına çok önem veren bir partidir. Ben çevre aktivistiyim ve partimle zaman zaman çalışmalar yapıyorum. Örneğin partimizin yayın organı Yeşil Sol dergisinin her sayısında makalelerim yayınlanıyor.

Evet Tunç başkan ve diğer belediye çalışanlarıyla yaptığım çalışmalarda çok mutlu oluyorum.

Dolayısıyla bu yüzden çok verimliyiz. Kendi çalışma arkadaşlarıyla da ilişkileri çok güzel. Zaten başarısının sırrı burada yatıyor. Onunla çalışan herkes çok mutlu ve huzurlu.

‘Başka bir köylülük mümkün’

Başkanın eşi Neptün Soyer’le gece gündüz çalışıyorlar. Neptun hanım yüz kadın ortağı bulunan Hıdırlık kalkınma kooperatifinin başkanlığını yapıyor. Can Yücel Tohum Merkezi’nin ülkemizin bir çok yerindeki yerel tohum çalışmalarında danışmanlık vb. konurda dayanışma içerisinde çalışıyor.

Neptün Soyer (sağda)

Ve Seferihisar’da Tunç Soyer’le bir dönem bitti yeni bir dönem başladı. ”Başka bir köylülük mümkün” diyerek çalışmalara  başladılar.

Ülkemizin her yerinde olduğu Seferihisar’da da çok uluslu dev şirketlerin politikaları gereği tarım ve köylülük, küçük çiftçilik tamamen bitmek üzereydi. Pazarlama, girdilerin çok yüksel olması, vb. çok can alıcı sorunlar burada da yaşanıyordu. Ama Tunç Soyer bilim insanlarıyla işbirliği içerisinde örneğin Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi bölümü öğretim üyesi Tayfun Özkaya’nın danışmanlığında çalışmalarını yürüttüler.

Üretici ve tüketici kooperatifleri kurdular. Üretici pazarları kurdular. Ekolojik döngüye zarar vermeyen bir sistemle çalışan (Jeotermal enerji kullanıyorlar ama çevreye zarar vermeyen bir sitemleri var) Mandalina kurutma tesisini kurdular. Yerel tohumların korunup geliştirilerek gelecek kuşaklara aktarılması için Can Yücel Tohum Merkezini kurdular. Yerel tohumların 2006 yılında 5555 sayılı kanunla alınıp satılması yasaklanmıştı. Dolayısıyla bu çalışmayla Seferihisar belediyesi yasaklara rağmen ülkesi için gelecek nesiller için tohumuna sahip çıktı biz varız dediler Seferihisarlılar. Şimdilerde ülkemizin her bölgesinde yerel tohum hareketini gelişmesine katkı koyuyorlar. Ülkemizde ki en büyük tohum merkezi Can Yücel Tohum Merkezi’dir. Bu arada ünlü şairimizin vasiyetini de yerine getirmiş oldular.

En son 12-13 Mayıs 2018 tarihlerinde Benim de eş sözcüsü olduğum İzmir Yerel Tohum Topluluğu, Seferihisar ve Dersim (Tunceli) Ovacık belediyeleri ortak olarak 1.Ovacık Yerel Tohum Şenliğini gerçekleştirdik. Ülkemizin her yerinden doğa dostları Ovacık’ta buluştuk birbirimize dokunduk. Yerel tohumlarımızı takas ettik. Tunç Soyer 15 kişilik ekiple katıldı etkinliğe.

Tunç Soyer ve sevgili eşi Neptün Soyer kooperatifçiliğin pazarlama konusunda üretim konusunda ve kadınların ekonomik özgürlüğünü kazanma konusunda ne kadar önemli olduğunu pratik hayatta bize gösterdiler. Kooperatifçiliğin yeniden canlandırılmasında örnek oldular. Yüz kadın üyesi bulunan  Hıdırlık  Tarımsal Kalkınma Kooperatifi işsiz insanlara özellikle kadınlara ve küçük çiftçilere umut oldu. Bu kooperatifin başkanlığını Neptün Soyer halen başarıyla yürütmektedir.

Seferihisar Hıdırlık  Tarımsal Kalkınma Kooperatifi

Üretici ve tüketici pazarlarıyla  Seferihisar’da pazarlama sorunu çözüldü. Belediye hiçbir ücret almadan üreticileri ve tüketicileri bu pazarlarda buluşturdu. Kadınlar bu pazarlarda her türlü ürünlerini satıyorlar. Hem ekonomik özgürlüklerini kazandılar hem de sosyalleştiler. İnsanların özellikle de kadınların sosyalleşmesi çok önemli. Birçok sağlık sorununun çözümü için çok önemli bu. Örneğin depresyon, alzheimer gibi. Evden dışarı çıkıyorlar,Hepsi çok mutlular. Bütün bu çalışmalarla  yaklaşık 5 bin kişinin işsizlik sorunu çözüldü.

Seferihisar Mandalinası

Şimdi de Satsuma artık resmen Seferihisar mandalinası olarak tescillendi.

Seferihisar Mandalinası coğrafi işaretini kullanan ürünler üzerinde etiket kullanımı zorunlu olacak. Tescil belgesinde açıklanan maddelere uygun olarak Seferihisar mandalinasının özellikleri ise şöyle:

*Seferihisar mandalinasının ayırt edici özellikleri; ince ve pürüzsüz kabuğa sahip olması, ince dilim zarı, satsuma mandalinine özgü basıklığı göstergesi  ve tad ile aroması nedeniyle tüketici tarafından tercih edilmektedir.

*Kuzeyi kapalı, güneyi açık nem birikimi sağlayan söz konusu bölgede satsuma mandalini türünün kabuğu daha ince olmakta ve şekli yassılaşmaktadır.

Bu iki özellik ise yörede yetişen mandalinaları ulusal ve uluslararası piyasada tercih edilir hale getirmiştir. Diğer yörelerde yetişen mandalinalardan farklı olmak üzere Seferihisar Mandalinası ağaçtayken sararmaktadır.

Seferihisar ilçesinde mandalina tanıtımına yönelik olarak her yıl hasat mevsimi başında, festival düzenlenmektedir. Belediyenin desteğiyle, okullarda mandalina suyu dağıtımı, organik köy organik Pazar ve sanal market çalışmaları yapılmaktadır.

İzmir’in Seferihisar ilçesinde Mandarin tarımı 1953 yılında 600 adet satsuma dikilerek başlamıştır. Zamanla ilçe mandalina yetiştiriciliği ve ihracat açısından ticari anlamda öne çıkmıştır. Şimdilerse ise 14 bin dekar alanda 56 bin ağaçla üretim yapılıyor Seferihisar’da. Yüksek dağ köyleri dışında bütün köylerde üretim var.  Mandarin kurusu marka oldu. Onlarca tarım ürününü ithal ederken şimdi mandarin kurusu ihraç etmek bizleri mutlu ediyor.

Seferihisar Mandalinası coğrafi işaretini kullanan ürünler üzerinde etiket kullanımı zorunlu olacak. Tescil belgesinde açıklanan özelliklere uygun olarak Seferihisar Mandalinası üretimi  yapılıp yapılmadığına dair kontroller Seferihisar Belediye Başkanlığı koordinatörlüğünde yapılacak.

Tunç başkan “çok mutluyuz” dedi ve şöyle devam etti: “Uzun zamandır beklediğimiz müjdeli haberi sonunda aldık. Dünyanın en kaliteli mandalinası olan Satsuma, Türk Patent Enstitüsü tarafından verilen coğrafi işaretle “Seferihisar Mandalinası “ adını alıyor. Coğrafi işaret Seferihisar Sığacık, Ürkmez, Doğanbey, dahil olmak üzere tüm sınırlarımızı kapsıyor.

2013 yılında başvurumuzu yapmıştık ve sonunda mandalina ismini Seferihisar’la tescil ettirmeyi başarıyoruz. Uzun yıllardır verdiğimiz emeklerimizin karşılığını aldık. Coğrafi işaret Seferihisar Mandalinası’nın markalaşması iç piyasada ve yurtdışında satış olanaklarının artırılması demek.

Dokuz yıldır mandalina üreticilerinin sorunlarına çare olmak, emeklerini büyütmek ürünü çeşitlendirmek, pazarlama olanaklarını artırmak ve markalaştırmak için çalışmalar yaptık. Artık elimiz daha güçlü. Emek veren tüm çalışma arkadaşlarımı bütün kalbimle kutluyorum. İlçemize hayırlı uğurlu olsun, “ dedi Tunç başkan.

Ben İzmir’in Urla ilçesinden emekli oldum. Oradaki tarım arazilerinin istatistiklerini yapıyordum her yıl. Nerede ne var bilirim. Şimdi orada da zeytin kalmadı vahşi yapılaşma yüzünden. Hepsi bir bir katledildi. Seferihsar’da mandalin varlığının azalması, Urla’da zeytinciliğin bitme noktasına gelmesi hep köylülüğü bitirme politikaların sonuçlarıdır.

Bütün bunlara rağmen Seferihisar belediyesimMandalina üreticilerini yüzünü güldürdü ve zoru başardı. Mandalina kurusu marka oldu. Çiftçilerin mandalinleri atık ellerinde kalmıyor. Küçük çiftçiliği ve tarımsal üretimi yeniden canlandırarak güzel bir  yerel yönetim başarısı sergiledi. Bunlar örnek olmalıdır ülkemizde ki diğer yerel yönetimlere. Eğer bütün belediyeler böyle çalışsaydı köylülüğü bitirme politikaları karşılığını bulamazdı.

Seferihisar’ın da Urla gibi vahşi yapılaşmaya kurban edilmemesi için bu güzel ilçenin üzerindeki baskının yok edilmesi gerekir. İstanbul’dan 1999 depreminden  itibaren hızla artan  yoğun göç dalgası Urla’yı talan etti. Ama Seferihisar direniyor.

Bütün doğa ve insan dostları belediyeyle dayanışma içerisinde güç birliği yaparak rant sahiplerinin Seferihisar üzerindeki baskısını durdurmalıyız. Seferihisar’da mandalina varlığını artıracak çalışmalara hepimiz destek olmalıyız. Bu kadar değerli özel bir ağacın Seferihisar’ı seçmesi ve burada verimli olması çok güzel  bir şeydir. Bunun kıymetini bilmeliyiz.

“Başka bir köylülük mümkün” diyerek yola çıkan Seferihisar belediyesi ülkemizdeki diğer yerel yönetimlere örnek olmalıdır. Demek ki her şeye rağmen  bu kadar başarı kazanılabiliyor. Çok uluslu şirketlerin politikalarına “dur “ denebiliyor.

Yerel yönetimler merkezi yönetimlerin aynasıdır. Bu nedenle Seferihisar deneyimi mutlaka İzmir Büyükşehir belediyesine aktarılmalıdır. Tunç Başkan’ın İzmir’de yapacağı çok iş var. Açlık sınırında yaşayan milyonlarca insan var İzmir’de. Kıyafet özgürlüğü gelişmişlik göstergesi değildir karın doyurmaz. Bu kentte Seferihisar örneğinin ölçeği büyütüldüğünde sosyal belediyecilik anlamında ülkemize örnek olacak bir yerel yönetim sergilenebilir. Yeter ki insana dair çalışmalar yapılsın. Ulusal ve uluslararası şirketlere dur desin yönetimler.

Örneğin doğal ekolojik döngüyü bozan ve ulaşım açısından sadece İstanbul- Yarımada (Urla, Seferihisar, Çeşme, Karaburun) arasındaki yolu kısaltan körfez geçiş projesi hayata geçmemelidir. Dünyada başka bir örneği olmayan metropol içerisindeki kuş cenneti yok olmamalıdır. Aksine bu önemli güzellik tüm dünyayla paylaşılmalıdır. Kent betona zaten teslim olmuş durumda artık buna dur diyecek bir yerel yönetim gelmelidir İzmir’e.

Sevgili Tunç Soyer’in İzmir’de bence yapacağı çok iş vardır

Yerel yönetimlerin yöneticileri artık yandaşlarını ihya etme ve koltuk sevdasından vazgeçmelidir. Fırsat verilmelidir yeni yüzlere.

Örneğin Bir üretici pazarı, bir köylü pazarı bile açmayan daha çok gereksiz yere kaldırım yenileyen (insana dair hiçbir şey yapmayan vb.) Narlıdere belediye başkanı Abdül Batur 19 yıldır Narlıdere’de belediye başkanlığı yapıyor. O zaman Abdül Batur’a kadro verilsin. Seçime ne gerek var ki.

Bütün mesele bizde bitiyor. Bizler kötü yönetimleri seçiyoruz. Oysa insana dair çalışmalar yapan sosyal belediyecilik örneği sergileyen  başka belediyelerde yaşama geçebilir ülkemizde bu çok zor bir şey değil. Seferihisar bunun işte bunun  en güzel örneği. Bu model mutlaka İzmir’e de uygulanmalıdır.

Çünkü Tunç Soyer öncelikle çok güzel bir insandır. Sonra da başarılı bir belediye başkanıdır.  İnsana çalışana çok değer verir. Ben kendisiyle toplumsal çalışmalar yaptığım için çok iyi tanıyorum ve değer. Seferihisar belediyesinde çalışanların mutlu olduğu gibi bende onlarla toplumsal çalışma yapmaktan çok mutluyum. İyi ki varlar iyi ki birlikte ülkemiz için güzel çalışmalar yapma olanağı buluyorum. Bu anlamda çok mutluyum umutluyum.

Seferihisar belediyesi çalışanlarını, özellikle tarımsal hizmetler sorumlusu, Doğanbey Tarımsal Kalkınma Kooperatifi başkan yardımcısı ve Can Yücel Tohum Merkezi sorumlusu Sosyolog Şevket Meriç arkadaşımı, Sevgili Tunç Başkanı ve Hıdırlık Kalkınma Kooperatifi başkanı- İzmir köy-koop başkanı ve Köy Koop Birliği Türkiye genel başkanının eşi matematik öğretmeni sevgili Neptün Soyer’i başarılarından dolayı kutluyor Seferihisar Mandalinasının üretiminin daha da artmasını temenni ediyorum.

Tüm doğa ve insan dostlarına sevgiler…

 

Göknur Yumuşak